• İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

Mültecilerin Dramı

Ferhat KOÇ

Arap baharı ile başlayan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki savaş ve çatışmalar nedeniyle ülkelerini terk ederek daha iyi bir yaşam umuduyla Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışan mültecilerin trajedisi her geçen gün artarak sürüyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Suriye krizi konusunda hala somut bir adım atamazken, insan kaçakçıları mültecilerin Avrupa’ya geçiş hayallerini drama dönüştürüyor. insan kaçakçılarının para hayalleri  zaman zaman Akdeniz ve Ege’de ölümlerin yaşanmasına neden oluyor.

Ege Denizi’nde   mültecileri taşıyan iki lastik botun batması sonucu 5’i çocuk 12 Suriyeli boğularak can verdi. Bodrum plajında kıyıya vuran Suriyeli 3 yaşındaki Aylan’ın cansız minik bedeninin görüntüsü hafızalara kazındı.

 Aylardır yaklaşan krizi görmezden gelen Avrupalı liderler ne kadar mülteci kabul edecekleri konusunda uzlaşamazken, ölen çocukların cesetleri kıyıya vuruyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın yaşadığı en ciddi insani kriz.

3 yaşındaki Aylan’ın cansız minik bedeninin Ege kıyısına vurması, yürek burkan o görüntüler tüm dünyayı ayağa kaldırdı. Bütün bu yaşananların ardından sizce mülteci krizi konusunda artık somut adımlar atılır mı yoksa bu da bir süre sonra unutulur mu?

 İnşallah, temennimiz bu acının yüreklerde olduğu gibi kafalarda, karar vericilerin kafalarında bir kalıcı sonuç bırakır da insan hakları, mülteci hakları çerçevesinde ciddi çözümlerin aranmasına artık başlanılır. En önemlisi de uluslararası işbirliği ön plana çıkartılır.

Almanya İçişleri Bakanı bir röportajında Avrupa Birliği (AB) bütçesiyle Türkiye’de bir mülteci kampı kurulması gerektiğini söylüyor. Suriye’de iç savaşın başladığı tarihten bu yana Türkiye’de zaten yıllardır bu kamplar var ve 2 milyon Suriyeli var. Türkiye’den hala bir şeyler beklemek gerçekçi mi? Suriyeli mültecilere hem şehirlerde, hem de kamplarda insani düzeyde yaşam imkanları sunuluyor. Yani yeni bir mülteci kampı kurmak yerine Türkiye’ye bu konuda destek verilmesi daha doğru bir adım olmaz mı ?

Mülteci krizi ancak taraflar aynı dilde konuşursa çözülür.

 Mülteci krizi Avrupa kapılarına dayanana kadar Avrupalılar ciddi değildi. Türkiye gibi Suriye’ye komşu olan ve büyük yükü üstlenmekte olan ülkeler bugüne kadar Avrupa’ya hep çağrıda bulunuyorlardı. Ancak fiilen mülteciler kendi başlarının çaresine bakmaya başladıktan sonra Avrupa’da bir silkinme oldu. Çok çeşitli fikirler uçuşuyor, Almanya’nın değişik önerileri var, mültecilerin dağılımı konusunda tartışmalar var. Almanya İçişleri Bakanı’nın demeci de bu fikirlerden birisi. Elbette bunun kabul edilip edilmemesi bir sürü prosedürden geçecek, Türkiye’nin kabul edip etmemesi de söz konusu. Ama şu var; kamp zaten ideal bir çözüm değil. Türkiye’deki kamplarda 300 bine yakın kişi neredeyse beşinci yıllarını dolduruyorlar, kamp doğal bir yerleşim tarzı değil.  Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne göre uyguladığı coğrafi kısıtlamayı biran evvel kaldırması, Entegrasyon kavramına yoğunlaşması, Avrupa’daki başarılı entegrasyon modellerini örnek alarak Suriyelileri ve diğer Avrupalı olmayan mültecileri entegre etmeye çalışması lazım. Bunun için de Avrupa’dan büyük bir yardım alması lazım. Eğer iki taraf aynı dilde, aynı kavramlar etrafında, aynı endişelerle konuşmaya başlarsa kriz çözülür. Aksi takdirde karşılıklı tartışmalar sürer ve bunun mağduru yine mülteciler olmaya devam eder.

