• İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C

Molla Kasım olmak

Eyyüp AZLAL

Son zamanlarda özellikle şiirle uğraşan dostlarımın bana yakıştırdığı bir isim var. Bu isme alışmaya çalışıyorum. Molla Kasım… Molla Kasım da kim? Hani Yunus Emre’nin şiirinde söylediği:

"Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme

Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir"

Sözüne mazhar olan kişidir.

Dostlarımın bu “Molla Kasım” yakıştırmasına kızıyor da değilim. Bazen tebessüm ettiğim de oluyor. Özellikle “Molla” ile “Kasım” kelimeleri birbirinden ayrı tutulduğunda “molla” kelimesi nefsime hoş geliyordu. Mesela “Molla” kelimesi tek başına Molla Fenarî, Molla Güranî, Molla Hüsrev gibi Osmanlı Medreselerinin zirve âlimlerinin varisi olmak gibi bir duygudur.  

Konumuza yeniden dönersek… Şiir üzerinde değerlendirmelerimin bazı kırmızı çizgileri var. Bu kırmızı çizgilere kızanlar bazen “Molla Kasım” diye çıkışıyor. İyi ki kimse bu Molla Kasım hikâyesini bilmiyor. Ama “bir şiir de sen yaz, görelim” diyenlere açıklamam da hazırdır. “Bir futbolcu, teknik direktörüne ‘hele sahaya in de golü sen at’ der mi?

Hiçbir zaman demez.”

Bu ve buna benzer açıklamalar dostlarımı kısmen durdursa da gün yüzüne çıkan ve edebiyat dünyasıyla hasbıhal eden şiirlerim maalesef eleştirilerinden nasibini alıyor. Aslında eleştiri güzel bir şeydir. Ama ben eleştiri yapınca o da eleştiri yapıyor edası eleştiriyi gerçeklikten uzaklaştırıyor.

Şiirlerine olumlu eleştiride bulunduğum ve bunu yapısal değişikliğe dönüştüren bir gurup dostum da var ki Onların minnettarlığından bahsetmek istiyorum. Bu dostlarım, eleştiriyi şiirleri için bir değerlendirme, bir tavsiye niteliğinde görüyor. Şiirlerini tıraşladığım bu dostlarım, çalışmalarını yeniden düzeltme yapıp yayınladıklarını söyleyebilirim. Bunların şiirleri kısmen de olsa mecrasını bulmuştur diyenler çoğunluktadır. Su akar yatağını bulur misali şiirleri de belli bir mecrada akmakta ve üslubunu bulmuştur.

Şiirlerini müspet manada eleştirdiğimi düşünen bir dostum, bana son bir şiirini göndermişti. Evet, bu şiiri yazan kişi belli ki kelime dağarcığı gibi şiir dağarcığı da çok zengin. Kalemi eline aldığında kalem onu divan şiiri sahiline çekiyor. Hem ruh hem de eda bakımından Divan şiirinin bahçesinde geziniyor. Bunu gerek son şiirinde ve gerekse de diğer şiirlerini incelerken fark ettim.

Bu dostumuz her ne kadar modern anlamda şiir denemesi yaptığını söylese de şekil ve içerik olarak Divan şiirini merkeze almış, gazel formuna harfiyen uyduğunu söyleyebilirim. Şiiri üzerine eleştiri ve önerilerimiz dikkate alınır ve bu şiir edebiyat dünyasıyla buluşturulursa yeniden bir değerlendirme yazısı yazıp şiiri ve şairi açıklayabiliriz.   

Şiirini incelediğim bu dostumuzun farkında olmayarak Divan şiiri tarzında şiir yazıyor olması kendi açımdan düşündürücü buldum. Günümüzde şiirin modern çıkmazlar karşısında kayboluyor olması şiirle uğraşanları daha doğrusu şair olma yolunda samimi olanları klasik sahile mi çekiyor acaba. Bunu düşünmedim değil. Bu meseleyi her yerde konuşuyorum. Şiir de bilgisiz duygu olamayacağı gibi duygusuz bilgi de olamaz.

Ali Şeriati, Sanat adlı kitabında  “şiir, düşünce dalgalarının duygu sahiline vurmasıdır.” der.  Bu söz, Ahmet Haşim’in meşhur bir sözünü de hatırlatıyor: “şiir dili, müzik ile söz arasında, sözden çok müziğe yakın” sözleri yeni mecraların arayışında bulunmuştur. Bu nedenledir ki modern zamanlarda Attila İlhan, Hilmi Yavuz ve Behçet Necatigil gibi isimler modern şiirden kopup klasik şiire tutunarak ayakta kalabilmişlerdir.

Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim