23 Eylül 2019
  • İstanbul20°C
  • Ankara19°C

ULUSLARARASI YAHYA KEMAL SEMPOZYUMU 60 YIL SONRA YAHYA KEMAL

Yazar okulu müdavimlerinin yazılarını sayfamızda yayınlanmaya karar verdik. Yazarlık yolunda emin adımlar atan genç kalemlerin eserlerinin ilgiyle takip edileceğini tahmin ediyoruz.

Uluslararası Yahya Kemal Sempozyumu 60 Yıl Sonra Yahya Kemal

23 Nisan 2019 Salı 10:52

“60 Yıl Sonra Yahya Kemal” kitabı Türkiye Yazarlar Birliğinin 40. yıl anısına 8-9 Kasım 2018 tarihinde Bahçelievler Belediyesi ile ortaklaşa İstanbul'da düzenlediği Uluslararası Yahya Kemal Sempozyumunun   kitabı.

Osmanlı İmparatorluğunun yıkıldığı ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemlerini yaşamış, milletvekilliği, elçilik ve üniversite hocalığı yapmış şair, mütefekkir Yahya Kemal'in görüş ve düşüncelerini tanımak ve anlamak, milli edebiyatımızı bilmek “kökü mazide olan ati” bir nesil olmanın ön şartıdır.

Yahya Kemal, 2 Aralık 1884 tarihinde zamanında Osmanlı toprağı olan Üsküp'te doğmuş, bir ara babasının Selanik'e göç etmesiyle orada yaşamış daha sonra Türk İslam medeniyetinin sembol şehri olarak gördüğü İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da yaşadığı dönem yönetimin baskıcı tutumlarından ve birazda Jön Türk'lerin etkisinde kalarak Fransa'ya kaçar. Hocalarının etkisiyle 1904'te siyasal bigiler yüksek okuluna girdi. Jön Türkler'le ilişki kurdu. Ahmet Rıza,Abdullah Cevdet, Samipaşazade Sezai, Prens Şahabettin gibi dönemin ünlü kişilerini tanıdı. Şefik Hüsnü ve Abdülhak Şinasi Hisar'la arkadaşlık kurdu. Fransa'da yaşadığı sürece Jön Türklerin görüşlerinden uzaklaşır. Çünkü onların sadece Sultan 2. Abdülhamit düşmanlığı yaptığının farkına varır.

Fransa'da kaldığı süre Türk tarihine ilgi duydu. Alafranga olarak gittiği Paris'ten alaturka olarak 1912'de İstanbul'a döndü. İstanbul'da Darüşşafaka'da öğretmenlik yaptı. Farklı gazetelerde şiir ve yazıları yayınlandı. İstanbul işgal edilip Kurtuluş Savaşı başladığında yazdığı yazılarla bir ülkenin işgal edilmesi ve milletin toptan kurtuluş mücadelesinin milli ruh ve şuurun aynası olmuş edebiyatçılarımızdan birisidir. Yahya Kemal TBMM'de Urfa, Tekirdağ, Yozgat ve İstanbul milletvekili olarak bulundu. Ayrıca ülkemizin Varşova ve Madrid orta elçiliği ve Pakistan Büyükelçiliği yaptı. 1949 yılında emekli olan Yahya Kemal 1958 yılında “sevgili” “canan” diye nitelediği İstanbul'da Baki'nin  “Allah'adır tevekkülümüz, itimâdımız” mısrasını söyleyerek vefat etmiştir.

60 Yıl Sonra Yahya Kemal kitabı sunuş ve altı bölümden oluşmaktadır. Sunuş  konuşmasını yapan Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu kısaca Yahya Kemal'in yaşamı hakkında kısaca bilgiler vererek, Ziya Gökalp ile geçen atışmasından bahsediyor. Ziya Gökalp diyor ki; “Harâbîsin harabâtî değil; Gözün mazidedir.” Yahya Kemal'de “Ne harâbî ne harabâtîyim; Kökü mâzide olan âtîyim” cevabını veriyor. Daha sonra Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan ve Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Musa Kazım Arıcan açılış konuşmalardan sonra yer aldığı kitapta Beşir Ayvazoğlu'nun sempozyumun ilk dersi yer alıyor.

“Yahya Kemal ve Meselelerimiz” isimli birinci bölümde şairin İstanbul'a ve tarihimize bakışını, millet tasavvurunu, din ve medeniyet anlayışını, mekan ve tarih şuuru görüşünü, ölüm felsefesini, coğrafyaya bağlı ve kültürel milliyetçilik kavramları hakkındaki görüşlerini, doğu ve batı arasındaki Türk şiiri ve Ahmet Haşim ile kurduğu dostluğu gibi çeşitli makaleler bulunmaktadır. Şair Fransa'da edindiği adet gereği İstanbul'u sokak sokak yürüyerek gezmiş, öğrencilerine ve dostlarına tarihin mekanla birlikte öğretildiğinde ancak tarih şuuru kazandıracağını belirtmiştir.   Osmanlı medeniyet terkibini İstanbul üzerinden okumuştur.  “ Kendi Gök Kubbemiz” isimli şiir kitabında bulunan şiirlerinin yarısı “Aziz İstanbul” üzerine yazılmış ve şiirlerinde İstanbul'u  semt semt yaşamıştır. Paris için “aleme atılmak” ve “başka yıldızlarda hayat” nitelemesinde bulunan “Eve Dönen Adam” İstanbul'u “sevgili” “canan” olarak görür.

“Şiirin Rüzgarı” isimli ikinci bölümde Yahya Kemal'in şiirine, şiire dair fikirleri, değerlerimiz, vatan duygusu, ordu-millet görüşü, tekbir, camii gibi manevi değerlerimiz, balkanlardan göç olgusu ve ziyaret ettiği Filibe hakkında ki makalelerden oluşmaktadır.

Üçüncü bölümde “Yahya Kemal'i Algılama Biçimleri” başlığında makaleler bulunmaktadır. Onun, yeni kurulan devletin ruhunu bulmasında görüşler öne süren bir geçiş aydını olduğu ve bu gün ülkemizde oluşan suni ayrımlar (Türk, Kürt, Çerkez) yerine Türk'lüğe kavmiyetçi bir yaklaşım yerine müslümanlıkla birlikte var olabileceğini düşünmüş ve öne sürmüştür. Türk'ü müslüman yerine kullanmış Türkçe'nin konuşulduğu terk etmediği her yeri vatan olarak görmüştür. Yahya Kemal cihan şümul Osmanlı İmaratorluğunun son demlerinde yaşamış eski medeniyetimizde kurtarılması mümkün olan her şeyi kurtarmaya çalışmıştır. Bu bölümde ayrıca şairin gazete ve mecmualardaki eserlerinin bir tasnif denemesi yapılmıştır.

“Birikim ve Yansıma” isimli dördüncü bölüm ise Şair'in şiirlerinde “Beyaz Türkçe” adını verdiği bir lisan kullandığı, Ahmet Hamdi Tanpınar ile birlikte en yakın öğrencilerinden birisi olan Nihad Sâmi Banarlı'nın dünyasında Yahya Kemal, yaşayan şairlerimizden en büyüklerinden birisi olan Sezai Karakoç'un Şair'e bakışı ile ilgili makalelerden bulunmaktadır. 

“Yahya Kemal'den İzler” isimli beşinci bölümde ise Şair'in şiir ve eserlerindeki gurbet duygusu, Rumeli ve Balkanlarda kesişen duyguları, eserlerindeki şehirler, şiirlerindeki Aleksandr Puşkin etkisini anlatan makaleler bulunmaktadır.

“Yahya Kemal ve Şehir” isimli son bölümde ise Şair'in ev-mahalle-şehir tasavvuru   hayatındaki Üsküp etkisi, şiirlerindeki Balkan yerleri, Urfa Mebusluğu ve Garabed Bey ile Barres'te kesişen yazgılarını içeren makalelerden oluşmaktadır.             

Yahya Kemal, milletimizin Müslümanlığını olmasını önemsemekte, milli kültürümüzü geleneklerimizi temel alan benlik ve milli sentez düşünceleri ile “kendi olma arayışı” içinde geçmişimiz ve geleceğimiz arasında oluşturmaktadır. Yahya Kemal, geleceğe emin adımlar ile yürümenin şartını Cumhuriyet dönemindeki bazı devrimlerin aksine, tarih ve gelenek içinde biriktirerek değişmeyi önermiş ve bu görüşü “Kökü mâzide olan âtîyim” dizesinde ifadesini bulmuştur. Türk insanının aşağılık kompleksi hissetmeden, öz kültürünü, medeniyetini, dinini korumaya gayret edinmiş geleceğe ancak bu şekilde emin adımlarla gidilebileceğini öne sürmüştür.

Okuyucu “60 Yıl Sonra Yahya Kemal” kitabına, sempozyumda sunulan bildirilerden oluşması nedeniyle okuması, tarihçi veya edebiyatçı olmayan sadece o alanlara ilgi duyan birisi olarak zor olacağı ön yargısıyla başlıyor. Yahya Kemal'in fikir, edebiyat ve tarihimizdeki yerini, fikirlerini öğrendikçe hakkında yazılan başka kitapları okuma ihtiyacı hissediyor. Öncelikle İstanbul'u ve diğer tarihi mekanları gezmeye karar veriyor. Tarih, mekanla birlikte okunduğunda daha iyi öğrenileceğini ama tarihi mekanı anlatacak bir Yahya Kemal'in olmamasına hayıflanıyor.      

Mustafa Bayhan

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.