 

 

Türkiye tek başına 2 milyonu misafir ediyor.

Şu anda Mülteciler yükünü Türkiye, Ürdün gibi Türkiye’ye komşu ülkeler yükleniyor. Türkiye tek başına 4 milyon insanın 2 milyonunu misafir ediyor ve uzun süredir misafir ediyor. Bu ekonomik sosyal, çeşitli gerginlikler yaratıyor. Bu ağır bir yük. Dünyanın en büyük zengin ülkesi bile bunu kaldıramaz. Buna karşın Avrupa ülkelerine bakıyoruz. Örneğin İngiltere 216 Suriyeli iltica talebi kabul etmiş. Yalnız burada rakamlarda yanıltıcı olabiliyor. Birleşmiş Milletler raporuna göre 2014 yılında toplam AB alanına giren ve sığınma talepleri kabul edilen   890 bin kişi. 1990’dan beri 2. en yüksek rakam. Türkiye başta olmak üzere en fazla yükü çekiyorlar. Bu mukayese dikkate alınmalı çözümler aranmalı. Aynı dili konuşarak masaların etrafında ortak çözüm aranmalı.

Son dönemde artan mülteci trafiği ve bu yaşanan trajedilerin Avrupa kamuoyunu etkilemesi, Suriye’de yıllardır devam eden iç savaşın sona erdirilmesi konusunda Batılı devletlerin artık kalıcı bir çözüm bulması gerekmiyor mu?

Suriye krizinde BMGK işe yaramaz olduğunu gösterdikten sonra, bu soruya müspet cevap verebilmek mümkün mü?

 Bu güne kadar barışın korunması ve insanların bu ortamda korunması amacıyla kurulmuş Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) hiçbir adım atamadı… Daha önceki krizlerde olduğu gibi bu krizde de tamamen işe yaramaz olduğunu gösterdi. Olayın siyasi boyutu en önemli boyutu… Mülteci olayına neden olan olay… Bu güne kadar, Batı, Güvenlik Konseyi, Rusya, Çin bir çözüm bulamadı… Bulmakta istemediler belki… En azından bu küçük yavrunun trajik bir şekilde ölümünden sonra hakikaten siyasetçiler sadece kameralar önünde göz yaşı dökmemeli. Ciddi adımlar atmalı ve bu adımlarında odağında insani kaygılar, insan hakları, mülteci hukukun prensipleri çerçevesinde bu sorunlara çözüm aranmalı.,

Göçmen krizi Avrupa'yı ikiye bölerken, gelişmekte olan ülkeler dünya genelinde zorla yerinden edilen yaklaşık 16 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor.

Göçmenler kendi kapısına dayanınca harekete geçen Avrupa, 350 binden fazla göçmene kapılarını açıp açmama konusunda ikiye bölünmüşken, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, dünya genelinde zorla yerinden edilen, mülteci konumuna düşen ve sığınma arayan yaklaşık 16 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) verilerine göre, dünya genelinde zorla yerlerinden edilen, mülteci konumuna düşen ve sığınma arayan yaklaşık 60 milyon kişinin 19,5 milyonunu mülteciler, 38,2 milyonunu ülke içinde yerlerinden edilenler, 1,8 milyonunu ise sığınmacılar oluşturuyor.

Dünyada en fazla mülteci veren ülkeler arasında Suriye başı çekiyor. Suriye nüfusunun yaklaşık yarısı, yani 7,6 milyon kişi ülke içinde yerlerinden edilmiş durumda, 4 milyondan fazla Suriyeli ise komşu ülkelerde sığınmacı konumunda.

Bu yazı toplam 764 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim