19 Eylül 2018
  • İstanbul24°C
  • Ankara21°C

BURSA ŞUBESİ’NDE “BURSA’NIN KÜLTÜR ATLASI” PANELİ

TYB Bursa Şubesi’nde, Osmangazi Belediyesi ile birlikte düzenlenen bir panel ile “Bursa’nın Kültür Atlası” konuşuldu.

Bursa Şubesi’nde “Bursa’nın Kültür Atlası” Paneli

08 Mart 2018 Perşembe 09:07

Türkiye Yazarlar Birliği’nin kuruluşunun 40.yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelin konuşmacıları arasında M.Safiyüddin Erhan, Prof. Dr. Mustafa Kara, Metin Önal Mengüşoğlu ve Mustafa Muharrem gibi önemli isimler yer aldı.

“Bursa’nın mimari kültürü” hakkında M.Safiyüdddin Erhan, “Tasavvufi kültürünü” Prof. Dr. Mustafa Kara, “Edebi kültürünü” şair Metin Önal Mengüşoğlu konuşurken, şair Mustafa Muharrem ise “kültür yönetimi ve kültür endüstrisi” hakkında konuştu.

Program Prof. Dr. Mustafa Kara’nın, Bursalı şair M. Şemseddin Mısrȋ’nin Bursa ile ilgili yazdığı bir medhiyye olan şiirinin okunması ile başladı.

Metin Önal Mengüşoğlu; Bursa’ya 33 yaşında geldiğini ve 40 yıla yakındır bu şehirle haşır-neşir olduğunu belirttiği konuşmasında, “ben hayata şiir sevdasıyla başlamış biri olarak ve şairlerle şehirler arasında bir muhabbet kurmuş birisi sıfatıyla, bu konuda şahsȋ keşif ve tecrübelerimi size aktaracağım” dedi. “İnsan evrensel olamaz” diyen Mengüşoğlu, su, güneş gibi şeyler evrenseldir. Ama insan evrensel değildir. Mesela şu konuşmayı yapan ben, şu açık pencereden Harputlu Hayri’nin bir türküsünü duysam, bu konuşmayı bırakır giderim, ve o sese dönerim onun için insan evrensel değildir. Benim de evrensel olmama imkan ve ihtimal yoktur” dedi. 

M.Safiyüddin Erhan Beyefendi’nin slayt eşliğinde fotoğraflarla anlattığı Bursa’nın zayi olan mimari eserleri ve mimari kültürü üzerine yaptığı konuşmasına; “Bursa’yı ve Bursa’nın kültürünü, tarihini alakadar eden konulara hassasiyet gösterdiğiniz ve ehemmiyet verip vakit ayırdığınız için  memnuniyetimizi ifade ederek söze başlamak icab eder” diyerek başladı. Konuşmasında, “bizen önceki nesillerin ortaya koyduğu eserleri anlamak için bile bir çabamız yok” diye devam eden Safiyüddin Erhan; “önce bu eserleri anlamak için bir gayretimizin olması gerekir” dedi. Konuşmasının devamında “Bursa’da ve diğer yerlerde bulunan Bizans eserlerine verdiğimiz ehemmiyeti, kendi eserlerimiz için maalesef göstermiyoruz” dedi. “Bir karar vermemiz gerekiyor, biz Bursa’yı bir Osmanlı şehri olarak mı takdim edeceğiz yoksa bir Bizans şehri olarak mı”? şeklinde çarpıcı bir soru ile konuşmasını sürdüren Safiyüddin Erhan, Bursa fotoğraflarıyla kaybolan eserlerimizi örneklerle sundu. 

“Kültür Endüstrisi ve kültür yönetimi” üzerine oldukça ilgi çeken bir konuşma yapan şair Mustafa Muharrem, kültür endüstrisi kavramını terkipleştiren, kavramlaştıran iki Alman felsefeci Adorno ve Horkheimer’den bahsetti. İki yazarın “Aklın Diyalektiği : Bir Aldatma Aracı Olarak Aydınlanma Düşüncesi” ve “Kültür Endüstrisi” kitaplarına atıfla konuşmasını sürdüren Mustafa Muharrem, “Kültürel Hegemonya” ile “Kültür Endüstrisi” kavramları anlam olarak aynı içerikte birbiriyle kesişmekte olan kavramlardır” dedi. Kültür Endüsrisi kavramının ne olduğunu basitleştirerek örnekle anlatan Mustafa Muharrem; “geçmişten aldığımız ve bize akıp gelen sözlü, otantik inançlarımız, sevincimiz, öfkemiz, itikadımız, imanımız, kabullerimiz, redlerimiz üretilebilir bir nesneye dönüştürülerek seri imalat konusu haline getirilir. Bu süreçler kitlenin manüpülasyonu için yeni imkan ve gerekçeler üretir“. Son model bir aracına, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” diye bir yazı yapıştıran insan”, işte kültür endüstrisi denilen şey böyle birşeydir. Oldukça teferruatlı bu konuyu böyle bir mizansel içinde düşünebiliriz”. Mustafa Muharrem, tişörtümüze yazdığımız “ben osmanlıyım” ya da “ben türküm” şeklinde yazılar veya bazı sevdiğimiz isimlerin resimlerini koymanız o kültür endüstrisi denen şeye teslim olduğumuzun nişaneleridir” dedi. “Kültürel hegemonya var ise peşinen bir kültürel mahkumiyet var demektir” şeklinde konuşmasını sürdüren Mustafa Muharrem, dünyada İlk Kültür bakanlığını keşfeden kişinin Adolf Hitler olduğunu ve “Kültür ve Propaganda Bakanlığı” şeklinde ilk olarak 1934 senesinde Almanya’da Hitler döneminde teşekkül ettiğini dikkatinize sunarım” diyerek oldukça farklı bir noktaya daha dikkat çekti. Şimdi kendimize soralım; “bizim zihniyetimizi terbiye eden kültür endüstrisi mi yoksa “kendini bilen rabbini bilir” tevhȋd inancı mı? Şair Mustafa Muharrem, “Bizi terbiye eden bugün bunların hangisi?” sorusu ile sözlerini tamamladı.

Program sonunda konuşmacılara ve dinleyenlere teşekkür eden TYB Bursa Şube Başkanı Mustafa Baki Efe, TYB Bursa Şubesi 40. Yıl programlarının bu hafta Cem Yavuz’un konuşmacı olacağı “Erol Akyavaş’ın Seyr’i”  konulu konferans, önümüzdeki hafta ise “Cem Sultan Sempozyumu” ile devam edeceğini belirtti. Ayrıca programların ses ve görüntü kayıtlarına internet ortamında, video paylaşım sitelerinden ulaşılabileceğini belirtti.


dsc_0019.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.