20 Kasım 2017
  • İstanbul12°C
  • Ankara4°C

O TÜRKÜYÜ SÖYLETMEYECEKTİNİZ SAYIN CUMHURBAŞKANIM!...

Namık Açıkgöz

25 Ekim 2017 Çarşamba 08:00

Geçen hafta, 40. Muhtarlar Toplantısı’na girişinizi, yürek yangınımız Kerkük ile yapmanız, bizim kuşağın bağrına hançer saplamak gibidir Sayın Cumhurbaşkanım!...

Bunu yapmayacaktınız!...

O hançeri saplamayacaktınız bağrımıza!...

Adını duyduğumuzda, bütün siyasî teorilerin, bütün strateji diskurlarının, bütün iç ve dış politika söylemlerinin iflas ettiği bir yerdir Kerkük!...

Bir hasret, bir sevda, bir hüzün ve bir ezgidir bizim için Kerkük!...

Kerkük, Musul, Erbil, Süleymaniye, Tuzhurmatu buğulu sevda sesinin kapladığı göklerin şehirleridir…

Berekettir, sükûnettir, barıştır ama öbür yandan da kandır, isyandır Kerkük!...

Katliamlardır, idamlardır, ölümlerdir, şehadetlerdir Kerkük!...

Abdurrahman Kızılay’dır, Abdülvahit Küzecioğlu’dur, Mehmet Özbek’tir, İsmet Hürmüzlü’dür… 

Sestir, ritmdir, ezgidir…

Hoyrattır çığlık çığlık!... “Yar dayanan/Yar da yanan”dır; “Baba böyün…”dür; bayatıdır Kerkük!...

“Kâr etmez âhım”dır, “Cerrevün kulpu burma”dır, “Değirmançi”dir, “Mum kimin yanan Kerkük”tür, “Ağlama ceylan balası”dır, “Dede dede can dede, Ay dolanaydı, O yana dönder meni, Çakmağı çak, çerağı yandırmamışam”dır Kerkük!...

Kerkük bizim için “Altın hızma mülayim”dir Sayın Cumhurbaşkanım!...

Yüreğimize ses ses, hece hece, mısra mısra, ezgi ezgi saplanan bir hançerdir Kerkük!...

İlk gençlik çağıdır, son gençlik çağıdır, orta yaş çağıdır, ileri yaş çağıdır bu türkü bizim için.

Doğumuzdan gelen “Serin sulu bulahlardan/Şehriyar’ın şeherinden” ile Tebriz’den gelen sesin Güneydoğu’dan gelenidir “Altın hızma!...

Balkanlardan “Alişimin kaşları kare”dir…

Azerbaycan’dan “Ayrılık, ayrılık, aman ayrılık”tır!...

Özlemdir, ümittir, hüzündür!...

14 Temmuz 1959’dur… Kandır, vahşettir, katliamdır bizim için “Altın hızma”!...

Binbaşı Ata Hayrullah, İhsan Hayrullah, Kasım Neftçi, Selahattin Avcı, Dr. Necdet Koçak ve nihayet Ali Haşim Muhtaroğlu’dur “Altın hızma”!...

O gün o türkü salonu doldurunca, siz de “Kesmeyin; devam etsin türkü!...” deyince, 45 yıl geçti gözümün önünden ve bir yandan içim cızzz etti, öte yandan yüreğimde kelebekler uçuştu…

Kahır ve hüzün bir yanda; devletin zirvesinin bu türkü ile konuşmaya başlaması sevinci bir yanda!...

Kısık seslerle konuştuğumuz Kerkük’ün devletin zirvesinde türkülerle dile gelmesi!...

16 Ocak 1980 günü, hediye ettiği saat, zamanın başbakanın kolunda iken şehit edilen Dr. Necdet Koçak ile ilgili yaşanan duyarsızlığın üzerinden 37 sene geçtikten sonra, devletin zirvesinde bir bağımsızlık manifestosuna dönüşen “Altın hızma”yı duymak beynimi, zihnimi, gönlümü alt-üst etti sayın Cumhurbaşkanım!...

Kahır, hüzün, sevinç, mutluluk ve hâlâ Türkmen bayrağındaki mavilikçe bir ümit!...

3 damarı değişmiş kalbim bu duygu yoğunluğunu kaldıramaz Sayın Cumhurbaşkanım!... Bunu yapmayacaktınız!... O türküyü, devletin zirvesinde öyle söyletmeyecek ve gözlerimden  o iki damla göz yaşını akıtmayacaktınız!...

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.