23 Eylül 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara13°C

BİZE GÖRE

Yazar okulu müdavimlerinin yazılarını sayfamızda yayınlanmaya karar verdik. Yazarlık yolunda emin adımlar atan genç kalemlerin eserlerinin ilgiyle takip edileceğini tahmin ediyoruz.

Bize Göre

25 Mart 2019 Pazartesi 11:40

Güneşten gelen atomik parçaların dünyanın manyetik alanına çarpması ile oluşan kuzey ışıklarının muazzam dansı tanıklık edenleri büyüledi.  Güneyde Aurora Australis de denilen, kuzeylilerce Aurora Borealis adı verilen, Fin semalarını yeşile boyayan renk cümbüşünü seyretmek isteyen yüzlerce kişi cam tavanlı Eskimo evlerine akın etti. Bir pazar kahvaltısında tesadüf ettiğim bu haber,  gözlerimden zihnime doğru süzülen bu kutup doğası olayının meydana getirdiği hayret ve hayranlıktan olsa gerek, yerini, umarsızca ıslanmış çocukluğumun gökkuşağı sevincine bıraktı. Yeşil, pembe, mor, beyaz. “Renklerin, Ruhların Dansı”.

Yıllanmış kâğıt tozlarının parmak uçlarımda bıraktığı yumuşak his ile terk edilmişlik heykeline ilham verebileceğini düşündüğüm sahaf kokusu eşliğinde, bir elimde, suyun en asil hali, abı hayat, çay, diğerinde kabaca hesap yirmi yıl sonra yeniden, bir vesile, “Bize Göre”.

Ahmet Haşim Bize Göre’ de, hayatın olağan akışı içerisinde uzak yakın benzerleri ile karşılaşılabilecek doğal, sosyal ve kişisel olayları, hemen her zihinde yarı bozuk sokak lambası gibi pır pır edebilecek yerli ve yersiz düşünceleri, fikir ve duygu süzgecinden geçirerek, edebi ve özgün bir üslupla anlatmaktadır. Döneminin yaşanmışlıklarına ışık tutan, ustalık ve zarafeti okuyanı hayrete düşüren, İkdam yazılarından yansıyan fikir huzmeleri, Türk nesrinin bu nadide örnekleri, hayatı, insanı, sokağı, cam duvarlı evlerden Haşim’in renkleri ile seyretme heyecanı sunmaktadır.

Edebi eserin manevi güveleri neler, boyanmış kadın yüzü ile Cenap şiiri nasıl benzerlikler içerir? Kolsuz rahip iyimserlik ve saadet düsturuna ilham olabilir mi? Paris kadını süsten medet ummakta haklı mı? Başparmak akla ve ukalalığı üstün geldi mi? Denizin çıplak insana bu aşağılayarak boyun eğişi de neyin nesi? Hasmımız kargaların zekâsı ile harp mümkün mü? Aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adam kim? Tanıdık mı, güzel mi, çirkin mi, hangi nehirden su içer? “Çingene, insanın tabiata en yakın kalan cinsi, …bahardır.” Daha öz ve gerçek bir betimleme mümkün mü, edilecek başka söz kalmış mı çadırlılar hakkında? Peki ya merhameti, pahalı inciler şeklinde, kolayca avlamaktan mahcup görünmeyen, o dilenci. Haşim, okuyucunun yeni eserler karşısında gösterdiği hayretsizlik ve alışkanlığı, aynı nağmeyi geveleyip durduğumuzun açık alameti olarak anarken, ahalisine getirdiği özeleştirinin, hali hazır basmakalıplara, usta bir terzinin elinden çıkmış bir gelinlik misali yakışmayacağını kim söyleyebilir?  

Bize Göre, bizden ve bizim olanın Haşim’in kalemi ile buluşmasıyla oluşan nesrin, rengârenk raksıdır. Göz görenin, söz söyleyenin teşhiridir. Paris kadını, dilenci, çingene, karga. “Düşüncenin, Kelimelerin Dansı”.

                                                                                                                                   Mahmut Kağdarıç

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.