19 Ekim 2018
  • İstanbul17°C
  • Ankara13°C

TYB BAŞKANI ARICAN: "MÜSLÜMANIN DURUŞU, KUR'AN-I KERİM AYDINLIĞI OLMALIDIR"

A'DAN Z'YE İZM'LERİ ANLAMAK

TYB Başkanı Arıcan: "Müslümanın duruşu, Kur'an-ı Kerim aydınlığı olmalıdır"

27 Ocak 2018 Cumartesi 09:39

Evet, teşekkür ediyorum öncelikle genç arkadaşlarımı böyle güzel bir dergi çalışmasından dolayı kutluyorum. Kültür fikir sanat hayatımıza el birliğiyle katkı vermemiz gerekiyor. Bugünün dünyası gittikçe dijitalleşen ve sanallaşan artık sosyal medyanın esiri haline gelen bir aslında dünya. Belki sorunun cevabını da bunla ilişkilendireceğim bu anlamda genç kardeşlerimin dergi faaliyeti kültür sanat fikir faaliyetleri yapmaları gerçekten yürekten kutlanacak bir faaliyet. Öncellikle bu teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bunun uzun soluklu, devamlı amatörlükten artık profesyonelliğe dönüşmesini de temenni ediyorum.

1-İzm’ler söz konusu olduğu zaman ilk planda Cemil Meriç’in konu ile alakalı tanımına bakarsak:’İzm’ler idrakimize giydirilen deli gömleklerdir. İtibarları menşelerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı’’der üstad. Bizde dünya da mevcut izm’lerin doğuşu nasıl olmuş, hepsi Avrupa menşeili mi doğmuş ve günümüzdeki durumları nelerdir?

Evet izm’ler üstat Cemil Meriç in dediği gibi aslında birer deli gömlekleri aslında. Bundan önceki yüzyıl ideolojiler çağı idi. Özellikle 20. yy tam anlamıyla ideolojiler çağı idi. Ondan önceki yüzyıl imparatorluklar yüzyılı idi. İmparatorluklar çağı bitti, imparatorluklar dağıldı, dağıtıldı ardından onunla eş güdümlü olarak esasen bu yüzyılların akışını da bence bu bağlamda okumak lazım. Yani imparatorluklar çağını bir anlamda tarumar eden şey neydi neden tarumar edilmişti.? Aslında tam bu izm’lere zemin açmak, izm’lerle beraber daha kontrol edilebilir daha hükmedilebilir bir dünya kurmak içindi...

Dediğimiz gibi ulus devletlerin malumudur. Aslında ideolojiler çağı ile ulus devletler dönemi bir anlamda örtüşüyor. Dünyayı daha kontrol edebilme daha fazla egemen olmanın sömürmenin belki de sömürgeciliğin bir kılıfı haline gelmiştir.

Tabi ideolojiler devam ediyor mu? şu an 21 yüzyıldayız aslında bu çağda şu an teknoloji çağı diyoruz. Belki teknoloji çağı idi ama baş döndürücü çağda bir sosyal medyanın, akıllı telefonların ve artık teknolojinin ceplerimize kadar giren zihinlerimizi ve akıllarımızı kontrol eden bir boyuta taşınması gibi çok tehlikeli bir çağ söz konusu. Öyle tahmin ediyorum Cemil Meriçler Necip Fazıllar Osman Yüksel Serdengeçtiler şu an olsaydılar bu dijital çağa o gün ideolojilere açtıkları savaş gibi savaş açarlardı. Çünkü şu an ideolojiler belki çok fazla kendini artık göstermiyor ve artık kimsenin umurunda değil ideolojiler. İdeolojiler artık dijital ortama evirildi. Küresel hegemonya belki de küresel bu diktatörlük. Çünkü az önce söylediğim gibi 19 , 20, 21 . yy ’da devam eden süreçlerde bir el, birileri bir şeyleri kontrol etmek istiyor. Tüm insanlığı aslında avucunun içine almaya çalışıyor. Şu an tüm dünya küresini düşünürseniz gözümüzün önüne getirirsek bunun tamamını iletişim araçlarıyla dijital ağlarla örmüş bir dünya var. İdeolojiler den çok daha tehlikeli. Öyle tahmin ediyorum ideolojilerle bu egemen güçlere hizmet eden bir dünya inşa edilmiştir. Aslında hiçbirinin birbirinden farkı yoktu. Marksizmler milliyetçiliğin, sosyalizmle falancılık diye devam eden ideolojilerin aslında uzandığı yer aynı yerdi. Bir anlamda üzümün tanelerini oluşturuyordu ideolojiler. Ama sapı tutan el aynıydı. Bugün aslında bir evirilme söz konusu... Bu dijital çağ ile, sosyal medya ile hatta ve hatta ceplerimize kadar giren akıllı telefonlarla daha kontrol edilebilir bir dünya aslında söz konusu ve ben aslında ideolojilerin bir anlamda lakaytlığa boş zamanlılığa sosyal medyadaki insanların maskeler oluşturarak sanal hesaplarla bir dünyanın kurulduğunu düşünüyorum. Bu, ideolojilerden aslında daha tehlikeli bir durum. Çünkü burada artık ahlak yok, değer yok, hiçbir kural yok. Ve insanlar değerli olanı, kıymetli olanı, muteber olanı bir anlamda bu hesaplarla bu maskelerle tarumar ediyorlar, yok ediyorlar. Artık kutsala dair hiçbir şeyi bir anlamda bunlar ayakta bırakmıyorlar. İdeolojinin de amacı aslında kutsala savaştı. Daha açık söylemek gerekirse aslında en yüce olana aşkın olana savaştı bu. İdeolojiler in ki deli gömleği diye tanımlanmasında bu anlamda çok önemliydi bizi hakikatten koparıyordu. Bugün yine aslında bu dijital enstrümanlar tamamını kastediyorum hiçbirinden ayırım yapmıyorum ve ilerleyen zamanda korkunç boyutta devam edecek.  Çok küçük yaşlardan itibaren insanları kendine esir eden bir araç ve bunun adına yeni bir ideoloji diyebilirsiniz, yeni bir aygıt diyebilirsiniz, yeni bir ‘’mankurtlastirma’’ aracı diyebilirsiniz ve bununla artık hakikatler gerçeklikler hatta net bir şekilde ifade edelim aslında bunların ana hedefi İslam üzerine, hakikat üzerine ve kutsal üzerine bir savaştır. Onu bir anlamda sulandırmaktır ve bir anlamda onu yok etmektir, ki sizler bunu daha sıklıkla yaşıyor ve görüyorsunuz belki daha fazla kullanıyorsunuz sosyal medyayı, hakikat ve değerlere nasıl savaş açıldığını... Ve ben bu anlamda yeni bir evirilmenin yaşandığını düşünüyorum. Bunların kaynağı Avrupa mıydı evet Avrupa’ydı. Ben şöyle diyeyim aslında bunun kökeni Yahudi-Hristiyan kültürüdür. En temelinde Vatikan vardır. Ve Vatikan la iş birliği yapan Siyonist ideolojidir. Tüm ideolojilerin arkasında yine aynı yapı vardır. Bugün yine bu dijital çağın arkasında bu yapı mevcuttur. Üst akıl dediğimiz daha derinlerde ne İngiltere’dir ne Amerika’dır ne İsrail’dir. Aslında bunun bir vatanı yok. Bu sadece bir ideoloji ve bir zihindir. Azınlık bir sınıftır. Dünyanın nimetlerini bir anlamda kendi menfaatleri ve çıkarları uğruna kullanmayı isteyen dünyanın çoğunluğunu yok sayan ve tamamını kendisine köle edindiren ve kendilerini efendi gören bir zihniyettir. Dolayısıyla merkezine bir isim vermek doğru değil ama etkin olarak kullanıldığı yer Avrupa ve Amerika coğrafyası.

a29c4b7f-94f1-4535-947e-8f1693edeba9-002.jpg

2-insan doğası gereği mutluluk, huzur ve yaşamış olduğu dünyadan lezzet almak ister. İşte her İzm, tamda insanoğlunun istediği gibi mutluluğu ve ideal dünyayı vaat eder. Fakat bir aksilik var. İzm’ler ideal dünyayı hiçbir zaman veremezler. Bütünleşmeyi değil ötekileştirmeyi hediye eder. Gerçekten mutluluğun olduğu, herkesin birbirine saygı ile baktığı bir dünya ise bütünleştirici bir bakış açısı ile mümkün olur. Peki, o zaman niçin bizler ideal dünyayı ‘’izm’’lerde arıyoruz?

Aslında bu bir yanılgıdır. Bu bir sapmadır. İzm’lerle mutlu ve huzurlu bir dünya kurulabileceğini düşünmek gerçekten bir sanrıdan ibarettir. Böyle düşünen insanların sağlıklı bir düşünce dünyasının olduğunu da göremeyiz. Niçin, bir süre sonra aslında izm’lerin de insanlara fayda vermediğini, insanı kullandığını gerçekten bu izm’lere gönül veren kişiler bir süre sonra görüyor ve gerçekten büyük bir hüsrana uğruyor. Bu tür yolu tercih edenlerin hayatı sonunda ya intihara gidiyor ya bir depresyona gidiyor. Avrupa’da bu izm’lerin öncü isimlerinin çoğu en nihayetinde çıldırmıştır. Gerçekten zihinsel ve ruhsal sağlıklarını kaybetmişlerdir. Birçoğu psikolojik hastalığa dönüşmüştür.

 

Aslında bu coğrafyanın insanları olarak yerli ve milli dediğimiz şey inanca ve değerlere bağlı olmak demektir. Hakka ve hakikate bağlı olmak demektir. Bizim aslında mutluluk aramak için izm’lere ve dijital ortamlara ve sosyal medya gibi enstrümanlara ihtiyacımız yoktur. Aslında bugün insanımız sahte mutluluklar sahte huzurlar peşinde koşuyor. Belki burada hakikatin temsilcisi ve hakikati bilen ve savunan insanlar yeteri kadar bunun davasını güdemiyor. Bunun boşluğunu izm’ler üzerinden ya da yeni adıyla dijital ideolojiler izm’ler dijital maskeler, sosyal medya ideolojileri ki bunlar toz pembe bir dünya sunmaktadır. Kişileri sanal ortama çektiğinde kısmi ve anlık boşluk oluşturmakta bu da bir huzur ve mutluluk gibi düşünülmektedir. Aslında burada mutluluğun ne olduğunu konuşmak lazım. Huzur ve mutluluk anlık bir şey midir? Aslında mutluluk ahlaki bir duruştur. Bir süreçtir. İnsanın tüm hayatı boyunca zorlukla karşılaşsa da acı ve sıkıntıyla karşılaşsa da bunlarla baş edebilme sürecidir. İnsan bazen çok yorulur bazen terler bazen çok büyük bir mücadele verir ama mutlu olur. Ne için başardığı için. Aslında mutluluk bir ahlak halidir. Mutluluk bir davranış biçimidir. Mutluluk bir tutumdur ve bu nedenle mutluluk anlık bir hal değildir. Maddeye bağlı olmak sadece bir kaçış ve korkaklıktır. Aslında ideolojiler, sanal dünya maskeli dünya bir korkaklık dünyasıdır.

Cesur insanların dünyası değildir. Cesur insanlar gerçeklik dünyasında dolaşır. Hakikat ile yüzleşir. Dolayısıyla ideolojinin peşinden gidenler gerçeklerle yüzleşemeyenlerdir. Ve ruhlarında korkaklık olan insanlardır. Bu korkaklığı gündelik hayatın korkaklığı gibi görmeyelim. Hakikatle değerle yüce varlıkla yüzleşemeyenler ve yüz bulamayanlardır. Ki dijital ideolojiler ne yapıyor bugün? Korkak insanlar dünyası oluşturuyor. Ve maskeler çakma hesaplar üzerinden hakikatlere saldırılıyor. Bakıyorsunuz gerçek kimliği yok. Bu korkaklıktır ve gayri ahlakidir. İnsan onurlu ve şerefli bir varlıktır. Ve bir duruşu vardır. Mutluluğu İslam filozoflarından Farabi, mutluluğun elde edilmesi olarak tahvil eder. Farabi bize mutluluğu anlatır ve mutluluk bir süreçtir.

 

Bu dünya hayatı bize yaşadıklarımızla beraber yüce yaratıcıyla ilişkiyi yani göksel olanla yersel olanın ilişkisini kurduğumuzda aslında bu ilişkiyi kuran insan mutlu insandır. Bugün insan semavi olandan koptuğu için mutlu olamıyor. Ne yaparsa yapsın mutlu olamıyor. Ve sonunda mutluluğu bulamadığı için de çıldırıyor. Aslında hakikatin peşinde olan insan o yüce olanla ilişkiyi kurduğunda buradaki zorluklar insanı yıldırmayacaktır ve onu mutsuz kılmayacaktır. Gerçek mutluluğu da hakikate ulaştığında anlayacaktır. İnançlı insan aslında bu izmler’den öte bu dijital ve sanallardan öte bir hakikatin olduğunu bilir artık asıl öte dünyada bu hakikate ulaşacağı ve mutluluğu orada bulacağını anlar. O da cennettir. O yüzden bu izm’lerin peşine düşenler hakikatten kopanlardır. Bir insan İslam’dan kopup sahte mutluluk araçları arıyorsa büyük bir yanılgıya düşüp yanlış istikamete dönmüştür. O nedenle biz hayatı bütüncül olarak okuyan kişinin gerçek inanan olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu hayatın burada sonlanmayacağını ve asıl mutluluğun ahiret yurdu olduğunu bilir. Filozofların birçoğu da bu gerçekliği savunmuşlardır. Bu dünyadaki amacın bir duruş ve bir tavır sergilemek olduğunu ve aslında bir sınav verdiğimizi söylerler ve dünya hayatıyla öte dünyayı bütüncül olarak düşünürler.

3-Epistemik anlamda’’izm’’ler üstü ya da ‘’izm’’lerden bağımsız bir insan mümkün müdür? herhangi bir akıma bağlı olmadan, yaşadığımız hayata karşı bakış açımız olabilir mi?

 

Tabi. Az önce söylediğimizle ilişkilidir bu. İzm’ler hiçbir zaman bir epistemik bir temele dayanmazlar. Anlık ve geçici bir heves sunar. Aslında insanların dinamizmini ve heyecanını hazzını bir anlamda kullanır ve izm’ler çoğu zaman gençlik dönemlerinde insanlara cazip gelen yapılardır. Hiçbirinde sistematik temeli yoktur. Bir bilgi temeli yoktur. Bir tutarlılık temeli yoktur. Rasyonel bir tavır sunmazlar. Tutarsızdır. Bu yönüyle açıklarını farklı tepkiselliklerle ortaya koymaya çalışırlar. Ve bu anlamda aslında biz bu izm’lere gerçek cevabın inançta olduğunu ki İslam dinin bu anlamda en büyük cevabı verdiğini düşünüyoruz. Biz işin doğrusu islami doğru tanımıyoruz. Belki İslamı doğru tanımıyoruz. Bundan dolayı da biz İslam hakikatlerinden uzaklaştığımız için böyle bir yanılgıya düşüyoruz.

4-şu kanaati taşıyoruz ki biz dünyamızdan ne zaman ‘’irfanı’’ çıkardık işte o zaman batı menşeili izmlere yenik düştük. Zira mukavemet kalelerimiz zayıftı. Bizim muvakamet kalemiz, İslam düşüncesinden uzaklaşmak Avrupa’nın ihraç ettiği ‘’izm’’leri kabul için zaruri ve yeterli bir sebep midir? İslam düşüncesinde ‘’izm’’ denen bir kavram var mıdır?

Kesinlikle İslam’da izm yoktur. İslam bir inançtır bir hayat biçimi sunar hayatın her anını belirler sizin doğmadan önceki hayatınızla doğduğunuz andan itibaren yaşadığınız hayatta aileden çevreye eğitimden ekonomiye sağlıktan siyasete kadar her şeye adalet ilkesinden ve hakkaniyet ilkesinden ve himmet penceresinden ve irfan penceresinden bir bakış açısı ve bir duruş sunar. Bu yönüyle de İslam bir izm değildir. Ve İslam bize ilim irfan hikmet ve bilim bütünlüğü sunar. Bununla biz bu hayatın zorluk ve acılarına tahammül ederiz ve islami bu boyutlarla kavradığımızda gerçek anlamda mutlu ve huzurlu kılan bir zihniyete sahip oluruz. Artık hiçbir izm’e hiçbir sanal dünyaya iltifat etmeyeceğiz.

898ef2eb-2e53-4e97-abe4-463734baa975.jpg

5-İslamın eşitlik anlayışı ile sosyalizmin savunduğu eşitlik anlayışı arasında bağlantı kurmak ne kadar doğrudur?

Sosyalizmin eşitliğiyle İslam’ın eşitliği mukayese edilemez. Hiçbir şekilde birbiriyle ilişkilendirilemez. Çünkü sosyalizmin inşa ettiği eşitlik tamamen beşeridir tamamen dünyevidir. İslam’ın eşitliği ise tamamen adalet ilkesinden hareket eder ve bunu da ilahi adaletten alır ve hiçbir şekilde seküler değildir. Bir anlamıyla uhrevi boyutu vardır. Bu anlamda mukayesesini bile yapmak doğru değildir.

6-İslam-sosyalizm, İslam-kapitalizm, İslam-liberalizm, İslam -hümanizm kavramları bir arada kullanılabilir mi?

 

Kesinlikle kullanılamaz. Her birisi aslında tehlikeli ifadelerdir. İslam hiçbir ideolojiyle bağdaştırılamaz. Çünkü İslam seküler bir yapı değildir beşerî bir algı değildir. İslam semavidir, ilahidir. İzm’ler ise şeytanidir. Sadece bu dünyayı arzulayan ve sadece bu dünyaya hükmeden bir yapılardır. Böyle bir kullanım aslında İslam’ın içini boşaltmak için çalışmaktadır. Bunların her biri de İslam için bir tuzaktır. Ve bunlardan uzak durmalıyız.

 

7-İnsan nasıl bir bakış açısı ile yaklaşırsa hakikati kavrama konusunda başka bakış açılarına nispeten daha isabetli bir tavır sergileyebilir?

 

Az önce yine söylemeye çalıştığım gibi aslında bir Müslüman olarak durduğumuz yer vardır. Kur anın aydınlığıdır. Hz. peygamberin örnekliğidir. Biz bu perspektiften baktığımız zaman birçok yanlışı birçok sanallığı ve sahteliği görmüş olacağız. Bu anlamda da mümin Allah’ın nuru ile bakar. Feraset sahibidir. Dirayetlidir.

 

8-Ve son olarak sizce ‘’izm’’lerden kurtulmak mümkün müdür?

 

Kesinlikle mümkündür. Hiçbir şekilde yerli ve milli olan bir insanın hiçbir izm’e iltifat etmeye ihtiyacı yoktur. Bizim bunlarla kuracağımız bir dünya yoktur. Bu tür dünyalar sahtedir. Ve geçicidir. Nitekim 20 yy bu ideolojiler çok popüler olmuştur ama bugün hiç birinin varlığı kalmamıştır. Bundan sonra da kalmayacaktır. Bu nedenle biz ‘’izm’’siz bir dünya tabii ki de kurabiliriz. Bunun adı da İslam’dır. ‘’İzm ‘’lere iltifat ermeden dünyayı mamur ve imar edebiliriz ve insanlığın huzuru insanlığın muhtaç olduğu adalet eşitlik ve huzur mutluluk gerçek anlamıyla islam’dadır.

 

Bizleri bu konuda aydınlattığınız için teşekkür ederiz

                                                                                                        

                                                                                             FİL SAATİ DERGİSİ

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.