23 Kasım 2017
  • İstanbul12°C
  • Ankara3°C

SELAHATTİN YUSUF İLE RÖPORTAJ YAPTIK: GALİBA YAŞLANIYORUM VE ÇOCUKLUĞUMA ESKİSİ KADAR YAKIN DEĞİLİM

Selahattin Yusuf İle Röportaj Yaptık: Galiba Yaşlanıyorum Ve Çocukluğuma Eskisi Kadar Yakın Değilim

10 Kasım 2017 Cuma 13:33

İbrahim Varelci: Selahattin abi nasılsın iyi misin? Yeni bir romanla okurların karşısına çıkıyorsun. Roman yazma işini iyice benimsemiş görünüyorsun.

Selahattin Yusuf: Teşekkür ederim. Senin ve bu mecrayla ilgili diğer arkadaşların da iyi olmanızı dilerim. Evet bu ikinci romanım. Daha önce altı deneme kitabım, bir inceleme ve bir de öykü kitabım yayımlandı. Aslında konu hangi tekniği gerektiriyorsa onu seçiyorum. Şiir, öykü veya roman. Fark etmiyor benim için. Ama konunun nasıl ele alınacağının cevabının bizzat konunun içinde olduğunu da hatırlamalıyız. Yani türü biz belirleyemeyiz, konunun kendisi belirler. Hiç değilse belirlemelidir, diyelim.

 

İbrahim Varelci: Romanların yazılış süreci bile başlı başına bir hikâyedir. Özellikle roman yazmanın ilk fikri ne zaman aklınıza geldi? O an neredeydiniz? Bu süreçte neler yaşadınız? Biraz bahsedebilir misiniz?

 Selahattin Yusuf: Yaklaşık dört yıl önce. Çoğu zaman olduğu gibi kahvede otururken. Bizim Çengelköy’ü bilirsiniz. Son on yıla yakındır her şeyimi orada kotarıyorum diyebilirim. İsa’yı da orada yazdım. Ben genellikle önce karakterlerimden birini bulmuş oluyorum. İçime doğuyor bir yerden. Bir garsonun yüzü, bir çocuğun davranışı, sokakta rastladığım birinin tesadüfen kulağıma çalınan bir sözü olabiliyor bu. Önce belli belirsiz bir duygulanım. His. Gebe kalmak gibi. Sonra karakter yavaş yavaş ete kemiğe bürünüyor. Bir süre birlikte yaşıyoruz. Eğer “dış gebelik” değilse ve düşük olmuyorsa zamanla aşinalığımız artıyor. Birbirimizi tanıyoruz. Dertleşiyoruz. İlişkimiz ilerledikçe karakterin hikayesi zihnimde zamanla geriye doğru ilerliyor. Karakter olarak yeterli bir geçmişi olduğunda, tastamam hayatımdaki biridir artık. Diyelim ki zor zamanlarımda yanımda oluyor falan. Balkona sigara içmeye çıktığımda göz göze geliyoruz, birbirimizi anlıyoruz. Meseleleri koyup kaldırıyoruz. Sonra ondan kurtulmak ve tamamen hayatıma almak için (bu ikisinin aynı şey olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?) yazmaya başlıyorum.

 

İbrahim Varelci: Son dönem romanlarında günlük hayatın edebiyata yansımasını sıkça görüyoruz. Sizin bu romanınızda da bu var. Roman günlük hayatın diline ne ölçüde yaklaşmalıdır?

Devamı: http://www.izdiham.com/selahattin-yusuf-ile-roportaj-yaptik-galiba-yaslaniyorum-cocukluguma-eskisi-kadar-yakin-degilim/

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.