Mustafa Kutlu'dan : Folklor öldü mü?

Mustafa Kutlu'dan : Folklor öldü mü?
Osmanlı Devleti yıkılırken yerine kurulacak ulus devletin temelleri hazırlanıyordu. Bu temel halka dayalı olacaktı. Osmanlı İslam'ı esas almıştı. Yeni devleti kuranlar Batı'ya yöneldi.

Türkçülük fikri etrafında "Türk Derneği", "Türk Yurdu Cemiyeti", "Türk Bilgi Derneği" gibi dernekler kurulmuşsa da bunların en köklü ve uzun ömürlü olanı "Türk Ocağı" dır. 3 Temmuz 1911' de Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Mehmet Ali Tevfik, Dr. Fuat Sabit tarafından kuruldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından desteklendi. Resmi kuruluşu 22 Mart 1912 dedir. Dernek başkanlığına Ahmet Ferit Tek seçilmiş, Balkan Harbi sonunda Hamdullah Suphi Tanrıöver başkan olmuştur. 1918 de dernek bünyesinde "Hars ve İlim Heyeti" teşkil edilmiş heyet üyeleri arasında Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Fuat Köprülü, Halide Edip, Hüseyinzade Ali bulunmuşlardır. "Türk Yurdu" dergisi ocağın resmi organı haline getirilmiştir. (1924).

Türk Ocağı ( Daha sonra şubeleri açıldı ve genişledi) Cumhuriyet Halk Fırkası' na rakip olabilecek bir siyasi teşekküle zemin hazırlayabileceği ihtimali ile 1931 yılında kapatıldı yerine "Halkevleri" kuruldu.

Halkevleri CHP' nin bir kolu gibi çalıştı. Geniş kültürel faaliyette bulundu. 1950 yılında 63 vilayette 478 halkevi bulunuyordu. Bilhassa derleme, kütüphane ve yayın kolu değerli çalışmalar yapmıştır. Halkevleri adına çıkarılan dergiler, halk kültürüne önem verilmesi, halkıyat , ve halk edebiyatının tanıtılması yönünde önemli bir birikim sağlamıştır. 1951yılında kapatıldı. Sonra tekrar açıldı, ama eski prestijini ve önemini kaybederek kültür vadisinden çıkıp siyasete yöneldi. Ankara' da çıkan "Ülkü" dergisi Halkevleri' nin merkez yayın organıdır. Bunun dışında Aksu (Giresun) , Altan (Elazığ) , Altınyaprak (Bafra) , Bozok (Yozgat) , Çorumlu (Çorum) , Doğuş (Kars) , Fikirler (İzmir) , Görüşler (Adana) , Gediz (Manisa) , İnanç (Denizli) , Kaynak (Balıkesir) , Konya (Konya) , Muğla ( Muğla) , 19 Mayıs (Samsun) , Orta Yayla (Sivas) , Taşan (Merzifon), Uludağ (Bursa) , Taşpınar (Afyon) , Ülker (Niksar) , Yeni Milas (Milas) , Başpınar (Antep) , Derme (Malatya) , Erzurum (Erzurum) , Halkevi (Eskişehir) ,Hatay (Antakya), Kara Elmas (Zonguldak) , Ün (İsparta) , Erciyes (Kayseri) , gibi şubelerce çıkarılan önemli dergiler vardır. (Unuttuklarım olabilir).

Bu dergiler önemli musiki, halk oyunu, halk hikayesi, efsane-masal-mani-ninni, köy oyunu vb. gibi halk kültrünün aydınlar katında pek rağbet görmeyen unsurunu gün ışığına çıkarmıştır. Bugün bırakın ilçeleri, Üniversiteler- Fakülteler dahi düzenli dergi çıkaramıyor.

Bütün bu gayretler yerli kültürümüzü zenginleştirmiştir. Ancak hakim sermaye ve hakim zihniyet bu birikimden yeni ve yüksek seviyeli bir hareketin doğmasına mani olmuştur. Halkın asırlardır bağrında beslediği islami unsurlar geri planda tutulmuş, hatta söz konusu edilmemiştir.

Bir ülke sanatını besleyecek en önemli kaynak halk kültürüdür. Sanatçılar dönüp dolaşıp ya halka , ya çocukluğuna varır. Bu tükenmez bir hazinedir.

Lakin değişen hayat tarzı, teknoloji, dünyayı ele geçiren küresel sermaye (Küresel kültür) hemen her şeyi ABD damgalı bir "tek tip" anlayışa mahkum etmiştir. Bu zincirden kurtulup yerli-milli olan bir fidanın yeşermesi mümkün değildir. Yeşerse bile alafranga zihniyet tarafından küçümsenir, ancak modern döşenmiş bir salonun bir tarafında "Şark Köşesi" olarak kalır. Hayata iştiraki zordur. Rahmetli Ecevit seçim gezilerine çıkarken hiç âdeti olmadığı halde başına bir kasket geçirirdi. Oysa Milli Mücadele'de "Kalpak" Ankara' nın sembolü olmuştu.

Şimdi Ankara ile Ardahan' ın bir farkı kalmadı. Hayat tarzı ile beraber folklor öldü. Artık ağıt yakılmıyor, mani dizilmiyor, türkü söylenmiyor. Türkü formunda bazı besteler yapılıyor, mesela Özhan Eren' in "Kara Tren" gibi. Bunlar istisnadır. Folklor Orta Öğretimin "Halk Oyunları Ekiplerine" ne münasır oldu.

Folklor dergisi kalmadı. Dağ başındaki mezralarda bile televizyon her şeyi tayin ediyor.

Durum budur diye eli-kolu bağlı duramayız. Kitaplar, taş plaklar, kütüphaneler bizleri bekliyor. Orak biçmiş, çarık giymiş nesiller hâlâ sağdır. "Sözlü Tarih" buralardan bir şeyler devşirmeye çabalıyor. Alafranga hayat tarzı halkın dış görünüşünü değiştirmiş, ama kalbine sirayet edememiştir.

Hedefimiz o kalbe girmek olmalıdır. Ölü folklor dirilmez ama bir güvenilir kaynak olarak her zaman ona dönülebilir.

Bu haber toplam 562 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim