23 Eylül 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara13°C

AHMET HAMDİ TANPINAR, BEŞ ŞEHİR

Yazar okulu müdavimlerinin yazılarını sayfamızda yayınlanmaya karar verdik. Yazarlık yolunda emin adımlar atan genç kalemlerin eserlerinin ilgiyle takip edileceğini tahmin ediyoruz.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir

15 Nisan 2019 Pazartesi 15:38

Milli Mücadele Kalesi, Yıldızlı Musiki, Bozkırın Tam Çocuğu, Yeşil Zaman Nilüferi ve Sevgili

   ‘Beş Şehir’ kitabı Tanpınar’ın fakültesinden hocası olan Yahya Kemal’e ithaf edilmiştir. Onunla, dilin kapısını açtığını ve eski şiirlerin lezzetini tattığını belirtmiştir. Bu kitap da hayatımızın değişmesiyle yitirdiklerimizin ardından duyulan üzüntü ile kaleme alınmıştır. Edebi bir seyahate çıkaran bu kitap, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesine sıklıkla başvurmuştur. Şehrin geçmişini, kokusunu, dokusunu, musikisini içinde gizlediği mimari eserlerle tam da bir şair titizliğiyle oldukça estetik bir biçimde yorumlanmıştır.

      Eserde adı geçen beş şehir sırasıyla; Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’dur. Hacim olarak en az yeri ‘Ankara’ adlı kısım kaplamaktadır. Bu bölümde Ankara’nın tarihi önemine dikkat çekilmiştir. Arslanhâne Camisi ile Hacı Bayram-ı Veli Camisi etrafında oluşan kültürün, tarihin Ankara’ya nasıl ilmek ilmek işlediğinden bahsedilmiştir. Murat Suyu Köprüsü, Yıldız Dağı ve Süphan Dağıyla yazarın çocukluk anılarına tesir etmiş Erzurum… Dağların, derelerin bir veli haline gelerek şiirleşen tabiatın yaşama sundukları karşısında yazara bir rüyayı yaşatır. Tarihiyle, insanların mizacıyla, mimarisiyle ve sokaklarından dağlarına uzanan türküsüyle Erzurum, gecenin karanlığında insanın içinde büyüyen bir yıldıza benzetilmektedir.

‘Konya, bozkırın tam çocuğudur.’ cümlesiyle başlayan bölümde Konya, Orta Anadolu insanına benzetilmektedir. Anadolu’da buhranın ve sıkıntının ayyuka çıktığı sıralarda merkezliğini tasavvufun oluşturduğu neşve, insanların ayakta durmalarını sağlamış ve bu bozkırın kapladığı geniş topraklarda büyük bir serabı içerisinde barındırmıştır.

‘Bursa’da Zaman’ diğer kısımlardan farklı olarak önemli bir kavram olarak zamanın Bursa’da başka bir vücut bulduğu hissini uyandırmaktadır.  Yeşille birleşen Bursa’nın, Osmanlı döneminde bir kültür merkezi olmasıyla birlikte mimarisiyle, musikisiyle, seccade gibi serilen nilüferiyle okunması ve yaşanması gereken bir kitap olduğunu içimize işleyerek sunan bir bölümdür.

İstanbul, kitabın en hacimli bölümünü oluşturmaktadır. Semt semt ele alınarak işlenen bu şehir, sadece ülkemizce değil tüm dünyanın kabul ettiği bir hazine olması sebebiyle en fazla kısmın ayrılmasını ve daha fazlasını hak etmektedir. İstanbul hakkında ne söylense eksik kalacaktır. Sanat ve mimarinin birbirine bu kadar yakın olduğu bir hayatı muhteva eden İstanbul; yalnızca göze, kulağa değil ruha da iyi gelen bir yanı vardır. Eski tarihlerden günümüze kadar kültür, edebiyat, mimari ve birçok ruhun yaşamsal kaynaklarını da içerisinde barındırdığı bir mekân olan İstanbul; Nedim’in, Bâkî’nin, Nâili’nin, Itrî’nin, İsmail Dede’nin sesiyle okuyucuya hissettirilmiştir.

     Var olmanın sıkıntısı içerisinde olan yazarın, eskiye duyduğu özlemin, aslında aradığı dünyayı bulmakta bir ideal olarak benimsediğini söyleyebiliriz.

Tanpınar, adeta sahnelediği eseriyle tadına doyum olmayan bir etki barındırıyor ve eserinin son kısımlarında ele aldığı hususlarla selamını vererek hoş bir seda bırakıyor gönüllerde…

 

Feyza Nur BİÇEN

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.