24 Kasım 2017
  • İstanbul11°C
  • Ankara4°C

AKİF’İN MEALİNİN YAKILMADIĞI ORTAYA ÇIKACAK

Mehmet Akif’in Kur’ân meali meselesine Elmalılı Hamdi Yazır’ın arşivinde bulduğu bir defterle yeni bir boyut kazandıran akademisyen Necmi Atik, Akif’in mealinin yakılmadığına, bir gün tamamının muhakkak ortaya çıkacağına inandığını söylüyor.

Akif’in mealinin yakılmadığı ortaya çıkacak

21 Ekim 2016 Cuma 15:28

Geçtiğimiz hafta Yeni Şafak Kültür Sanat sayfasında yayınlanan “Akif'in el yazısıyla Kur'an meali bulundu” haberi büyük ses getirdi. Haber kaynağımız ise edebiyat dergisi Dergâh'ın Ekim sayısında akademisyen Necmi Atik'in kaleme aldığı bir makaleydi. Hak Dini Kur'an Dili adlı tefsiriyle tanınan son devrin önemli âlimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır'ın evrak-ı metrukesinde Mehmet Akif Ersoy'un kendi el yazısıyla kaleme aldığı iki cüzlük meali bulan Atik aynı zamanda Akif araştırmalarına yeni bir kapı açtı. Yüksek lisansını İslam Tarihi ve Sanatları Türk İslam Edebiyatı alanında yapan akademisyen Necmi Atik, doktorasını Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın hayatı, eserleri ve divançesi üzerine yapıyor. Antalya ve İstanbul'daki müze ve kütüphanelerde bu büyük âlimin hayatını ve eserlerini inceleyen Atik, İslam hukuku, Osmanlıca, hüsn-i hat ve Arapça dersleri veriyor. Uluslararası Antalya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Necmi Atik ile Akif'in Kur'ân mealinin serüvenini ve Elmalılı'nın terekesinden çıkan 2 cüzlük tercümenin macerasını konuştuk.

Mehmet Akif'in Kur'ân mealiyle yollarınız nasıl kesişti?

Elmalılı ile alakalı araştırmalarımıza başlarken kütüphanelerdeki elyazmalarından, yayınlanmış veya yayınlanmamış eserler üzerinden bilgileri arşivlerken tekrara düşmekten kurtulamadım. Ali Hüsrevoğlu hocamla konu üzerinde değerlendirme yaparken, hocam, Elmalılı'nın torunlarından tanıdığı olduğunu ve beni de tanıştırabileceğini söyleyince çok sevindim. Beraber Çamlıca'daki bir torununa gittik ve konuyu kendilerine aktardık. Bizi güleryüzle karşılayıp, ilgilendiler. Kendilerinde dedelerinin hat sanatı tablosu dışında herhangi bir şey olmadığını söylediklerinde ise üzülmüştüm. Daha sonraki görüşmelerimizde, 2012 yılında beni Elmalılı'nın torunlarından Mehmet Hamdi Yazır'la tanıştırdılar. M. Hamdi Yazır, dedesinin metrukâtının kendisinde olduğunu ve kolilerin içerisinde muhafaza ettiğini söyleyince de çok sevinmiş ve heyecanlanmıştım.

 



ELMALILI ÇOK YÖNLÜ BİR ŞAHSİYET

Şanslıymışsınız, her zaman ulaşılamıyor, ulaşılsa da olumlu bir netice alınmıyor bu tür durumlarda…
Kendisine her zaman müteşekkir olduğum, bu süreçte bize güvenen ve bizi ailesinin bir üyesi kabul eden M. Hamdi Yazır'la buluştuk ve dedesinin metrukâtının bulunduğu kolileri salondaki masanın üzerine dizdik. O gün heyecan içerisinde evrakları kolilerden hassasiyetle çıkarmaya başladım. Karşılaştığım evraklar tamamen el yazması ve orijinal nüshalardı. Yemek yemeyi bile unuttuğum o gün, hayatımın en mutlu anlarındandı. Filibeli Bakkal Arif Efendi ve Sami Efendi gibi zamanının dev hattatlarından icâzet aldığının belgeleri dahil, kendi eliyle, nesih, sülüs ve ta'lik hat sanatıyla yazdığı ilmiye icâzetnâmesinin de yer aldığı orijinal nüshalarla karşılaşmaya başlamıştım.

Başka neler vardı?

Neler yoktu ki metrukâtta. Masanın üzerindeki evraklar, bir devre adını yazdırmış Elmalılı'nın metrukâtıydı. O hafta tasnifle gelip geçmişti. Elmalılı merhumun torunu M. Hamdi Yazır, uluslararası bir şirketin çok başarılı bir yöneticisi. Randevu almak ve çalışmalarıma kaldığım yerden devam etmek için kendisiyle devamlı haberleşiyorum. Elmalılı'nın metrukâtını 3-4 günlük kısa bir zaman diliminde tarayıp, bir daha ki buluşmamıza kadar Arapça, Farsça ve Osmanlıca olan taradığım evrakları tercüme ve transkript yapıyordum. Elmalılı, çok yönlü bir şahsiyet olduğundan, kimi zaman hüsn-i hat eserlerini, kimi zaman meal ve tefsir çalışmalarını, kimi zaman makalelerini, mektuplarını, kimi zaman tercümeleri, mantık, felsefe ve İslam hukuku alanlarında yazdıklarıyla meşgul oluyordum. Bu meşguliyetim sırasında taramaya bile fırsat bulamadığım Elmalılı'nın kendi el yazısıyla tefsir müsveddelerine de hazin hazin bakıyordum. 2015 yılındaki son görüşmemizde M. Hamdi Yazır Bey, dedesine ait bir kolinin daha olduğunu ve koli ofise geldiğinde beni arayacağını söyledi.

 

Devamı için: http://www.yenisafak.com/hayat/akifin-mealinin-yakilmadigi-ortaya-cikacak-2545897

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.