Mustafa Kutlu yazdı : Edebiyatın akıbeti

Mustafa Kutlu yazdı : Edebiyatın akıbeti
Dünya değişiyor, elbette ülkemiz ve insanımız da. Her değişim iyi midir? Bilmiyorum.
mustafakutluDünya değişiyor, elbette ülkemiz ve insanımız da. Her değişim iyi midir? Bilmiyorum. Ama en azından ulvî değerleri gözeten, kalbimizi yumuşatan, hakikate giden yolda bize yardımcı olan, iyi yanında güzeli de kavramamızı kolaylaştıran, kişiye bir ahlak ve asalet kazandıran edeb dairesindeki edebiyatın giderek gözden düşmesini, kendini tüketim kültürünün popüler ellerine teslim etmesini içim kaldırmıyor.

Bütün dünyada bu böyle.

Bu böyle diye biz inançlarımızdan, ruhumuzdan, benliğimizden, değerlerimizden vazgeçecek değiliz. Bizler Kaf Dağı'na doğru yola çıkmış "bir bölük Ankalarız". Dünyanın kıyl u kâli bizi yolumuzdan döndürecek değildir.

Ama yine de gözümüzü gerçeğe kapatamayız. Etrafımızda ne oluyor, ne bitiyor bilmek zorundayız. Göreceğimiz gerçek bizi yaralasa da, eşin dostun sohbet halkasını terkedip başka âlemlere akması bizi incitse de duruşumuzu bozamayız. Zaman sana uymuyorsa sen zamana uy, diyemeyiz.

Bütün bunları söylerken ne popüler olanı aşağılamak, ne de bu yolda eser verenleri kötülemek istemem. Dedik ya dünya değişiyor; ben kendi nefsime bu değişimden (muharrik gücü teknoloji ile kapitalizm olan acımasız gerçeklikten) muzdarip olsam da insanları yargılamak makamında değilim. Her fert layığını bulur; nasılsanız öyle idare edilirsiniz.

Gidişatın kötümser atmosferi sade beni değil pek çok sanatçıyı etkiliyor. Onlar da yeri geldikçe konu hakkında düşündüklerini söylüyorlar. Aynı anlayış içinde söylenmiş bu sözler bizleri bir bakıma "yol arkadaşı" kılıyor.

Bunlardan biri Ayfer Tunç.

Birikim dergisinin Ağustos-Eylül (sayı 256-257) 2010 sayısında "Her Türkün kullandığı tek yerli malı: Diziler" başlıklı yazısında şunları söylüyor:

"İnsani değerlerin ve erdemlerin hızla tarihe karışmasının yanı sıra, insanı derinleştiren, zihinsel bir doyum sağlayan edebiyat, şiir, sanat, felsefe gibi disiplinlerin hayatın içinde tuttuğu yer korkutucu bir hızla daralıyor. Üstelik sıkıştığı bu yerde sürekli piyasa koşullarına teslim olması, yaşayabilmek için hafifleşmesi gerekiyor. Edebiyat ve sanat ancak taviz vererek yaşayabiliyor. Artık gerçek sanat olsa da olur, olmasa da. Olursa etki alanını çoktan kaybetmiş olan küçük bir azınlık tatmin olur, olmazsa büyük çoğunluk eksikliğini hissetmez. Öyle bir noktaya varıldı ki pek çok kişi kitap okuma ihtiyacı hissetmediğini, bu nedenle yıllardır okumadığını müthiş bir özgüvenle hatta gururla açıklıyor veya sinemanın sanat filmleri olarak kategorize edilen ürünleriyle açıkca dalga geçiyor. Entellektüelin entele indirgenmesinin sonunda vardığımız yer, pek çoğumuzun farkında olduğu gibi, 72 milyonluk bir ülkede popüler kültür malzemesi olmayan kitapların ilk baskılarının birkaç bin adedi geçememesi ve anlı şanlı köşe yazarlarının gazetelerde "aman ha, gitmeyin, sanat filmi" türünden ağır alaycı cümleler kurmaktan çekinmemeleri.

Eski soylu ruh, eski soylu değerlerle birlikte öldü. 20. yüzyılın son yarısı ölmüş olan o soylu ruhu diriltmeye çalışmakla geçti. 21. yüzyılda ölüm bildiğimiz ama umursamadığımız bir gerçek artık. Çünkü mizacı, varlığı, algısı bambaşka bir insanın çağı bu. İnsanlar artık zihinsel doyum istemiyorlar. Derinleşmek istemiyorlar. Abartmayalım. Eskiden çok mu istiyorlardı? Hayır, ama en azından saygı duyuyorlardı veya duymasalar bile yüksek sesle dile getiremiyorlardı. Soylu değerlerin sarsılmayacağını sandığımız bir itibarı vardı. Bugünün insanı için erdem ve uygarlık bir ihtiyaç değil. Kültürel ve insani değerlere saygı göstermeyi lüzumsuz bir yük olarak görüyor. Hızlı hayata uyum sağlayabileceği biçimde, sığlaşarak yaşamak istiyor. Diziler de bunu kolayca sağlayan araçlardan biri. Kısacası mesele buzdağına benziyor."

İlave edecek bir şey bulamıyorum. Durum bundan ibaret.

20.10.2010 Yeni Şafak

Bu haber toplam 497 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim