22 Kasım 2017
  • İstanbul12°C
  • Ankara1°C

MÜKEMMELİYETİ ARZULAMA İDEALİ-1

M. Ali ABAKAY

14 Eylül 2017 Perşembe 08:00

Hayatın serencamında insanın hayal dünyasında şekillenen ideali gerçekleştirme arzusu, yaşam döngüsünün çarkında ömrün törpüsüyle hüznün ve mutluluğun çakışma dönemlerinde kişiye ne denli acılar yaşatır?  Sıkıntılarla iç içe olmasını sağlarken hedeflenen amaçlara ulaşım, istenenin onda biri olsa, mükemmeliyete varma yolunda dünden bugüne gelmiş idealin yarına taşınması, yeşerip göğermesine dair umutlarla varoluşunu sürdürür.

Kemâle, olgunluğa varma merhalesinde çiğken pişmenin, tecrübelerle erdem kazanmanın geleneğimizde fetret dönemleriyle sekteye uğraması, mükemmeliyete varma yolunda hakikati arama uğraşısının devamlılığının önünde engel teşkil etmemiştir.

Yeryüzünde insanın yaşamın seksen –doksan seneye varan zaman diliminde insanlığa faydalı işlerle taçlandırılmasına dayanan hayat bakışımız, daima bilgiyle istenene ulaşma prensibinde şekillenmiştir.

Medeniyet iddiasını madde ile sınırlandıranların yaşamından uzak düşen, mana ile biçimlenen hayat anlayışımızın çağlar üstü olması şehirlere yüklediğimiz anlam zenginliğini ortaya koymaktadır. Şehir anlayışının günümüzde tarihten, inançtan, fikirden ırak bırakılma hali, medeniyetin tüketimi kamçılayan dünyevî hayatın müptelası olanların kapitalizmin görünmeyen bağlarıyla köle hükmündedir. Tasması altından olan kölenin özgürlüğü, bağlı olduğu yerden izin verildiği oranda geçerlidir.

Medeniyet anlayışımız yeni değildir. Şehirlerin görkemli devasa yapılarla içinden çıkılamaz kirlilikle dünyevî ihtirasların kurbanı seçilmesi, şehirde yaşamanın itibarlı şekle dönüştürülmesi, esasında medeniyetle barışmayanların, o şehirler toplamında tarihteki olanlarla hesaplaşmak isteyenlerin desisesinden başka bir şey değildir. 

Toplumu cemiyet bağlarından kopartıp, adı konulması zor şehir yapılaşmasına hapsedenlerin, güvenilir sitelerde bir araya getirmeleri, onların dış dünyayla irtibatını ortadan kaldırmaktadır. İhtiyaç duyulan tüketim maddelerini, Pazar alışverişlerini, çocuk oyun parkından yaşlıların dinleneceği yeşil alanlara varıncaya kadar berber dükkânını kuaföre, lokantayı restauranta çeviren düşünce, şehrin bütünlüğünü tehdit etmektedir.

İnsanı, “Gönüllü Mahkûm” haline dönüştürmeyi, toplumdaki ayrılıkları derinleştirmeyi, insanlar arasında derin uçurumlar oluşturmayı, geleneği-göreneği zayıflatmayı, tarihle inançla olan birlikteliği parçalayıcı, ahlâkî değerleri ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. İnsan psikolojisini bozan, sosyolojik dengeleri alt-üst eden, zenginden fakire kurulan merhamet köprülerini kaldıran, aynı çeşmeden su içmeyi reddeden vahşi anlayışla karşı karşıyayız. Aynı fırından ekmek aldırmayan, aynı dükkândan giyimi-kuşamı yasaklayan toplu alışveriş merkezlerini habis urlar gibi cemiyetin ruhunda yayan, çok tüketmeyi insanca yaşamın güzelliğiyle maskeleyen anlayış sistemi, çocukların aynı okullara gitmesine rıza göstermemektedir.

Bu denli insanın yalnızlığa itildiği, dört duvar arasına hapsedildiği, herkesin çalışmak zorunda bırakıldığı, tüketim için çok kazanma hırsının kamçılandığı ortamda diğer kesimdeki insanların arasında bu yaşama özenti, birliğin ve beraberliğin temeline konulan bombadan farksızdır.

Helâlin haramın sorgulanmadığı, haksızlığın önemsenmediği, sadece nefsanî davranışların insan hayatına motif olarak işlendiği toplu yaşam alanlarının teşvik edilmesi, inanca dayalı değerlere de açılan savaşın başka cephesidir. Gencin çocukluktan beri özendirildiği hayata katılımının sinema sektörüyle televizyon kanallarıyla sistematik biçimde baskı altına alındığı hepimizin bilgisi dâhilindedir.

Bir ülkenin, şehirde yaşantıyı teşvik eden biçimde yönlendirilmesi, iktisadî yapının üretimden tüketime kayması, insanların reklâmlarla ihtiyaç duyulmayan ithal malzemeleriyle hayatının ahtapot kollarıyla kuşatılması ortadadır. Beyaz eşyanın ve vasıtaların sürekli yeni modellerinin piyasaya sunulması, telefonların hayatta vazgeçilmez hale getirilmesi, “Canımdan geçerim, akıllı oyuncağımdan vaz geçmem.” haline bürünen halkalı kölelerin başka bir tarifi yapılabilir mi?

Dünden yana habersiz, bugünden başka hayat bilmeyen, yarından gafil bir insan profilinin cinsellikle sarmalanmış yaşantısında ilimden ve irfandan bahsedildiğinde aptalları oynaması, katiline âşık maktul tarifine uymaktadır.(Devam Edecek)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.