• İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

Mükemmeliyeti Arzulama İdeali-2

M. Ali ABAKAY

Şehirlerin kaderinde insanoğlunun yaptığı tahribat, yerleşik hayata müdahalelerle içinden çıkılamaz durum almıştır. Günümüzde mimarî alanda çarpıklıklardan sitemin kökeninde kendisine ait olmayan vasıflara karşı direncini kaybeden şehirlerin gittikçe şekildeki yabancılaşması, özünde insanın kendi tarihine, kültürüne, inancına aşinalığını kaybederek özüne ihanetin resmidir.

Hayatın müdahale kabul etmeyen kimi tahribata karşı çıkışında medeniyetin vasıflarını üzerinden atmayışı, kendilerini beyaz olarak niteleyenlerin karalamaları ve algı sistemiyle o şehirde yaşayanların eliyle destek buluşu uzun süreli zaman içinde etkinliğini koruyamaz hale gelirken, özüne düşman kesimlerin katkılarıyla şehrin asıl katilleri olanlara iş düşmemiş olmaktadır.

Savaşların mucitleri, şehirleri ortadan kaldırmak için kurdukları senaryoların oyuncularını eğitimden geçirirken, işi bitenleri başka oyuncularla alandan ekarte etmenin ustalığı içinde dünya kamuoyunda yeni maskeler takarak, ak sütten çıkan kaşık konumunda görünmektedir.

Son yüzyılın çirkinliklerinin müsebbibi olanların inanç üzerinden yürüttükleri savaşların kılıfı haline getirdikleri özgürlük-demokrasi yalanını petrol zeminine-su motifine yaslanarak sürekli söylem haline getirmeleri, parçaladıkları coğrafyaları küçük lokmalar haline getirip güçsüzleştirirken, kendi ideallerine hizmetkâr yerli işbirlikçilerinin desteğiyle en olmadık cinayetleri, doğal biçime getirmede şeytanî plânlarla gerçekleştirmenin zevki içindedir.

Şehirleri ortadan kendi ürettikleri silahlarla kaldırmaya yeminli çağdaş çetelerin elleri kirli, vicdanları kirli, suratları kirli halde iken, başkasını ihlalle suçlamaları, bu katil güruhunu tarifi imkânsız acılara gark edilenlerin bedduaları ile daha sefil hale getirmektedir.

İslam’a tahammül etmekten uzak inanışlarının siyasa ile renklenmesinde demokrat davrananların yüz yıl önce kurulu plânlarına harfi harfine uyanların sömürge anlayışı, vahşetlerin esas merkezinde yer alır.

Adı hangi devlet olursa olsun, Hristiyanların ve Yahudilerin birlikteliği, İslam’a karşı birlikteliği, güçlerini birleştirmeleri, Üçüncü Dünya Savaşı’nın zeminini sağlamlaştırmaktadır. Kendi ülkelerinde olan birkaç kişinin ölümünü, işgal etmek istedikleri ülkelerde toprakları ilhak sebebi olarak gösterenler, vahşi emellerini gerçekleştirmek için kendi öldürdükleri her insana mukabil bin kelle peşinde koşmaktadır.

İleride hangi inkılap ile sarsılacaklarını bilememe sarhoşluğunda, dünyayı başıboş bırakılacağını sanmanın gafletinde delalet içinde zevk u sefa sürerken, dünyayı işgal ederek, tek söz sahibi olacağı iddiasını sürdürmektedir.

İnsan başıboş yaratıldığını mı sanır, dünyada?

İnsan, geldiği dünyada her şeyi yapma hakkına sahip midir?

İyiliğin ve kötülüğün zerre hesabının sorulacağı teraziyi reddetmek mümkün müdür?

Hakkın ve hukukun güvenirliğinde, hâkimiyetin tesisinde insanın dünyada payı ne kadardır?

Kendi beşerî ölçülerinde firavunî hislerin sonunda insanı düşüreceği konumun ne olduğunu düşünmemek olur mu?

Hangi Nemrud, hangi Zalim, hangi İmparator zulmüyle hayırla yaddedilir, tarih sahnesinden çekildikten sonra?

Dünyayı parsel parsel bölüşenler, mülk sahibini görmezden ne zamana kadar gelecek? 

Ülkelerin hâkimiyetini haritalar üzerinde cetvellerle sınırlayan, ülke yönetimlerine kukla adamlarını atayanlar, halkın karşı koyuşuna kendi işleri olan terörizmle isim koymaları hırsızın ve ev sahibinin birbirini tanımakta gecikmediğini gösterir. 

Anadolu’da karşı çıkışın mukavemetini kıramayanların kırk sayısına sığınarak ortaya çıkışı, ortaya koydukları senaryoların geri tepmesi, demokrasi yalanında ısrarlı olmaları, daha önce sergiledikleri rezil ve sefil manzaranın tekrar sahnelenmesine zemin hazırlamamalıdır.

Biz Haleb’in, Şam’ın, Bağdad’ın, Kudüs’ün ve diğer şehirlerin üzerine bombalar yağdıranların gayesini bilmekteyiz. O vahşi sürülerin kıyımlarının medeniyetimizi ortadan kaldırma amaçlı çalışmalarına yabancı değiliz.

Şehir Araştırmaları Merkezi’nin hayata yerleşmesi, kendisine yer bulması amacıyla çalışmalarımızın devamlılığı talebe ve arza göre şekillenmelidir.

Medeniyet konusunda işin fikri yönünü Sezai Karakoç’tan, mimarî yönünün Turgut Cansever’den okumak gerekir. Elbette diğer yazarların listesi oldukça kabarıktır, bunu bilmekteyiz.

Mimarî mi dediniz?

Musıkî mi dediniz?

Sanat mı dediniz?

Kültür mü dediniz?

İslâm medeniyetinden habersiz olanların şehirler hakkında bildikleri eksiktir.

Her şeyden yana bilgisi olduğunu söyleyenlerin bu muazzam medeniyetin inanç kitabından habersiz olması, affedilemez.

Kur’an-ı Kerim’de şehirler hakkında belirtilenlerden haberdar mısınız?

Bu yazı toplam 206 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim