23 Eylül 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara13°C

“MALAZGİRT RUHUNDAN ALINACAK ÇOK DERS VAR”

“Malazgirt Zaferi’nin doğru anlaşılmasıyla Malazgirt ruhundan alınacak çok şey vardır. Son yılarda gerçekleştirilen büyük çaplı kutlamalar bu ruhun anlaşılmasında etkili olmaktadır.”

“Malazgirt ruhundan alınacak çok ders var”

16 Ağustos 2019 Cuma 12:58

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) , Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Malazgirt zaferinin 948’inci yıldönümü hatırasına üç günlük bilgi şöleni düzenleyecek.

Malazgirt Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Malazgirt Kaymakamlığı’nın katkıları ve Türk Tarih Kurumu ve Muş Üniversitesi iş birliği ile yapılacak  “IV. Tarihî Roman ve Romanda Tarih” sempozyumu, 19-21 Ağustos 2019 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Bilgi şöleni öncesinde, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan; Malazgirt Savaşının önemi, kültür sanat varlıklarımızın korunması, Türk tarihi, şahsiyetleri, mekanları konu alan film ve dizilerin önemi, tarihin daha iyi anlaşılması için yaptıkları çalışmalar hakkında sorularımızı cevaplandırdı.  

-Türk Tarih Kurumu’nun kütüphanesinde hangi tür eserler var? Tarihi meseleler hakkında araştırma yapmak isteyen yerli ya da yabancı bilim adamları ve akademisyenler için kütüphaneniz yeterli oluyor mu?

Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi, bünyesindeki kitaplar, süreli yayınlar, haritalar, el yazması eserler, mikrofilm ve mikrofiş gibi materyallerle bugün tarih ve tarihle ilişkili alanlarda çalışmalar yürüten araştırmacıların çok değerli bilgi kaynaklarını bir arada bulabilecekleri zengin bir ihtisas kütüphanesidir. Kütüphanemiz yurt içinde çok sayıda üniversite, enstitü ve kurum kütüphanesi ile yayın değişimi gerçekleştirilmekte, ayrıca 53 ülkeden Türk ve Türkiye tarihi ile bunlarla ilgili alanlarda yayın yapan 238 bilimsel kurum ve kütüphaneleri ile yayın değişimi programı yürütmektedir. Kütüphanemize, yurt içinden ve yurt dışından Kurumun çalışma alanına giren konularda 701 başlık süreli yayın gelmektedir. Bu bakımdan araştırmacılar, çalıştıkları alanlarla ilgili son yayınlara Kütüphanemiz üzerinden ulaşabilmektedir.  Kütüphanemiz, kitap dışı materyal bakımından da değerli koleksiyonları barındırmaktadır. Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti dönemini kapsayan belge ve fotoğrafları barındıran arşivimizden Türk ve yabancı bilim insanları, araştırmacılar, resmi ve özel kuruluşlar yararlanabilmektedir.

 

Tarihi dizi ve filmlere hassasiyet gösterilmeli

-Tarihimizin ve tarihi şahsiyetlerimizin genç kuşaklara aktarılmasında dizilerin olumlu etkisinin olduğunu düşünüyor musunuz?

Türk tarihinin hem olaylar hem de şahsiyetler açısından film ve diziler için son derece zengin bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.  Bu kaynaktan beslenen dizilerin tarihe yönelik ilgiliyi artırdığı muhakkak. Bu bakımdan gençlerin tarihi şahsiyetleri tanımak istemesi, tarihi olayları merak etmesi bu yapımların olumlu yanları olarak öne çıkıyor. Üstelik bu yapımların büyük bir kısmı yurt dışında da seyirciye ulaştığı için kültürümüzün ve tarihimizin farklı milletlere tanıtılmasında da önemli bir rol oynuyorlar. Fakat bir tarihçi hassasiyetiyle izlediğimde bu yapımların bir kısmının tarihi gerçeklere bağlılık ve tarihi değerlere saygı açısından gerekli özeni gösterdiğini söylemek maalesef mümkün değil. Bu konuda hem sektöre hem de izleyiciye iş düşüyor. Bu dizilerin ticari yapımlar olduğu gerçeği unutulmadan, eleştirel bir gözle izlenmesi, buralarda anlatılan olayların ve kişilerin burada anlatılışlarından bağımsız olarak değerlendirmesi gerekiyor. Öte yandan, bu konuda toplumsal hassasiyetlerin dikkate alınmasıyla ve sektörün tecrübe kazanmasıyla daha nitelikli işler çıkacağına da inanıyorum.

 

-Kadim medeniyetimizin mirası olarak bugünlere gelmeyi başarmış, tarihimizin daha iyi anlaşılmasına da vesile olan  kültür-sanat eserlerinin yeteri kadar korunup yarınlara taşınması için neler yapılmalı?

Öncelikle toplumumuzdaki tarih bilincinin artırılması gerekiyor. Bu tarz eserleri sadece kanun ve yönetmelik yoluyla değil vatandaşlarımızın da hassasiyet göstermesi gerekir. Ancak bu şekilde kültür varlıklarımızı koruyup yarınlara sağlıklı bir şekilde aktarabiliriz. Kültür-sanat eserlerinin korunmasının yanı sıra tanıtılması ve bu eserlere olan ilginin artırılması gerekiyor. Çocuklarımızın ilkokul çağından itibaren tarihi ve kültürel eserlerimizle iç içe olmalarını sağlamak, hem medeniyetimizin daha iyi anlaşılmasında hem de bu eserlerin gelecek kuşaklar tarafından sahiplenilmesinde faydalı olacaktır.

Yaşadığımız coğrafya tarihin iyi bilinmesi gereğini bize hatırlatıyor

-Bugünü anlayabilmemiz için dünü çok iyi bilmemiz gerektiği hep söylenir ama bir yandan da tarihimizi iyi bilmediğimiz bir gerçek. Toplum olarak geçmişimizi merak etmede duyarsız mıyız yoksa yeteri kadar öğretilmiyor mu?

Toplum olarak duyarsız olduğumuzu düşünmüyorum. Tarihe ilgimiz olduğu da bir gerçek. Yaşadığımız coğrafya da tarihin iyi bilinmesi gereğini bize hatırlatıyor.  Tarih eğitimini, tarih bilinci aşılayacak şekilde çağın gereklerini ve fırsatlarını yakalayarak verebilirsek tarihe yönelik bu ilgiyi karşılıksız bırakmayız. Bilişim ve teknolojinin imkânlarını kullanarak her yaştan birey için tarihi bilgileri edinebilecekleri güvenilir kaynaklar oluşturmak mümkün hale geldi. Kurumumuz da bu amaçla tarihimizdeki kritik olayları ve iz bırakmış şahsiyetleri tanıtıcı faaliyetlere son yıllarda hız verdi. Hala Sultan, Çaka Bey, Süleyman Şah gibi isimlere; Ermeni Meselesi, Sarıkamış, Kıbrıs’ın fethi gibi olaylara dair eğitici belgesel filmler hazırlayarak, sergiler düzenleyerek akademi dışından tarihe meraklı vatandaşlarımıza ulaşmaya ve onlara güvenilir kaynaklardan bilgi sunmaya çalışıyoruz.

 

Ecdadımız Anadolu coğrafyasını bizlere miras bıraktı

-Çanakkale savaşının ruhunu anlayan herkes mutlaka savaşın geçtiği yerleri ziyaret etmek istiyor. Malazgirt için de bu hassasiyetin olması gerekiyor mu? Bu konuda neler yapmak gerekir?

Malazgirt Savaşı’nın önemi son yıllarda daha net şekilde anlaşıldı. Malazgirt Zaferi, hem Anadolu’nun Türk yurdu haline gelmesini hem de Selçukluların şahsında İslam medeniyetinin tekrar yükselişe geçmesini ifade eden son derece önemli bir olaydır.

