19 Eylül 2018
  • İstanbul21°C
  • Ankara13°C

DÜNYADAKİ TÜM SORUNLARIN KAYNAĞI ‘‘MÜFLİS BATI MEDENİYETİ’’DİR.

TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, İslâm ve Batı medeniyeti özelinde bugün ki medeniyet algısı ve etkilenimleri konusunda Genç TYB'ye röportaj verdi.

Dünyadaki tüm sorunların kaynağı ‘‘Müflis Batı Medeniyeti’’dir.

13 Şubat 2018 Salı 14:50

1-Günümüzde yaşanan başta insana, ahlâka verilen değerin yitirilmesiyle ilgili olarak İslâm ve Batı medeniyeti özelinde bugün ki medeniyet algısı ve etkilenimleri konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Müflis bir medeniyet şuan Batı,  iflas etmiş, çökmüş bir medeniyet. 100, 200 belki de 500’lü yılları alacaktır bu iflas etmiş sistemin çöküşü. İflas eden Batı’lı bilim paradigmasıdır aynı zamanda: Mantıkçı Pozitivizm.

 19. yy. bilim anlayışı esasen insanlığı bu noktaya getirdi. Tamamen teknik ve teknolojik olarak ilerleyecek bir insanlık tasavvur etti. Böyle olunca da ruhu, manayı, metafiziği, değeri, ahlâkı, inancı yok saydı ve sonucunda tamamen seküler, tamamen ruhsuz  tamamen makine ve motor insan üredi ve bu insan tipleri ile Batı medeniyeti güya ‘‘kendini savunacak’’ ve ‘‘kendi varlığını koruyacak’’ sanal düşmanlar  üretti: Deaş / İşid / el-Kaide / Boko Haram vs.

Aslında Batı’nın İslâmi diye adlandırdığı örgütler esasta Batı’nın kurguladığı terör örgütleridir, Fetö de böyleydi. Kurgusal örgütler Batı’nın kendi dünyevi varlığını bir anlamda koruyacak yani bunlarla sözde mücadele ederken kendileri hedef olmayacak ve güvende olacaklardı.

fotograf-(1).jpg

2- Müslüman dünyası Batı ile olan bu gidişatın temelde nerede hatalı olduğunun ve neye hizmet ettiklerinin bilincindeler mi?  Esas sorun sizce nedir?

Çok güçlü gözüken Batı ve onun gibi seküler devletler, toplumlar hatta birbiriyle müttefik gözüken tüm devlet ve toplumlar aslında güven bunalımı yaşıyor. Dünyada ki silahlanma yarışı bir güven bunalımının sonucudur. ‘‘Sen onları bir zannedersin ama onların kalpleri dağınıktır.’’ (Haşr Suresi, 14) Ayet-i Kerimede de nitekim bu vurgulanır. İslâm dışındaki tüm sistemlerin kalpleri darmadağınıktır.

Aslında tüm sorun: GÜVEN. Birbirlerine karşı dahi güven bunalımı içindeler.

Dünyada bu kadar sanal terör örgütün olması, bu kadar silahlanma ihtiyacı hatta tüm deha beyinlerin yeni silahlar üretmeye çabalaması (biyolojik / kimyasal silahlar) güven bunalımının sonucudur. Hatta daha da ötesi insanın dünyada daimi kalacağını vehmetmesi sonucudur. Yani ahiret inancının zayıflaması veya yok olmasıdır. Ölüm düşüncesinin yoksunluğudur. Tüm bu meseleleri kendi perspektifimizden yorumlamamız lazım. Kendi, daha insani, ahlâki ve İslâmi çözüm önerilerimizi takdim etmeliyiz.

Bugün terör örgütleri hukuk, biyoetik gibi konular üzerinde duruyor. Batı Felsefesi kendi güvenliği için temel problemler olarak, biyoetik ile insanlığın geleceğinde, robot ve yapay zekânın yer alması bekleniyor. Bugün sözgelişi Almanya’da Habermas, biyoetik terör örgütleri vs. üzerinde duruyor ama burada İslâm’ı, bu sorunların sebebi gibi gören İslamafobik yaklaşımlar yapılıyor.

Dünyadaki tüm sorunların kaynağı ‘‘Müflis Batı Medeniyeti’’dir.

Batı’daki bilim paradigması iflas etmiştir. Akif’in ‘‘Tek dişi kalmış canavar’’ dediği, 19. yy. mantıkçı pozitivist anlayışının ürünüdür bu söz konusu medeniyet: Müflis medeniyet. Mantıkçı pozitivist bilim anlayışı iflas edince sözde Batı medeniyeti de iflas etmiştir. Nitekim seküler bir zihin kalmıştır ortamda korkan ve güvensiz bir toplum.

Böylesi bir sakat, müflis bir medeniyet bu terör örgütleri ile kendini kurtarmaya çalışıyor. Sanal düşmanlar üreterek onlarla sözde savaş yapıyor. Taşeören örgütleri kullanıyor, varlığını ayakta tutmak için. Tüm bunlar yaşanırken kendi paradigmamızı, el-İlm anlayışımızı kurmamız gerekiyor. Tüm insanlığı yaşatacak kendi sistemlerimizi oluşturmalıyız. Hala yeterli teori kurulamadı.

Bilim, sekülerdir.  İlim, İlahidir. El- İlm; Alim-i Mutlak’ın bir tecellisidir. Bugün Batı düşüncesinde insani ve ahlâki bir medeniyet yok. Sadece kurgusal bir dünya felsefesi var.

fotograf.jpg

3- Sorunların doğru teşhisi ve tedavisi noktasında neler söyleyebilirsiniz?

Dünya sorunlarına çözüm sunabilecek tek alternatif İslâm’dır. Doğru bir şekilde anlaşılmış ve anlatılacak İslâm’dır.

Bugün dünyada olanlara bizim çözüm sunmamız gerekiyor.

  1. Müflis Batı medeniyetinin içine sürüklenip gidiyoruz.
  2. Bilim paradigması değerden, ahlâktan, inançtan yoksun. Bu insani olmayan insanlardan medet umuyoruz.
  3. Tüm bunların sonucu olarak, müflis Batı medeniyeti kendi varlığının devamını ve yaptıklarının haklılığını korumak için szöde ‘‘İslamcı’’ terör örgütleri üretiyor. Güvensiz, kalpleri paramparça olan Batılı anlayış sürdürülebilir değildir. Bizim bu anlayışları değiştirmemiz lazım. Dünyanın tek alternatifinin İslâm olduğunu göstermemiz gerekiyor. Biz öz eleştiri de yapmamız gerekiyor. Bizler ne haldeyiz.

Bir dünya anlayışı, hayat felsefesi olarak takdim edecek kuramları üretemiyoruz. İşin doğrusu dünyayı doğru okuyamıyoruz. Sanal bir dünya, kurgusal bir dünya söz konusu. Gerçek algının ne olması gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Bu işlerin nasıl olması gerektiğini tasavvur etmekle yükümlüyüz.

Bu bir süreçtir.

Biz bir pencere açacağız, ufuk açacağız. Bu ufuktan da insanların bakışını, ufkunu geliştirmek durumundayız. Aksi takdirde egemen kültüre, anlayışlara boyun eğmiş olacağız.

Yeni bir eleştirel tutum, eleştirel tavır gerekiyor. Her meseleye eleştirel bakmak, tabi eleştiren tavır için de güçlü bir mantık, doğru bir tartışma yöntemi ve sağlıklı bir sorgulama süreçleri aslında olmalı içinde ve biz tüm olayları, olguları, her şeyi bir anlamda bu süzgeçten geçirmeliyiz.

Tabi bu eleştirel tutumda ana açımız en temel bakış açımız Kur’an ve Sünnet olmalı. Zihnimizin kodları Kur’ani bir projeksiyonla olayları irdelemeli. Bu eleştirel zihin seküler bakan bir zihin olmamalı, bu eleştirel zihin bir anlamda olay, olgu, mesele, fert tüm bunların Kur’ani projeksiyona uygun olup olmadığını irdelemeliyiz.

Buna kritik ve analitik bakış da diyebiliriz.

En nihayetinde bunun adı eleştirel düşüncedir. Tüm yanlış giden belki de doğruymuş gibi gösterilen olay ve olgular dünyasındayız.

Bunun adına ne diyoruz: ‘‘Algı Operasyonu’’

Tüm reklam / film / sosyal medya / televizyon / kitle iletişim araçları / teknolojiler bize gerçeği değil, birilerinin çıkar ve menfaatine uygun olan sakat ve bozuk zihniyetleri doğruymuş gibi gösterme aracıdır. İşte bizim eleştirel düşünce ile insanları bu girdaptan kurtarmamız gerekir, bir farkındalık oluşturmalıyız.

Hülâsa,

Çok çalışmaya ihtiyacımız var.

Çok çalışmalıyız.

Çok okumalıyız.

Çok istişare etmeliyiz.

Ve çözümler üretmeliyiz.

Tüm bunlar için de tembellik ve ataletten kurtulmalıyız. Çok okumalıyız her türden eserleri okumalı, karşılaştırmalar yapmalı ve müzakere etmeliyiz, sorgulamalıyız.

Tüm bunlarla beraber çokça istişare etmeliyiz, özellikle de konuyla ilişkili olabilecek ya da en azından donanımlı bildiğimiz insanları istişareye katmalıyız. Bunlar sonucunda da iyi sonuçlar alacağımızı düşünüyorum. Daha yaşanabilir, barış ve huzur dolu bir dünya kurabileceğimizi de düşünüyorum.

Söyleşi: Rabia Nur Akmaz

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.