24 Kasım 2017
  • İstanbul15°C
  • Ankara7°C

İŞTE MEHMED AKİF'İN ASR SURESİ TEFSİRİ

1982’de ilk sayısı çıkan Lale Mecmuası, ilk sayısında okuyucularına Mehmed Akif’in Asr Suresinin tefsirini, bir ek olarak vermiş. Biz de Akif’in bu kıymetli tefsirini alıntılıyoruz.

İşte Mehmed Akif'in Asr Suresi Tefsiri

05 Kasım 2016 Cumartesi 16:59

1982’de ilk sayısı çıkan Lale Mecmuası, ilk sayısında okuyucularına Mehmed Akif’in Asr Suresinin tefsirini, bir ek olarak vermiş. Biz de Akif’in bu kıymetli tefsirini alıntılıyoruz.

Asr Suresi

Bismillâhi’r Rahmâni’r Rahîm

Velasrı

İnne’l-insâne lefî husrin

İllel-lezîne âmenû ve amilu’s sâiihati ve tevâsav bi’i-hakkı ve tevâsav bi’s-sabr.

Meali

Asr’a kasem ederim ki, insan muhakkak ziyandadır. Ancak îmanı olan kimselerle âmal-i sâlihada bulunanlar, bir de birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda değildir.

Tefsiri:

Müreccah olan kavle göre bu sûre Mekkî’dir. Öyle rivâyet ederler ki, İmam Şafiî; “Kur’an nâmına yalnız bu sûre inmiş olsaydı, insanlara elverirdi; insanlar yalnız bu sûreyi teemmül etmiş olsalardı, onlara kâfi gelirdi” dermiş. Muhakkaktır ki, Ashâb-ı Kirâm’ın ikisi bir yere gelince, bu sûreyi biri diğerine okumadan, diğeri de ona selâm vermeden ayrılmazlarmış! Ashâbın bu âdeti, “teberrük” içindir, zannında bulunanlar, yanılıyorlar. Zira bu sûre-i güzîni okumaktan maksad, içindeki mânâları, husûsiyle hakkı, sabrı tavsiyede bulunmayı karşısındakine hatırlatmaktır. Tâ ki, arkadaşından ayrılmazdan evvel, onda bir hayırlı vasiyet, nasihat varsa onu kendisine celbetmiş olsun.

Hilkat âlemindeki eşyâdan, yahut şuûn-ı kâinattan birine yemin etmek, Kitabullah’da câri olan âdet muktezâsıdır. Bundaki maksad ise, insanlara o cây-i kasem olan şeye ezelden beri mevdû olan hikmeti hatırlatmak, şâyed insanlar onda bir nevi şer tevehhüm etmişlerse, hatâ etmekte olduklarını; fenalığın, şerrin o eşyada olmayıp; o eşyayı kullananların, yâhut o sûrette îtikad edenlerin kendilerinde bulunduğunu anlatmaktır.

Öyle dinler vardı ki, onlara sarılanlar gerek bu kâinatın, gerek onun ihtiva ettiği varlıkların kevn ü fesad olduğunu, onun için hakîkî bahtiyarlık peşinde koşanlar için bunu hor görmek, bugünün nimetlerinden, zevklerinden, eğlencelerinden kaçmak, nefislerini bu kevn ü fesad âleminin üstünde bir âleme ayırmak ve hasretmek gerekeceğini zannederlerdi.

Kur’an, onların bu hususta tamâmile yanıldıklarını açıktan açığa bildiriyor. Allah’ın kitabında vârid olan kasemler, o gibi zanda bulunanların hatâlarını kendilerine bildirmek için ihtiyar olunmuş usul cümlesindendir. Yâni bu eşyâ, hikmet-i ilâhiye’ye mazhariyet bakımından öyle bir mertebede bulunuyor ki, Cenâb-ı Hak onunla yemin ediyor; gûya ki, Cenâb-ı Hakk’ın tâzîmine arz-ı istihkak ediyor. Artık her şeyin hâliki olan ve bütün varlıkların varlığı, kendi vücûd-ı ezelîsi ile kaim olan Hallâk-ı Azîm’in ta’zîmine mazhariyet kadar büyük şeref olabilir mi?

 

Devamı için: http://www.dunyabizim.com/alinti/25112/iste-mehmed-akifin-asr-suresi-tefsiri

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.