 Bu zaferin kazanılmasında Sultan Alparslan’ın liderliğinde oluşan birlik ve beraberlik duygusu kadar Selçukluların bilim ve teknikte ulaştıkları mertebe de etkili olmuştur.  Bizans’ın çok ilerisinde bir matematik bilgisine sahip olan Selçuklular tüm dezavantajlara rağmen zaferi elde etmişlerdir. Dolayısıyla Malazgirt Zaferi’nin doğru anlaşılmasıyla Malazgirt ruhundan alınacak çok şey vardır. Son yılarda gerçekleştirilen büyük çaplı kutlamalar bu ruhun anlaşılmasında etkili olmaktadır. Malazgirt’in ruhunu yansıtacak anıtsal bir mekân eksikliği vardı. Bölgede yapımı tamamlanmakta olan tarihi park ile bu eksikliğin giderilecek olması da sevindirici bir gelişmedir.

Biz de Kurum olarak zaferin tüm yönleriyle anlaşılması için gerek yayınlarımızla gerekse bilimsel toplantılarımızla üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Geçen yıl Kurumumuzun öncülüğünde yaklaşık 70 bilim insanını bir araya getiren uluslararası bir sempozyum düzenledik.

 Bu yıl da yine destek vermekte olduğumuz “V. Tarihî Roman ve Romanda Tarih Bilgi Şöleni” ile Malazgirt’te olacağız. Kurum olarak bu önemli zaferin yıl dönümlerini coşkuyla kutlamanın bizlere Anadolu coğrafyasını miras bırakan ecdadımıza bir borç olduğunu düşünüyoruz.

 

Tarihimizi anlamamıza kaynaklık eden önemli çalışmalar yapıyoruz

-Daha önceki yıllarda,  tarihimizi yabancılardan öğreniyoruz algısı vardı. Türk Tarih Kurumu başta olmak üzere devletin ve duyarlı aydınların çabalarıyla bu algı yıkıldı. Dünyaya medeniyeti, askeri stratejiyi, sanatı, kültürü, bilimi ve teknolojiyi, deniz bilgisini aşılayan devletlerimizin ve liderlerimizin gerçek yüzleriyle tanıtılması için neler yapılmalı?

Türk tarihi her yönüyle çok zengin bir alan. Geçmişte İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Fuat Köprülü, Ömer Lütfi Barkan, Osman Turan, Mehmet Altay Köymen, Mehmet Aydın Taneri, Halil İnalcık gibi dünyaca tanınan isimler tarihimizin birçok safhasını aydınlatan çok kıymetli eserler verdiler.

Kuruluşlundan bu yana Türk Tarih Kurumu çatısı altında tarihimizi anlamamıza kaynaklık eden çok sayıda çalışma yapıldı.  Bugün de tarihçilerimiz hem yeni perspektiflerle literatüre yaklaşarak yeni bilgi ve bulgular söylüyorlar hem de daha önce çalışılmamış alanlarda çalışmalar yürütüyorlar. Tarih bir bilim dalı ve tüm diğer bilim dalları gibi tarihin de evrensellik bir boyutu var.

Türk tarihçiliği, dünyadan bağımsız olarak gelişmiyor. Dünyadaki paradigmalarla, farklı disiplinlerden akademisyenlerin çalışmalarıyla ilişki içinde çalışmalar yürütülüyor. Bu ilişkiler bazı dönemlerde belirli konuların parlamasına neden oluyor. Sosyal, iktisadî ve kültürel perspektifler değiştikçe alanda da yeni konular söyleme potansiyeli gelişiyor. Bazen de güncel gelişmeler bazı konuların öne çıkmasına vesile oluyor.

Özellikle Türkiye’nin içince bulunduğu coğrafyada yaşanan güncel gelişmeler Türk tarihçiliğinin öncelikli konularının seçiminde etkili oluyor. Hangi konuda çalışılırsa çalışılsın bilimselliği öne çıkaran çalışmalar yaptıkça alana daha kıymetli ve kalıcı katkılar sağlanacağı bir gerçektir.  

                                                                                                                   Mahmut Erdemir

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.