17 Kasım 2017
  • İstanbul15°C
  • Ankara6°C

‘DEVLET ESKİ DEVLET DEĞİL’

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Razva Kavakçı, Yeni Akit’e önemli açıklamalarda bulundu.

‘Devlet eski Devlet Değil’

18 Eylül 2017 Pazartesi 10:30

Fatma Gülşen Koçak

Kavakçı soy ismi millet olarak hafızamızda net olarak diri duran soy isimlerinden birisi. Ülkemizin saygın ilim adamlarından Yusuf Ziya Kavakçı’nın hizmetlerinin bu konuda payı büyük. Fakat 28 Şubat zulüm yıllarında sırf inançları nedeniyle mağdur edilen Merve Kavakçıhanımefendiden dolayı bu soy ismini beynimize ve kalbimize yazdık. Müslüman halkımız her zaman olduğu gibi mazlumdan yana tavır takındı Merve Kavakçı’yı da bağrına bastı. Zulüm sözcüleri meclisin kapılarını kapattı ama büyük milletimizin gönül kapılarını kapatamadı. Zalimler silmeye yok etmeye çalıştı ama mümin muvahhid milletimiz bu ismi hiç unutmadı.

Kavakçı ailesi vatan millet memleket sevdalısı bir aile. Ailenin aktif üyelerinden birisi olan Ravza Kavakçı Kan Hanımefendi siyaset arenasında hizmet aşkıyla sürekli koşturuyor. Gerek Ak Parti Genel Başkanı  sıfatıyla gerekse Komisyon görevleriyle ülkemiz için kutsal bir çaba sürdürüyor. Kendisiyle hem gündemdeki önemli meseleleri hem de ailesine dair ayrıntıları konuştuk.

2019 öncesi Ak Parti’de nasıl bir değişim ve yenilenme çalışması yürütülüyor?

Ak Parti’yi şuanda mevcut diğer siyasi hareketlerden farklı kılan devamlı millet ile irtibatlı olması ve halkın içinden olması. Tabi bunun en büyük sebebi sayın Cumhurbaşkanımız, genel başkanımızın dik duruşudur ve millete tepeden bakan değil, millete hizmetten onur duyan devlet başkanı anlayışını bize kazandırmış olması. Yeni bir sistemle 2019’a gidiyoruz. Malum halk oylamasında anayasamızda bir değişiklik yaptık ve artık bir partinin ya da bir siyasi görüşün tam iktidar olabilmesi için %50’den bir fazla oy alması lazım. Aynı günde 2019’da yerel seçimlerin akabinde hem cumhurbaşkanımızı hem de meclisimizi seçeceğiz. Cumhurbaşkanımızın kendisine de hükümet kurma yetkisi vermiş olarak seçeceğiz, onun için çok önemli. 2019’da nasıl bir yenilenme olur derseniz, bizim için zaten bayrak yarışıdır. Bugün ben genel başkan yardımcılığı vazifesini aldığımda iki kıymetli genel başkan yardımcımız İnsan Hakları Başkanlığında benden evvel vazife yapmıştı. Onların yaptıklarının üzerine bir şeyler koyabilmek ve biran önce benden sonraki gelecek arkadaşıma orayı, yapılmış projelerin üzerine bir şeyler ekleyip, kurumsal kapasiteyi arttırıp bırakmak için koşturuyorum. Çünkü bir bayrak yarışı. İstersek mahalle temsilcisi olalım, istersek sandık müşahiti olalım ya da en tepede genel başkan olalım. Bu davanın bir neferi olmak büyük bir mutluluk. Zaman zaman görev değişimleri gerekebilir. Çünkü tempo çok yoğun ve çok çalışan bir genel başkanımız var. Bu sebeple arada bazı değişiklikler olabilir ama bu değişiklerin vefasızlık ya da vazife yapan kişinin bir kenara bırakılması gibi değil tam tersine bayrak yarışında sadece yer değiştirme olarak değerlendirilmesi lazım.

Cumhurbaşkanımızın teşkilatlar için dava adamları çağrısı, Ömer arayışı nasıl sonuç verecek? Dava adamları bulunabilecek mi?

Dava adamları çok Elhamdülillah. Bazen yolumuzu şaşırabiliyoruz, bazen yorulabiliyoruz, bazen bunalabiliyoruz. İnşallah mevcut olan ekibimizdeki dava insanları ve ekibimize yeni katılacak, ekibimize yeni katılacak deyince ekipte olanlar da bir kenara gitmeyecek. Sadece demin söylediğim gibi bayrak değişimi olacak ve farklı şekillerde değerlendirilecek. Çünkü biz vefaya çok önem veriyoruz. Allah’ın izni ile bulacağız. Daha zenginleşmiş bir şekilde devam edeceğiz.

Ak Partiye dair bu milletin ümidini canlı tutan en önemli etkenler nelerdir?

Etkenlerden bir tanesi ve en önemlisi irtibat halinde olmak. Bizim teşkilatımız kılcal damarlarımız. Şuanda mesela diyelim ki Van’da Erciş’te orada belli şartlarda birisine oradan çıkmış iş adamı veya iş kadını oraya bir yardım yapmak istiyor. Ben bunu nasıl bilebilirim ki, şuanda Van’a gidip araştırma yapma imkanım yok. Ama bizim teşkilatlarımız sivil toplum örgütü ağı gibi özellikle kadın kollarımız böyle çalıştıkları için yapacak ilk işim Van teşkilatımızı aramak oradan bilgi almak, durumu anlatmak olacaktır. O sebeple o bölgedeki problem nedir, o bölgedeki memnun olunan hizmetler nedir, beklenen hizmetler nedir? Biz bunu devamlı irtibatta olduğumuz teşkilatımızdan alıyoruz. Bu bizim en güçlü yanlarımızdan birisi. Diğer partilerden de farklı kılan bir yönümüz. Bu sebeple milleti düzgün okuyabilirsek, sayın Cumhurbaşkanımızın bu yönü başka kimse ile mukayese bile edilemeyecek derecededir, halka hizmetten şeref duyduğumuzu  tevazumuzu da koruyarak millete kulak verirsek yanlış yapmak mümkün değil.

Recep Tayyip Erdoğan’ın gerek milletimiz gerekse ümmet coğrafyasında büyük bir sevgiye mazhar olmasının sırrı sizce nedir?

Hepimizin iyi günü kötü günü olur, yorgun günü olur, zor günü olur. Bazı insanlar vardır, bir şey söylerler. Ama farklı hareket ederler. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayranlıkla takip ettiğim en büyük yönlerinden bir tanesi çalışkanlığının da ötesinde nezaketi, kadınlara ve gençlere muamelesi, onlara kıymet vermesi. Bu manada Resulullah Efendimizin ahlakına uygun hareket ettiğini hatırlattığı için bu beni en çok etkileyen şeylerden bir tanesidir. Kalabalık bir gruba hitap ederken orada bir ihtiyaç sahibini görüp, konuşmasının arasında ona sandalye istemesi. Bunlar küçük şeyler, yakından gördüğüm şeyler ama uzaktan da gördüğüm şu; kadınlar yaş söylemek istemez 35. Yaşımın onuncu senesindeyim. Benim doğduğum büyüdüğüm Türkiye’de cumhurbaşkanı, suratı asık adeta heykel ile robotun arasında duygu ifade etmeyen ulaşılamaz bir insandı. Devlet anlayışımız şöyleydi, “devlet baba” diyoruz ya. Benim çocukluğumun devlet babası acımasızdı. Çünkü 12 Eylül vardı, 312 vardı, 169 maddeler vardı, 28 Şubat vardı. Benim büyüdüğüm Türkiye’nin devlet babası gerekirse bizim kemiklerimizi kırardı, bize ders vermek için birkaçımızı ortadan kaldırırdı. Bizi muhatap kabul etmezdi çünkü bizi akı eksik varlıklar olarak görür, bize tepeden bakardı. O devlet baba için biz ezilecek birer hamam böceği gibiydik. Bize yapılan suçu, birbirimize yapılan suçları affederdi ama kendisine yapılanı asla affetmezdi. Böyle acımasız ve baba sıfatını hak etmeyen bir devlet anlayışı vardı. Ama şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında gördüğümüz, zalimin karşısında dimdik duran, mazlumun karşısında oturup onunla gözyaşı döken ve ona dua eden, Rabbinin karşısında secdeye varan ama dünyada kimse söylemezken “dünya 5’ten büyüktür” deme cesaretine sahip ve mazluma kanat açan… 5 yaşındaki çocuk “cumhurbaşkanım bizim eve çay içmeye gelir misiniz” deyince ona çay içmeye giden bir cumhurbaşkanı var. Devlet eski Devlet Değil.Gerçekten samimi, haşmetiyle belki uzaktan bakanı biraz çekindiriyor ama samimi bir devlet baba var. Türkiye’deki bu değişimi anlatmak mümkün değil.

Ak Parti, iktidar sürecinde kadınlara yönelik hangi kazanımlara imza attı?

Kadınlara yönelik atılmış olan adımlar çok çok fazla, anlatmakla bitmez. Kadının iş hayatında daha aktif olmasını sağlayacak, çalışmak isteyen ve anne olmak isteyen kadının mesleği ile anneliği arasında sıkışıp kalmasını engelleyecek düzenlemeleri ortadan kaldırmak, esnek çalışma saatleri, doğum izi, doğum izninin uzatılması gibi birçok şey yapıldı. Hem anne kadınlar için hem de anne olmayanlar için onların toplumda ilerlemesini teşvik için birçok şey yapıldı. Son yapılan bir uygulama, Sayın Cumhurbaşkanımızın MKYK’mızdan iki tane genç kızımızı ve erkeklerimizi almış olması. Ama ben karşınızda otururken, Türkiye Cumhuriyeti kadına seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934’te birçok Avrupa ülkesinden erken vermek ile övünürken, bizim için hiçbir zaman başı örtülü örtüsüz ayrımı olmadı ama, başı örtülü olan kadınlar seçilme hakkını 7 Haziran 2015 seçimlerinde kazanıp ancak 23 Haziran 2015 seçimlerinde yemin edip hizmet etmeye başlamışlardır. Böyle bir ayrımcılığa maruz kalan binlerce kadın için çok çok büyük bir değişim.

Siyasi hayatınızda sizi etkileyen bir hatıranız var mı? Varsa bizimle paylaşır mısınız?

İlk Fazilet Partisinde resmi görev almıştım, daha öncesinde Refah partisinde gönüllü çalışmıştım ama Fazilet Partisinde ablam Sayın Merve Kavakçıİstanbul birinci bölge milletvekili adayı iken ben de partide yanında görevli olarak asistan, eri geldiğinde koruma, yeri geldiğinde danışman olarak vazifelendirilmiştim. Devamlı refakat ediyordum. Zorlu bir süreçti. Hem kıymetli tecrübeler, insanların ne kadar güzel olabileceği konusunda hem de insanların ne kadar kötü olabileceği konusunda güzel tecrübeler edindiğimiz bir süreçti. Ama herhalde beni en çok etkileyen hatıralardan birisi, yine İstanbul Birinci Bölgede kendi seçim çalışmam için bulunduğumda herkesin beni Merve Kavakçı’nın kardeşi olarak, ya da Merve’nin bacısı olarak kucaklaması ve aradan o dönem için 16 sene geçmiş olmasına rağmen o yaşanan tecrübenin üzüntüsünü ve artık geride kalmış olmasının mutluluğunu benimle paylaşmış olmalarıydı. Herhalde en büyük kazanımlardan birisi benim için bu oldu.

Merve Kavakçı Hanımefendinin büyükelçi olarak atanmasından sonra yapılan saldırıları nasıl yorumluyorsunuz? 28 Şubat kini sizce hala devam ediyor mu?

Maalesef, bir grup için devam ediyor. Hatta o saldırılardan sonra sessiz kalmak istedim ama sonradan dayanamadım ve sosyal medyada şöyle bir şey paylaştım; “Merve Hanıma had bildirmeye 18 senedir doyamayanlara duyurulur, bende her sayfasında farklı iftiralar olan manşetler var onları sizinle paylaşabilirim” dedim. Bu zihniyetteki insanlara ve maalesef bunlar mecliste de mevcut, acıyorum. Allah onlara şifa versin. Bir insan ki 18 senedir bu kadar hastalıklı kini, zehrini döke döke bitirememiş, acıyorum gerçekten. Onların aileleri için de üzülüyorum. İnşallah Allah şifalar versin. Çünkü kin ve nefret insana yük oluyor. Bana kötü şeyleri hatırlattığı için karşılaşmak istemediğim insanlar var mı var. Ama ben kendime bunu yük etmiyorum, olgunlaştım. 18 senede bu kişilerin de olgunlaşmasını beklerdim. Ama Merve Hanım’a olan kinleri gerçekten istisnai bir durum. Allah şifalar versin.

 

 

Siz İnsan Hakları  komisyon üyesisiniz. Türkiye’de insan hakları manasında epey ilerleme sağlandı. Batıda insan hakları konusunda temel ihlaller sizce nelerdir?

Türkiye insan hakları konusunda gerçekten büyük ilerleme sağladı. Türkiye dışındaki ülkelerdeki aslında en büyük ihlallerden bir tanesi ırkçılık, kadına karşı ayrımcılıktır. Biz her ne kadar kendimizi bu konuda sıkıntılı görsek de, öyle bir imaj var hala. Halbuki Amerika dahil en ileri ülkelerde de kadına karşı ayrımcılık bir problem. Genel bir sorun ve bu bütün dünyanın bir hastalığıdır. Ama yabancı karşıtlığı, ırkçılık benim için en büyük ve korkutucu olanlarından bir tanesidir. Bunu sözlü olarak sanki kabul edilebilir hale geliyor olması ama buna karşı dünyanın her yanında sağduyulu insanların da olduklarına inanıyorum. Ben uzun vadede iyi insanların kazanacağına inanıyorum.

Türkiye ciddi meselelerle karşı karşıya. PKK, PYD, FETÖ terör örgütleri hala etkili ve bize tehdit oluşturmakta. Bu unsurlara karşı Türkiye nasıl bir politika belirlemeli?

Türkiye dört bir yanında Terör ile mücadele ediyor. PKK terörü yeni bir şey değil. Çocukluğumdan beri ben PKK terör örgütünün ismini duyuyorum. Ama PKK ile ciddi manada mücadele son 15 senede başladı. Özellikle son birkaç senede de iyice yoğunluğu artarak devam etti. Güncel son birkaç aylık operasyonların sonucunda da şunu görüyoruz ki PKK köşeye sıkışmış durumda, eylem sayısı düşmüş durumda ama arsızca birkaç istisnai eylem de var. Terör örgütü ne olursa olsun PYD, PKK, YPG, DHKP-C yada FETÖ yada DAEŞ ne olursa olsun terör örgütü terör örgütüdür. PKK ile mücadelemiz en güçlü şekilde mücadele edecek DAEŞ konusunda da, DAEŞ ile en ciddi mücadeleyi bölgede veren özellikle Suriye sınırının içinde de veren ülke biziz. Başta yalnız bırakıldık. Sonradan biraz destek de geldi. Ancak bu noktada da Türkiye’nin DAEŞ ile verdiği mücadeleyi ilk günden itibaren sürdüren ve sonra da mücadele konusunda Türkiye’nin girişimleri, çalışmaları birçok ülke tarafından takdir kazanmış durumda. Üçüncü bir durum da FETÖ.

Evet. FETÖ’nün şerrini dünyaya anlatabildik mi?

 Ben aynı zamanda TBMM’de dış işleri komisyonu üyesiyim, Avrupa Birliği uyum komisyonluğu ile beraber. Özellikle Amerika heyet ziyaretlerinde çok fazla yer alıyordum. Biz 15 Temmuz öncesi ziyaretlerimizde de gündem maddelerimizden bir tanesi Suriye’deki PYD-YPG meselesiydi. Diğer husus da FETÖ, FETÖ’nün güvenilemez olduğunu, Türkiye’de hukuku çiğnediklerini, sevimli bir yüz göstererek kendilerini tanıtıp sonrada hukuk dışı işler yaptıklarını anlatıyorduk. 17-25 Aralık sonrasında özellikle Amerika’da da güçlü olduklarını bildiğimiz için o noktada dostça tavsiyede bulunuyorduk. Ama 15 Temmuz sonrası onun da silahlı örgüt halini almış olmasının kanıtlarıyla yurtdışındaki muhataplarımıza her gittiğimiz ülkede bunları paylaşıyoruz. FETÖ ile mücadele herhalde klasik bir terörle mücadele şekli olmadığı için ve 1970lerden itibaren farklı iktidarlar döneminde gelişip büyüdüğü için ve bu boyuta gelmiş olduğu için bizim için belki de bizi zorlayan standart dışı bir hadise. Ama 15 Temmuz gecesi bütün milletimiz sokaklardaydı. 250 şanlı şehidimiz, 2194 gazimiz liderinin arkasında dimdik durdu. Şimdi de o mücadelenin farklı bir boyutu devam ediyor.

Soruların eksenini biraz değiştirmek istiyorum müsaadenizle.Muhterem babanız Prof Dr Yusuf Ziya Kavakçı sevilen sayılan bir ilim adamı. Sizin ve ablanızın yetişmesindeki rolü nedir? Yusuf Ziya Kavakçı nasıl bir babadır?

Allah razı olsun, annem de babam da bizim için ilk hocalarımız oldular. Biz üç kız kardeşiz. Bana hiçbir zaman annem de anne tarafından dedem de kızını okula gönderme konusunda hiçbir tereddüttü olmamış. İnançlı  namaz kılan bir askermiş anne tarafından dedem. Annem ve babamın evladı olmamız hasebiyle o gelenek ikinci nesilde de devam etmiş. Okumak bizim için farzdı, onun için başörtüsü yasaklarına rağmen, Allah’ın bir lütfu bir çok insanda olmayan imkanları ailemiz bizim için uğraştı. Her şeylerini Türkiye’de bırakıp yurtdışına gittiler. Çünkü üç kız evlat var ve okumak farz, bu ilmi de nerede alıyoruz deyip işlerini güçlerini bıraktılar. Bizim eğitimimiz için uğraştılar. Bana kimse kız olduğum için bir şey yapamayacağımı asla söylemedi, ya da yapamayacağım yönünde bir şey duymadım. Babamın da bir özelliği araba kullanmayı çok güzel öğretir. Annemin şoförlüğü çok daha iyidir ama babamın hocalığı iyidir ve sabırlıdır. Ayak pedala ulaştığında araba kullanmak öğrenildi. Akabinde de lastik değiştirmek öğretildi. Çünkü araba kullanmak yetmez, mecbur kalınca ben lastiğimi de değiştiriyordum. Çünkü biz üç kız çocuğuz ve kendi kendimize yetebilmeliyiz. Biz de babamın çokça söylediği bir cümle “biz sizlere bırakabileceğimiz mal, mülk yok. Ama sizin eğitimleriniz var, kendi ayaklarınızın üzerinde durabilirsiniz. Allah yolundan şaşmamamız konusunda anne ve babamın tavsiyeleri çok kıymetlidir.

Geçmişten günümüze kendinize örnek aldığınız öncü hanımefendiler kimlerdir?

Öncelikle annem ve anneannem. Belki anneannem annemden önce gelir. Çünkü anneannem tam bir Osmanlı hanımefendisiydi. Bize ilkokul üçüncü sınıftan itibaren anneannemin ve dedemin yanında kaldım. Annemler Erzurum’dalardı, sonradan geldiler. Bana şuanda hayatımda ideal olarak uyguladığım birçok prensibi öğreten anneannemdir ve bunların tamamı İslami prensiplerdir. Hikayelerle hadiselerden örnekler vererek bana anlattıkları ve verdiği nasihatler benim için çok kıymetlidir. Ondan dolayı zaman zaman meclis kürsüsünde bile anneannemin nasihatlerinden bahsederim. Bir yerde duyduğun sözü başka yerde aktarmamak, verilen sırrı başka yerde muhafaza etmek konusundaki hassasiyet gibi siyasette ve zaten İslam ahlakında olan birçok şeyi anneannemde öğrendim.

Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanırsınız?

Şule Yüksel Şenler bizim için öncü isimlerdendir. Genç kız iken onun romanlarını kitaplarını severek okumuştuk. Bu dönemde de İslam’da İnsan Hakları Recep Şentürk hocanın kitabını bitirmeye çalışıyorum. Biraz siyaset bilimi ile alakalı. Ama son 4-5 senedir siyaset bilimi ile alakalı daha çok ders kitabı gibi kitaplar okudum. Arada romanlar okumaya niyet ediyorum. Bir de cematrix diye bir roman var onu birkaç günde okumuştum. Servet Aydemir’e ait bir kitap onu tavsiye ederim.

Dilinizden düşmeyen duanız nedir?

Allah’ım bizi sevdiğin kullarının arasına eyle, doğru yoldan ayırma. Çünkü Allah’ın sevdiği kulları arasına girmek benim için formül dua gibi bir şey. Hap dua. Öyleysem demek ki doğru ve dürüstüm. Onun rızasına uygun hareket ediyorum. Allah’ım senin yolunda hizmet etmeyi nasip eyle ve güç ver, bu duayı da çok yapıyorum.

Gelecekte ülkemize büyük hizmetler sunmak isteyen genç kızlarımıza ne tavsiye edersiniz?

Eskiden nasihat müessesesi vardı, şimdi kalmadı. Anneannemi de hatırlayınca … hayallerimizi ve hedeflerimizi yüksek tutmamız gerektiğimizi düşünüyorum. Ben 2009-2013 yılları arasında doktora yaptım. 40 yaşında doktora yapmaya niyet ettim. 4 sene sosyal bilimlerde ailemden uzakta yurtdışında doktora yaptım. Diyorum ki ben yaparsam herkes yapabilir. Aklımıza bir şey koyduktan sonra besmeleyi çekip azimle çalıştıktan sonra yapamayacağımız şey yok. Onun için ben genç kızlarımızdan şunu rica ediyorum. Kendilerine güvensinler. Çalıştıktan sonra yapamayacakları şey yok. Bizim hedeflerimiz yüksek olmalı çünkü bizim yükümüz ağır. Biz sadece kendimiz için değil dünya mazlumları için de artık ümidi olan bir Türkiye’de yaşıyoruz. Onun için ben gençlerimizden çok ümitvarım. İnşallah bizler onlara güzel bir emanet bırakırız, onlar da onu daha güzel yerlere taşırlar diye ümit ediyorum.

Son olarak ilave etmek istediklerinizi alabilir miyiz?

Ben Akit Gazetemizin okuyucularından da dualarını istiyorum. Rabbim güzel hizmetler yapmayı nasip eylesin. Çünkü her makam çok şereflidir, her sıfat çok şereflidir ama makamlar mevkilerin geçici olduğunu biliyoruz. Rabbim inşallah arkamızdan da huzuruna çıktığımızda güzel şeyler yapmıştı, iyi insandı dedirten bir miras bıraktırsın.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.