19 Eylül 2018
  • İstanbul21°C
  • Ankara20°C

TARIK BUĞRA DOĞUMUNUN 100. YILINDA TYB İSTANBUL’DA ANILDI

Yerli düşüncenin sesi büyük romancı Tarık Buğra, doğumunun 100. Yılı dolayısıyla Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi’nde yapılan bir programla anıldı.

Tarık Buğra Doğumunun 100. Yılında TYB İstanbul’da Anıldı

03 Eylül 2018 Pazartesi 11:46

TYB İstanbul Şubesi, EMİN Grup’un (EMİNEVİM, EMİN Otomotiv) desteğiyle “Doğumunun 100. Yılında Tarık Buğra Özel Programı” başlıklı bir etkinlik gerçekleştirdi. Dr. Ferda Zambak ve Dr. Bahtiyar Aslan’ın Tarık Buğra’yı anlattığı söyleşiyi, Prof. Dr. Namık Açıkgöz yönetti.

Programın açılışında konuşan TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, Türkiye Yazarlar Birliği olarak Türk edebiyatının öncü isimlerinden Tarık Buğra'yı doğumunun yüzüncü yılında rahmetle minnetle andıklarını kaydederek şunları söyledi:

“Yerli ve millî bir münevver olan merhum Buğra, edebiyatın birçok dalında eserler verdi. Ömrünü kültürümüze ve medeniyetimize adadı. Bizden bir isim olarak eserlerinde bizi anlattı, bizden bir duruş sergiledi. Özellikle Türkiye'nin zor zamanlarında eserleri, kafası karışık gençlere bir ışık oldu. Onların zihnini, hakikatin aydınlığıyla ışıttı. Televizyona uyarlanan eserleri, tarih şuurunun ve millî bilincin uyanmasında kıymetli bir vazife gördü. Bu program vesilesiyle milletimizi yeniden Tarık Buğra okumaya davet ediyoruz. Türkiye Yazarlar Birliği olarak yeni kültür sezonunda görkemli programlarla İstanbulluların huzurunda olacağız. Değerlerimizi değerlilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz.”

ANLATTIĞI MEKÂNIN BİR PARÇASI OLABİLİYORDU

Programı yöneten Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Tarık Buğra’nın kendi gençlik dönemlerinin en çok okunan yazarlarından biri olduğunu belirterek Buğra’nın kamuoyu tarafından her ne kadar romancı yönüyle bilinse de hikâyeciliğinin bugünün hikâyecilerini etkileyecek kadar öne çıktığını ifade etti ve şöyle devam etti:

“Kasaba hikâyelerinin ilk güzel örneklerini Tarık Buğra vermiştir. Ebeveyn hikâyeleriyle de incelenmeye değerdir. Anlattığı mekâna ait olabilen bir yazardır. İstanbul’u anlattığında hepimiz onu İstanbullu sanabiliriz. Bir edebî metinde beşerî his, haslet ve duygular varsa biz o metni ya da o hikâyeyi sevebiliriz. Bu yüzden Tarık Buğra’yı bize sevdiren en önemli etkilerden birisi, nefret ve kahır duygusunu en gerçekçi şekilde verebilmesidir. Tarık Buğra’nın okuyucusu pasif, edilgen ve popülize etmeyen okuyucu olduğu için, çağdaşı Kemal Tahir ondan daha fazla öne çıkabilmiştir.”

HAKİKİ HAYATTAN UZAK DEĞİLDİ

Tarık Buğra’nın sanat bakışını anlatan Dr. Ferda Zambak, Buğra'nın hikâyeci yönü üzerine değerlendirmeler yaptı. Buğra’yı çağdaşları arasındaki konumuyla da değerlendiren Zambak şunları söyledi:

“Tarık Buğra hikâyeleri hakkında karşılaştırmalı bir incelemeye rastlanmıyor. Onun hikâyeciliği, insan realitesinden ve hakiki hayattan uzak değildi. Bunun sebebi, yaşadığı yoksulluk ve çilekeşlikti. Buna rağmen yazarlıktan vazgeçmeyen idealizmi, kendi düşünceleri ve hissiyatları dışındaki hiçbir hegomanik arzuya kapılmayışı ve esir olmayışı onun hayatında önemli yer tutuyor. Onun hikâyeleri hayatın sürüklenişi içinde bizi durdurup bir şeyleri fark ettiriyor. Bazılarının bildiği, gördüğü ve fark ettiği ancak dile getiremediklerini dile getirme ustalığı taşıyor. Anadolu’da küçücük bir yerde büyümesine rağmen insanı anlama konusunda evrensel bir bakışı var. Bunu Anadolu ruhu taşımasına bağlamak lazım.”

HAS BİR HİKÂYECİ

Tarık Buğra hikâyelerini mekân algısı üzerinden değerlendiren Dr. Bahtiyar Aslan, kent problemlerini doğrudan ifade eden bir yol izlemediğini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarık Buğra’nın romanlarını tartışabiliriz, ama hikâyeciliğini tartışmak çok mümkün gözükmüyor. Has bir hikâyecidir. Türkiye’deki mekân anlayışı açısında Tarık Buğra’nın yaşadığı dönemin iki önemli kritik noktası var. 1930’larda ve 60’larda gerçekleşen iki büyük göç hadisesi. Tarık Buğra da bu şekilde şehre geldi ve bu durum hikâyeciliğini etkiledi. Kültürel mekânlar toplumsal uzlaşıları biriktirir. Tarık Buğra’nın TYB İstanbul Şubesi’nde anılması bu bakımdan önemli. Buradan yola çıkarsak Buğra’nın İstanbul’da yaşadığı dönem, onun hafızasındaki kültürel mekânla örtüşmeyen bir dönemdir. Onun için hikâyelerinde mekânlar kısıtlıdır.”

tbugra1.jpgtbugra3.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.