Musa Kazım Arıcan: Yaşam Biçimleri Çoğulcu Toplumda Tehdit Altında Olabilir Mi?

Musa Kazım Arıcan: Yaşam Biçimleri  Çoğulcu Toplumda Tehdit Altında Olabilir Mi?
Yaşam Biçimleri Çoğulcu Toplumda Tehdit Altında Olabilir Mi?

Çoğulcu toplum nedir? Çoğulcu toplum demokratik toplum mudur? Yaşam biçimleri, çoğulcu toplumlarda sorun oluşturur mu? Çoğulcu toplumlarda, bireyler birbirlerinin yaşam biçimlerine müdahale eder mi? Çoğulcu toplum, herkesin birbirini tolare ettiği demokratik toplum mudur?

Kanaatimce çoğulcu toplum, kısaca ifade etmek gerekirse, farklılıkların bir arada yaşadığı toplumdur. Çoğulcu toplum, aynı zamanda demokratik toplumdur. Ancak toplumların bir arada yaşaması söz konusu olduğunda öne çıkan husus çoğulculuktur. Demokratik olma durumu, daha ziyade yönetim ve idari hususlar açısındandır.

Bu anlamda, üzerinde yaşadığımız Anadolu coğrafyası, tarihin en kadim kültür ve medeniyetlerini içinde barındırmaktadır. Birçok inanç, kültür, tarih, düşünce, ırk, dil vs. bu topraklarda çoğunlukla barış, huzur ve esenlik içinde yaşamaktadır. Zaman zaman krizler, çatışmalar ve provakosyonlar oluşmuşsa da, yaygın olan tutum, çoğulculuk olmuştur Anadolu coğrafyasında ve burayla ilişkili kültür havzalarında.

Anadolu’nun her bir şehri çoğulcu yaşam örnekleriyle doludur. İstanbul, Hatay, Mardin, Trabzon, Van, İzmir, Bursa vb. birçok şehrimiz, daima bu çoğulcu yaşamı ve çoğulcu toplum biçimini sürdüre gelmektedir.

O halde, nasıl bir yaşam biçimidir çoğulcu toplum? Nasıl çoğulcu toplum olunur?  Her şeyden önce çoğulculuk nedir?

Kısaca çoğulculuk, belirli bir mekân içinde, farklı inanç, kültür, tarih, dil, düşünce, hak ve sorumlulukları temsil eden bireyler arasındaki makul bir ilişkiyi ifade etmektedir.  

Bu anlamda çoğulcu toplumun her bir bireyi, ahlak öznesidir. Böylesi bir toplumda birlikte yaşamın en önemli unsuru, toplumun ahlaki kişiliklerden oluşmasıdır.

Ahlak kişisi bireydir. Ama bu kişi, kendisini bireyselliğin içine hapsetmeksizin daima ötekilere doğru açan ve aşan bir varlıktır. Bu nedenle o, bir arada yaşamayı, beraber yaşamayı kendisine temel prensip edinmiştir. Bu kişi yine farkındadır ki karşısındaki öteki, en az kendisi kadar bir şahıstır. Yine bu kişi, ölçülülük ile hareket eden bir bireydir.

Çoğulcu yaşam felsefesi ve kültürü, farklılıklar karşısında medeni bir tavır önerir. Şehir ve toplum hayatında herkesin birbirine ihtiyaç duyduğu, birbiriyle birlikte anlam kazandığı bir düşüncedir medeni olmak da.

Medeni tavır, farklılıklarla bir ve beraber yaşama tavrıdır. Bu tavır, farklılıkların bir arada yaşadığı çoğulcu bir toplumda, ilişkilerin ahlaki değerler ekseninde olmasını salık verir. Çoğulcu toplumda bir arada yaşamanın en temel ilkesi, bu anlamda ahlaktır. Ülkemiz açısından, bu anlayışı oluşturan, besleyen ve sürdüren de, temelde, Anadolu bilgeliği, erdemi, hikmeti ve irfanıdır.

Günümüz batı toplumları ve hürriyetçi demokrasilerde de, eğer bir toplumun fertlerinde tolerans ya da müsamaha fikri yoksa o toplumun kanunlarını ne kadar demokratik yaparsanız yapınız, hürriyetçi demokrasinin orada yerleşmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca toleranslı/müsamahakâr ve çoğulcu yani medeni insan yetiştirmek için felsefe ve felsefi düşünüş de kaçınılmazdır.

Müsamahanın bulunmadığı yerlerde, fikir ve inanç hürriyetini kapsayan manevi hürriyetler daima zarar görmektedir. Müsamaha fikri için engin bir kültür ve güçlü bir eğitim gerekli olsa gerektir. Toplumlar medenileştikçe müsamaha fikrinin de arttığı bilinmektedir.

Sonuç olarak ahlaki temellere dayanmayan bir çoğulculuk, bizi ancak kültürel anarşizme götürür. Zira bir arada yaşama iradesi temelde ahlaki bir duruştur. Farklı inançların, düşüncelerin ve kültürlerin varlığını kabul etmek de özünde ahlaki bir tutuma işaret eder.

Bu zeminden bakılabildiğinde farklılıkları, farklı düşünceleri ve farklı yaşam biçimlerini bir zenginlik, dahası ‘öteki’ni ‘ben’i zenginleştiren ve güçlendiren bir unsur olarak görmek durumundayız.

Böylesi bir düşünce ve anlayış, daha adil ve barışçıl bir dünya düzeni için en temel seçeneğimizdir. Bunun için bizden farklı olan insanlarla belli ahlaki ilkeler çerçevesinde yaşamayı öğrenmemiz gerekmektedir. Hiçbir yaşam biçimi bir diğerini tehdit edemez ve etmemelidir.  

Türkiye, bu bağlamda, Anadolu bilgelik, erdem, hikmet ve irfanından aldığı ruhla, gerçek anlamda çoğulcu ve demokratik bir toplum yapısına sahiptir. Gerçek anlamda farklılıkların bir arada yaşadığı ve hiçbir yaşam biçiminin diğerini tehdit etmediği çoğulcu bir toplum geleneği söz konusudur. Bu nedenle, en medeni toplum anlayışı ve yaşayışı da bu topraklarda söz konusu olmuştur, her ne kadar bu ortam, sürekli bozulmak istense de. 

Bu haber toplam 231 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim