17 Kasım 2017
  • İstanbul15°C
  • Ankara8°C

ABDÜRREŞİT C. KARLUK: ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NDE DİNİ YAPI VE MÜSLÜMAN MİLLİYETLER

TYB Akademi 21/ Eylül 2017

Abdürreşit C. Karluk: Çin Halk Cumhuriyeti’nde Dini Yapı ve Müslüman Milliyetler

27 Ekim 2017 Cuma 12:00

Öz

Çin Halk Cumhuriyeti, çok uluslu ve çok inançlı Mançu Çing imparatorluğunun ana sınırları üzerinde kurulmuş bir sosyalist halk cumhuriyetidir. ÇKP yönetimi sosyalist ideolojisine uygun olarak ülkedeki etnik, kültürel ve dini farklılıkları kabul ettiğini yasalarıyla belirtmiştir. Fakat Çin bürokrasi geleneği farklılıkların genelde Çin dili ve kültürü eksenin erimesini sağlar. Günümüzde Çin’de 56 milliyet ve çok çeşitli dini inanç grupları olduğu bilinse de ülkedeki tek partili rejim farklılıkların sürekli yaşayarak gelişmesini politik uygulamaları ile kısıtlamaya başlamıştır. Son yıllarda uygulamaya koyduğu tek dillilik ve tek kültürlülük politikaları ile ülkedeki farklılıkların Çin kültürü içinde erimesi sürecini hızlandırmıştır.

Bu makalede Çin Halk Cumhuriyetindeki dini yapı üzerinde durularak, Çin’de Müslümanlık ve Çin’deki 10 Müslüman milliyet hakkında genel bilgiler verilecektir. Ayrıca, Çin’deki Müslüman milliyetlerin kültürlerini yaşatma sürecinde karşılaştıkları sorunlara da değinilecektir.

Anahtar Kelime: Çin, Dinler, Müslüman Milletler, Azınlık, İslamiyet.

 

Abstract

Religion Structures and Muslim Nationalities in the People Republic of China

The People's Republic of China is a socialist people's republic founded on the main borders of the multi-national and multi-faith Manchu Qing empire. The administration of CCP has stated in its laws that it accepts ethnic, cultural and religious differences in the country in accordance with its socialist ideology. But the tradition of the Chinese bureaucracy in generally provides the melt down of differences in the axis of Chinese language and culture. Today, it is known that there are 56 nationalities and various religious belief groups in China, but the single party regime in the country has begun to restrict the development of differences by continuous living with its political practices. The monolinguals and monoculturally policy that it has put forth in recent years have accelerated the process of dissemination of differences in the country into Chinese culture.

İn this article, it would be given general information about 10 Muslim nationalities who believe in Islam by focusing on the religious structure of the People's Republic of China. However, it would be addressed the problems encountered by the Muslim nationalities in the process of protecting their cultures in China.

Key Words: China, Religions, Muslim Nationalities, Minority, İslam

 

Giriş

Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) coğrafi olarak Asya kıtasının doğusunda bulunan kadim Çin medeniyetinin ortaya çıktığı ve yaygınlaştığı topraklar üzerinde kurulmuş, günümüzde Çin tarzı sosyalist ideoloji ile yönetilen bir ülkedir. Günümüzde Çin, dünyada öncelikle Batı’ya ve bütün dünyaya ucuz mal üreten, fakat Batı’nın lüks tüketim ürünlerini de tüketen, Batı’ya çok sayıda turist ve uluslararası öğrenci gönderen ülke olarak da bilinir. Aynı zamanda Çin, Asya ve Afrika’dan çok sayıda hammadde alan, bu bölgelere en çok sanayi ürünleri satan, en çok altyapı ihalelerini üstlenen ülke olarak da bilinmektedir. Başta Afrika kıtası olmak üzere Türkistan cumhuriyetleri üzerindeki emellerinden ötürü yeni sömürgecilik kavramları ile sıfatlanmaya başladığı[1] ise, bir diğer önemli noktadır.

Uzun süren yarı sömürge ve yarı feodal süreci kanlı savaşlarla sonlandıran Çinliler, 1949 yılında Çin Komünist Partisinin (ÇKP) efsanevi lideri Mao Zedong’un önderliğinde milliyetçi Çinlileri mağlubiyete uğratarak Çin Anakarasına hâkim olmuştur. Sosyalist rejim, Mao’un ölümüne (1976) dek ülkede çeşitli devrimleri gerçekleştirerek aslından çok farklılaşan yeni bir toplumun temellerini atmıştır. Mao’un ölümünden sonra ÇKP lideri olarak sahneye çıkacak olan Deng Şiaoping, Çin’i bahsi geçen temeller üzerinden yeni bir döneme hazırlamıştır.

ÇKP, Deng Şiaoping önderliğinde 1979 yılında “Reform ve Dışa Açılma” politikası ve stratejisini uygulamaya koyarak ülkenin kıyı ve sahil bölgelerinde kademeli/bölgesel kalkınma programlarını ihtiyatlı fakat cesur adımlarla uygulamaya koymuştur[2]. Bu program Çin’deki Azınlık milliyet ile egemen milliyet konumundaki Han Çinlileri arasında daha sonraları ortaya çıkacak olan başta ekonomik olmak üzere sosyal, kültürel, eğitim ve diğer alanlardaki keskin kutuplaşmanın tohumunu da atmış bulunuyordu. Özellikle Çin’deki azınlık statüsündeki milliyetlerin yoğun olarak yaşadığı orta ve batı bölgeler bu süreçte göz ardı edilmiş veya kalkınmada öncelik tanınmamıştır[3].

ÇHC anayasasının giriş bölümünde “Çin Halk Cumhuriyeti, ülkedeki bütün milliyetlerin ortaklaşa katılımı ile inşa edilen çok milliyetli ülkedir/中华人民共和国是全国各族人民共同缔造的统一的多民族国家şeklinde belirtildiği gibi Çin ülkesi çok milliyetli ülkedir[4]. Çin’de resmi olarak (yasalarca) kabul edilmiş 56 farklı milliyet vardır[5]. Çoğunluk konumundaki baskın grup Han milliyeti hariç 55 milliyet azınlık olarak kabul edilmiştir[6] .

Çin’de bir topluluğun bağımsız bir milliyet olabilmesi için belirlenmiş veya ÇKP yönetimi tarafından kabul edilmiş önemli ölçütler bulunmaktadır. Buna göre Milliyet kavramın Çince’deki karşılığı olan Minzu/民族[7] aslında Stalin tarafından tanımlanmış bir terimdir. İşbu tanımlamaya göre, Çin’de belirli bir grubun bağımsız milliyet olabilmesi için “dört ortak özelliğe sahip olması gerekiyordu. Stalin tarafından yapılmış bu tanımlamaya göre[8], bir grubun ayrı bir milliyet olabilmesi için ortak bir iletişim diline, yoğun olarak birlikte yaşadığı ortak mekâna /coğrafyaya, ortak iktisadî yaşama ve ortak kültür temelinde teşkil etmiş olan ortak psikolojik özelliklere sahip olması gerekiyordu. Bu özellikler içinde dil en önemli özellik olarak kendini göstermiştir. Fakat Çin’de Döngenlerin ayrı bir milliyet olarak belirlenmesinde dil özelliğinden ziyade dini kimliğinin daha fazla dikkate alındığı görülmüştür. Elbette, milliyetleri belirleme sürecinde işbu tanımlamaya tamamen uyulduğu söylenemez.

Özellikle, Çin’in resmî istatistik verilerine göre ülke nüfusunun %10’unu teşkil eden azınlıkların yaşadığı bölgeler, ülke toplam yüz ölçümünün %65’e yakınını teşkil etmekte ve Çin literatüründe “Azınlık Milliyetler Bölgeleri olarak adlandırılmaktadır[9]. Bu bölgeler kültürel, dini ve etnik farklılıkların rengarenk olduğu bölgelerdir. Aynı zamanda Han Çinli bölgesinden yapılan yoğun Çinli göçü ile birlikte işbu farklılıkların hızla azaldığı veya yok olduğu sürecin de birlikte yaşanıldığı, Tibet ve Uygur Türk bölgelerinde baskın olan yerli kültürlerin bu sürece karşı direnmesi ile etnik ve dini çatışmaların da yaşanıldığı bölgelerdir.

ÇHC’de Dini Yapı

ÇHC, bir Asya imparatorluğu olan Mançu-Çing imparatorluğunun ana sınırları üzerinde kurulmuştur. Bundan dolayı, sınırları içinde çok sayıda gayri Çinli milliyet ve topluluklar bulunmaktaydı. Mevcut topraklarının neredeyse 2/3’sinde Çinli olmayan, çok farklı inanç ve kültürlere sahip milliyetler yaşamaktadır. ÇHC’de din işlerinden sorumlu resmi kurum olan Devlet Din İşleri İdaresinin (国家宗教事务局) resmi ağ sayfasındaki “Çinde Dini Durum/中国宗教概况” belgesinde aşağıdaki bilgiler yer almaktadır[10]:

“Çin, çok (dini) inançlı ülkedir. Çindeki inanç sahiplerinin inandığı dinler şunlardan ibarettir: Budizm, Taoizm, İslam dini, Katolik dini ve Hristiyan dinidir. Çin’de vatandaşların kendi inancını seçmek, belirtmek ve dini kimliğini ifade etmek özgürlüğü vardır. İstatistikler Çin’de mevcut dine inananların sayılarının 100 milyon kişiden fazla olduğunu, resmî olarak izin verilen ibadet mekânlarının 139 bin civarında olduğunu, din görevlilerinin sayılarının ise 360 bin kişi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, 5500 dini kuruluş mevcuttur, bu grupların din görevlisi yetiştirmek üzere kurduğu resmi dini okullarının sayıları 100 civarındadır”.

Fakat 2014 yılına ait “2014 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu”nun Çin bölümünde[11] verilen bilgiler ise şu şekildedir:

“ABD hükumetinin istatistiklerine göre, Çin’in toplam nüfusu 1,4 milyar (Temmuz 2014 tahmini) civarındadır. Ekim 2013 tarihinde Çinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyine verdiği raporunda, Çin Hükumeti Çinde 100 milyon küsur dine inanların olduğunu, 360 bin din görevlisi, 140 bin ibadet mekânları ve 5500 dini kuruluşun olduğunu belirtmiştir. Dine inanların sayısı hakkında rakamlar birbirinden farklıdır. Çin’in Huadong Pedagoji Üniversitesi tarafından 2007 yılında yapılan bir araştırmada, 16 yaşından büyük Çin vatandaşlarının %31,4’nün, yani 300 milyondan fazla insanın dine inandığını ortaya koymuştur. Aynı araştırma Çindeki Budist, Taoist ve yerel inançlara sahip inanların sayısının tahmini olarak 200 milyon olduğunu yazmıştır. Çinin resmi makamları Müslümanların sayısını 21 milyon olarak verirken gayri resmi rakamlar ise 50 milyon olarak vermektedir. Ayrıca, devlet tarafından 1999 yılında yasaklanan Falun tarikatının mensuplarının sayılarının ise 70 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

ÇKP sahip olduğu ideolojisi gereği dine bakışı ve tavrı Marksist olmakla birlikte geleneklerinden gelen güvenlik algısından dolayı dinlere hep mesafeli, zaman zaman hasmane ve tehditkâr şekilde olmuştur. ÇKP döneminde devletin bütün eğitim kurumlarında Ateizm eğitimi verilmekte, hatta başta Uygur Türk bölgesi olmak üzere azınlık bölgelerinde yaygın olan inançların eğitimi ve aktarımı olabildiğince kısıtlanmaktadır. Bundan dolayı Çin’de dini gruplar ve inanlar ile ilgili resmi istatistiği verilerin güvenilirliği hep sorgulanmıştır.

Çin Devlet Din İşleri İdaresinin verdiği Resmi Bilgilere göre Çin’de yaşayan dinlerle ilgili resmi bilgiler aşağıdaki gibidir:

Budizm: Çin’deki beş büyük din içinde tarihi nispeten uzun, etkisi nispeten derin olan dindir. Çin’de 2000 yıllık geçmişi olan Budizm’in Çin’e tam olarak ne zaman ve nasıl girdiği bilinmiyor. Hindistan’dan geldiği kesin olarak bilinir.

Çin’deki Budizm yayılma ve yerleşme sürecinde üç ana kola ayrılmıştır: Han Çinlileri arasında yaygın olan ve ibadet dili genellikle Çince olan Çin Budizm’i; Tibetlilerin milletçe inandığı ve ibadet dilinin Tibetçe olduğu Moğollar, Sarı Uygurlar ve Diğer Kuzey milliyetlerinin inandığı Tibet Budizm’i ve Güney Çin’de özellikle Yunnan eyaletindeki Dai, Bulang, Achang ve Wa milliyetleri arasında yaygın olan Güney Budizm’idir.

Çin Budizm’i: Budizm, Çin’e girdikten sonra Çinliler arasında yayılma imkânı bulmuştur. Özellikle, Güney-Kuzey Sülaleler döneminde (420-581) hızla yayılmış, Sui Sülalesi (581-618) ve Tang Sülalesi (618-907) döneminde zirveye ulaşmıştır. Song (960-1279) ve Yuan (1271-1368) dönemlerinde Budizm ile Çin kültürü çatışmadan kaynaşmaya yönelmiş ve tedricen Çin tarzı Budizm’e dönüşmüştür. Böylelikle Çin Budizm’inin merkezi de Çin’e taşınmış oldu. Çin’de Budizm Tang öncesinde genellikle yayılma ve gelişme aşamasında bulunduysa, Song döneminden itibaren özellikle Ming (1368-1644) ve Çing (1644-1911) dönemlerinde zayıflama ve yerel inançlar, Konfüçyanizm ve Taoizm ile uzlaşma yönünde gelişme seyretmiştir.

Günümüzde Çin Budizm’ine ait 10 binlerce tapınak, 50,000 civarında rahip ve rahibe din görevlisi vardır.

Tibet Budizm’i: Çin Budizm’inden sonra en geniş alan ve kitlelere ulaşmış olan bir Buda dini mezhebidir. Budizm 7.yüzyılda Çin’den ve Hindistan’dan olmak üzere iki yoldan Tibet’e girmiştir. Budizm, Tibet’e girdikten sonra bölgenin özel coğrafi konumu ve yerel kültürün de etkisiyle zamanla yerel özelliği olan bölgesel milli bir dine dönüşmüştür. Daha sonraki gelişme evresinde Nyingma/宁玛派(eski adıyla kızıl din), Sakya/萨迦派 (Yaygın adıyla Çiçek Din), Gelug/噶举派(Yaygın adıyla Ak din) gibi mezheplere ayrılmıştır. Tibet bölgesinin dışında özellikle Moğollar arasında yayılmıştır. 18. Yüzyılda gelişme ve yayılmanın en zirvesine çıkmıştır.

Günümüzde, Tibet Budizm’inin yayıldığı bölgeler başta bütün Tibet bölgesi olmak üzere, Sıchuan, Yunnan ve Gansu Eyaletinin önemli bir bölümü, Çinghai (Köknur) eyaletinin büyük bir bölümü, İç Moğolistan, Uygur Özerk Bölgesindeki Moğolların yaşadığı bölgeler; Moğolistan, Rusya’nın Buryat Özerk Cumhuriyeti, Tuva Cumhuriyeti ile Nepal, Butan gibi ülke ve bölgelerde yaygındır.  

Çin’de Tibet Budizm’ine inan milliyetler şunlardır: Tibetli, Moğol, Tu, Sarı Uygur, Menba, Luoba, Çiang, Şibe, Nu ve Naşi milliyetleridir. Günümüzde Çin’de toplam 3000 küsur Tibet Budizm’i tapınağı, 140 bin Rahip ve rahibe din görevlisi, 2000 Buda/tulku vardır.

Güney Budizm’i: Güney Theravada Budizm’i veya Pali Dilliler Budizm’i olarak da adlandırılır. Diğer adıyla Hinayana Budizm’idir. 6. Yüzyılda günümüzdeki Yunnan eyaletine bağlı Şi Shuangbanna bölgesine girmiştir. Bu bölgede yaşayan yerel milletlerin inançları ile kaynaşarak şekillenmiştir.

Budizm’in bu mezhebine günümüzde Çin’in Yunnan eyaletine bağlı ŞiShuangbanna Dai (Milliyeti) özerk oblastı, Dehong Dai-Jingpo özerk oblastında yaşayan çoğu azınlık milliyet mensupları ile Sımao, Lincang, Baoshan bölgelerindeki Dai, Bulang, Achang ve Wa milliyetlerinin büyük çoğunluğu bu mezhebe tapmaktadırlar. Günümüzde bu mezhebe tapanların toplam nüfusları tahminen bir milyon 300 binden fazla olup toplam 1700 tapınağı, 2000’den fazla rahip ve 6000’e yakın Sramaṇerası bulunmaktadır.

Taoizm: Çin’in yerli dinidir, 2. Yüzyılda şekillenmiş olup 1700 yıllık tarihi vardır. Taoizm çok geniş içerikleri olan, Çin’in eski ruhlara tapınma temelinde Çinlilerin efsanevi atası Huang[12] Aksakal’ın düşüncelerine dayanılarak Güz-İlk Bahar (M. Ö. 770- M.Ö. 476) ve Muharip Beylikler (M.Ö. 476-M.Ö. 221) döneminde gelişen ölümsüzlük, simya gibi inançlarla birleşerek şekillenmiştir. Taoistler için Laozı dinin kurucusu, Daodejing/道德经[13] ise esas kitabıdır.

Çin’de yerel bir inanç olarak Taoizm, Doğu Han Sülalesinin (25-220) sonlarına doğru bir inanç sistemi olarak ortaya çıktıktan sonra özellikle Han Çinliler arasında yaygınlaşmıştır. Kuzey-Güney Sülaleler döneminde (960-1279) geçirdiği birçok reformlardan sonra Budizm ile eşit düzeyde Çin dini olarak belirmiştir. Daha sonraki süreçte kimi yöneticiler Budizm’e ağırlık vermiş, kimisi ise Taoizm’e önem vermiştir. Örneğin Tang ve Song döneminde Taoizm yönetici sınıfın önem verdiği din olmuş ve gelişerek çeşitli mezhepleri oluşturmuştur. Ming Sülalesi döneminde ise Taoizm gerilemeye yüz tutmuştur. Çing dönemine gelindiğinde yönetici sınıfı oluşturan Mançular Tibet Budizm’ine ilgi göstermiş ve Taoizm’e yönelik kısıtlayıcı tedbirleri almasıyla sürekli gerilemiş ve halk katında varlığını sürdüren din olarak kalması durumu ortaya çıkmıştır. ÇKP öncesi Taoizm Çin’deki en zayıf dine dönüşmüşken, 1980 sonrasında hızla devlet desteği ile tekrar güçlenmeye başladığı görülmüştür.

Günümüzde, Taoistlerin 9000 tapınağı ve 50 binden fazla din görevlileri bulunmaktadır. Taoistler Çin hariç Tayvan, Hongkong, Makao gibi bölgelerde çok güçlüdürler. Ayrıca, Avrupa, Amerika, Afrika ve Avusturalya gibi Çinlilerin yaşadığı bütün kıta veya ülkelerde Taoizm farklı şekillerde yaşatılmaktadır.

İslamiyet: Çin’in İslamiyet ile sahabeler döneminde tanıştığı bilinir. Fakat İslamiyet’in nüfusça kalabalık olması ve Çin’de statü kazanması ancak Moğolların Çin’i fethetmesi ile mümkün olmuştur. Günümüz Çin sınırları içinde kalan Uygur bölgesinde kurulmuş olan Karahanlılar devletinde İslamiyet yayılmış ve 10. yüzyılda devlet dini olmuştur.

Günümüzde ÇHC sınırları içindeki Müslümanlar Tacikler hariç tamamı Sünni olup onlar Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar ve Salur olmak üzere Türk kökenli Müslümanlar Hui/Döngen, Dongşiang, Bao’an olmak üzere Çin dilli Müslümanlardan oluşmaktadır. Toplam nüfusları resmi olarak 21 milyondan fazladır. Şinciang Uygur Özerk Bölgesi (ŞUÖB)[14], Ningşia Hui/Döngen Özerk Bölgesinin hemen hemen tamamı, Gansu, Çinghai, Yunnan, Shandong eyaletlerinin önemli bölgelerinde Müslümanlar yaşamaktadırlar. Çin genelinde İslami eğitim ve öğretim yapan 10 fakülte bulunmaktadır.

Katolik Dini[15]: Tang döneminde Çin’e girdiği bilinir. Fakat en çok yaygınlaştığı dönem ise Moğol dönemidir. Moğolların egemenliğe son veren Ming sülalesi Çin’deki Katolik dinini de silmiştir. 16. Yüzyıldan sonra Batı sömürgeciliğine paralel olarak Katolik dini tekrar Çin’e girmeye başlamıştır. Özellikle, Afyon Savaşlarından sonra Çin’in yarı sömürge ülkeye dönüşmesiyle Katolik misyonerlerin çalışmaları ile yayılma imkânı bulmuştur.

Misyonerlerin kurdukları okul, hastane ve yetimhaneler sayesinde Katolik olan Çinlilerin sayıları hızla çoğalmıştır. 1840-1949 yılları arasında sayı giderek artmış ve 3 milyon kişiye ulaşmıştır. Çin Katolik cemiyeti ve din görevlilerinin Batılı güçler tarafından sürekli kullanıldığı görülmüştür. ÇKP iktidarı sonrasında Katoliklerin yönetim ile ciddi sorunlar yaşadığı biliniyor.

Çin Katoliklerinin 97 bölgesi, 60 küsur Piskopos, 2000 küsur rahip ve 5000 rahibesi vardır. 5 milyon 500 bin inanları ve 6000’e yakın kilisesi, 8 dini okulu vardır.

Hristiyan dini: 19. yüzyılda Çin’e İngilizler tarafından sokulmuştur. Sömürgecilik döneminde girdiğinden dolayı başlangıçta “Ecnebi dini/洋教” olarak isimlendirilmiş ve 1949 yılına gelindiğinde sadece 700 bin inananı vardı. 1980 sonrasındaki “Reform ve Açılma” sürecinde hızla çoğalmaya başlamıştır.

Günümüzde Protestan dinine inananların toplam sayıları 23 milyonu geçmiştir. Kilise ve faaliyet mekânlarının sayısı 50 bin civarındadır. 4000 Papaz, 37 bin din görevlisi, 150 bin gönüllü çalışanı vardır. Çin genelinde toplam 20 adet din fakültesi veya enstitüsü olup Hristiyanlığı sistemli bir şekilde öğretmektedir.

Yukarıda resmî kurumlar tarafından verilen bilgiler Çin’de beş büyük dinin bulunduğunu göstermektedir. Bu beş büyük din haricinde çeşitli doğa dinleri ve birbirinden değişik yerel inançlar da bulunmaktadır. Resmi bilgilerden de anlaşılacağı üzere, İslamiyet hariç diğer dinlerin özellikle eğitim-öğretim kurumlarının göreceli olarak fazla olduğu anlaşılmaktadır.

Şekil 1: Çin Halk Cumhuriyetindeki Yaygın Dinler

major.jpg

Şekil 1’deki haritada Çin’de yaygın olan dinler farklı renkler ile işaretlenmiş olup ülkenin Kuzey ve Batısında İslamiyet, Güneybatısı ile orta ve Güneyinde Budizm, Kuzeydoğu ile Ortadoğu’sunda Hristiyanlığın yaygın olduğu göze çarpar. Küreselleşme süreci ile birlikte Çin’de hızla yayılan din ise Hristiyanlık olmuştur. Batı’nın popüler kültürü ile birlikte Çin’de yayılma fırsatı bulan Hristiyanlık özellikle Koreli ve Batılı misyonerlerin başta İngilizce eğitim kurumları olmak üzere çeşitli inisiyatifler kanalıyla yayıldığı görülmüştür. Buna ilave olarak Batılı büyük ülke liderlerinin Çin ziyaretlerinde Hristiyan kiliselerini ziyaret etmesi de Çin’deki misyonerlik açısından önem arz etmiştir.

Çizelge 1’de görüldüğü gibi Çin’deki azınlıkların dinî inançları, konuştukları dil ve kullandıkları yazılar birbirinden çeşitlidir ve farklıdır. İslâm, Hıristiyanlık, Budizm gibi büyük dinlerin yanı sıra Şamanizm ve diğer doğa dinlerin de bulunduğu görülmektedir.

Ülkenin batısında yaşayan Türk kökenli milliyetler ile Döngenlerin İslamiyet’i tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Buna göre, Uygur, Döngen, Kazak, Kırgız, Tatar, Tacik, Özbek, Salur, Bao’an, Dongşiang olmak üzere 10 azınlık statüsündeki milliyet İslam dinine inanmaktadır. Budda dinine inanan milliyetler başta Tibetliler ve Moğollar olmak üzere Dağur, Tu, Menba, Luoba, Achang, Dai gibi milliyetlerden oluşmaktadır. Onların büyük çoğunluğu Tibet Budizm’ine taparken az bir kısmı ise Budizm’in değişik mezheplerine tapmaktadırlar. Hristiyanlık (Katolik ve Protestan olmak üzere) Rus, Koreli, Miao, Yi, Lagu, Dulong, Jıngpo, Nu, Naşi gibi milliyetlerin ya tamamı ya da bir kısmında yaygındır. Hristiyanlık daha çok sömürgecilik dönemlerinde Çin’e girmiş olmasına rağmen günümüzde de azınlık bölgelerinde (Müslüman bölgeler dâhil) Hristiyan misyonerlerin çok güçlü ve verimli çalıştığı bilinmektedir. Şamanizm özellikle Altayistik milletler arasında yaygındır. Buna göre, Şibe, Evenke, Elunçun, Dağur, Sarı Uygur gibi milliyetlerin bir kısmı veya mutlak çoğunluğu Şamanist inancına sahiptirler. Şamanist inanca sahip olan milliyetlerin mutlak çoğunluğu Çin’deki sınıflandırmaya göre, tamamına yakını kuzey milliyetleri veya göçebedirler.

Çizelge 1: Azınlıkların Dağıldıkları Bölgeler, Kullandıkları Dil-Yazıları ve Dinî İnançları[16]

Milliyetler

Dağıldıkları Bölgeler

Kullandıkları Dil ve Yazı

Dinî İnancı

Zhuang

Guang şi, Yunnan, Guangdong

Zhuang dili-yazısı, Çin dili ve yazısı

 

Mançu

Liaoning, Hebei, Heilongjiang, Jilin, İç Moğolistan Bei jing

Çin dili ve yazısı

Az bir kısmı Şamanist

Döngen

Ningşia, Gansu, Henan, Şinciang, Çinghai, Yunnan Hebei, Shandong, Anhui, Liaoning, Beijing, Moğolistan, Tianjin, Hei longjiang, Shanşi, Guizhou Jilin, Jiangsu, Sichuan

Çin dili ve yazısı

İslam dini

Miao

Guizhou, Hunan, Yunnan, Sıchuan, Guangşi, Hubei, Hainan

Miao dili ve yazısı

Katolik, Hristiyan

Uygur

Şinciang, Hunan

Uygur Türkçesi ve yazısı

İslam dini

Moğol

İç Moğ., Liaoning, Jilin, Heilongjiang, Şinciang, Çinghai, Gansu

Moğol dili ve yazısı

Tibet Budizm’i

Tibet

Tibet, Sıchuan, Çinghai, Gansu,

Tibet dili ve yazısı

Tibet Budizm’i

Yi

Yunnan, Sıchuan, Guizhou

Yi dili ve yazısı

Tao, Hristiyan, Katolik

Buyi

Gui zhou, Yun nan

Buyi dili ve yazısı, Çin dili ve yazısı

 

Koreli

Ji lin, Hei longjiang Ji lin, İç Moğolistan, Bei jing

Kore dili ve yazısı

Budizm, Hristiyan

Dong

Guizhou, Hunan, Hubei, Guang şi

Dong dili ve yazısı

 

Yao

Guang şi, Hu nan, Yun nan, Guang dong, Guizhou

Yao dili, Çin Yazısı

 

Bai

Yun nan, Gui zhou, Hu nan

Bai dili, Çin yazısı

Tao, Budizm, Hristiyan., Katolik

Tujia

Hu nan, Hu bei, Sı chuan, Gui zhou

Tujia dili, çoğunluk Çin dili ve yazısı

 Az bir kısmı Katolik

Hani

Yun nan

Hani dili ve yazısı

 

Kazak

Şin jiang, Gan su

Kazak Türkçesi ve yazısı

İslam dini

Dai

Yun nan

Tai dili ve yazısı

Budizm

Li

Hai nan, Gui zhou

Li dili ve yazısı

 

Lisu

Yun nan, Sı chuan

Lisu dili ve yazısı

Hıristiyan, Katolik

Wa

Yun nan

Va dili ve yazısı

 

She

Fujian, Zhejiang, Jiangşi, Guandong

She dili, Çin yazısı

 

Gaoshan

Tai wan, Fu jian

Gaoshan dili

 

Lagu

Yun nan

Lagu dili ve yazısı

Hıristiyan, Katolik

Shui

Gui zhou, Guang şi

Shuy dili

 

Dongşiang

Gan su, Şin jiang

Dongşianca ve Çin Yazısı

İslâm Din

Naşi

Yun nan

Naşi dili ve yazısı

Budizm, Hristiyan

Jingpo

Yun nan

Jingpo dili ve yazısı

Hristiyan, Katolik

Kırgız

Şin jiang

Kırgız Türkçesi ve yazısı

İslam dini

Tu

Çing hai, Gansu

Tu dili, Çin yazısı

Tibet Budizm’i

Dağur

İç Moğolistan, Hei longjiang

Dağur dili, Moğol ve Çin yazısı

 Bir kısmı Şamanist

Mulao

Guang şi

Mulao dili, Çin yazısı

 

Çiang

Sı chuan

Çiang dili, Çin dili, yazısı

 

Bulang

Yun nan

Bulang dili, Tai dili ve yazısı

Budizm

Salur

Çing hai, Gan su

Salur Türkçesi, Çin yazısı

İslam dini

Maonan

Guang şi

Maonan dili, Çin yazısı

 

Gelao

Gui zhou

Gelao dili, Çin yazısı

 

Şibe

Liao ning, Şinciang

Şibe dili ve yazısı, Çin dili ve yazısı

Şamanizm

Achang

Yun nan

Achang dili, Çin yazısı

Budizm

Pumi

Yun nan

Pumi dili, Çin yazısı

Tibet Budizm’i

Tajik

Şin jiang

Tacik dili, Uygurca Türkçesi ve yazısı

İslam dini

Nu

Yun nan

Nu dili, Çin yazısı

Hristiyan., Katolik, Tibet Budizm’i

Özbek

Şin jiang

Uygurca ve Kazakça, Özbek yazısı

İslam dini

Rus

Şin jiang, Hei longjiang

Rus dili ve yazısı

Ortodoks

Ewenke

İç Moğolistan

Ewenke dili, Moğolca, Çince ve yazısı

Şaman, Bud., Ortodoks

De’ang

Yunnan

De’ang dili, Çin dili ve yazısı

 

Bao’an

Gansu

Bao’an dili, Çin yazısı

İslam dini

Sarı Uygur

Gansu

Doğu ve Batı Sarı Uygurca, Çin dili ve yazısı

Tibet Budizm’i

Jing

Guangşi

Jing dili, Çin yazısı

 

Tatar

Şinciang

Tatarca, Uygurca ve Kazakça

İslam dini

Dulong

Yunnan

Dulong dili

Hıristiyan, Katolik

Elunchun

Hei longjiang, İç Moğolistan

Elunçun dili, Çin yazısı

Şamanizm

Heci

Hei longjiang

Heji dili, Çin dili ve yazısı

Şamanizm

Menba

Tibet

Menba dili, Tibet dili ve yazısı

Tibet Budizm’i

Loba

Tibet

Loba dili

 

Jino

Yunnan

Jino dili

 

 

 

Çin’de İslamiyet ve Müslümanlık

Çin’deki resmi görüş[17] ve İslamiyet araştırmaları yapan en önemli Döngen kökenli bilim adamlarından Bai Taoyi’ye göre[18], Üçüncü halife Hz. Osman tarafından Çin’e gönderilen elçiler heyetinin 25 Ağustos 651 tarihinde (dönemin Çin başkenti) Chang’an’a ulaşması ve Tang imparatoru ile görüşmesiyle Arap-Çin ilişkilerinin köprüsü inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren Arap Müslümanların deniz ve kara yollarını kullanarak Çin’e ticaret için gelmeye başlaması ve kimilerinin kalıcı olarak ikamet etmesiyle Çin’de Müslümanlık yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Tang ve Song sülaleri döneminde Çin’e ticaret, sefaret ve misyonerlik için gelen Arap, Fars kökenli Müslümanların Çin’in Guangzhou/Kanton, Çuanzhou, Yangzhou, Chang’an ve Kaifeng şehirlerinde kalıcı ikametgâhlar teşkil etmeye başladığı, bazı Çinlilerin de İslam dinini kabul ettiği tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır. Bu farklı kitle Çinlilerce “Fanke/番客 yani “Muhacir” olarak adlandırılmıştır. İşbu Muhacirler daha sonra yerlilerle kaynaşınca yerli halkın bir parçası olarak görülmeye başlanmıştır[19].

Çin’de Moğollar dönemi olarak bilinen Yuan sülalesi döneminde İslamiyet’in daha geniş alanlara yayılma ve genişleme fırsatı olmuştur. Cengizhan’ın Türk-Moğol orduları 1279 yılında Güney Song devletini yok ederek Çin’i fethetmesi akabinde Kubilay Han idaresinde Çin tarihinde Yuan sülalesi olarak adlandırılan dönem resmen başlamıştır[20]. Kubilay Han idare ettiği sınırlar içindeki insanları dört tabakaya ayırmıştır. Buna göre dört tabakalı tebaa sistemi sırasıyla Moğollar, Renkliler, Han Çinliler ve Güneylilerden oluşmuştur[21]. Bu tabakalı sistemin en tepesinde Moğollar, ikinci tabakasında Renkliler (Çin literatüründe “Semuren/色目人 olarak adlandırılmış olan bu insanlar başta Uygurlar olmak üzere Türkistanlılar, Ortadoğulular ve Doğu Avrupalılar ile Tibetlilerden oluşuyordu), üçüncü tabakada Han Çinlileri (Kidanlar/Kara Hitaylar-契丹, Jurjanlar-女真 ve Kuzey Çinlileri), dördüncü tabakada ise Güney Song devletinde yaşayan Çinliler vardı[22].

Moğolların sınıflandırmasında ikinci tabakada bulunan Renklilerin büyük çoğunluğunu Müslüman Türkler ve Arap-Fars benzeri Müslüman halkların oluşturduğu, Moğollar ile birlikte Çin’i idare ettiği bilinmektedir. Bundan dolayı Müslüman grupların Yuan sülalesi döneminde çok geniş haklara sahip olduğu, İslamiyet’in bu dönemde (Çin’de) iyice kök saldığı biliniyor [23].

Moğolların Çin’deki yönetimine son veren (1368) Han Çinlilerce kurulan Ming hanedanlığı döneminde, kurucu unsur olan Han Çinliler kontrol ettiği sınırlar içindeki farklılıklara karşı hoşgörüsüz siyaset güderek ülkesinin sosyo-kültürel açıdan homojen (Han Çinli) yapıya dönüşmesi için istikrarlı uygulamalara başvurmuştur. Bundan dolayı Müslümanlar, Çin’e “Yabancı millet-外族” ve Moğolların işbirlikçisi şeklinde etiketlenmiştir. Çinliler etnik ve kültürel farkın ortadan kaldırılması için asimilasyoncu şoven politika gütmüştür. Ming Hanedanın meşhur padişahı Zhu Yuanzhang/朱元璋 1372 yılında yayımlamış olduğu fermanında şu hususlara yer vermiştir: “Moğol Renklileri Çinde yaşıyorlar, Çinliler ile evlenmelerine müsaade edilir, kendi milliyeti/türündekilerle karşılıklı evlenmeleri men edilmiştir/ 蒙古色目人现居中国 , 许与中国人结婚姻 , 不许与本类自相嫁娶[24]. Ayrıca, Müslümanların kendi dillerinde konuşmaları, kendi yazısının kullanmaları ve kendi dini ve milli kıyafetlerini giymeleri, İslami ad ve soyadlarını kullanmaları külliyen yasaklanmıştı.[25]

Ming döneminde başlayan Müslüman milletlere yönelik Çinlileştirme süreci daha sonraki süreçlerde çeşitli şekillerde devam etmiş ve nihayetinde genel adı “Huihui-回回 olan Çin dili ve yazısını benimsemiş, Çinliler gibi ad ve soyadı kullanan, İslam inancını farklı düzeylerde korumuş bir kitle Çin’de oluşmuştur[26]. Osmanlı tebaası iken 1878 yılında Mançu Çing orduları tarafından tamamen işgal edilen Doğu Türkistan bölgesinin 1884 yılında “Xinjiang-Şinciang” adıyla politik ve coğrafi olarak Çin’e resmen bağlanması sonucu Çin’de iki çeşit Müslümanlık ortaya çıkmıştır. Bu iki tür Müslümanlığın ilki, Çin dili ve kültürünün baskın olduğu “Çin/iç Müslümanlığıdır ve yaklaşık yedi asırlık süreç içinde oluşmuştur. İkincisi ise Türkistan Müslümanlığı veya Çin’deki resmi söylem itibariyle “Şinciang Müslümanlığıdır[27]. Çin Müslümanlığı aslında Ming dönemindeki asimilasyoncu uygulamalar sonucunda kendi dili ve kültüründen vaz geçerek Çinlileşmek durumunda kalan Türk, Arap ve Fars kökenli Müslümanların kendi aralarında ve çevresindeki Çinlilerle kaynaşması sonucunda zorunlu olarak ortaya çıkmıştır. Günümüz Çin literatüründe Çin’deki Müslüman milletler araştırmasında yaygın olarak “Çin Müslümanlığı-内地穆斯林[28]” veya “Çin seddi içi Müslümanlık- 关内穆斯林” kavramları sıklıkla kullanılmaktadır. Çin’in politik ve coğrafi sınırlarına 1884 sonrasında eklemlenen Doğu Türkistan’daki Müslümanlık için “Şinciang Müslümanlığı- 新疆穆斯林” veya “Çin Seddi dışı Müslümanlık关外穆斯林” kavramlarını kullanırlar[29]. Bazen de “Çin İslamiyet’i-内地伊斯兰教”, “Çin Seddi içi İslamiyet-关内伊斯兰教”, “Şinciang İslamiyet’i-新疆伊斯兰教” ve “Çin Seddi dışı İslamiyet关外伊斯兰教” gibi kavramlar da kullanılır.

Bu ayırıma göre, Çin seddi sınırları içinde kalan Çin dili ve kültürünü tamamen özümsemiş, Çince konuşup, Çince düşünen ve Çin kültüründen beslenen başta Döngenler olmak üzere, Moğol kökenli milliyetlerden Bao’an ve Dongşianglar ile Türk kökenli Salurlar “Çin Müslümanlarını oluştururken Çin Seddi dışında kalan Müslüman milliyetler ise başta en kalabalık olan Uygur Türkleri olmak üzere, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tatar Türkleri ile Taciklerden oluşmaktadır.

 

Çin’de Müslüman Milliyetler

Çin’deki Müslümanlar ÇKP’nin benimsediği Marksist Milliyet anlayışı ile Çin tarzı ötekilere bakış temelinde parçalanarak[30] farklı milliyet adları ile 10 gruba veya milliyete ayrılmıştır. Buna göre Çin yasalarınca tanınmış Müslüman milliyetler nüfus yoğunluğu sırasına göre şunlardan ibarettir: Döngen, Uygur, Kazak, Kırgız, Dongşiang, Salur, Tacik, Özbek, Bao’an ve Tatar milliyetleridir.

Şekil 2: Çin’de Yaşayan Müslüman Milliyetlerin Nüfusu ve Yaşadıkları Bölgeler[31]

Milliyetler

Yaşadığı Bölgeler

2000

2010

 

Döngen                    (Hui zu-回族)

Ningşia (%19), Gansu (%12), Henan (%9.7), Şinjiang (%8.6), Çinghai (%7.7), Yunnan (%6.6) Hebei (%5.5), Shandong (%5.1) Bu sekiz eyalet/özerk bölgede Döngenlerin %74’ü yaşıyorlar.

9,816,805

10,586,087

 

Uygur               (Weiwu’er zu-维吾尔)

Şinciang (%99.4)

8,399,393

10,069,346

Kazak                         (Hasake zu-哈萨克族)

Şinciang (%99.6)

1,250,458

1,462,588

Dongşiang      (Dongşiang zu-东乡族)

Gansu (%87.9),

Şinciang (%10)

513,805

621500

 

Kırgız               (Ke’erkezi zu-柯尔克孜族)

Şinciang (%98.7)

160,823

186,708

Salur                         (Sala zu-撒拉族)

Çinghai (%83.3)

Gansu (%11.3)

Şinciang (%3.6)

104,503

130,607

Tacik                        (Tajike zu-塔吉克族)

Şinciang (%96.3)

41,028

51,069

 

Bao’an                 (Bao’an zu-保安族)

Gansu (%91.9)

Çinghai (%3.8)

Şinciang (%3.5)

16,505

20,074

Özbek             (Wuzibieke zu-塔吉克族)

Şinciang (%97.8)

12,370

10,569

Tatar                    (Tata’er zu-塔塔儿族)

Şinciang (%92)

4,890

3,556

Toplam Nüfusu

20,320,580

23,142,104

 

Şekil 2’de görüldüğü gibi Müslüman milletlerin mutlak çoğunluğu (%74,2) Çin’in Kuzeybatısında bulunan Ningşia Döngen Özerk Bölgesi, Gansu eyalet, Çinghai eyaleti ve Şinciang Uygur Özerk Bölgesinde yaşıyorlar. Çin’de Müslüman nüfusun en yoğun olduğu bölge Uygur Özerk Bölgesidir. 2000 nüfus sayımına göre Çin’de yaşayan Müslüman nüfusun yaklaşık %53 ‘ü Uygur Özerk Bölgesinde yaşamaktadır (Meng 2004: 80-81). 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Çin’deki Müslümanların toplam sayısı 20,320,580 kişi olup, azınlık milliyetler toplamının %19,5’ini oluştururken, ülke toplam nüfusundaki oranı ise tahminen %1,65’ini teşkil etmiştir. 2010 yılında ülke genelinde yapılan resmi nüfus sayımında Müslümanların toplam nüfusu 23 milyonu geçmiştir. Son sayımda Uygur nüfusunun artışı Döngen nüfusunun yıllık ortalama artışının çok üstünde olması dikkat çekicidir.

Şekil 3: Her 100 Kişi İçinde Yüksek Okul Üzeri Eğitim Görenlerin Oranı ve Ülkedeki 56 Milliyet İçindeki Sıralaması[32]

 

Tatar

Özbek

Döngen

Kazak

Kırgız

Uygur

Tacik

Salur

Bao’an

Dongşiang

Kişi sayısı

12.94

9.55

3.71

3.70

2.86

2.45

1.99

1.43

1.34

0.32

Sıralaması

1

5

15

16

21

23

29

35

37

56

Şekil 3’te Çin’deki Müslüman milliyetlerin eğitim seviyeleri hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İşbu tablodan da görüleceği üzere toplam sayıları çok fazla olmayan fakat kentlerde yaşayan Tatar ve Özbek Türklerinin eğitim seviyelerinin ortalamanın çok fazla üstünde olduğu görülürken, Bao’an, Salur ve Dongşiang milliyetlerinde bu durumun tam tersi halde olduğu anlaşılmaktadır. Bunun nedenleri ise büyük olasılıkla Bao’an, Salur ve Dongşiang milliyetlerinin kendilerine ait dilleri olmakla birlikte eğitim kurumlarının tamamen Çince olması, daha çok kırsal ve geri kalmış bölgelerde yaşıyor olması gibi somut nedenlerdir. Döngenler, Kazaklar ve Kırgızların durumlarının Çin’deki ortalamanın üstünde olduğu gözlemlenmektedir.

Şekil 4: 2010 Yılındaki Nüfus Sayımına Göre 6 Yaş Üstü Müslümanların Eğitim Durumları[33]

Milliyetler

6 Yaş üstü nüfus

İlkokul

Lise

Üniversite

Lisansüstü

Döngen                   

9,684,824

3,451,225

1,240,522

371,555

30,222

Uygur              

8,911,219

3,705,107

586,636

178,129

4,566

Kazak                        

1,305,071

473,830

159,961

34,739

963

Dongşiang     

551,196

357,318

17,049

3,926

132

Kırgız              

165,498

75,643

16,131

3443

95

Salur                        

113,873

58,679

6,051

2,287

93

Tacik                       

45,716

22,758

4,137

519

15

Bao’an                

17,517

10,442

1,202

291

10

Özbek            

9,596

2,809

1,692

919

44

Tatar                    

3,244

710

643

433

19

Şekil 4’te, 2010 yılında Çin genelinde yapılan 6. Ulusal Nüfus Sayımında elde edilen Müslüman milliyetlerin eğitim durumları ile ilgili veriler bulunmaktadır. Bu veriler dikkatlice incelendiğinde Müslüman nüfusun eğitim durumlarının çok iyi olmadığı ortaya çıkacaktır.  Özellikle toplam nüfusları hemen hemen aynı seviyede olan Döngenler ile Uygur Türkleri arasındaki fark çarpıcı şekilde dikkat çeker. Yani ilkokul mezunlarının oranı Uygurlarda daha yüksek iken, lise ve yükseköğretimde Döngenlerin Uygurlardan neredeyse iki kat daha fazla olduğu, lisansüstünde ise 7 kat daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durum aslında iki şekilde izah edilebilir. İlki, Uygurların 2003 yılına kadar kendi dili ve yazısı ile eğitim-öğretim haklarını nispi olarak kullanması, Çinceyi daha sonra öğrenmeleri gibi somut nedenlerle birlikte Uygur dilli lise mezunları için ayrılan üniversite kontenjanlarının çok sınırlı oluşu; ikinci bir neden ise, Uygurların 9 yıllık zorunlu eğitim sürecinden sonra liseye devam etmemeleridir. Liseye devam etmemesinde ise esas olarak iki neden vardır: liselerin paralı oluşu, lise mezunlarının üniversiteye girişinin çok zorluğu ve üniversitede okumanın çok pahalı oluşudur. Bir diğer önemli etken ise Uygur üniversite mezunlarındaki aşırı derecedeki işsizlik sorunudur. Döngenlerin dilinin Çince oluşu ve bütün eğitim sürecini Çinliler ile aynı kurumda veya sistemde tamamlamış olmaları ve ekonomik olarak Uygurlardan daha iyi durumda olmaları gibi somut nedenler, onların göreceli olarak daha iyi şartlarda olması durumunu da ortaya çıkartmıştır. Müslüman Çinlilere yönelik kontenjan kısıtlamasının olmaması ise bir diğer önemli etkendir.

Şekil 5. Çin’deki Müslüman Nüfusun Kırsal ve Kentlerdeki Oranları[34]

 

Döngen

Uygur

Kazak

Dongşiang

Kırgız

Salur

Tacik

Özbek

Bao’an

Tatar

Kırsal Nüfus

6,279,340

6,756,858

957,314

494,217

131,030

93,539

34,255

3563

14,432

2,128

Kent Nüfusu

3,406,986

1,573,526

287,290

17,155

29,397

9,933

6,733

8,535

1,941

2,700

Şekil 5’te Çin’deki Müslüman milliyetlerin yaşadıkları bölgeler istatistiki veriler verilmiştir. Buna göre Tatar ve Özbek nüfusunun yarısından fazlasının kentlerde yaşadığı anlaşılır iken, Dongşiang ve Salurlarda bu oranın %10’un altında olduğu görülmektedir. Çin’deki en büyük iki Müslüman grup olan Döngenler ile Uygurlarda ise durum daha da farklıdır. Kentlerde yaşayan Döngenlerin oranı tahminen %35 iken bu durum Uygur Türklerinde ise tahmini olarak %18 civarındadır.

1) Döngenler Huizu/回族)

Döngenler veya Tunganlar, bugün Çin’deki resmi adı ile Hui milliyetidir (回族-Huizu, Hui Milliyeti; -Hui Çincede “dönmek” anlamına gelir). Hui’ler ile bazı bölgelerde iç-içe yaşayan Uygur Türkleri başta olmak üzere Türkistan Türkleri onları Tungan/Tung’gan/Dungan şeklinde adlandırırlar. Hui’ler Şekil 2’de görüldüğü gibi Çin’in her tarafına yayılmış bir halk olmakla birlikte yoğun olarak Ningşia Hui Özerk Bölgesinde, Gansu, Çinghai, Yunnan ve Şinciang Uygur Özerk Bölgesinin bazı bölgelerinde yoğun olarak yaşamaktadırlar. 2010 yılında ülke genelinde yapılan resmi nüfus sayımında Döngenlerin toplam nüfusu 10,586,100 kişi olup Çin’deki 56 millet içinde üçüncü sırada ve azınlıklar içinde ise ikinci sıradadır[35]. Yurt dışında ise Batı Türkistan’da özellikle Kırgızistan, Kazakistan ve az bir kısmi Özbekistan’da yaşıyorlar. Bu Cumhuriyetlerde yaşayanların sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte toplam nüfuslarının 100 bin civarında olduğu tahmin edilir[36].

Döngenlerin Türkistan topraklarına göç edişleri Mançu-Çin ordularının bu bölgelere yaptığı istilası akabindeki iskân politikaları ile başlamıştır. Daha sonraları ise 1862-1873 yılları arasında meydana gelen Mançu-Çing imparatorluğundaki meşhur Döngen isyanlarının Mançu-Çin ordularınca kanlı bir şekilde bastırılmasıyla ilişkilidir. Yani isyancıların bir bölümü Türkistan’a sığınmasıyla Doğu ve Batı Türkistan’da 19. Yüzyılın sonlarına doğru “Dungan/Tungan” adında bir halk ortaya çıkmıştır.

Döngenlerin ecdatları Çin tarihinde genellikle “Huihui-回回 veya kısaltılarak “Huimin-回民 şeklinde geçer (Gu&Luo, 2003: 544). Onların tarihî kökenleri hakkında Çin’deki Döngen uzmanları ve akademisyenler genellikle şu kanaati paylaşırlar (Ma, 2006: 125-129): “Döngenler Çin’in uzun tarihi geçmişinde daha geç ortaya çıkmış, genç bir millettir. Bunun nedeni Döngenlerin eski Çinde var olan belirli bir boy veya aşiretler temelinde kaynaşarak gelişmiş olmamasıdır. Aksine farklı tarihlerde farklı ülkelerden Çine gelen farklı dil ve kültüre mensup insanlar ile Çin’in yerli milliyetlerine mensup insanların karışması sonucunda tamamen farklı bir millet olarak ortaya çıkmış olmasıdır. Bu yabancı-yerli karışımı çok farklı periyodlarda farklı şekillerde gerçekleşmiştir. Bundan dolayı Döngenlerin ecdatları Tang ve Song döneminde Fanke/番客” diye adlandırılan muhacirler ile Kubilay Han döneminde Çini fethetmek için gelip yerleşen başta Türkler olmak üzere diğer Müslüman gruplardır.

Bugünkü Döngen milletinin ortaya çıkışında en önemli unsur Cengizhan ordularıyla birlikte Çin’i fethetmek için gelen ve Moğollarla birlikte Çin coğrafyasında Yuan sülalesini kuran Müslümanlardır. Müslümanlar, Moğollar dönemindeki özel statülerini Yuan sülalesini yıkan Han Çinliler tarafından kurulan Ming döneminde kaybetmiştir. Ming sülalesinin yöneticileri, Müslümanları, Çin’deki yabancılar veya Moğolların işbirlikçileri olarak görmüştür. Bu tutum onların sürekli olarak dışlanmasına ve kültürel olarak sürekli Çinlileştirilmesi durumunu ortaya çıkartmıştır. Müslümanlar, Ming döneminden itibaren Çin dili ve kültürünü mecburi benimseyerek aslında var olan ana dillerinden ve kültürlerinden kopmuş ve Çin’e özgü Müslüman kültürel (etnik) grup olarak modern çağa ulaşmışlardır. Çinli Müslümanların 1860’lı yıllarda yönetime karşı başlattığı başkaldırısının çok kanlı bir şekilde bastırılmasıyla, İslamî medrese eğitimi ve düşünce tarzından sıyrılarak Konfüçyüs düşünce ve eğitim sisteminin temelli bir şekilde benimsemek zorunda kalmışlardır. Bundan dolayı Döngenlerde İslami felsefe ve düşünce egemen konumda olmamış, aydınlarının deyimiyle İslami İnanç Çinlileşmiştir veya Konfüçyüs düşüncesi ile yorumlanmıştır [37]. Artık Döngenlerin Müslümanlığı diğer İslami kavimlerden farklılaşarak bir nevi Çin tarzı İslam olmuştur. Bu tarz İslami anlayış Çin’de “Huiru İslami/回儒伊斯兰 adıyla anılmıştır. Günümüzde özellikle bazı Konfüçyanist bilginler, Çin’deki Müslümanlık üzerine uzmanlaşmış bazı kimseler bu kavramı güncelleştirmeye çalıştığı bilinmektedir. Döngen kökenli bazı aydınların, siyasetçilerin; yükselen Çin milliyetçiliğine paralel olarak şekillenen Müslüman karşıtlığının doğrudan Uygur Türklerine yönlendirilmesi maksadıyla, Döngen Müslümanlarının daha yerli ve Çinli bir halk olduğu, Konfüçyanist zihniyet ile asla sorunlarının olmadığı, kendi yurtlarında İslami devlet kurma ve Çin’den ayrılma gayelerinin bulunmadığı gibi vurgularla Hui-Ru” anlayışını her an gündemde tutmaya çalışmaları, bir nevi politik strateji olarak görülebilir. Çünkü Müslüman Çinliler, Han Çinli toplumunda hayatta kalmayı en iyi bilen bir halktır.

Döngenler Hanzu (Çinli) dili ve yazısını erken dönemlerden itibaren özümsediklerinden dolayı egemen toplum ile diğer Müslüman milliyetlere nazaran daha kolay iletişim kurabilmiştir. Döngenlerin daha yoğun olarak yaşadığı bölgelerde kendilerine özgü Çin lehçesini de yarattığı görülmüştür. Özellikle dini kavramların Çince telaffuzu ile kullandıkları bilinmektedir. Örneğin, “Anla/安拉” (Allah),“Gulan/古兰” (Kur’an), “Dunya/顿亚” (Dünya), “Yinsan/因散” ( İnsan), “Asiman/阿斯曼” (Gök), “Duositi/多斯提” (Dost), “Duşiman/杜什曼” (Düsman).

Ming dönemindeki yasaklardan sonra İslami ad ve soyadı yerine Çince ad ve soyadı aynen kullanmaya başlamıştır. En çok kullandıkları Soyadı ise “Ma-马” soyadıdır. Günümüzde Döngenlerin resmi kimlik ve evraklarda tamamen Çince ad ve soyadı kullanmaktadırlar. İslami isimler; sadece dinî inancı nispeten koyu olanların hafızalarında saklıdır, günlük iletişim ve resmî belgelerde yer almamaktadır. Yemek kültüründe ise sadece domuz eti veya haram olarak kabul edilenler dışında çoğu Çinlilerle aynıdır.

Günümüzde Döngen nüfusunun büyük çoğunluğu tarım ile uğraşırlar. Fakat döngenler geleneksel olarak esnaflık ve ticarete önem verirler. Özellikle ticaret Döngenlerde ecdat mesleği olarak bilinir ve ticarete yatkınlar. Günümüzde Çin’in Arap dünyası ile ticaret yaptığı önemli merkezlerde, örneğin Yiwu gibi kentlerde, yoğun Döngen nüfusu ve gençlerin başta aracılık, tercümanlık olmak üzere, hizmet sektöründe çok aktif olduğu, hatta çok büyük sermayeli Döngen holdinglerinin Çin ve Türk Cumhuriyetleri ile Ortadoğu arasında iş yaptığı biliniyor. Çin’de Döngenlerin, inşaat, gıda sektöründe başarılar elde ettiği özellikle süt ürünleri, helal gıda işleme gibi alanlarda etkin olduğu bilinmektedir[38].

1979 sonrasında başlayan “Reform ve Açılma”, “Çin Tarzı Sosyalist Piyasa Ekonomisi” ve “Batıyı Kalkındıma Projesi” sürecinde, Döngenler sadece Çin’deki Müslüman milliyetler içinde değil bütün azınlıklar içinde en çok fırsat elde eden, sosyal, kültürel, politik ve ekonomik alanda gerçek manada kalkınma ve ilerleme sağlayabilen ender azınlıklardan sayılır. Diğer taraftan, Döngen aydınları, siyasetçilerinin engin Çin birikimi, Çin ile çok iyi ilişkileri olan Arap ve Fars ülkelerinin Çin’deki Müslümanlar ile olan ilgisinin genellikle Döngenler ve Döngen bölgesine yönelik olmasını sağlamıştır. Bundan dolayı devlet desteği veya karşı tarafın sağladığı burs imkanları ile Arap dünyası ve İran’a okumaya giden öğrenciler hep Döngenlerden olmuştur. İlgili ülkelerin Döngen bölgelerindeki eğitim, sağlık ve diğer alanlara sağladığı destek veya bağışlar diğer Müslüman bölgelerine özellikle Türk Müslümanların bölgelerine yapılmamıştır.     

2) Uygur TürkleriWeiuerzu/维吾尔族): Günümüzde Uygur adıyla milletleştirilen veya bu ad ile anılan Türkler aslında, Türkistan coğrafyasında en erken yerleşik hayata geçerek Türk medeniyetinin temellerini atan Tanrıdağ Türklerinin devamıdır. Uygurların ecdadı tarihte ilk Türk İslam devleti olan Karahanlıları kurmuş ve Türklerin İslam ile müşerref olmasını sağlamıştır. Günümüzde Uygur adı ile adlandırılan Türkler aslında Kaşgar, İli ve Fergana vadisinde yaşayan başta Karluklar olmak üzere Türkeş/Türgiş, Yağma, Yağlakar, Çiğil gibi Türk boyları ile birlikte Turfan vadisinde yaşayan Uygurların toplamının adıdır.

Çin’deki 2010 yılına ait resmi istatistik verilere göre, Uygur Türklerinin Çin’deki toplam nüfusu 10,069,347 kişi olup Çin’in toplam nüfusunun 0.7555% teşkil eder, nüfus büyüklüğü itibari ile Çin’deki beşinci büyük milliyettir. Mutlak çoğunluğu resmi adıyla Şinciang Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Doğu Türkistan’da, az bir bölümü ise Hunan eyaleti[39] başta olmak üzere Çin’in değişik kentlerinde yaşarlar. ÇKP’nin Çin’de hâkim olması ve Doğu Türkistan bölgesini de Sovyetlerin yardımıyla “savaşsız” bir şekilde Çin sınırlarına dahil etmesiyle SSCB ile kesin sınır hatları çizilmiştir.  Çizilen sınırlar ile birlikte Uygur Türklerinin önemli bir bölümü SSCB sınırları içinde kalmıştır. Çin dışında yaşayan Uygurların en kalabalığı Kazakistan başta olmak üzere Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’da yaşamaktadır. Türk Cumhuriyetleri dışında en kalabalık Uygur nüfusu ise Türkiye ve Suudi Arabistan’da yaşamaktadırlar. 1990 sonrasındaki baskıların artmasıyla Uygurların yurtdışına göçleri başlamış, özellikle eğitimli olanlar Batı’yı ve Avusturalya’yı tercih etmişlerdir. Günümüzde başta Almanya olmak üzere, Belçika, Hollanda, Norveç, İngiltere, Fransa, ABD, Kanada ve Avusturalya’da Uygur diasporası şekillenmiş bulunmaktadır.

Uygurlar sadeleştirilmiş ve Türkçenin fonetik özelliklerine uydurulmuş Arap alfabesini kullanırlar. Uygur yazısı, Uygurların eğitim, öğretim ve günlük yaşamında çok yaygın olarak kullanılıyordu. 2003 yılında alınan sözde “çift dilli eğitim” özde ise “Çin dilli eğitim” modelinin istikrarlı ve zorunlu olarak dayatılmasıyla (mevcut yürürlükteki Çin yasalarındaki ilgili maddeler çiğnenerek) tek dilli (Çince) ve tek kültürlü (Çin kültürü) politika Uygur Türk toplumunun bütün katmanlarında uygulanmaya konmuştur. Bunun neticesinde Uygur Türkçesinin kullanım alanı hızla daralmaya yüz tutmuştur[40].

Uygurların yoğun olarak yaşadığı Uygur Özerk Bölgesi, ÇKP iktidarı sonrası Çin'deki en fazla göç alan eyalet veya Özerk bölgelerden biri olmuştur. İşbu göç bir devlet politikası olarak icra edildiğinden dolayı istikrar arz etmiştir. Bundan dolayı bölgede önceleri sadece Han Çinlilerin yaşayacağı suni veya uydu kentler Bingtuan/兵团[41]  bünyesinde inşa edildi ise 1980 sonrasında Çinli göçünün geleneksel Türk yerleşim birimlerine yöneldiği, kentsel dönüşüm adı altında onlara hem istihdam hem yerleşim mekânları oluşturulduğu bilinmektedir. 60 yıllık Çinli göçü bölgenin etno-demografik yapısında çok belirgin değişimin yaşanmasına neden olmuştur. 1940-1982 yılları arasındaki Han Çinlilerin nüfusu %2500 artmıştır[42]. Resmi istatistiklerde 1945 yılında bölgedeki Han Çinli nüfusu sadece %6.2 dolayında iken bu rakam 1982 yılına geldiğinde %40.45’lere ulaşmış, 2008 yılında ise %39.2 olarak verilmiştir.  Aynı dönem içinde Uygur nüfusu dramatik şekilde %82.7’den %46.1’e gerilemiştir[43]. Bahsi geçen istatistik verilerdeki Çinli nüfusa bölgedeki Bingtuan yapılanması içindeki 3 milyondan fazla Çinli nüfus dâhil değildir. Eğer Bingtuan nüfusu bölge nüfusuna dâhil edilirse, bölgedeki Çinli nüfusunun oranı yerli halk toplamını geçer. Bölgeye yönelik Çinli göçü Çin’in “Batıyı Kalkındırma” ve “Yeni İpekyolu” projeleri bağlamında günümüzde artarak devam etmektedir.

Uygurların bölgesi Çin'deki en zengin yeraltı ve yerüstü zenginliklerin (Petrol, doğal gaz, kömür, altın, demir, pamuk, hayvancılık, meyve ve sebze) bulunduğu bölge olmasıyla Çin sanayisi için vaz geçilmez olmuştur. Taklamakan Çölü yaklaşık 330 küsur bin kilometre kare yüzölçümü ile birlikte dünyanın ikinci büyük çölüdür. Çölün altı doğalgaz ve petrol yatakları ile doludur. Diğer taraftan bölge Batı Türkistan Cumhuriyetleri olmak üzere Güney Batı Asya’daki Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler ve Kuzeyde Rusya, Moğolistan gibi ülkelerle sınırdaş olmasıyla çok fazla stratejik öneme sahiptir. Diğer bir deyişle Çin’in Batıya açılan kapısıdır.

Günümüzde Uygur Türk toplumunun çoğunluğunu kırsal nüfus oluşturmaktadır. Aynı zamanda şehirlerde yaşayan esnaflar, tüccarlar ve aydınlar toplumun önemli bir kesimini oluşturmaktadır. Uygur Türklerinin sosyo-ekonomik ve sosyo politik durumları, 1990 sonrasında değişen dünya dengesi ve gelişen konjonktürel duruma bağlı olarak ÇKP’nin güvenlik algısını tamamen yeniden oluşturması ve Çin’de yükselen sosyalist piyasa ekonomisiyle birlikte ortaya çıkan Partili tekelci çıkar gruplarının bölgede hayali terörist gruplar uydurarak kendi konumlarını güçlendirme kaygısıyla (Uygurları) hedef göstermesi sonucunda giderek kötüleşmiştir. Bu durum Uygur Türk toplumundaki değişmeleri fazlasıyla menfi yönde etkilemiştir.

Özellikle 11 Eylül saldırıları sonucunda devletin genelde “Şinciang” özelde Uygur politikasında radikal değişimler olmuştur. Bölgeye ÇKP genel sekreteri ve en yetkili lider olarak atanan Wang Leçuan bölgeyi, özellikle Uygurları demir yumrukla en sert yöntemlerle 16 sene yönetmiştir. Bu süreçte Uygurların dini inancı tarihinin en kötü kısıtlamalarıyla karşılaşmış, dili ve kültürü eğitim-öğretim kurumlarından çıkartılmıştır. 5 Temmuz 2009 kanlı olaylar akabinde Wang Leçuan görevden alındıysa da yerine gelen Zhang Chunxian ve Chen Çuanguo Wang’i aratmayacak uygulamalara devam etmiştir. Bu durum, bölgedeki Uygur-Çinli çatışmasını çözülemez noktaya getirmiştir. Bazı istikrarlı ve derinlemesine uygulamalar Uygur Türk toplumunun bir nevi kültürel soykırıma maruz kaldığını açıkça göstermektedir[44].

3) Kazak TürkleriHasakezu/哈萨克族): Çin’de yaşayan Kazakların mutlak çoğunluğu ŞUÖB’nin İli Kazak Otonom Oblastı, Morı Kazak Otonom İlçesi ve Barıköl Kazak Otonom İlçesinde yaşarlar. Az bir kısmı ise, Gansu eyaletine bağlı Aksay Kazak Otonom İlçesi ve Çinghai Haişi Moğol-Kazak Otonom ilçesinde yaşıyorlar. Toplam nüfusu son yapılan resmi sayımlara göre yaklaşık 1.46 milyondur. Kazak Türklerinin esas nüfusu bugünkü Kazakistan Cumhuriyetinde yaşarlar.

Çin’de yaşayan Kazaklar 1959 yılına kadar Uygurlarla aynı yazıyı kullanmışlar, bu tarihten itibaren Uygurlarla birlikte bir ara Çincenin Pinyin sistemi temelindeki Latin alfabesine geçmiştir. Fakat bu yazının Çincenin etkisinde kalması gibi nedenlerden dolayı 1982 yılında tekrar Arap alfabesine geçmiştir. Bu tarihte kullanılmaya başlayan Kazak Arap Alfabesi Uygurların kullanmaya devam ettiği Arap alfabesinden farklılaştırılmıştır. Bunun nedeni ise, Rus ve Çin tarzı “Milletleştirme”deki akrabalardan uzaklaşma veya farkı vurgulama zihniyetinden kaynaklanmıştır.

Kazak Türkleri umumi Türk toplulukları içinde boy-uruk şuurunu en canlı tutan bir Türk boyudur. Çin’deki Kazakların çoğu Ulu Cüz ve Orta Cüz’e tabii boylardan oluşmaktadırlar. Ulu Cüz’e tabii olan Üysin, Alban, Dulat aşiretleri genellikle İli bölgesinde; Orta Cüz’e bağlı Nayman, Kerey aşiretleri Altay ve Çöçek bölgelerinde dağınık olarak yaşıyorlar. Sosyal örgütlenmesinde konar-göçer özelliklerini günümüze kadar korumuştur. Fakat daha önce kentlere yerleşen veya dağdan inen Kazak Türklerinde boy-uruk bilincin gevşediği, örgütlenme tarzlarında da değişim olduğu gözlemlenir.

Türkistan coğrafyasındaki şehirlileşme sürecinde konargöçer Türk boyları genellikle daha erken dönemde yerleşik şehir hayatına geçen (günümüzdeki yaygın adıyla) Uygur ve Özbek Türkleri ile bütünleşme sürecine girerler. Uygur Bölgesinde yaşayan Kazak Türklerinin bulunduğu vilayetlerin şehir ve ilçe merkezlerinde genellikle Uygur Türkleri yaşarlar. Şehir hayatına alışmaya başlayan Kazak Türkleri yukarıda bahsi geçen süreci tamamlamaya başlarlar ve yerleşik (Uygur) Türk kültürü ile bütünleşmeye başlar.

Kazak Türklerinin yaşadıkları bölgeler ŞUÖB’nin en önemli hayvancılık merkezleridir.  Kazaklar genellikle koyun, at, deve sürerler. Fakat Çin’in “Şinciang” politikasındaki değişimlerinin etkisiyle Kazakların yerleşik hayata geçirilmesi süreci de hızlandırılmıştır. Sadece 1999 sonu itibariyle 700 bin kişi (Kazak toplam nüfusunun 60%) yerleşik hayata geçmiştir. Kazak Türklerindeki yerleşik hayata geçiş onlardaki sosyo-kültürel değişimi hızlandırmıştır. Özellikle Çinlilerin yoğun olduğu bölgelerde yerleşik hayata geçişleri, onların ikinci nesillerinin hızla Çin dili ve kültürü ile bütünleşmesi sürecini ortaya çıkartırken, diğer taraftan yerleşik hayata uyum sağlamakta zorlananlar arasında alkolizm ve benzeri sosyal sorunların hızla yayıldığı görülmüştür.

Diğer taraftan Kazak Türklerin dini inanç yönünden Sünni Müslüman olmalarına rağmen, konar-göçer yaşam tarzlarından ötürü güçlü mescit, medrese kültürü oluşamamıştır. Şamanist inançlarla ilgili ritüellerin önemli izleri günümüze dek devam etmiştir. Bahşilar yakın zamana kadar Kazaklar arasında hastalıkların tedavisinde önemli rol üstlenmişlerdir.

Güçlü İslami inanç ve kültürel yaşamının yaygın olmayışı Kazakların 1990 sonrasındaki yerleşik hayata geçiş ve Çin kültürü ile olan etkileşimlerde olumsuz sorunlar yaşamasına veya Uygur Türklerinden daha kolay Çinlileşmesi veya daha kolay bir şekilde Uygurlara karşı kullanılması durumunu ortaya çıkartmıştır. Bundan dolayı 1950 sonrasında Kazak Türkleri bölgenin ister politik ister ekonomik haklarının savunulması sürecinde Uygur Türklerinin yanında durmamıştır. Aksine döngenler de olduğu gibi Uygur-Çinli çatışmasından genellikle Çinlilere iyi görünmek ve kendi lehine çıkar elde etme yolunu tutmuştur.

Yemek kültürleri et ve süt ürünleri temel olurken, kentleşme sürecinde hızla değişim ortaya çıkmıştır. Uygurlara yakın olanlarda Uygur yemeklerinin etkisi baskın olurken, Çinlilere yakın olanlarda ise Çinlilerin yemek kültürü baskın olmaya başlamıştır. Bu süreç Kazakların Çinlilerle yaptığı karışık evliliklerde daha belirgin olarak kendini göstermiştir.

Kazakistan’ın ülkesindeki Kazak nüfusunu çoğaltma ve güçlendirme sloganıyla başlatılan Kazakistan dışında yaşayan Kazakların Kazakistan’a göçüne Uygur özerk bölgesindeki Kazak Türkleri de aktif iştirak etmiştir. Kazakların, Kazakistan’a göç etmeleri için yerel yönetimler kolaylık sağlamış ve günümüzde çok sayıda Kazaklar Doğu Türkistan’daki evini barkını satarak Kazakistan’a göç etmektedir. Göç edenlerin yerini Çinli göçmenler doldurmaktadır. 2012 yılında Uygur Özerk Bölgesine Bağlı Sancı Hui/Döngen Özerk oblastinin Mori Kazak Otonom ilçesinde yaptığımız saha çalışmasında iki yıl içinde sadece bir köyden 40 aile Kazak Türkünün Kazakistan’a göç ettiğini, onların göç etme sürecine yerel yönetimlerin tüm kolaylığı sağladığını yerinde gördük.

4) Dongşianglar Dongxiangzu/东乡族): Çin’in Kuzeybatısında yaşayan Moğol dilli Müslüman halktır. Kendilerini “Sarta” olarak isimlendirirler. Fakat Çinlilerce yaşadığı bölgenin adı olan “Dongxiang” ile adlandırılmıştır. Yoğun olarak Gansu Eyaletine bağlı Linşia Döngen Özerk Oblastının Dongşiang Özerk İlçesi ile Guanghe, Hezheng, Kangle gibi ilçelerde ve az bir kısmı ise Lanzhou ve Uygur Özerk Bölgesinde yaşarlar. 2010 yılında yapılan son nüfus sayımında Dongşiangların toplam nüfusu 621 bin kişi civarındadır.

Geçmişte Çince kaynaklar hep “Dongşiang Müslümanları/Dongxianghui/东乡回” ve “Dongşiang Moğolları/Dongxiang Menggu/东乡蒙古” şeklinde kaydetmiştir. ÇKP iktidarı sonrasında ayrı bir azınlık olarak kabul edilmiş ve millet adı olarak “Dongxiang” kabul edilmiştir.1954 yılında Dongşiang Özerk Köyü kurulmuştur.

Günümüzde Dongşianglar Moğolcanın farklı bir lehçesini konuşurlar. Fakat kendilerine ait milli yazıları yoktur. Moğolca ile %40-%50 oranda aynıdır. Ayrıca Bao’an, Doğu Sarı Uygur ve Tu milletleri ile kendi dilleri aracılığıyla anlaşabilmektedirler. Dongşiang dilinde Türkçe, Tibetçe, Çince çok sayıda yabancı sözcükler vardır[45]. Günümüzde, Dongşianglar Çin yazısını yaygın olarak kullanmaktadırlar. Çünkü kendi yazısının olmamasından ötürü eğitim-öğretim tamamen Çin dili ve yazısı ile yürütülmektedir. Bundan dolayı 9 yıllık zorunlu eğitim sürecine dâhil olan herkes Çince biliyor demektir. Ayrıca, Çin dili ve kültürünün etkisi ile Çin tarzı ad ve soyadının çok yaygın olduğu bilinmektedir.

Dongşiangların kökeni ile ilgili olarak en yaygın kanaat ise üç çeşit söylem üzerinedir[46]: ilki, doğrudan Moğolların devamı görüşü; ikincisi ise Moğollar döneminde Türkistan bölgesinden Dongşiang bölgesine gelerek yerleşen değişik halklar; üçüncü görüş ise, Döngenlerin de ecdadı sayılan yerli Hui Hui”ların Moğol ve Çinlilerle karışarak ortaya çıktığı görüşüdür. 

Dongşianglar genellikle tarım ile uğraşırlar. Bulundukları yerlerin topraklarının verimsizliği ve kuraklığından dolayı son yıllarda Dongşiang erkekleri bölgelerinin dışına çıkarak çalışmaya başladığı veya ticaret ile meşgul oldukları bilinir. Ayrıca, hayvancılık ve el sanatları (halı, kilim dokumacılığı ve hayvan derilerinin işlenmesi) ile de geçimlerini sağlıyorlar. Gansu eyaletinin önemli şehirlerinde lokanta işletmeye başladıkları özellikle yöresel yemek olan Dongşiang Haşlaması ile ünlendiği bilinir.

5) Kırgız Türkleri Ke’erkezizu/柯尔克孜族): Kırgızlar ŞUÖB’nin Kızılsu Kırgız Otonom Oblastında ve az bir kısmı İli vadisinde yaşarlar. Heilongjiang eyaletine bağlı Fuyu ilçesinde de çok az sayıda Kırgızlar vardır. Toplam nüfuslar 186 bin civarındadır.

Kırgız Türklerinin mutlak çoğunluğu hayvancılıkla geçimin sağlarlar. Az kısmı ise çiftçilik veya hayvan ticareti ile meşgul olurlar.  Fakat 1980’li yıllardan itibaren yerleşik hayata geçilmesi teşvik edilmiş olup günümüzde nüfusun yarısından fazlası yerleşik hayata geçmiştir. Yerleşik hayata geçenler genellikle Uygur Türkleri ile etkileşim içindedirler. Çünkü Kırgızların yaşadığı bölgenin baskın nüfusu ise Uygur Türkleridir.

Kırgızlar dini inancı İslamiyet’in Sünni mezhebindendir. Kırgızlar yaşam tarzlarından ötürü daha sade İslami hayat yaşarlar. Sadece Çin’in Kuzeydoğusunda Mançurya bölgesindeki Fuyu ilçesinde yaşayan ve günümüzde artık tamamen Çinlileşmiş olan Kırgızların Şamanist inançlarıyla birlikte Tibet Budizm'ine taptığı bilinir.

Kırgızlar 1980’lere kadar hemen hemen Uygurlar ile aynı yazıyı kullandıysalar 1980 sonrasında Kırgızların çevresinde baskın ve yaygın olan Uygur Türklerinden ayrı olduklarını vurgulamak amacıyla Uygur Arap alfabesinden farklılaştırılmış bir Kırgız Arap alfabesi oluşturmuşlardır. Fakat nüfusunun çok yoğun olmaması ve çevresinde yaşayan Uygur veya Kazak Türkleri ile çok kolay kaynaşabildiğinden dolayı Tanrıdağı’nın güney kentlerinde yaşayan Kırgızların çoğu Uygurlarla aynı yazıyı, kuzeydekiler ise Kazaklarla aynı yazıyı, Fuyu’dekiler ise Çinceyi kullanırlar. Kendi yazılarını ise bölgede çıkarttıkları bazı dergi ve gazetelerde kullanırlar.

Kırgızistan’ın bağımsız bir devlet olarak sahneye çıkması ile birlikte Kırgızlardan bazı kimselerin Kırgız-Çin arasındaki, sosyal, kültürel ekonomik ilişkilerde aktif olmaya başladığı görülmüştür. Kırgız yetkililerin de pasif olsa dahi Çin’deki Kırgızlarla ilgilendiği, iki ülke arasındaki bazı ilişkilerde köprü görevi görmesini göreceli olarak sağladığı bilinmektedir. Diğer taraftan Kırgız devleti veya aydınlarının telkinleriyle Uygur-Çin anlaşmazlığında olabildiğince Uygurlardan uzak durmaya çalıştığı çok net olarak gözlenmiştir.

6) Salur Türkleri(Salazu撒拉族): Salurlar Çinghay (Köknur) eyaletinin Şunhau Salur Otonom İlçesi ile Hualong Döngen otonom ilçesi ve Gansu eyaletini Jishishan Bao’an ve Salur otonom ilçesinde yaşamaktadırlar. Geri kalan kısmı Çinghai, Gansu ve Uygur bölgelerinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Toplam nüfusları 130 binden fazladır. Salurların %80’den fazlası Şunhua Salur Özerk İlçesinde yaşarlar.

Salurların bulunduğu bölgeye 700 sene öncesinden itibaren Türkistan’ın Semerkant çevresinden göç ettikleri genel olarak kabul görmüştür. Ayrıca, Salurların sözlü kültürü, dil ve örf-adetleri günümüz Türkmenistan’ın Doğu bölgelerindeki Türklerin şivelerine daha yakındır. Salurların Moğol Yuan Sülalesi döneminde bulunduğu bölgeye geldiği ve bu dönemdeki Türk Müslümanların avantajlı konumlarından istifade ederek mekân tuttuğu tahmin edilebilir. Bulunduğu bölge günümüzde dahi Han Çinlilerinin nispeten az olduğu Tibetli, Moğol, Döngen milliyetlerinin çok olduğu bölgedir. Daha sonraki süreçte Salurlar bu farklı gruptaki milliyetler ile karışık evlilikler yapmıştır. Karışık evliliklerde özellikle dışardan gelin aldığı, çok nadiren kız verdiği söylenir. Bu durum günümüzde de yaygındır. Dolayısıyla, Salurlar kendi dillerini korumakla birlikte Çinceye de hâkimdirler.

Günümüzde Salurların kendi milli dilleri var fakat milli yazısı yoktur. ÇKP iktidarına kadar Türki Yazık dedikleri bir Arap alfabesine dayalı yazısının olduğu biliniyordu. Fakat 1954 yılında yönetim Salurları kendi milli dilleri olan fakat yazısı olmayan milliyet kategorisinde değerlendirmiştir. Bundan dolayı, Salurların eğitim-öğretimi sadece Çin dili ve yazısı ile yapılmaktadır. Okur-yazar olanlar Çin yazısını yaygın olarak kullanırlar.

Salurlar genellikle İslami ad ve soyadı kullanmalarına rağmen okula gidenler zorunlu olarak Çin tarzı ad ve soyadı kullanmaya başlamıştır. Resmi kimliklerde kullanılan ad ve soyadının giderek Çince olması durumu yaygınlık kazanmıştır.

Günümüzde Salurlar genellikle, çiftçilik ile geçimlerini sağlarlar. Fakat kentlere yönelik nüfus hareketliliğinin de olduğu, özellikle lokanta sektöründe Döngenler ve Uygurları taklit etmeye başladığı bilinmektedir. Bundan dolayı bugün Çin’in büyük ve orta ölçek kentlerinde helal yemek satan orta ve daha düşük sınıfta Salur lokantalarını görmek mümkündür. Uygurların Çin metropollerinde ve kentlerinde barınması ve iş yapması çeşitli kısıtlamalar ile imkânsız hale gelirken, onların yerini yavaş yavaş Salurların aldığı da gözlemlenmektedir. Salurlar, Uygurlara nazaran Çinlilerle daha iyi iletişim kurabilmekte veya Çinliler açısından “daha az tehlikeli” grup olarak algılanmaktadır.

Salurlar Sünni Müslümandırlar ve Çin’e geldiklerinden itibaren yerleşik hayata geçmeye başlamış ve mahalle kültürünün yaygınlaşması ile her mahallede mescit, medrese yaygınlaşmıştır. Günümüzde, Salurların yaşadığı bölgelerde küçük büyük yaklaşık 100 mescit veya cami vardır.

Son yıllarda Salurlar ile Türkmenistan aydınları ve Türkmenistan’ın Pekin büyükelçiliği ilgilenmeye başladığı, bazı Salur gençlerinin Türkmenistan’a eğitim için gittikleri de bilinmektedir.

7) TaciklerTajıkezu/塔吉克族): Çin vatandaşı olan Taciklerin tamamı Uygur Özerk bölgesinin Kaşgar vilayetine bağlı Taşkurgan Tacik Otonom İlçesinde yoğun ve Yarkent, Poskam, Kargalık ilçelerinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Son nüfus sayımında (2010) Taciklerin toplam nüfusu 51 bin kişi olarak kaydedilmiştir.

Pamir yaylasında yaşayan Tacikler hayvancılık ve avcılık ile geçimlerini sağlarken, ovada yaşayanlar Uygur Türkleri ile aynı yaşam tarzını benimsemişlerdir. Son yıllarda artan stratejik ve güvenlik yatırımları nedeniyle devlet Taciklerin Pamir yaylasından daha aşağı bölgelere özellikle Kaşgar'ın Yopurgha ilçesine iskân ettirmeye başlamıştır. Neredeyse zorunlu iskân kategorisinde olan bu süreçte devlet Taciklerin yerleşik hayata alışması için her açıdan destek sağladığı, fakat onların isteksiz davrandıkları görülmüştür. 2007 yılında işbu iskân bölgesinde yaptığımız araştırmada Taciklerin haklı olarak iskân sürecine direndiklerini yerinde gördük. Tacikler genellikle rakım 2500-5000 metrede yaşayan bir halk olmasından ötürü, rakım 1000 metre dolayında olan Kaşgar’ın köyleri onları öncelikle sağlık açısından olumsuz etkilrmiştir. Ayrıca, kadar kurak ve sıcak iklime alışık olmayan Taciklerin yaz aylarında fırsat buldukça Pamir’e kaçtıkları ortaya çıkmıştır. Fakat iskân siyasetinin bir devlet politikası olmasından ötürü, genç nesillerin daha hızlı bir şekilde uyum sapladığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, genç nesillere sağlanan imkânlar onlar açısından daha cazip gelmiştir.

Pamir yaylasında yaşamaya devam edenlerin önemli bir bölümü özellikle 11 Eylül sonrasında “Atlı Sınır Muhafız”ı olarak Çin hudut birliklerine yardımcı olmaya başlamışlardır. Uygur Türklerine yönelik yürütülen operasyonlarda veya sınırdaki kaçak geçişlerin önlenmesinde devlete çok yardımcı olduklarından ötürü Çin’deki en sadik azınlık olarak medyada ve ÇKP arenasında takdir edilmiştir.   

Taciklerin kullandığı dil Hint-Avrupa dil ailesinin İran Dil grubu Pamir şubesine bağlı bir çeşit İrani dildir. Günümüzde Tacikler arasında kullanılan Tacikçenin sözlüğünde çok sayıda Uygur Türkçesine ait kelimeler olmakla birlikte son yıllarda hızla çoğalan Çince kelimeler mevcuttur. Taşkurgan dışında yaşayan Taciklerin hemen hemen tamamı Uygur Türkçesini kendi aralarında iletişim dili olarak kullanırlarken, Taşkurgan’da yaşayan Taciklerin mutlak çoğunluğu Uygur Türkçesini biliyorlar. Öyle ki, 2007 ve 2012 yıllarında bölgede yaptığımız saha çalışması esnasında en güzel Uygur Türkçesini konuşan Taciklere şahit olduk. Üstelik yaşları 60’ın üzerinde olanların konuştuğu Uygur Türkçesinin ise Çincenin ve medya Uygurcasının hiç etkisinde kalmamış otantik ve saf Uygur Türkçesi olması çok düşündürücü idi. Hatta bir yaşlı Tacik kadını 70 yıllık ömründe Kaşgar şehrine dahi hiç gitmemiş, ama Uygur Türkçesini o kadar tatlı ve güzel konuşuyordu. Fakat onun torunları artık ne Tacikçe ne de Uygur Türkçesi konuşabiliyorlardı. Sadece Çince konuşuyor ve ninesi ile iletişim kuramıyor veya kurma ihtiyacı dahi hissetmiyordu. Bu durumdan devlet memuru konumundaki Tacikler memnun iken, diğerleri pek memnun değildi. Onlara göre, eğitimin Uygur Türkçesi ile devam ettirilmesi en azından Tacikçenin korunmasını sağlarken, çevresindeki ve bölgesindeki yaygın kullanım dili olan Uygur Türkçesini öğreniyorlardı. Dolayısıyla Tacik ve Müslüman kültüründen kopmuyorlardı. Fakat şimdi Çince eğitim ile yeni nesiller hem Tacik dili ve kültüründen hem Müslümanlıktan uzaklaşıyorlardı.

Tacikler’in kendilerine ait milli bir yazısı yoktur. Uygur yazısını yaygın olarak kullanagelmişlerdir. 2000’li yılların başlarına kadar Taciklerin bütün eğitim-öğretim Uygur Türkçesi ile yapılıyordu. Bundan dolayı Tacik kökenli biri genellikle Uygur okullarında okur ve Uygurlar ile aynı sınava girerek üniversiteye gidiyorlardı. 2000’li yıllardan sonra, özellikle 2003 yılından sonra tamamen Çince eğitime geçmiştir. Bu durumda yeni neslin çoğu Çinceyi öğrendikçe Tacikçeden uzaklaşmıştır. Çünkü Tacikçe ile Çince arasında herhangi bir geçişlilik bulunmamaktadır.

Taciklerin daha önce doğa dinlerine sonra Budda dinine inandıkları biliniyor. Bölgedeki arkeolojik kazılar ve folklorik çalışmalar buna işaret ediyor. Taciklerin İslamiyet ile tanışması Türklerin İslamiyet’e geçişi ve Karahanlı devletinin İslamiyet’i Devlet dini olarak belirlemesi ve Budist çevrelere yönelik İslami yayma çalışmaları ile doğrudan ilişkilidir. Taciklerin tamamen İslamlaşması ancak 17. Yüzyılda tamamlanmıştır. Tacikler konargöçer olmakla birlikte Taşkurgan ilçesinin dışında yaşayanların çoğu Uygurlar ile içiçe yaşamakta ve yerleşik yaşam tarzını sürdürmektedirler. 18. Yüzyılların başlarına kadar Tacikler arasında Sünni Müslümanlık yaygın iken bu tarihten itibaren Şii mezhebinin İsmailiye kolunun hızla yayıldığı görülmüştür[47]. Tacikler günümüzde Çin’deki tek Şii mezhebinde olan Müslüman milliyet olarak bilinir.

Son yıllarda Tacikler ile Çinliler arasında artan karışık evliliklerin oranı Uygur bölgesindeki Müslüman milliyetler arasında ilk sırayı almaya başlamıştır.

8) Bao’an MilliyetiBao’anzu保安族): Çince adları Bao’an (保安族) milliyeti olan bu Müslüman halk dünyada sadece Çin’de yaşıyorlar. Bao’an milliyeti genellikle Gansu eyaletine bağlı Ji Shıshan Bao’an, Dongşiang ve Salur Özerk İlçesinde yaşarlar. Az bir kısmı ise dağınık olarak Lanzhou, Linşia, Çinghai, Tibet ve Uygur Özerk Bölgesinde yaşıyorlar. 2010 yılında yapılan son nüfus sayımına göre Bao’an milliyetinin toplam nüfusu 20 bin kişi civarındadır.

Bao’an milliyetinin konuştuğu dil Moğolca olup, daha çok Moğol kökenli halklardan Tu (Moğol) ve Dongşiang’lara yakındır. Kendine ait milli bir yazısı yoktur. Tarihte Çinli ve Dmngenlerle sıkı ilişkilerde olduklarından dolayı Çin dili ve kültürünün etkin etkiside kalmıştır. Bao’an dilindeki Çince sözcüklerin oranı yaklaşık %40 civarındadır[48].

Bao’an miliyetinin kökeni hakkında üç çeşit görüş vardır. İlki günümüzde konuştuğu dilsel özelliklerinden dolayı Moğol kökenli bir halk olması gerektiği. Yani İslamiyet’i kabul eden Moğolların Bao’an bölgesinde Tibetli, Çinli ve Döngen gibi milliyetlerle karışması sonucu ortaya çıkmış olduğu yöndeki görüş. İkincisi ise, Çince kaynaklarda geçen “Bao’an Hui保安回” tanımlamasına binaen onların Döngen olabileceği yönünde geliştirilen bir görüş. Üçüncü görüş ise Moğollar dönemindeki Müslüman Renklilerin Bao’an bölgesindeki diğer milliyetlerle kaynaşması sonucu şekillenmiş bir halk olduğu görüştür[49].

Sonuç olarak Bao’an milliyeti Moğolca konuşan sayıca fazla olmayan, aynı zamanda Çin dili ve yazısının etkisinde kalmış bir halktır. Bao’an adı da Çinliler tarafından verilmiş coğrafya’ya dayalı bir addır. Yani Bao’an bölgesinde yaşayanlar anlamında “Bao’anlı/保安人”.  Bao’an milliyeti genellikle çiftçilikle geçimlerini sağlayan bir halktır. Çeşitli bitkileri ekip biçerler. Bunun haricinde ek olarak bıçakçılık mesleği yaygındır. Bao’an milliyeti Döngenler gibi ticaret işlerinde de başarılı bir halktır.

Bao’an milliyeti Sünni Müslüman olmakla birlikte, Bao’anler arasında Nakşibendi tarikatının bazı kollarının yaygın olduğu da bilinir. Bao’an bölgesinde bulunan Mescit ve Camiler Bao’anlerin örf adet ve gelenek göreneklerinin korunması ve yaşatılmasında çok önemli işlevler görmüştür ve görmektedir.

Bao’an milliyeti dili olan ve yazısı olmayan bir halk olduğu için eğitim-öğretim ve kültür aktarımı Çin yazısı ve kültürü aracılığı ile olmuştur. Bu durum, Bao’an milliyetinin dini inancını koruduğu müddetçe Döngenleşeceği ve zamanla kendi dilini unutacağı durumunu ortaya çıkartmıştır.

9) Özbek TürkleriWuzibiekezu/乌孜别克族): Çin’deki Özbekler, sadece Uygur bölgesinde yaşıyorlar. Genellikle büyük kentlerde oturuyorlar. Sadece bir kısmı, Sancı Döngen Oblastı’na bağlı Mori Kazak Otonom İlçesinin Danangou Özbek Otonom köyünde (resmi olarak 1987 yılında tesis edilmiştir) yaşıyorlar. Son nüfus sayımına göre, Özbeklerin toplam nüfusu 10 bin kişi civarındadır.

Özbekler genellikle Uygurlar ile iç-içe yaşarlar. Sadece Özbek otonom köyündekiler ve Altay vilayetindekiler Kazaklarla iç içe yaşamakta ve günlük iletişimde Kazak Türkçesi ve yazısını kullanmaktadırlar. Özbeklerin sosyal ve kültürel özellikleri Uygur Türkleri ile hemen hemen aynı olmasından ötürü her alanda iç-içe geçmiştir. Sayılarının bu kadar az gözükmesi aslında bu benzerlikten kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı kendilerine ait bir yazı icat etme ihtiyacını hissetmemişlerdir.

Bölgedeki Özbeklerin çoğu ticaret ile meşguldürler, sadece Özbek köyünde yaşayanlar hayvancılıkla geçimini sağlarlar. 2012 yılında işbu köyde yaptığımız saha çalışmasında Özbek olarak adlandırılan grubun aslında sosyal ve kültürel olarak daha çok Kazak Türklerine yakın oldukları gözlemlenmiştir. Ayrıca yaşam tarzı olarak da Kazaklarla aynıdır.

Özbek Türkleri Türkistan’da Uygur Türkleri ile birlikte en dindar ve yerleşik kültürü en güçlü Türk boyu olarak bilinir. Sünni Müslümandırlar ve Uygur bölgesindeki diğer Müslüman gruplara nazaran daha dinine bağlıdır. Sadece hayvancılıkla uğraşan Özbek köyündekiler yaşam tarzından dolayı daha gevşek bir İslami inanca sahip olduğu gözlemlenir.

10) Tatar TürkleriTataerzu/塔塔尔族): Çin’de yaşayan Tatarların tamamı Şinciang Uygur Özerk Bölgesinde yaşıyorlar. Onların toplam nüfusları son nüfus sayımına göre yaklaşık 3500 kişidir. Tatar nüfusunun bu kadar az veya geçmişe nazaran az olmasında en önemli etken 1980 sonrasında sürekli olarak bölgeden dışarıya göç etmeye başlaması veya başta Uygur Türkleri olmak üzere karışık evliliklerin yaygınlaşmasındandır. Yurtdışına göçler genellikle Avusturalya başta olmak üzere Tatar diasporasının daha güçlü olduğu ülkelere yönelik olmuştur.

Bölgede kalan Tatar Türkleri genellikle Ürümçi, İli, Altay bölgelerinde yaşarlar. Kazakların etkisinde kalarak geçimini hayvancılıkla sağlayan bir diğer Tatar grubu ise, Sancı Oblastına bağlı Daçuangou Tatar Otonom köyünde toplu olarak yaşamaktadırlar. Onların dili dâhil tüm gelenek görenekleri Kazaklarla hemen hemen aynıdır.

Tatar Türkleri, bölgeye 19. Yüzyılın sonlarına doğru ticaret ve marifet işleri için gelmişlerdir. Özellikle Ceditçi hareketin etkisiyle çok sayıda Ceditçi Tatar aydınları İdil-Ural bölgesinden Uygur Türk bölgesine gelerek, yerli Türklerinin eğitim, kültür işlerine azımsanmayacak kadar büyük katkılarda bulunmuşlardır. Uygur Türkleri bu katkıları ve fedakârâne çalışmalarından dolayı Tatar Türklerine daima saygıda bulunmuşlardır. Tatar Türkleri bölgedeki laik ve çağdaş yaşamın öncüleri olarak da kabul edilmişlerdir[50].

Bölgede yaşayan Tatar Türkleri sayılarının az ve dağınık oluşlarına bakmaksızın kendi şivelerini korumayı bilmişlerdir. Eğitime en çok önem veren halk olmasından ötürü sadece Çin’deki Türk dilliler içinde değil hemen hemen bütün azınlıklar içinde eğitim düzeyi en yüksek olan bir Türk topluluğudur.

 

Genel Değerlendirme ve Öngörü

Çin’deki resmi söylem göre, Çin’de 2000 yıl hüküm süren feodal sistem 1911 yılında Milliyetçiler tarafından yıkılarak Çin Cumhuriyeti kurulmuştur. ÇKP önderliğindeki Çin Kurtuluş Ordusu da 1949 yılında Milliyetçi Çin’i mağlup ederek Çin anakarasında Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Çin’in başta anayasası olmak üzere ilgili yasalarında ÇHC’nin çok milliyetli birleşik ülke olduğu ısrarla vurgulanır. Çin’in ilgili yasaları incelendiğinde Çin’de farklılıkların korunduğu ve yaşatıldığı hemencecik anlaşılır. Bu durum ÇHC’nin mevcut anayasasının aşağıdaki maddelerinde de açıkça belirtilmiştir:

34. Madde, Çin Halk Cumhuriyeti’nde 18 yaşını doldurmuş vatandaşlar, milliyetine, ırkına, cinsiyetine, mesleğine, ailesine, dini inancına, eğitim düzeyine, maddi durumuna, ikamet sınırlamasına bakılmaksızın seçme ve seçilme hakkı vardır. Hukuki olarak siyasi haklarından mahrum edilenler hariç.

35. Madde, Çin Halk Cumhuriyeti’nde vatandaşların fikir, yayın, toplanma, örgütlenme, gösteri özgürlükleri vardır.

36. Madde, Çin Halk cumhuriyetinde vatandaşların dini inanç özgürlüğü vardır. Herhangi bir devlet birimi, sosyal örgütler veya bireyler vatandaşları zorla dine inandıramaz veya inanmamaya zorlayamaz, inanan vatandaşları veya inanmayan vatandaşları aşağılayamaz/dışlayamazlar.

Ayrıca, ÇHC’nin resmi hükumet ağ sayfasında da bu husus ile ilgili olarak şu satırlar dikkat çeker[51]: “Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki milliyetler eşittir, devlet her azınlık milliyetin meşru hak ve çıkarlarını korur; onların eşitliğini, birliğini ve aralarındaki karşılıklı yardımı korur ve geliştirir. Herhangi bir milliyete yönelik ayrımcılık ve baskıyı yasaklar; milliyetler birliğine zarar veren ve milliyetleri bölmeye yönelik davranışları yasaklar”.

Fakat Çin bürokrasi geleneğinin pratiğinde çok yaygın olan “上有政策下有对策-Yukarının politikası var ise aşağının muadili vardır” benzeri anlayış ve yaklaşımlar işbu yasaların tam anlamı ile uygulanmasını engellemiştir. İşbu engellemeler Çin’de hak arayanların yolunu kapatmakla birlikte çeşitli rüşvet ve yolsuzlukların da önünü açmıştır. Diğer taraftan ülkedeki tek partili yönetim şekli yargının bağımsız ve tarafsızlığını ortadan kaldırmıştır. Yargı mensuplarının da ÇKP üyelerinden oluşması yöneticilerdeki yolsuzlukların örtbas edilmesi veya hukuk sisteminin adil işletilememesi durumunu ortaya çıkartmıştır. Bundan dolayı yasalarda öngörülen çoğulcu, çok kültürcü ve inançlara saygılı Çin toplumu bir türlü inşa edilememiştir.

Geleneksel Çin düşüncesinin Batı tarzı milliyetçi-modernist yaklaşımlar ile yoğrulması sonucu ortaya çıkan yeni şekli, Çin’deki farklılıklara yönelik daha az hoşgörülü olmaya başlamıştır. Müslüman milliyetlerin durumu da Batı’da yükselen İslam karşıtlığına paralel olarak (Çin’de) gitgide kötüleşmeye başladığı, özellikle Uygur Müslümanlara yönelik uygulanmakta olan ayırımcılıkta kendini belli etmiştir. Çin geleneksel düşüncesindeki farklılıkları yönetmede uygulanan böl-parçala-yönet stratejisinin Müslümanlar arasında da açıkça uygulandığı görülmektedir[52]. Wai Yip Ho’nun yerinde tespit ettiği gibi[53]Uygur Türk Müslümanlar ulusal birlik için tehdit olarak görülürken, Döngen Müslümanlar Çin’e biat etmiş/asimile olmuş olmalarından ötürü “iyi vatandaş” olarak görülmüştür. Diğer Müslüman milliyetlerden farklı olarak Döngen Müslümanların kendi dilleri yoktur ve Çin dilini ana dili olarak kabul etmişlerdir”.  

Özellikle 2000’lı yıllardan sonra ısrarla uygulanmakta olan tek dilli ve tek kültürlü eğitim, kültür politikalarının amacı da aslında bir taraftan farklılıkların hızla yok edilmesini gaye ettiyse, diğer esas amaç ise, Çince konuşan ve Çince düşünen “iyi vatandaş”lardan oluşacak Çin Milliyeti/中华民族 oluşturmaktır. Bu aslında tamamen güvenlikçi (fark=tehdittir) ve ötekileştirici (dışlayarak mahkûm etme) bir yaklaşım olmakla birlikte, Çin’de farklılıkların kendi özgünlüklerini belirli seviyelerde koruyarak istekli bir şekilde egemen toplum ile bütünleşme sürecine girmesini engellerken, daha büyük huzursuzluk ve çatışmalara meydan hazırlamaktadır.

Çin’deki Müslüman Milliyetler bahis edildiği gibi iki grupta kategorize edilmiştir. Çin Müslümanlığı kategorisinde bulunan Dongşiang, Bao’an ve Salurlar mevcut eğitim ve öğretim sistemi ile bölgelerinde uygulanmakta olan kültür politikalarının çıktısı olarak Çin dili ve kültürü içinde hızla Döngenleşme sürecine girmiş bulunmaktadır. Ana dillerinin kaybedilmesi ile (büyük ihtimalle) bu süreç tamamlanacaktır. Türkistan Müslümanlığı kategorisinde bulunan Türk soylu Müslümanlar ve Tacikler 2003 yılından beri bölgede uygulanmakta olan (ısrarcı ve zorlayıcı) tek dilli ve tek kültürlü eğitim-öğretim politikaları ile kamusal alanda dozu arttırılarak yaygınlaştırılan kısıtlayıcı tedbirlerle gitgide kendi dili ve kültürlerinden kopmaya başlamıştır.  Bu toplumlarda sosyal yarılma, kültürel yabancılaşma ve kültürel kopukluklar hızla yaygınlaşmaya başlamıştır.  Uygur toplumu örneğinde olduğu gibi zoraki ve yönlendirilmiş değişmelerle toplumda özendirilen alkolizm, fuhuş, uyuşturucu kullanımı, HİV ve benzeri bulaşıcı hastalıklar, aile içi şiddet, boşanma, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yoksullaşmanın artarak devam ettiği ve edeceği gözlemlenmektedir. Diğer taraftan, dışlanan ve asgari dini ve kültürel yaşantısını yaşayamayan Müslümanların marjinalleşmesi sonucunda Çin’den çeşitli yollardan kaçma durumları da ortaya çıkmıştır. Özellikle Uygur bölgesindeki radikal dışlayıcı ve formatlayıcı uygulamalardan dolayı umudunu yitirmiş bazı Uygur Türkleri dini istismar eden çeşitli örgütler veya karanlık güçlerce yönlendirilebilmektedir. Bu durum bölgede daha faşist uygulamaları hayata geçirmek isteyen bazı yöneticiler için de bulunmaz bahaneye dönüştürülmüş, daha radikal ve daha gayri insani uygulamalara imza atmaya başlamışlardır. Bunun en bariz örneği ise 1 Nisan 2017 tarihinde yürürlüğe giren “Şinciang Uygur Özerk Bölgesi Aşırılığı Yok Etme Yönetmeliği[54]dir. Bunun devamı olarak uluslararası medyaya da yansıyan ve büyük tepki çeken başta Muhammed olmak üzere İslami ad ve Türkçe kökenli milli adların yeni doğan çocuklara verilmemesi yönündeki yasaklardır[55].

Çin’de yaşayan Müslümanların huzur içinde yaşaması Çin’in Müslüman dünyası ile olan ilişkileri açısından önemlidir. Çünkü Çin sanayisinin ihtiyaç duyduğu hammadde enerji tedarikçileri ve sanayi ürünlerinin pazarlandığı en önemli Pazar işbu Müslüman coğrafyasıdır. Diğer taraftan, Çin’deki Müslüman nüfusun yaşadığı Kuzeybatı bölgesi, Türk-İslam ülkeleri ile komşu olduğu, özellikle Türkiye başta olmak üzere diğer Türk Cumhuriyetleri ile sadece din bağı değil aynı zamanda kan ve kültür bağı olduğu düşünüldüğünde Çin’in mevcut Müslüman nüfusa yönelik gayri insani uygulamalarını acilen gözden geçirmesi gerekecektir. Bu gözden geçirme ihtiyacı aslında, sınırlarının doğusu ve güneyinde denizlerden kuşatılan, sıkıştırılan ve çıkış yolu olarak “Yeni İpek Yolu”nu seçen Çin için daha acil ve önemlidir. İşbu projenin gerçekleşmesi gereken kara güzergâhlarının büyük bölümü Türklerin coğrafyasında bulunmaktadır. Deniz güzergâhları da diğer Müslüman coğrafyası veya limanlarından geçirilmesi düşünülmektedir. 

 

 

 

Kaynak

ALLE`s, E., 2005. “The Chinese-speaking Muslims (Dungans) of Central Asia: a case of multiple identities in a changing context”. Asian Ethnicities, 2005, 6 (2).

ARİENNE. M Dwyer, The Xinjiang Conflict: Uyghur identity, language policy, and political discourse. Policy Studies, 2005.

BAİ Shouyi/白寿彝, “Çin Müslümanlarının Tarihi Katkıları/中国穆斯林的历史贡献”, Döngen Edebiyatı/回族文学, 2007/4, ss. 65-68.

BECKETT, G. H., & Postiglione, G. A. (Eds.), China's Assimilationist Language Policy: The Impact on Indigenous/minority Literacy and Social Harmony (Vol. 9). Routledge, 2013.

BUMERYEM Abdulkerim, Çin Kaynaklarına Göre Taoizm, Yayınlanmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, Ankara.

CAPPELLETTİ, Alessandra, “Socio-economic disparities and development gap in Xinjiang: the cases of Kashgar and Shihezi”, Edited by Anna Hayes ve Michael Clarke, Inside Xinjiang Space, Place and Power in China's Muslim Far Northwest, Routledge, 2016.

CHANGHONG, Yue/乐长虹, Sheng, Laiyun/盛来运(2013).  (Ed). Çin Milliyetler İstatistik Yıllığı/中国民族统计年鉴, Pekin: Çin İstatistik Yayınevi中国统计出版社.

CLARKE, Michael, “China's “War on Terror” in Xinjiang: Human Security and the Causes of Violent Uighur Separatism”, Terrorism and Political Violence, 2008, 20.2, ss.271-301.

DRU,  Gladney, Muslim Tombs and Ethnic Folklore: Charters for Hui Identity. The Journal of Asian Studies, 1987, 46(3), ss.495-532.

 Representing Nationality in China: Refiguring Majority/Minority Identities. The Journal of Asian Studies, 1994, 53(1), ss. 92-123.

DYER, S. R. K.,  “Muslim life in Soviet Russia: the case of the Dungans”. Institute of Muslim Minority Affairs. Journal, 1980, 2(2), ss.42-54.;

Erkin Türkler, “Sincan: Çin’in Başarılı Algı Operasyonu”, Türk Yurdu, Sayı 331, Mart 2015, ss. 27-28.

FRIEDRICHS, Jörg. “Sino-Muslim Relations: The Han, the Hui, and the Uyghurs”, Journal of Muslim Minority Affairs, 2017, ss.1-25.

Gu Youshı/顾有识 ve luo Shujie/罗树杰, Çin Etnografyası/中国民族志、 Heilongjiang Halk Neşriyatı/黑龙江人民出版社, 2003.

Ha Zhengli/哈正利, “Döngenlerin Etnik Menşe Rivayetlerinin Temel Yapıları zerine/论回族族源传说的基本结构”, Edebiyat-Tarih-Felsefe/文史哲, 2006/2.

HANG, Meng /孟航, “Çin’deki Müslüman Nüfusun Dağılım Durumu Üzerine İnceleme/中国穆斯林人口分布格局浅析”, Kuzeybatı Milliyetler Araştırmaları/西北民族研究, 2004/4, ss.76-96.

HO, Wai-Yip. “Mobilizing the Muslim minority for China's development: Hui Muslims, ethnic relations and Sino-Arab connections”. Journal of Comparative Asian Development, 2013, 12.1, ss.84-112.

HOWELL, Anthony & FAN , C. Cindy, “Migration and Inequality in Xinjiang: A Survey of Han and Uyghur Migrants in Urumqi”, Eurasian Geography and Economics, Vol. 52, No. 1, 2011, ss. 123.

HONG, Ding /丁宏, Döngen Kültürü Araştırmaları/东干文化研究,Merkezi milliyetler üniversitesi yayınevi/中央民族大学出版社, 1999.

HONG, Ding/丁宏 ve Zhang Guojie/张国杰, 20. Yüzyılda Çin Müslümanları /百年中国穆斯林, 宁夏人民出版社, 2002.

HONGYAN, Peng /彭红艳, Sun, Qiuyun/孙秋云, “Çin’de Azınlık Sosyolojisinin İçeriği ve Yöntemi Üzerine — Ma Rong’un Azınlık Sosyolojisi Araştırmaları Üzerine Tartışma/我国民族社会学内涵与方法述论—兼议马戎的民族社会学研究”, Zhongnan Milliyetler Üniversitesi Dergisi (Beşeri ve Sosyal Bilimler) 中南民族大学学报, 2005/6.Sayı, ss. 22-26.

JİANXİN, Zhou /周建新, “Döngenlerin Oluşumunda Karışık Evlilikler/回族形成发展过程中的族际族内通婚”, Merkezi Milliyetler Üniversitesi Dergisi/中央民族大学学报, 2001/3, ss.52-56.

JİNWEİ, Ma /马金伟 ve Ma Lijuan/马立娟, “1982-2010 yılları arasında Çin Döngenlerinde Demografik Değişim Araştırması/1982—2010 年我国回族人口分布变动研究”, Northwest Population/西北人口, 2016/3,ss. 47-50.

KARLUK, Abdürreşit Celil, “Tatar Türklerin Uygur Türklerindeki Cedit Eğitimine Etki ve Katkıları Üzerine”, KIRIM, 2002, Sayı 36-40, Ankara, Sayfa: 30-37.

KARLUK, Abdurreşit Celil, “Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Milliyetlerin Dağılımı ve Etno-Demografik Özellikleri”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2009 Güz (11), ss.63-91.

KAMALOV, Ablet, “The Uyghurs as a Part of Central Asin Communality: Soviet Historiography on the Uyghurs”, Situating The Uyghurs Between China And Central Asia , Ed.: Ildikó Bellér-Hann, M.Cristina Cesáro, Rachel Harris, Joanne Smith Finley, Ashgate Publishing Company, Angland, 2007.

KILIÇ, Filiz, “Kırgızistan’daki Dunganlar: Tarihleri, Göçleri, Yaşamları, Dil Durumları”. Türkbilig/Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 2013, 14(26), ss.1-26.

LİANG, Qi /启良,  Çin Medeniyet Tarihi/中国文明史(II/下) , Huazcheng Neşriyatı/花城出版社, 2001, Kanton.

LUMUMBA-Kasongo ve TUKUMBİ. “China-Africa relations: A neo-imperialism or a neo-colonialism? A reflection”, African and Asian Studies, 2011, 10.2-3: ss.234-266.

MEYER, Patrik Kristof, Governing Muslim Minorities as Security Threats:The Case of the Uyghurs and the Concept of a New Chinese Nation, yayımlanmamış Doktora tezi, Robinson College, University of Cambridge, June 2012.

MİNGDA, Ma /马明达、 Zhu Yuanzhang’ın Renklilere Ayrımcılığı/朱元璋歧視色目人, Döngen Araştırmaları/回族研究, 2006/1.

MCMİLLEN, Donald “Xinjiang And the Produnction and Construction Corps: A Han Organızation in a Non Han Region” The Australian Journal of Chinese affairs, 1981/6 P. 65-96;

MUKHERJEE, Kunal, “The Uyghur question in contemporary China”, Strategic Analysis, 2010, 34.3, ss.420-435.

QİCHENG, Ma / 马启成, Döngen Tarihi ve Kültürel hem Etnolojik Araştırmalar/回族历史与文化暨民族学研究, Merkezi milliyetler üniversitesi Yayınevi/中央民族大学出版社, 2006.

RONG, Ma, /马戎. “Çin’in Azınlıklar Sosyolojisi Araştırması Üzerinde” /论中国的民族社会学研究, Pekin Üniversitesi Dergisi /北京大学学报, 38卷, 第5期 /38.Cilt, 2001/5;

 “Milliyetler İlişkisini Anlamanın Yeni Düşüncesi — Azınlıklar Sorunun “Siyasisizleştirmesi”/理解民族关系的新思路—少数民族问题的“去政治化” , Pekin Üniversitesi Dergisi /北京大学学报,41卷第六期/41.Cilt, 2004/6. ss. 122-133;

Etnik Sosyoloji—Sosyolojideki Etnik Gruplar İlişkisi Araştırmaları/民族社会学社会学的族群关系研究, Pekin Üniversitesi Yayınev/北京大学出版社, 2004, Pekin.

QUAN chunhua/ 全春花,  “Yuan Sülalesinin “Dört Tabaka Sistemi” üzerine /元朝“四等人制概论”, Shijiqiao/世纪桥, 2008/8, ss.70-71.

RABALLAND, Gaël ve Andrésy, Agnès. “Why should trade between Central Asia and China continue to expand?”. Asia Europe Journal, 2007, 5.2, ss. 235-252;

SAUTMAN, Barry, "Is Xinjiang an internal colony?." Inner Asia, 2000/2.2, ss.239-271.

SEYMOUR, James D, “Xinjiang’s Produnction and Construction Corps, and the Snification of Eastern Turkestan”, İnner Aisa, 2000/2, ss.171-193.

SHENGMİN, Yang /杨圣敏 ve DingHong/丁宏,Çin Etnografyas/中国民族志, Merkezi Milliyetler Üniversitesi Yayınevi/中央民族大学出版社, 2004, Pekin.

SHIMİN, Wu/ 吴士民, Milliyetler Teorisi ve Milliyetler Politikası民族理论和民族政策, Çin Sosyal Bilimler Yayınevi/中国社会科学出版社, 1985.

Stalin/斯大林, Maksizm ve Milliyetçilik/马克思主义和民族主义, Stalin Koleksiyonu/斯大林全集, II. Cilt/第二卷, Merkezi Tercüme Dairesi Neşriyatı/中央编译出版社, 1913, Pekin.

SONG, Shuhua/宋蜀华, Chen, Kejin/陈克进, Ana Hatlarıyla Çin Milliyetleri/中国民族概论, Merkezi Milliyetler Üniversitesi Yayınevi/中央民族大学出版社, 2001, Pekin.

TİNG, J., & XİANSHENG, T. “The Hui People: Identity, Policies, Developments, and Problems”. Conference Papers -- American Sociological Association, January 25, 2015, ss.1-29.

TUNA, Amine, Doğu Türkistanda Asimilasyon ve Ayrımcılık, İHH İnsani Yardım Vakfı Yayınları, 2012.

ZHENHUA, Hu /胡振华, “Çin İslami Milli kültürleri/中国伊斯兰教民族文化”, Merkezi Milliyetler Üniversitesi Dergisi/中央民族大学学报, 2002/5, ss. 42-52.

Büyük Ming Kanunları/大明律, &. Cilt/卷六, Moğol Renklillerin Evlilik Maddeleri/蒙古色目人婚姻條.

Elektronik Kaynaklar:

 

Bingtuan, www.china.org.cn/e-white/20030526/9.htm , erişim: 25.12.2016.

China's Uighurs claim cultural 'genocide', http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/06/china-uighurs-claim-cultural-gen-20146165946224857.htmlErişim: 30.03.2017.

Çin İstatistik Dairesi resmi ağ sayfası: Çin 2010 Nüfus Sayımı İstatistik Verileri/中国2010年人口普查资料http://www.stats.gov.cn/tjsj/pcsj/rkpc/6rp/indexch.htm, Erişim: 01.03.2017.10

Çin 2010 Nüfus Sayımı İstatistik Verileri/中国2010年人口普查资料http://www.stats.gov.cn/tjsj/pcsj/rkpc/6rp/indexch.htm, Erişim: 01.03.2017.10

Çinli Müslümanların Tarihsel Katkısı/中国穆斯林的历史贡献?http://www.chinaislam.net.cn/cms/whyj/yslgk/201205/21-56.html, Erişim: 20.03.2017.

Çin Din İşleri İdaresi Resmi Ağ Sayfası, Çin’de Dini Durum/ 中国宗教概况http://www.sara.gov.cn/zwgk/17839.htm, Erişim: 06/3/2017

Çin İslam Dini Cemiyeti (中国伊斯兰教协会), resmi ağ sayfasında http://www.chinaislam.net.cn

2014年国际宗教自由报告http://chinese.usembassy-china.org.cn/irf2014.html, Erişim: 06/3/2017.

Çin Anayasası, http://www.gov.cn/gongbao/content/2004/content_62714.htm, Erişim: 17.03.2017

Çin Hükümeti Ağı/中国政府网/Zhongguo Zhengfu Wang http://www.gov.cn/gongbao/content/2004/content_62714.htm

Erişim tarih: 28. 04. 2015.

TELEGRAPH: China bans Islamic baby names in Muslim majority Xinjiang province, http://www.telegraph.co.uk/news/2017/04/25/china-bans-islamic-baby-names-muslim-majority-xinjiang-province/, (Erişim: 25.04.2017);

IDEPENDENT: “China bans Islamic baby names in Muslim majority Xinjiang province, http://www.independent.co.uk/news/world/asia/china-ban-islamic-baby-names-muslim-xinjiang-province-uyghurs-burqa-islam-jihad-human-rights-a7700646.html, (Erişim: 25.04.2017);

The Guardian: China bans religious names for Muslim babies in Xinjiang, https://www.theguardian.com/world/2017/apr/25/china-bans-religious-names-for-muslims-babies-in-xinjiang, (Erişim: 25.04.2017).

THE NEW YORK TİMES: China Bans ‘Muhammad’ and ‘Jihad’ as Baby Names in Heavily Muslim Region, https://www.nytimes.com/2017/04/25/world/asia/china-xinjiang-ban-muslim-names-muhammad-jihad.html?_r=0, (Erişim: 25.04.2017).

 

 


[1] Lumumba-Kasongo ve Tukumbi, “China-Africa relations: A neo-imperialism or a neo-colonialism? A reflection”, African and Asian Studies, 2011, 10.2-3: ss.234-266.

[2] Abdürreşit Celil, “Çin Halk Cumhuriyeti'nde Sosyo-Ekonomik Kalkınma Girişimleri ve Reformlar”, Kök Araştırmaları, Kök Sosyal ve Stratejik Araştırmaları, Cilt I, Sayı III, 2001, Ankara. ss. 265-283.

[3] Quan Yi/全毅, “Çin deneyimi ve Çin Modeli zerine/论中国经验与中国模式”, Fujian Forumu/福建论坛, 2011/1.

[5] Wai Yip Ho, “Mobilizing the Muslim Minority for China's Development: Hui Muslims, Ethnic Relations and Sino-Arab Connections”, Journal of Comparative Asian Development, 2012, 12:1, ss. 87.

[6] Gu Youshı ve Luo Shujie/顾有识, 罗树杰, Çin Etnografyası/中国民族志, Heilongjiang Yayınevi/ 黑龙江人民出版社, 2003, ss.2.

[7] İngilizcedeki “Nation” veya “Nationality” kavramlarının karşılığı olarak kullanılan “Minzu/民族” kavramı 2000’lı yıllardan sonra Çin düşünce dünyasında özellikle azınlıklar sosyolojisi ve milliyetler ilişkileri uzmanlarınca tartışmaya açılmıştır. Bu durum aslında küreselleşme sürecindeki etkileşimler ve baskın grubun kültürel asimilasyonlarına karşı seslerini yükseltmeye başlayan Uygur, Tibetli ve Moğol benzeri tarihsel köklerinde devlet kurmuş milliyetlerin anayasa ve özerk bölge yasalarınca tanınmış fakat bir türlü verilmemiş haklarını ulusal ve uluslararası düzeyde dile getirmeye başlaması ile yakından ilişkilidir. Elbette soğuk savaş sonrasında gelişen konjonktür ve SSCB’nin parçalanması durumu Çinli uzmanların ve siyasetçilerin bu durumdan ders çıkartmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda Çin’deki azınlıkların “Minzu/民族” değil, “Zu qun-族群” yani etnik grup olarak tanımlanmasının ülke çıkarları açısından doğru olacağı özellikle devletin milliyetler politikasında etkili olan aydınlarca savunulmuştur.  Bu bağlamda Pekin Üniversitesi sosyoloji bölümünün Döngen kökenli öğretim üyesi Ma Rong’un (马戎) görüşlerinin ağır bastığı ve ciddiye alındığı bilinmektedir. Ma Rong, Çin’de kullanılan “Milliyet/Minzu-Nationality” kavramının politik içeriği ve hak iddiası taşıdığını, kendisinin önerdiği “Etnik Grup/Zu qun” kavramının ise sadece kültürel özellik içerdiğini, siyasi varlık ve özellik taşımadığını ileri sürmüştür. Ona göre, Çin’deki azınlıkları “Milliyet-Nationality” olarak değil “etnik grup” olarak adlandırmak en azından iki yönden yararlıdır: 1) Uluslararası kurumlar ara etkileşimde kolaylık sağlar. 2) Milliyetlerin politik bilincinin zayıflatılmasına, milliyetler çatışması ve etnik bölücülüğün yaratacağı yurtiçi politik istikrarsızlığı önler (彭红艳/Peng Hongyan, 孙秋云/Sun Qiuyun, 2005: 22-26). Ma Rong’un görüşleri ülkedeki politik hassasiyetleri yüksek olan kurum kuruluşlar tarafından ciddiye alınmış ve Ma Rong tarafından önerilen “Zu qun” kavramının İngilizcesi olan “ethnic group” Minzu kavramının İngilizcesi olan “Nationality”ye tercih edilmiştir.  Ma Rong’un ilgili görüşleri için şu kaynaklara bakılabilir: “Çin’in Azınlıklar Sosyolojisi Araştırması Üzerinde” /论中国的民族社会学研究, Pekin Üniversitesi Dergisi /北京大学学报, 38卷, 第5期 /38.Cilt, 2001/5;  “Milliyetler İlişkisini Anlamanın Yeni Düşüncesi — Azınlıklar Sorunun “Siyasisizleştirmesi”/理解民族关系的新思路—少数民族问题的“去政治化” , Pekin Üniversitesi Dergisi /北京大学学报,41卷第六期/41.Cilt, 2004/6. s. 122-133; Etnik Sosyoloji—Sosyolojideki Etnik Gruplar İlişkisi Araştırmaları/民族社会学社会学的族群关系研究, Pekin Üniversitesi Yayınevi/北京大学出版社, 2004, Pekin.

[8] Stalin/斯大林, Maksizm ve Milliyetçilik/马克思主义和民族主义, Stalin Koleksiyonu/斯大林全集, II. Cilt/第二卷, Merkezi Tercüme Dairesi  Neşriyatı/中央编译出版社, 1913, ss.294.

[9] Abdureşit Jelil Karluk, “Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Milliyetlerin Dağılımı ve Etno-Demografik Özellikleri”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2009 Güz (11), ss.67.

[10] Çin Din İşleri İdaresi Resmi Ağ Sayfası, Çin’de Dini Durum/ 中国宗教概况http://www.sara.gov.cn/zwgk/17839.htm, Erişim: 06/3/2017.

[11] 2014年国际宗教自由报告http://chinese.usembassy-china.org.cn/irf2014.html, Erişim: 06/3/2017.

[12] Huang di/黄帝(doğrudan tercümesi: Sarı İmparator), Çinlilere göre Huaxia olarak adlandırılan Çin milletinin atasıdır. MÖ 2697~2599 tarihleri arasında yaşadığına inanılır. Huang Aksakal, yaşadığı dönemde Çinlileri takvim, astronomi, Yin, Yang, 12 burç, yazı yazma, resim çizme, kitap yazma, müzik, çalgı aleti, tıp, ilaç, ibadet, düğün, cenaze, tabut, mezar, sunak, mabet, falcılık gibi konularda eğitmiştir. Günümüzde çoğu Taoist rahibin sarı renkli elbise giymesinin nedeni de kendilerinin Huang-di’nin takipçisi olarak görmelerindendir.

[13] Dao-de Jing (道德经), Türkçe kaynaklarda Tao Te King veya Tao Te Ching, Yol ve Erdem Kitabı, Yol ve Faziletler Kitabı gibi adlarla anılır, Lao-zi’nin yazdığı sanılan bir kitaptır. Bütün kitap Dao/Yol bölümü ve De/Erdem bölümü diye ikiye ayrılmış, Dao bölümünde 37 başlık, De bölümünde 44 başlık, toplam 81 başlık olan bir kitaptır. Bu kitabı gerçekten Lao-zi’nin yazıp yazmadığı konusunda Çinli araştırmacılar arasında fikir birliği yoktur. Detaylı Bilgi için bakınız: Bumeryem Abdulkerim, Çin Kaynaklarına Göre Taoizm, Yayınlanmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, Ankara.

[14] Çincesi Xinjiang/新疆:genel olarak “新=yeni=hudut” anlamını taşıyor ise de Çincenin yazı özelliklerinden hareket edenler işbu yer adının gayri resmî olarak “silah gücü ile ele geçirilen yeni toprak” anlamını sakladığını dile getirirler. İşbu yer adı 1884’te Çinlilerce resmi olarak kullanılmaya başlandıysa da bölgenin esas yerli ahalisi olan Türkler tarafından yaygın ve zorunlu olarak kullanılmaya başlanması ancak ÇKP dönemi (1955) sonrasında mümkün olmuştur. Çince olmasından dolayı, Çinceye vakıf olmayan bir Türk genellikle bozuk (örn.: Şıncang) telaffuz ederler. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyetindeki başarılı diplomatik ve psikolojik girişimleri sonucunda, daha önceleri genellikle “Doğu Türkistan” olarak adlandırılan işbu bölge adı için artık “SİNCAN” söyleminin yaygınlaştırıldığı bilinmektedir. Daha geniş açıklamalar için bakınız: Erkin Türkler, “Sincan: Çin’in başarılı algı operasyonu”, Türk Yurdu, Sayı 331, Mart 2015, ss. 27-28.

[15] Çin’de Katoliklik bir mezhep olmasına karşın Katolik dini anlamına gelen “天主教/Tianzhu Jiao” şeklinde isimlendirilir.

[16] Wu Shımin/吴士民, Milliyetler Teorisi ve Milliyetler Politikası民族理论和民族政策, Çin Sosyal Bilimler Yayınevi/中国社会科学出版社, 1985, ss.196-204.

[17] Çin’de din işlerinden sorumlu Çin Devlet Din İşleri İdaresi (中国国家宗教局) hükumet ve devletin din politikaları ve resmi söylemlerini geliştiren veya geliştirilen politikaları uygulayan, tavsiye eden kurumdur. Bu kuruma bağlı Çin İslam Dini Cemiyeti (中国伊斯兰教协会) ülke sınırları içindeki Müslüman toplumlar ile ilgili resmi işlerin yürütüldüğü kurumdur. İşbu kurum Temmuz 1952 tarihinde Burhan Şehidi, Seyfettin Azizi gibi Türk kökenli üst düzey Uygur politikacılar tarafından kurulmasına rağmen, daha sonraki süreçte kurumun kadrolarının tamamına yakını Döngenlerden oluşmuştur. Çin’in İslam politikasının belirlenmesinde, ülke içi ve dışındaki Müslüman toplumlarla olan resmi ilişkilerde Döngenler hem nicelik hem nitelik bakımın baskın ve belirleyici olmuşlardır. Oysa ülke sınırları içindeki Türk ve Döngen nüfusu kıyaslandığında Türk kökenlilerin daha fazla olduğu görülür. Fakat temsil edilme yönünde ise Türk kökenliler Çin’deki Müslümanlık sınıflandırılmasında daha az “güvenilir” ve daha “az Çinli” olmasından ötürü (Wai, 2012: 93) Döngenlerin tamamen gölgesinde kalmıştır. İşbu kurumun resmi ağ sayfasında (http://www.chinaislam.net.cn)  kurumun mevcut yöneticileri hakkında resmi bilgi verilmiş olup Cemiyet Başkanı Döngendir ve 20 kişilik başkan yardımcıları içinde sadece 5 kişinin Türk kökenli olduğu anlaşılmaktadır. İşbu ağ sayfasında Çin’in resmi söylemleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Burada atıfta bulunduğumuz ünlü Döngen aydını Bai Shouyi’ye/白寿彝 ait olan “Çinli Müslümanların Tarihi Katkısı” başlıklı makalesinin ana metni hiç referans gösterilmeksizin işbu ağ sayfada verilmiştir. Diğer bir deyişle, Bai Shouyi’nin makalesi resmi söylemi temsil etmiştir. Bakınız: Çinli Müslümanların Tarihi Katkısı/中国穆斯林的历史贡献, http://www.chinaislam.net.cn/cms/whyj/yslgk/201205/21-56.html, Erişim: 20.03.2017.

[18] Bai Shouyi/白寿彝, Çinli Müslümanların Tarihi Katkısı/中国穆斯林的历史贡献, 回族文学,2007/4, ss.65.

[19] Hu Zhenhua/胡振华, Çin İslami Milli kültürleri/中国伊斯兰教民族文化, Merkezi Milliyetler Üniversitesi Dergisi/中央民族大学学报, 2002 /5, ss.42.

[20] Quan Chunhua/ 全春花,  Yuan Sülalesinin “Dört Tabaka Sistemi” üzerine /元朝“四等人制”概论, Shijiqiao/世纪桥, 2008/8, ss.70.

[21] Qi Liang/启良,  Çin Medeniyet Tarihi/中国文明史(II/下) , Kanton/广州: Huazcheng Neşriyatı/花城出版社, 2001, ss.315.

[22] Song Lian/宋濂.Yuan Tarihi/元史, Pekin Çin Kitap İdaresi Neşri/北京:中华书局,1976, ss.45.

[23] Ma Qicheng/马启成, Döngen Tarihi ve Kültürel hem Etnolojik Araştırmalar/回族历史与文化暨民族学研究, Merkezi milliyetler üniversitesi Yayınevi/中央民族大学出版社, 2006, ss.241.

[24] Orijinal tarihi belge için bakınız: Büyük Ming Kanunları/大明律, &. Cilt/卷六, Moğol Renklillerin Evlilik Maddeleri/蒙古色目人婚姻條. Ayrıca bakınız: Zhou Jianxin/周建新, Döngenlerin Oluşumunda Karışık Evlilikler/回族形成发展过程中的族际族内通婚, Merkezi Milliyetler üniversitesi Dergisi, 2001/3, ss.54

[25] Daha geniş bilgi için bakınız: Ma Mingda/马明达,  Zhu Yuanzhang’ın Renklilere Ayrımcılığı/朱元璋歧視色目人, Döngen Araştırmaları/回族研究,  2006/1.

[26] Günümüzdeki Hui/Döngen milliyetinin oluşumu ve kökenleri hakkında daha geniş bilgileri için şu kaynaklara müracaat edilebilir: Ma Qicheng/马启成, 回族历史与文化暨民族学研究,  中央民族大学出版社,  2006年; 杨万全, 回族族源探讨, 西南民族大学学报: 人文社会科学版, 1985/2, ss.19-31. Gladney, D. (1987). Muslim Tombs and Ethnic Folklore: Charters for Hui Identity. The Journal of Asian Studies, 46(3), ss.495-532.

Ha Zhengli/哈正利, Döngenlerin Etnik Menşe Rivayetlerinin Temel Yapıları zerine/论回族族源传说的基本结构. Edebiyat-Tarih-Felsefe/文史哲, 2006/2.

[27] Ma Qicheng, A.g.e, ss:236.

[28] Çin literatüründe ve günlük konuşma dilinde sıklıkla telaffuz edilen “Neidi/内地” kavramı çok değişik anlam ve mana yüklemeleri vardır. Doğrudan tercümesi “İç bölge/yer” anlamına gelse de çoğu zaman Çin Seddi içinde kalan esas Çin’i kast eder. Uygur, Tibet ve Moğolistan hatta Mançurya bölgelerine nazaran söylenir. Çin’in kültürel sınırlarına henüz dahil olmamış bölgeler “Neidi/内地” dışında kalır. Aslında işbu makalemizde geçen “Neidi/内地” kavramının karşılığı Kültürel Çin’dir. Batı literatüründe genellikle “İç Çin-İnner China” şeklinde tercüme edilir. Bundan dolayı makalemizde “Neidi/内地” için “İç Çin” demek yerine doğrudan Çin demeyi uygun bulduk. Çünkü kavramın kontekstteki anlamı “Kültürel Çin”i kastetmektedir. Çin medeniyeti geleneğine bakıldığında “Çinlilik” aslında bir nevi “kültürel Çinli”leşmeye atıfta bulunur.

[29] Ding Hong/丁宏 ve Zhang Guojie/张国杰, 20. Yüzyılda Çin Müslümanları /百年中国穆斯林, 宁夏人民出版社, 2002, ss: 1-2.

[30] Aslında ÇKP hem Rusların milliyetleri belirleme geleneğine sadık kalmış hem de kendi realitesine uygun olarak bazı yenilikleri eklemiştir. Örneğin, Türk dilli halkların tanınmasında tamamen Rus sınıflandırmasını olduğu gibi kabul etmiş ve aynı dil ve kültürü paylaşan Türkleri Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar gibi adlar ile ayrı ayrı milletlere ayırmıştır. Diğer taraftan bazı grupların kendilerini ayrı millet olarak görmesini resmi olarak kabul etmemiş ve zoraki belirli bir milliyete tabi kılınmıştır. 1953 yılında Çin’de yapılan ilk nüfus sayımında 400’den fazla birbirinden farklı milliyetler kaydedilmiştir. Fakat yönetim bunların sadece 41’ini ilk olarak tanımıştır (Song-Chen/宋-陈, 2001: 248). 1964 nüfus sayımına 53 farklı milliyet dâhil edilmişken 1982, 1990 ve 2000 sayımlarında ise 56 farklı milliyet resmi olarak tanınmış ve nüfusları sayılmıştır. Geri kalan 350’ye yakın farklı grubun durumu ya belirsizdir ya da çoktan başta Han Çinliler olmak üzere başka milletlere dâhil edilmiştir. 2000 sayımlarına göre, 734,438 kişi hâlâ kimliksizdir ve tanınmayı beklemektedir (Yue& Sheng, 2013: 684-685).

[31] 2000 ve 2010 yılında yapılmış Nüfus Sayım İstatistiki verilerinde yararlanılarak tarafımızca oluşturulmuştur. Online resmi veri: Çin İstatistik Dairesi resmi ağ sayfası: Çin 2010 Nüfus Sayımı İstatistik Verileri/中国2010年人口普查资料http://www.stats.gov.cn/tjsj/pcsj/rkpc/6rp/indexch.htm, Erişim: 01.03.2017.10

[32] Meng Hang/孟航, Çin’deki Müslüman Nüfusun Dağılım Durumu Üzerine İnceleme/中国穆斯林人口分布格局浅析, Kuzeybatı Milliyetler Araştırmaları/西北民族研究, 2004/4, ss.95.

[33] Online resmi veri: Çin İstatistik Dairesi resmi ağ sayfası: Çin 2010 Nüfus Sayımı İstatistik Verileri/中国2010年人口普查资料http://www.stats.gov.cn/tjsj/pcsj/rkpc/6rp/indexch.htm, Erişim: 01.03.2017.10

[34] Meng Hang, A.g.e. ss: 92.

[35] Ma Jinwei/马金伟 ve Ma Lijuan/马立娟, “1982-2010 yılları arasında Çin Döngenlerinde Demografik Değişim Araştırması/1982—2010 年我国回族人口分布变动研究”, Northwest Population西北人口, 2016/3, ss.47.

[36]  Ding Hong/丁宏, Döngen Kültürü Araştırmaları/东干文化研究,Merkezi milliyetler üniversitesi yayınevi/中央民族大学出版社, 1999. Ss.79. Daha geniş bilgi için şu kaynaklara bakılabilir: Filiz Kılıç, “Kırgızistan’daki Dunganlar: Tarihleri, Göçleri, Yaşamları, Dil Durumları”. Türkbilig/Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 2013/14(26), 1-26.; Alle`s, E., “The Chinese-speaking Muslims (Dungans) of Central Asia: a case of multiple identities in a changing context”. Asian Ethnicities, 2005/6 (2); Dyer, S. R. K,. “Soviet Dungan kolkhozes in the Kirghiz SSR and the Kazakh SSR”, Australian National University;, 1979/25; Dyer, S. R. K., “Muslim life in Soviet Russia: the case of the Dungans”. Institute of Muslim Minority Affairs. Journal, 1980, 2(2), ss.42-54.; Dyer, S. R. K., Tsibuzgin, V., & Shmakov, A. “Karakunuz: An Early Settlement of the Chinese Muslims in Russia”. Asian Folklore Studies, 1992, ss.243-278.

[37] Abdurreşit Celil Karluk, “Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Milliyetlerin Dağılımı ve Etno-Demografik Özellikleri”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2009 Güz (11), ss. 65.

[38] Geniş bilgi için bakınız: RABALLAND, Gaël; ANDRÉSY, Agnès. Why should trade between Central Asia and China continue to expand?. Asia Europe Journal, 2007, 5.2, ss. 235-252; HO, Wai-Yip. Mobilizing the Muslim minority for China's development: Hui Muslims, ethnic relations and Sino-Arab connections. Journal of Comparative Asian Development, 2013, 12.1, ss.84-112.

[39] Hunan Eyaletinin Başkenti Changsha şehrine bağlı Changde İlçesinin Taoyuan köyünde Moğol Döneminde Çin’i fethetmek için gelen komutan Halıl Sü Başı’nın evlatları yaşamaktadırlar. Aile şeceresinden ecdadını çok iyi bilen fakat çoktan Çin dili ve kültürünü benimsemiş olan Jian soyadını taşıyan Müslümanlar 1953 yılındaki milliyetleri belirleme sürecinde kendilerinin Uygur olduğunu belirterek kimliklerindeki Milliyeti bölümüne “Uygur” olarak yazdırmıştır. Elbette bu süreçte Taoyuan köyünden olan dönemin en ünlü Tarihçisi, Pekin Üniversitesinin Profesörü Jian Bozan’ın yazmış olduğu “Benim Yurdum ve Milliyetim” adlı meşhur makalesi ve onun kimliğini açıkça “Uygur” olarak deklare etmesi de çok etkili olmuştur. Günümüzde Taoyuan köyü Özerk Köy statüsünde olup toplam Uygur nüfusu yaklaşık 15 bin kişi civarındadır. 

[40] Bu konuda daha geniş bilgi için bakınız: Arienne. M Dwyer, “The Xinjiang Conflict: Uyghur identity, language policy, and political discourse”,  Policy Studies, 2005.; Beckett, G. H., & Postiglione, G. A. (Eds.), China's Assimilationist Language Policy: The Impact on Indigenous/minority Literacy and Social Harmony , 2015, vol. 9. Routledge.

[41] Çin Kurtuluş Ordusu (ÇKO) tarafından 1954 yılında Uygur Türk bölgesinde kurulan yarı askeri yarı sivil görünümlü bir yapıdır. Şinciang Uygur Özerk Bölgesi Hükümeti’nden tamamen bağımsız olarak doğrudan merkezî hükûmete karşı sorumlu olan Bingtuan, bu niteliği ile Çin Halk Cumhuriyeti’nde benzeri olmayan bir teşekküldür. 1954’ten bu yana kontrolünde bulundurduğu toprakları genişleterek büyüten Bingtuan’ın yüz ölçümü 2013 yılı itibari ile 70.600 kilometrekaredir. Bünyesinde 14 tümen, 176 alay vardır. Bürokratik yetkilerinin de artmasıyla günümüzde “devlet içinde devlet” olarak nitelendirilebilecek bir yapıya evrilmiştir. Resmi makamların verdiği istatistik verilere göre, 1954’teki nüfusu 175.000 olan Bingtuan’ın nüfusu, günümüzde yaklaşık 3 milyon kişiye ulaşmış ve onlara istihdam olanağı sağlamaktadır. Bu iş gücünün mutlak çoğunluğunu Han Çinlileri oluşturmaktadır. Bkz.: www.china.org.cn/e-white/20030526/9.htm , erişim: 25.12.2016.

Mao döneminden 20. yüzyılın sonlarına kadar Sovyet işgali ve etnik ayaklanmalara karşı emniyet supabı işlevi gören Bingtuan, Çin’in ekonomik atılım yaptığı 1990’lı yıllardan itibaren bölgedeki Han Çinli nüfusun sosyo-ekonomik üstünlüğünün muhafaza edilmesine, yerli halkın kuşatılması ve olası isyanların hızlı bir şekilde acımasızca bastırılmasına hizmet eden bir teşekkül olmuştur. Detaylı bilgi için bakınız: Donald Mcmillen, “Xinjiang And the Produnction and Construction Corps: A Han Organızation in a Non Han Region” The Australian Journal of Chinese affairs, 1981/6 P. 65-96; James D Seymour, “Xinjiang’s Produnction and Construction Corps, and the Snification of Eastern Turkestan”, İnner Aisa, 2000/2, ss.171-193.

[42] Patrik Kristof Meyer, Governing Muslim Minorities as Security Threats:The Case of the Uyghurs and the Concept of a New Chinese Nation, yayımlanmamış Doktora tezi, Robinson College, University of Cambridge, June 2012. ss.43.

[43] Anthony Howell & C. Cindy Fan, “Migration and Inequality in Xinjiang: A Survey of Han and Uyghur Migrants in Urumqi, Eurasian Geography and Economics, Vol. 52, No. 1, 2011, ss. 123.; Amine Tuna, Doğu Türkistanda Asimilasyon ve Ayrımcılık, İHH İnsani Yardım Vakfı Yayınları, 2012. ss.149.

[44] Barry Sautman, “Is Xinjiang an internal colony?.” Inner Asia 2000/2.2, ss. 239-271.; Kunal Mukherjee, “The Uyghur question in contemporary China”, Strategic Analysis, 2010/34.3, ss. 420-435.; Michael Clarke, “China's “War on Terror” in Xinjiang: Human Security and the Causes of Violent Uighur Separatism” Terrorism and Political Violence , 2008/20.2, ss. 271-301.; China's Uighurs claim cultural 'genocide', http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/06/china-uighurs-claim-cultural-gen-20146165946224857.html, Erişim: 30.03.2017.

[45] Yang Shengmin/杨圣敏 ve DingHong/丁宏,Çin Etnografyas/中国民族志, Merkezi Milliyetler Üniversitesi Yayınevi/中央民族大学出版社, 2004, Pekin, ss. 119.

[46] A.g.e., ss.120.

[47] A.g.e., ss.408.

[48] A.g.e., s.137.

[49] A.g.e., s.138.

[50] Abdürreşit Celil, Tatar Türklerin Uygur Türklerindeki Cedit Eğitimine Etki ve Katkıları Üzerine, KIRIM, 2002/36-40, Ankara, ss.30-37.

[51] http://www.gov.cn/gongbao/content/2004/content_62714.htm中国政府网/Zhongguo Zhengfu Wang (Çin Hükümeti Ağı) Erişim tarih: 28. 04. 2015.

[52] Friedrıchs, Jörg. “Sino-Muslim Relations: The Han, the Hui, and the Uyghurs”, Journal of Muslim Minority Affairs, 2017, 1-25.

[53] Wai Yip Ho, “Mobilizing the Muslim Minority for China's Development: Hui Muslims, Ethnic Relations and Sino-Arab Connections”, Journal of Comparative Asian Development, 2012, 12:1, ss. 93.

[54] Şinciang Uygur Özerk Bölgesi Halk Hükumeti resmi Ağ Sayfası/新疆维吾尔自治区人民政府官方网; Şinciang Uygur Özerk Bölgesi Aşırılığı Yok Etme Yönetmeliği/ 新疆维吾尔自治区去极端化条例 http://www.xinjiang.gov.cn/2017/03/30/128831.html, konu ile ilgili Türkçe haberler için bakınız: Uygur Türklerine karşı dün yasaklar devreye girdi: http://www.yeniakit.com.tr/haber/uygur-turklerine-karsi-dun-yasaklar-devreye-girdi-295692.html

[55] Bakınız: China bans Islamic baby names in Muslim majority Xinjiang province, http://www.telegraph.co.uk/news/2017/04/25/china-bans-islamic-baby-names-muslim-majority-xinjiang-province/, (Erişim: 25.04.2017); China bans Islamic baby names in Muslim majority Xinjiang province, http://www.independent.co.uk/news/world/asia/china-ban-islamic-baby-names-muslim-xinjiang-province-uyghurs-burqa-islam-jihad-human-rights-a7700646.html, (Erişim: 25.04.2017); China bans religious names for Muslim babies in Xinjiang, https://www.theguardian.com/world/2017/apr/25/china-bans-religious-names-for-muslims-babies-in-xinjiang, (Erişim: 25.04.2017); China Bans ‘Muhammad’ and ‘Jihad’ as Baby Names in Heavily Muslim Region, https://www.nytimes.com/2017/04/25/world/asia/china-xinjiang-ban-muslim-names-muhammad-jihad.html?_r=0, (Erişim: 25.04.2017).

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.