23 Eylül 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara13°C

GÖNÜL COĞRAFYAMIZA ‘KÜLTÜR KERVANI’

Yazar okulu müdavimlerinin yazılarını sayfamızda yayınlanmaya karar verdik. Yazarlık yolunda emin adımlar atan genç kalemlerin eserlerinin ilgiyle takip edileceğini tahmin ediyoruz.

Gönül Coğrafyamıza ‘Kültür Kervanı’

17 Nisan 2019 Çarşamba 11:33

Türkiye Yazarlar Birliği, kuruluşunun 40. yılını 2018 yılında çeşitli etkinliklerle kutladı. Bu etkinliklerden birisi olan ‘Edirne’den Mostar’a Kültür Kervanı’ faaliyeti, gönül coğrafyamıza yapılan duygusal bir seyahatin adı.

Programın katılımcıları olan, 40 şair, yazar, ilim ve fikir adamı, 30 Nisan 2018 ilâ 09 Mayıs 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen faaliyeti tam anlamıyla bir ‘Kültür Kervanı’na dönüştürmüş. Kırcali’den Saraybosna’ya kadar uğranılan her yerde Yunus Emre Merkezleri ve yerel kuruluşlar ile işbirliği yapan TYB, Balkanlar’daki kültürel varlığımızı kervanın yolcuları aracılığı ile öğrenmemizi, hatırlamamızı, hissetmemizi sağladı. Bu amaçla katılımcıların geziye ilişkin görüş ve izlenimlerini anlattıkları metinler kitaplaştırılarak; okuyucu da bu kültür kervanına dahil edildi. Gönül telimizi sızlatan ama ümitvar olmamızı da sağlayan, -‘Türkiye Yazarlar Birliği’nin 40. Yılında Edirne’den Mostar’a Kültür Kervanı’ kitabına sebep olan- bu faaliyete, Kültür ve Turizm Bakanlığı da katkıda bulunmuş.

Aralık 2018 tarihinde yayımlanan kitap, kuşe kağıda basılmış, fotoğraflarla zenginleştirilmiş ve büyük boy olarak hazırlanmış.

Okuyucuyu pazar yerlerinden, köprülerden geçiren kitap, kalelere çıkarıyor ve en nihayetinde camilerde, tekkelerde mistisizm ile buluşturuyor. Hemen hemen her sayfaya serpiştirilmiş fotoğraflar bir arka sayfayı merak ettiriyor. Ön kapağa film şeridi izlenimi verilerek yerleştirilen fotoğrafları inceleyen okuyucu, kapağı kaldırdığında dâhil olacağı kervan hakkında fikir sahibi oluyor. Arka kapakta ki ‘Rumeli’de direnen Osmanlı: Bar Kalesinde Servi’ adı ile yayınlanan fotoğraf heyecan verici. Yine arka kapakta bulunan, -Bekir Sıddık Soysal’ın tasarımı,- seyahat güzergâhındaki şehirlerin minyatür levhası, kadîm medeniyetimizin izini süren kültür kervanına ayrıca bir mâna katıyor.

Kitap, TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan'ın sunuş yazısı ile başlıyor, akabinde TYB Kurucu Başkanı D. Mehmet Doğan’ın ‘Geçti Kervan’ başlığı taşıyan, Mostar’daki Yunus Emre Merkezi’nde yaptığı konuşmanın metniyle ilerliyor. Okuyucu devam eden sayfalarda, Musa Kazım Arıcan’ın bir diğer yazısı –Balkanlar Seyahati: Edirne’den Mostar’a Kültür Kervanı- ile birlikte 31 ayrı yazara ait gözlem ve duygularla buluşuyor. Son sayfaya ise ‘Basında Kültür Kervanı’ başlığı ile fotoğraflar yerleştirilmiş.

