17 Kasım 2017
  • İstanbul15°C
  • Ankara8°C

TYB İZMİR ŞUBESİNDE GÖNÜL IŞIĞI SÖYLEŞİSİ

TYB İzmir Şubesinde Gönül Işığı Söyleşisi

23 Ekim 2017 Pazartesi 10:58

Türkiye Yazarlar Birliği İzmir Şubesi Başkan Yardımcısı Şair ve Yazar Naci Gümüş; TYB İzmir Şubesi Cumartesi Kültür Sohbetleri çerçevesinde: Yeni Çıkan Kitabı ‘GÖNÜL IŞIĞI’ üzerine  İlahiyatçı Yazar Mehmet Yazıcı takdimi ile 21 Ekim 2017, Cumartesi günü “GÖNÜL IŞIĞI” konulu bir söyleşide bulundu.

“Merhabalar,

Cumartesi sohbetlerimize renk katan dostlar, değerli misafirler hepinize selâm olsun.

Hoş geldiniz.” Diyen GÜMÜŞ konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Ağızdan çıkan söz ancak kulağa kadar varır. Kalbden çıkan söz ise, kalbe kadar nüfûz eder."

Bu itibarla  bir bakıma sizlerin gönül ışıltılarıyla aydınlanıyor mekanımız.

Gönül Işığı dedik  geldik. Gönlümüzün ışıltısını esirgemeden..

“GÖNÜL IŞIĞI” Gündoğan/Sam yayınları edebiyat dizisi arasında Ağustos ayının son haftasında çıkan kitabımın adı.“Duru Düşünceler” ve “Yüksek Ruhlu İnsanlar” olarak iki bölümden oluşmuş, 166 sayfadan Elli Yedi yazıdan ibaret olup “Yüksek Ruhlu İnsanlar”, “Gül Medeniyeti”, “Gül Aydınlığında Gönül Sitesi”, “Tebessüm”, “Kutlu Muştu”, “Sanat”, “Özel ve Güzel”, “Zirvedeki Hayat”, “Gönül Işığı, Kafa Aydınlığı”, “Hayat ve İnsan”  gibi latif başlıklar altında özgün metinler yer almaktadır. Ayrıca Yunus Emre, Mehmet Niyazi-i Mısrî ve Sezai Karakoç gibi kutlu âşıkların, farklı bir bakış açısıyla sanat ve düşüncelerinin tahlil edildiği bölümleri okuyunca bu yüksek ruhlu şahsiyetlere hayranlığımız ve saygımız bir kat daha artacaktır. Unutulan, yeni nesillerin bilmediği millet sevdalısı önder bir eğitimci olan Vedide Baha Pars’ın örnek meslek hayatını anlatan bir metnin yanı sıra “Bir Asırlık Hasretin Gölgesinde, Edebiyatçılarımız Konuşuyor, diyorlar ki;” başlığı altında klasik edebiyatımızın ünlülerinin pek bilinmeyen yönleri literatür taramasıyla hazırlanarak bu eserde anlatılmıştır. (Abdülhak Hamid, Şair Nigar Hanım, Sami Paşazade Sezai Bey, Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Ceyhun Atıf Kansu, Baki Süha Edipoğlu, Cahit Sıtkı, Ziya Osman Saba, Fazıl Ahmet Aykaç gibi edipler)

 

Okuma ve yazmanın önemini açığa çıkaran, duru düşüncelerden oluşan edebi metinler oluşmasına azami özen gösterilmiştir. Yazılar son 17 yılda meydana gelmiş, bir emeğin mahsulüdür.

 

Bu Kitaptaki metinlerin bir kısmı ülkemizin seçkin sanat ve edebiyat dergilerinde, büyük bir kısmı da “Gönül Sitesi” isimli web sitemizde yayınlanmış düşünce yazıları ve edebi metinlerdir. Bu incelikli metinler duyumsamalarımızı, dokunmalarımızı hissettiren cümlelerden örülüdür. Düşünmeyi öğreten, düşünmenin gücünü gösteren, kelime ve cümlelerin tesirini, yazma ahlakını ifade eden edebi metinlerdir. Gönül ışığıyla aydınlanır kafalar. Hani Mevlânâ; “içinde ışık bulunmayan gönül, gönül değildir” demişti ya. Bu itibarla gönül dünyamızı aydınlatan “Gönül Işığı” adını aldı kitabımız. Bu ışıkla baktık pencerelerden. Bu ışıkla yıkandı ruhumuz, aydınlandı kafamız. “Gönül Işığı” deyiminin ‘gönül’ ve ‘ışık’ kelimelerinin gerçek anlamları, mecazi anlamları, soyut ve somut anlamları ve iki kelimenin arasındaki anlam ilişkisinden hareketle idrak ettiğim şekilde anlatmaya çalıştım.

 

Gönül; Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır gibi kalpte oluşan duyguların kaynağı olarak tanımlanmıştır sözlüklerde. İstek, arzu anlamlarına da gelir.

 

Işık ise; cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, ziya, nur, şavk. Yine sözlük anlamıyla bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mecazi ve soyut anlamda mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı, şeklinde yorumlayabiliriz. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde; “Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb” tanımlamasını da ilave etmek lazım.

Bu anlatımdan sonra bu iki kelimenin imtizacından doğan “Gönül Işığı”nı yorumlamaya çalışırken Mevlana’nın sesini duymamak mümkün değildir. Hani Mevlânâ “içinde ışık bulunmayan gönül, gönül değildir.” Yüce Yaradan buyuruyor ki; “bana gönül getir; ben kırık gönüllerdeyim.” Demişti ya. 

 

Diyor ki Şirazlı Hafız: “Allah daima âşıkla beraberdir. O aşığı görüyor, âşık O’nu görmüyor. Dünyada aşkı ile gönlü diri olmayanın, ölmeden cenaze namazını kılın.”

 

“Gönül Işığı” gül aydınlığında inşirah eden yüreğin gül açılımıdır. Belki bir damla gözyaşı, ilham veya muştudur. Bu ışık kendi kendine ışık olmaktır. A. Nihat Asya: “Işığı önüne aI yürü, gölge arkandan ister istemez gelecektir” ne kadar güzel söylemiş. Yüzü ışığa dönmüş insan kaç yaşında olursa olsun genç gönüllüdür. Engin gönül, zengin gönül etrafına da ışık saçar. Bu ışık gül’ün tesirini aşan tatlı bir aydınlıktır. Halil Cibran’ın dediği gibi; “Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan, ne görebiliyorsun, ne duyabiliyorsun.”

 

“Gönül Işığı” denildiğinde ilk aklıma gelen İnşirah Sûresidir: “Elem neşrah leke sadrek” (Senin için bağrını açmadık mı?)

 

Mevlânâ Hazretlerinin ifade ettiği gibi; “Bu âlem bir testidir, gönül de ırmak suyuna benzer. Bu âlem odadır, gönülse görülmedik ve şaşılacak şeylerle dolu bir şehir. Bağlar, bahçeler, meyveler gönüldedir. Onların letafetinin aksi, şu suya, toprağa vurmuştur. ‘Elem neşrah’ ayetinde bildirildiği gibi senin göğsün şerh edilmedi mi? Öyleyse neden sıkılır, neden yine şerh istersin.”

 

Gönül öyle sınırsız ve engin bir denizdir ki ışığı yanmadan doğru yol bulunmaz.  Gönül ışımadan kafa aydınlanmaz, yürek temizlenmez.

 

Duru Düşünceler; Bulanık olmayan, temiz, berrak, saf ve fazlalıklardan arınmış olan söz, yazı. Burada kullandığım DURU sözcüğü saf, temiz duygular, metinlerde karamsarlık, karalama, negatif düşünce barındırmaması, yazıların kişiye ümit, iyimserlik, iyilikseverlik koklatması. Bu bölümde yer alması gereken 8-10 önemli yazım dışarıda kaldı. Bu kayıp yazılar kitap baskıdan çıktıktan sonra bulundu.

 

Yüksek Ruhlu İnsanlar. Bu bölüm yüksek ruhlu insanlar başlıklı sunuş yazısından sonra; Gül Muştusu ve Sezai KARAKOÇ, Sezai KARAKOÇ ve Diriliş başlıklı tahlil yazıları, Cihan Şümul Bir Çağrı başlığı altında Yunus Emre’de Sevgi konulu metinden sonra “Mehmet Niyazi Mısri ve Ey Gönül Gel Gayrıdan Geç, Aşka Eyle İktida” metni yer almaktadır.  Yenilikçi, Millet Sevdalısı önder bir eğitimci Vedide Baha Pars’ın örnek hayatının anlatıldığı metinden sonra  enson olarak bir dost, arkadaş, hizmet ehli, gönül eri Mehmet EKER abinin vefatı nedeniyle duygularımızı anlatan bir yazı var. Bu listeye; Rabia Hatun, Fethi Gemuhluoğlu gibi isimleri de ilave etmek isterdim.

 

Kitapta gül ve gönül ila diriliş sözcükleri sık kullanılmıştır. Bunun sebebini bazı metinlerde okuyup anlamak mümkün. Ben yine birkaç cümle değinmek isterim:

 

Gül nezaketin, zarafetin, aşkın ve sevginin ifadesidir. Gül aydınlığı erdemli toplum, ideal insanın durduğu yeri, huzur ve mutluluk atmosferini ifade eder. Bu yer de “Gönül Sitesi” dir. Gül ile Gönül arasında ulvi bir aşkın, erişilmez bir hazzın onurlu ilişkisi vardır. İyiliğin artması, sevginin çoğalması, gülün açması demektir gül aydınlığı.

 

Şehirlerimizde “Gül Medeniyeti”ni kuracak diriliş erlerine, “Gönül Sitesi”ni inşa edecek manevi mimarlara muhtacız.

 

Bu itibarla “Gül düşüncesi”  bizi “erdemli toplum, ideal insan”  mefkûresi etrafında huzur ve mutluluk iklimine götürebilir;  sevgi dünyasına taşıyabilir.

 

DİRİLİŞ:

“Yeni bir insan ve toplumun örülüşü tezi” olan DİRİLİŞ  İslam düşüncesinin dayanması gereken değişme ilkesinin hem özgün, hem çağdaş bir ifadesidir. Sezai Karakoç’un önerdiği bu kavram özgündür, esas itibariyle İslam’ın kutsal metni ve tarihi uygulamalarının özünden çıkarılmıştır. Çağdaştır, çünkü 20.Yüzyıla damgasını vurmuş iki değişme teorisiyle hesaplaşma içerisindedir.

Kıyamet gününde dirilme “basübadelmevt” ifadesini hatırlatan “Diriliş”i uyanış, yeni bir hayata başlayış anlamındaki yorumlamak ta mümkün fakat şu tarihi tespitlerle “DİRİLİŞ” kavramı ayrı bir boyut kazanır..

Antik Yunan Medeniyetinin köklerine dönerek, dinine sırt çevirişini YENİDEN DOĞUŞ olarak isimlendirir. Arkasından Fransız Devrimi- Sanayi devrimi .... Bu değişimin sonucu 19.Yüzyılda dünya yeni bir sözcükle tanışır ve çalkalanır: EVRİM... “Tabiat, tarih ve bilincin algı biçimini değişikliklere uğratan bu kelimeyi Spencer; organizmacı bir sosyal evrimle, Augost Comte, üç hal kanunuyla açıklar. BERGSON, yaratıcı evrim fikrini tabiatın biyolojik süreçlerine tatbik eder.. Müteakiben Marx toplumsal, LENİN sosyal boyuta ağırlık vererek DEVRİM üzerinde dururlar. Yakın bir tarihe kadar da birçok insan sosyal ve kültürel hayattaki köklü değişmeleri Evrim mi, Devrim mi olarak değerlendirme gerektiğinde bocalayıp dururlar.

Evrim ve Devrim kavramları Batıda kendileri için istenilen değişmenin gerçekleşmesi için ortaya atılan, aslında biri diğerinden çıkmış teorilerdir. Değişim olmadan gelişim olmazdı. İslâm dünyası menfi-müspet manadaki değişme ve gelişmelere yabancı kalamazdı.

Sezai Karakoç’a göre “Diriliş; yeniden inanmak, yeniden düşünmek, yeniden duymaktır... Sevgi de ruhun dirilişini gerçekleştirme yöntemidir. Diriliş İslam’dan ayrılışın sonu, ona yeniden kavuşmanın başlayışıdır.” İfadelerinden sonra Vedide Baha Pars’ın örnek meslek hayatını anlatan Naci Gümüş;

Gönül ışığı; yürekleri ferahlatan, dimağı aydınlatan, vicdan izan ve merhamet duygularını besleyen bir olgudur. Bu ışık olmadan gönül köprüsü de kurulamaz, Bu ışık aşkla yoğrulan, sevgiyle parıldayan, huzur ve güven veren bir ışıktır. “

 

“Bu düşüncelerle sözlerimi tamamlarken hepinizi sevgi ve saygı ile selamlarım.”

İfadeleriyle konuşmasını tamamladı. Sohbetin sonunda bütün katılımcılara kitabını imzalayarak hediye etti.  Her zamanki gibi katılım belgesi takdimi ve hatıra fotoğraflarının çekimiyle etkinlik son buldu ise de bir saat daha ayak üstü muhabbet devam etti.


22711566_10155751183065699_1595141714_n.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.