23 Eylül 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara13°C

PORTRE YAZARI FAHRİ TUNA İLE EDEBİYAT SÖYLEŞİSİ

Söyleşi / İsmailcan Kaya

Portre Yazarı Fahri Tuna ile Edebiyat Söyleşisi

15 Mayıs 2019 Çarşamba 11:48

İsmailcan Kaya: İlk portrenizi ne zaman ve kimi yazdınız?

Fahri Tuna: 1994 yılında. Ünlü düşünürümüz Cemil Meriç'i yazmıştım. Dergâh Yayınlarının çıkarttığı aylık Ülke Dergisi'nde yayımlanmıştı: 'Türk Düşüncesinin Everest'i; Cemil Meriç' başlığıyla.

İsmailcan Kaya: Hangi yazarlardan etkilendiniz?

Fahri Tuna: Etkilendiğim bir yazar söyleyemem. Ama üzerimde hakkı olan, hâlâ beğenerek okuduğum yazarlar var: (Üzerimde hakları doğuş sırasıyla söyleyeyim) Necip Fazıl, Cemil Meriç, Cahit Zarifoğlu, Selahaddin Şimşek, Cemal Süreya. Ve Mithat Cemal Kuntay. Başka beğendiklerim de var ama bunlar bana en çok katkısı olan altı isim.

İsmailcan Kaya: 3. Örnek aldığınız yazarlar kimdir?

Fahri Tuna: Örnek aldığım bir yazar var diyemem. Ama beğenerek okuduğum şairler yazarlar var elbette. Sezai Karakoç'un, İsmet Özel'in, Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerini, Sait Faik, Necip Tosun ve Abdullah Harmancı'nın öykülerini, Güray Süngü'nün romanlarını, D. Mehmet Doğan ve Cihat Zafer'in denemelerini, Mehmet Şeker'in gazete yazılarını, Mehmet Aycı'nın portrelerini... Ve Selahaddin Şimşek'in özdeyişlerini. Büyük zevkle okumaktayım.

İsmailcan Kaya: İlhama inanır mısınız?

Fahri Tuna: Hayır. Ama okuduğumuz güzel bir dizenin veya satırın, güzel bir bestenin, güzel bir tiyatro eserinin, güzel bir anı veya anekdotun; hatta bir tebessümün bir bakışın bir özdeyişin bizlere yazılar hatta eserler yazdırdığı doğru ve gerçektir. Hemen hepimiz bunu yaşamışızdır. Yaşayacağız da.

İsmailcan Kaya: Günümüz yazarlarından kimleri beğeniyorsunuz?

Fahri Tuna: Yukarıda cevap verdiğim isimlere ek olarak on kadar şair, on kadar hikâyeci romancı, üç dört denemeci, iki portre yazarı daha var.

İsmailcan Kaya: Neden portre alanına yöneldiniz?

Fahri Tuna: Ben aslında deneme ve mizah yazarı olacaktım. Nitekim ulusal manada İzlenim, Yedi İklim ve Türk Edebiyatı dergilerinde yayımlanan ilk yazılarım deneme türündedir. 1991'de ilk mizah kitabım 'Yanlış Hata' adıyla - mütevazı bir baskıyla da olsa - yayımlanmıştı. Ama aynı yılın yazında -üzerimde çok ama çok emeği ve hakkı bulunan özdeyiş yazarı - Selahaddin Şimşek Ağabey, 'Fahri, sende portre yazarı yeteneği görüyorum. Sen mizah veya deneme değil portre yazarı olmalısın' diyerek beni o alana yönlendirdi. Rabbime şükürler olsun, 27 senedir portreler yazmaya çalışıyorum.

İsmailcan Kaya: Kendinizi nasıl keşfettiniz ya da sizi kim keşfetti?

Fahri Tuna: Yazar olacağımı lise 1'de, henüz on beş yaşımın içindeyken, bize derste ödev olarak öykü yazdırtan edebiyat öğretmenimiz Kemal Özdemir (Kof Kemal) Hocam. Portre yazarı olacağımı ise -az önce de belirttiğim gibi- özdeyiş yazarı Selahaddin Şimşek.

İsmailcan Kaya: Yazılarınızda kullandığınız üçlemelere neden çok yer veriyorsunuz? Üslubunuzun belli başlı özellikleri nelerdir?

Fahri Tuna: Bilemem. Beni okuyan birçok kişinin de ifade ettiği gibi - her yazar da öyledir zaten - kendime has bir üslubum var. İki nokta üst üste ve noktalı virgülleri, üçlemeleri, edebî sanatları, göndermeleri, ironiyi yani mizahı bol kullanan, şiirsel, lirik, çoğu kez kısa cümlelerden oluşan bir üslubum olduğu söylenmektedir. Günlük, yaşatan Türkçeyi kullanmaya özen gösteriyorum. Geçenlerde fark ettim; ilk gençliğimde çok okuduğum Necip Fazıl'da da bol üçlemeler var. Belki severek okuduğum üstad Necip Fazıl'dan miras kalmıştır bana bu üçlemeler. Bilemeyeceğim...

İsmailcan Kaya: Yazmanın/Yazarlığın temeli nelerdir?

Fahri Tuna: Benim kırk senelik tecrübe ve gözlemlerime göre; yazar olmanın üçte ikisi (yüzde 67'si) Allah vergisi yetenektir. Kalan yüzde 33'ü de üç eşit parçaya bölüyorum ben: Yüzde 11'i yaşamak (denize girmeden denizi, beş yıldızlı otelde yaşamadan o oteli iyi anlatamazsınız zira), yüzde 11'i okumak (okuyarak yazar olamazsınız ama okumadan hiç yazar olamazsınız), yüzde 11'i de iyi gözlem yapmaktır.

İsmailcan Kaya: Hayatta gerçekleştirmeyi istediğiniz amaçları gerçekleştirebildiniz mi? Ve nelerdir?

Fahri Tuna: Büyük oranda evet diyebilirim bu soruya. Şimdi 'Osmanlı Medeniyetinin İzinde 40 Şehir Portresi' kitabım baskıda. Bu dördüncü portre kitabımdır benim. İlk üçü 2010, 2015, 2017’de yayımlanmıştı. Şimdilerde 40 yaş kuşağının şair ve yazarlarından her ay birisinin portresini yazıyorum. İki yıl kadar sonra da onlar kitaplaşabilir. Birikim ve deneyimlerimi beş ayrı yazar okulunda yazarlık dersleri vererek gençlere aktarmaya çalışıyorum. Düzenli olarak ayda dört ulusal dergiye şehir ve insan portreleri yazıyorum.

İsmailcan Kaya:Hayatınızdaki dönüm noktaları nelerdir?

Fahri Tuna: Edebiyatta ağabeyim hocam yol göstericim merhum Selahaddin Şimşek'i tanımam, özel hayatımda - ömründe daha hiçbir kitap okumuş olmasa da - eşim Gülseren Tuna'yı tanımam, iş hayatımda Sinan Çileli, Rıdvan Duran ve Hasan Duruer'i tanımam, yayıncılık alanında İsmail Aydın'ı tanımam. Başka dönüm noktalarım da var. Daha fazla uzamasın ama. Ben çok şanslı ve kısmetli bir adamım. Çok şükür, bin şükür. Meslek olarak da edebiyat olarak da hep sevdiğim insanlarla sevdiğim işleri yapma imkân ve fırsatı buldum ömrümce. Az zenginlik mi bu?.. Hamd makamındayım.

İsmailcan Kaya: Yazarlıkla, yazmakla ilgili son sözünüz?

Fahri Tuna: Okuyorsanız varsınız, yoksa yoksunuz. Yazıyorsanız varsınız, yoksa yoksunuz. Yaşasın edebiyat. Sen çok yaşa edebiyat!

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.