Mehmet Doğan diyor ki, ‘’iki asırdır Endülüsleştirme sürecinde olan Balkanlar’da, ‘kendimizle karşılaştık, hasmımızla yüzleştik.’’ Kitaptaki diğer konuşmalar ve yazılar da, tam bunu anlatılıyor. Balkanlar bizim için büyük zaferlerin, büyük hezimetlerin ve ihanetlerin mekânı iken, ‘Kültür Kervanı’na katılan birbirinden değerli yoldaşlarla ümitvar oluyoruz. Mahzun bir gülümseme kaplıyor çehremizi.

Biliyorduk atalarımızın hasımlarımız gibi olmadığını… Nazif Öztürk’ün tabiriyle ‘’elden geldiği kadar kötülük’’ yapmaya, buldukları en ufak bir fırsatta bile devam ediyor hasımlarımız. Yüzyıllardır yıkıyorlar, horluyorlar, yok sayıyorlar, kazıyarak silmeye çalışıyorlar ama hâlâ oradayız. Çünkü Müslüman Türk, işgal için, sömürgeleştirmek için gitmedi Balkanlar’a. Yapılan gaza idi, sonuç fetih! Amaç Rıza-yı Bâri’yi kazanmaktı elbette… Akıncılarımızdan evvel ‘gönül erlerimiz’ oradaydı…

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç ‘Sırplar bize Türk derdi, Müslüman olduğumuz için’ demişti ya, evet atalarımız bu güzel topraklara çil çil Müslüman serpmiş. Bunlardan biri olan ve Mehmet Doğan hocamızın sözlerine atıfta bulunduğu, yol arkadaşımız Bosnalı Rahman Ademî demiş ki, ‘’Balkanlarda en şenlikli günlerde, düğünlerde bayramlarda eğlencenin en coşkun anında birden Osman Paşa türküsü çalınır…’’

Tuna Nehri Akmam Diyor
Kenarımı Yıkmam Diyor
Ünü Büyük Osman Paşa
Plevne'den Çıkmam Diyor

Düşman Tuna'yı Atladı
Karakolları Yokladı
Osman Paşa'nın Kolundan
Beş Bin Top Birden Patladı

Kılıncımı Vurdum Taşa
Taş Yarıldı Baştan Başa
Ünü Büyük Osman Paşa
Askerinle Binler Yaşa

Rusya, Kırım Savaşı’nın (1853) intikamını almak için, 1877 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmişti. 93 Harbi olarak bilinen bu savaşta, Balkanlar’da ve Kafkasya’da iki ayrı cephe açıldı. Balkanlarda cephe açılmasının amacı, Tuna Nehri kıyısından İstanbul’a doğru bir yıldırım harekâtı düzenleyerek 6 hafta içinde İstanbul’a ulaşmaktı. Osman Nuri Paşa’nın (1832, Tokat-1900, İstanbul) Plevne Savunması, Moskof’un planını bozdu… Ancak hezimet süreci başlamıştı bir kere…

Bu sürecin devamında Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar’daki dört devlete (Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan) karşı yaptığı Balkan Savaşları (1912 – 1913), 600 yıllık Osmanlı tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. Türk milletinin vatan haline getirdiği, yurt edindiği, uğruna on binlerce şehit verdiği, binlerce sanat ve mimari eser bıraktığı Rumeli, bu savaşlarla elimizden gitti. Ama gönlümüzden değil…

Sayısı yüz binleri bulan Türk ve Müslüman katliama uğramış, tarifi mümkün olmayan acılar yaşamıştır. Bu acılar ve kayıplar bugün toplumsal hafızamızda canlı değilse de tarih kitapları, arşiv belgeleri Balkan Türkleri’nin ızdırabını, dökülen kan ve gözyaşlarını, kadınların ve çocukların çığlıklarını bizim için hâlâ muhafaza ediyor.

Kültür Kervanı ile yol alırken, bütün yok etme çabalarına rağmen ayakta kalan camiler, tekkeler, hanlar, köprüler, cumbalı evler görüyorsunuz. Bunlar toprağın üstünde, ya altındakiler… Türbeler, mezarlar, toprakla hemhal olmuş, oluk oluk akan şehit kanları…

Sadece şehit kanları bile, bizi çağırıyor, burası bizim dedirtiyor!

Hikâyeci Necip Tosun ‘’Balkanlar Osmanlı’nın bahar ve cennet rüyasıydı… Bu topraklardaki karabulutları ve hüznü dağıtmak için iyi bir roman, iyi bir şiir, iyi bir öykü yazılsa, güzel bir film çevrilse sanki her şey düzelecek ve güzelleşecek… Bizim bu topraklarla yeniden güçlü bağlantımızı sağlayacak olan kültür, sanat ve edebiyattır.’’ diyor İşkodra’da. Hüznüm hafiflemiyor, ayaklarım yere basıyor biraz…

Edirne’den yola çıkan kültür kervanı ile birlikte, yapacağı bütün işlerde ve planladığı fetihlerde muhakkak ulemanın fikrini alıp, ona göre hareket eden I. Murat’ı yâd ediyorsunuz, özlüyorsunuz. 1326’da Bursa’da doğan, 1389’da Kosova’da şehit edilen, -Edirne’yi, -o Edirne ki, torunlarından II. Selim'in (1524-1574) Mimar Sinan'a yaptırdığı Selimiye Camii ile Türklüğü mühürlenmiş şehir- Gümülcine’yi, Vardar'ı, Makedonya'yı, Selanik'i, Manastır'ı, Kosova’yı ‘vatan eden’- Sultan 1. Murat Hüdavendiğâr’ın ruhunu hissediyorsunuz…

Kitabın ilerleyen sayfalarında katılımcılardan Caner Arabacı diyor ki bu seyahat için, ‘‘Balkanlar’daki Türkiye’ye Bir Gezi’’ bu söz nasıl da oturuyor içime, ‘Balkanlar’daki Türkiye!’ Devam ediyor Caner Arabacı, ‘’Balkanlar, bizim dünkü evimiz. Aslında bu coğrafyaya, ‘suyun öte yanındaki Türkiye’’ diye bakmak doğru olacaktır. Ama öyle bir Türkiye ki, her yanı yaralı. Özellikle Balkanlar’daki Türkiye’nin; Türk kültürünü, İslâm Medeniyeti’ni hatırlatan kısımlarında yaralardan kan damlamaya devam ediyor. Onca yara, onca kan kaybı onun varlığını, hatta aidiyetini bitiremiyor. Çünkü A. Toynbee’nin tabiriyle kültür dokuz canlı.’’ Bunun için de ‘Edirne’den Mostar’a Kültür Kervanı’na katılmalıyız, yol arkadaşlarımızın yazılarından oluşan kitabı okumalıyız ki, ilmek ilmek işlenen, yok edilemeyen kültürümüzü temaşa edelim, kokusunu içimize çekelim, evlad-ı fatihan ile atalarımızın hidayetlerine vesile olduğu kardeşlerimizle kucaklaşalım! Önce okuyalım, sonra da bu donanımla gidelim inşallah, Devlet-i Âli’nin protokol sıralamasında, Yeşil Sancak’la ilk sırada temsil edilen Rumeli’ye!

Kültür Kervanı’nın, burada adı anılan ve anılmayan yolcuları, kendileri için bu gezinin dış ülkelere yapılan bir seyahat değil, kültürel anlamda bir iç gezi olduğu görüşünde birleşiyor. Dolayısıyla bu gezi okuyucu için de içi ile buluşmak anlamına geliyor. Okuyacağımız yazılarıyla bizi kültür kervanına dâhil eden yazarlar; duygusal ama gerçekçi, hüzünlü ama müjdeli bir yolculukta tarihi ve şimdiyi önümüze seriyorlar…

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 40. Yılında EDİRNE’DEN MOSTAR’A KÜLTÜR KERVANI, TYB Yayınları, Seyahat Yazıları:2, Aralık 2018, 384 sayfa

                                                                                                                                Fati ŞİMŞEK

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.