Moralızade Vassaf Kadri’nin Kadınlar Komitesi Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme

Moralızade Vassaf Kadri’nin Kadınlar Komitesi Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme
Polisiye ve tarihi romanın, Meşrutiyet dönemi Türk edebiyatındaki temsilcilerinden olan Moralızade Vassaf Kadri, Kadınlar Komitesi adlı eserinde yine bu polisiye yönlerini ortaya çıkarmakla kalmayıp, aşk temasında geniş çemberler kurmayı başarmıştır.

Eserin birinci baskısı, “cemiyet kitaphanesi” tarafından 1914 yılında basılmıştır. Daha sonrasında telif hakkının düşmesiyle Ocak 2004’te Berfin Yayınları tarafından yeni baskısıyla ulaşmıştır. 1900’lerin başında İstanbul’da yazılan eser, dönemini başarıyla aksetmiştir. Bu konuda yine Moralızade’nin tarihi kişiliği ön plana çıkmaktadır. 222 sayfa tutan roman, aşkı metaya dönüştüren çarkın figüranlarını detaylarıyla işlemektedir.

Romanda İstanbul’un gösterişli insanlarının ve İstanbul’un karanlık tarafları ele alınmış ve gerçek hüviyetin görünenden çok uzakta bir şey olduğunu bizlere göstermiştir. Eserde net bir ana karakterin olduğunu söylemek biraz güç bir durumdur. “Necile” ana karaktere en yakın kişidir. Yazar, birçok karakteri ayrı ayrı işlemiş ve her birini hikâyeye başrol gibi dâhil etmiştir. Bu açıdan eser bir zenginlik taşıdığı gibi yazarın bu başarısı takdire şayan kabul edilebilir. Hikâyeye esasen Necile ve onun yakın arkadaşı Belkıs’ın düğünlerinin mahvolmasıyla başlamıştır. “Kadınlar Komitesi”nin eski üyelerinden “Fahire” düğünü mahveder ve böylelikle uzun soluklu macera başlar. Düğünün mahvolması sonucu Fahire’yi aramaya çıkan Necile, Kamuran ve Sadiye gibi karakterlerin hayatına inerek, eserin temelini oluşturan “komite” hakkında bilgiler edinir. Gerçek suçlunun ortaya çıkması ve aslında suçlu görünenlerin, o kadarda suçlu olmayıp hatta masum sayılabileceği okuyucuya gösterilmek istenmiştir. Romanın olay örgüsü Necile üzerinden gelişmektedir. Gayette başarılı bir olay örgüsü ile okuyucunun karşısına çıkılmıştır.

Şahıs kadrosunda Necile, Fahire, Sadiye, Kamuran asıl kişileri oluştururken, Leyla, Sırrı, Safer Selim, Artemisya vb. kişiler yardımcı rolleri oluşturmuştur. Eserde, Necile ve Sırrı gibi karakterlerin hikâyeleriyle başlanmışsa da sonrasında Sadiye’nin serüveni, Sadiye’nin günlüğünde yazmış olduğu notlar eşliğinde sürdürülmüştür. Benzer durum “Kürk Mantolu Madonna” adlı eserde de mevcuttur. Bu açıdan her iki eseri de benzetebiliriz.

Romana yoğun bir ilahi bakış açısı hâkimdir. Sadiye’nin hikâyesine gelindiğinde anlatım ben merkezli anlatıma döner. Betimleme oldukça mevcut bir şekilde göze çarpar. Tasvir karakterize değil planla yapılmıştır. Eserdeki her öğe tasvir edilmemiş sadece yazarın hatırına düşen noktalar yahut belirtilmek istenen öğeler tasvir edilmiştir. Klasik bir eser olması sebebiyle “özetleme tekniği” bu eserde de görülmektedir. Anlatıcının varlığı kuvvetle hissedilir ve olay ya da şahıs hakkındaki bilgiler özet geçilmiştir. Yine bu eserde yer yer “leitmotiv” tekniğine de rastlanılmaktadır. Özellikle her mektupta kadınların birbirlerine “ruhum” diye hitap etmesi dikkatleri çekmektedir.

Mekân İstanbul ve çevresidir. Dar bir mekânda eser anlatılmıştır. İstanbul’un dışına çıkılmamış ve olaylar İstanbul’un yalı, konak gibi yerlerinde geçmiştir. Zaman olarak, Moralızade yaşadığı dönemi anlatmıştır. Eserin konusu 1900’lerde geçmektedir. Eserde yaşanılan dönemin birçok özelliği okuyucuya başarıyla aktarılmıştır. Örneğin, düğünde gelinlerin fenalaşması sonucunda kötü ruh inancıyla konakta tütsülerin yakılması, kıyılara ve döşeklere şerbetlerin dökülmesi gibi dönem halkının inanç sisteminden epizotlar ortaya koyulmuştur. Yine kılık kıyafetin tasviri sırasında o yüzyıl Osmanlı erkeğinin ve kadınının giyinişleri hakkında yorum yapılabilmektedir. Toplumun dini inançları “namaz, dua” gibi dini ritüelleri romanda göze çarpan bir başka husustur. Yine o döneme ait çalgılara (santur, gitar vb.) yer verilmiştir. Dönemin çalgılarına modern çalgılarda katılmış olup, garbi ve şarki öğeler olarak sıralanmıştır. Dönemin sosyo - kültürel ve müzikal olguları okuyucuya aktarılmıştır. Eser yer yer şarkılarla ve şiirlerle desteklenmiştir.

Romandaki tematik dokunuşlar adeta bir fovist’in fırça vuruşları gibi belirgindir. İntikam, aşk, şehvet gibi duygular eserde ön plana çıkarılmıştır. Aşk temasının halkalar halinde fahiş bir şekilde ön planda olması ve eserdeki gereksiz aşk entrikaları eseri ve okuyucuyu boğmuştur. Görücü usulü evliliğe dikkat çekilmiş ve aslında genç kızların fakirliğin etkisiyle çeşitli hülyalara kapılıp erken yaşta evlenmelerini dolaylı yoldan eleştiriye tutan yazar, ironiyi sıkça kullanmış ve bunu üslubuna aktarmıştır. Erken yaşta evliliğin toplum ve bilakis kadınlar üstündeki etkisine vurgu yapılmıştır. Romanda yüksek bir feminizm sezilir. Yazar, kadının toplumdaki yerinde gördüğü baskıyı gerek esir-evli kadınlar tarzında sunarken, bazen ise Fahire gibi güçlü karakterlerle güçlülük vurgusu yapılmıştır. Romana genel itibariyle bir karmaşa havası hâkimdir. Geçişlerdeki kısmi zayıflık bunca karmaşanın yanında sırıtmıştır. Birçok karakterin kullanılması amaçlanmış ancak hikâyeden hikâyeye, karakterden karaktere geçişler fütursuzca ve bağlantısı düşük olması sebebiyle baştaki hikâye ve karakterler biraz askıda kalmıştır. Romandaki çatışmalara baktığımızda ise iyi-kötü, kadın-erkek, suçlu-masum, intikam-sevgi gibi çatışmalar işlenmiştir.

Kadınlar Komitesinin her türlü kirli işi yapan bir örgüt haline gelmesi anlatılmış ve eserin sonunda bu kötü ve suçlu karakterlere gereken ceza verilmiştir. Eserde estetik kalite düşük olmasına karşın üslup ustaca ve akıcı bir halde kullanılmıştır. Konuşmalar gayet başarılı tasarlanmıştır. Konuşma sonrasında veya öncesinde karakterlerin tanıtımı teatral bir havada ve gereksiz abartıyla yapılmıştır. Roman, bölümlere ayrılarak anlatılmıştır. Bölümler arası uzun tutulmamış ve okuyucuya kısa molalar sağlanmıştır.

Genel itibariyle baktığımızda edebi açıdan yetersiz ancak dil ve hayal gücü açısından yüksek olan bu eser, döneminde ve sonrasında edebiyata farklı bir perspektif aracı olmuştur. Meşrutiyet döneminin oyun yazarlarından olan Moralızade polisiye ve tarihi kimliğini diğer estetik yanlarıyla buluşturmuş ve iç içe geçmiş olaylar örgüsü eşliğinde insanı, aşkı, parayı, sahteliği ve suçu ince detaylarıyla işlemiştir. Kadınlar Komitesi, yazarın kendi deyimiyle “dünyanın en müthiş, en merak verici romanıdır.” Biraz fazla iddialı öyle değil mi?         

  

İsmail Mert Düzel

KAYNAKÇA: MORALIZADE VASAF KADRİ VE TİYATRO, TÜRK DİLİ, CİLT 17,S.29-33

OSMAN GÜNDÜZ, MEŞRUTİYET ROMANINDA YAPI VE TEMA 1-2, İSTANBUL: MEB YAYINLARI

Bu haber toplam 237 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Enderunlu Sâmî Dîvânı19 Şubat 2019 Salı 11:55
  • Behçet Bey Neden Gülümsedi11 Şubat 2019 Pazartesi 13:40
  • Mehmed Âkif ve Tasavvuf08 Şubat 2019 Cuma 15:38
  • Ahmet Mithat Efendi'nin Kütüphanesi06 Şubat 2019 Çarşamba 10:00
  • Mobbingin Cazibeleri30 Ocak 2019 Çarşamba 17:19
  • İnsandan Değere Değerden İnsana24 Ocak 2019 Perşembe 10:50
  • Erdem ve Ödev -Batı Ahlak Tarihinin Serencamı23 Ocak 2019 Çarşamba 10:59
  • Hey Mey Moro21 Ocak 2019 Pazartesi 12:55
  • Şehirler Sesler Anlar05 Ocak 2019 Cumartesi 15:23
  • Ötekiler Günü05 Ocak 2019 Cumartesi 15:13
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim