Mustafa Özcan'dan: Muvazaa rejimi!

Mustafa Özcan'dan: Muvazaa rejimi!
Muvazaa rejiminden kasıt Suriye rejimidir. Fransızlar Suriye'den çekilmek istediğinde buna ilk karşı çıkan kimi Nuseyri ileri gelenleri olmuştur.
mustafa-ozcan

Muvazaa rejiminden kasıt Suriye rejimidir. Fransızlar Suriye'den çekilmek istediğinde buna ilk karşı çıkan kimi Nuseyri ileri gelenleri olmuştur. Fransız idaresine mektup yazarak kalmasını ve tekrar Sünni çoğunlukla kendilerini yüz yüze bırakmamalarını isterler. Nuseyri aşiret ağalarından birisi de Hafız Esat'ın büyükbabası Süleyman'dır. 1936'da Fransızlar Lazkiye merkezli Nusayri Devleti'ni Suriye ile birleştirmek istediğinde Nusayrilerin itirazıyla karşılaştılar. Kimi tarihçilerin de değindiği gibi, bağımsızlık arifesinde kimi Nuseyri kabile şefleri Lazkiye Nusayri Devleti'nin muhafaza edilmesi ve Sünni Araplarla aynı birlik içerisine sokulmaması için Fransa Başbakanı Leon Blum'a bir mektup göndermişlerdi. Altı Nusayri liderin gönderdiği mektupta Süleyman el Esad'ın da imzası vardı. Ve daha önce İran sınırından Akdeniz'e kadar bir Hıristiyan devleti düşleyen ve bunu Irak'taki Arap aşiretler nedeniyle başaramayan Fransız Mandası aradığını bulmuştur. Osmanlı döneminde askeri hizmete alınmayan bütün azınlıkların önünü açmış ve bunlar zamanla açılan yeni çığırda orduda kilit mevkilere gelmiştir. Ve sonrasında Fransızların çekilmesinden ve bağımsızlık döneminden sonra orduda tekel kurmuşlar ve bu sayede Nuseyri azınlığına mensup bazı subaylar iktidarı darbeyle ele geçirmiş ve Fransızlardan bıraktığı yerden yoluna devam etmiştir. Nusayri azınlığın yükselişi Fransızlarla birlikte başlar ve devam eder. Önce orduyu dizginlerine ve yedeklerine alırlar. Ardından Baas'ı ele geçirerek ordudan sonra sivil alanı da Baas üzerinden dönüştürürler ve kontrolleri altına alırlar. Ağlarını hem ordu hem de Baas üzerinden ülke geneline yayarlar. Fransa ile istisnai ilişkilerine devam ettikleri gibi ardından İngilizlerin ve Amerikalıların etki alanına da girerler. Esat rejimi yanaşma ve muvazaa rejimidir. Hafız Esat ve Rıfat Esat kardeşler 1967 yılında Golan'ı pazarlıkla İsrail'e satarlar. Halka son kurşuna kadar direneceğini söyleyen rejim, Golan'ı İsrail'e tek kurşun atmadan teslim etmiştir. Kurtarmak için de tek kurşun atmamıştır.

n

Ardından da Hafız Esat defalarca Kissinger ile masaya oturur. Kissinger, Golan'a takasla kendisine Lübnan'ı teklif eder ve 1976 tarihinde Esat, Arap Birliği'nin de desteğiyle Lübnan'a girer. İlk yaptığı iş  Velit Canbolat'ın babası Kemal Canbolat'ı ortadan kaldırmak olur. Zamanla Lübnan Esat'ların çiftliği haline gelir ve burada kendilerine göre denge ve bir düzen oluştururlar. 1991 yılında Hafız Esat Kuveyt'te Bush'un cephesinde düşman kardeşi Saddam'ı karşısına çıkar. Bu Baas rejimleri düşman kardeşleri temsil ederler. Saddam'ın en büyük hasmı Fars Milliyetçiliğidir. Suriye Baas'ının da en büyük dostu Şah ve ardından Ayetullah Humeyni rejimidir. Suriye Baas'ının da ötekisi aslında Türkiye ve Türklerdir. Saddam'ın gündeme getirdiği Ahvaz meselesine mukabil Esat'lar Hatay'ı gündemlerinden indirmezler. Böylece dış düşmanla iç cepheyi arkalarına almaya çalışırlar. Golan'ı yeşil dolarlara kurban verdikleri halde yine de Suriye halkını arkalarına almak ve Filistin cephesini kontrol edebilmek için ret cephesinde yer alırlar. Batı buna önem vermez, Suriye rejimini Lübnan'a salar. Lübnan Baas rejiminin ganimet tarlasıdır. Ne zamana kadar? 2003 yılına kadar. ABD'nin Suriye'nin arka bahçesi olan Irak'a gelmesiyle birlikte Esat rejimi ecel terleri dökmeye başlar. Bunun üzerine eski Lübnan Maruni Patriği Nasrullah Sufeyr'in temas ettiği gibi, Lübnan üzerine uzatmalı muvazaa dönemi sona erer. Hariri öldürülür ve Suriye birlikleri kendisini sınırın öteki yakasında bulur. Dertleri oyun kurarak yeniden Lübnan üzerinde egemen olmaktır.

1991 yılında uzatılan Lübnan'la ilgili pazarlık 2003 yılında bitmiştir. Bu pazarlığa tanıklık edenlerden birisi Nasrullah Sufeyr'dir.  İşte bu tarihi muvazaaya ışık tutan konuşmalardan birisini Beşşar'ın dayıoğlu Rami Mahluf yapmıştır. Zor zamanda konuşarak rejimin ideolojik olarak çıplak olduğunu ortaya sermiştir. Mahluf konuşmasında Beşşar Esat'ın mecliste konuşması gibi dış komplodan bahsetmemiştir. Zira, Beşşar'ın sözleri içeriye dönük bir mesajdır ve ötesinde mugalatadır. Mahluf ise bu mugalatayı Batılılara yutturamaz. Onlar karşısında samimi bir duruş sergilemiştir. Konuşmasında korkuluk olarak Selefilere temas etmiştir. Rejimin korkuluklarından birisi de mezhep meselesidir. Güya onlara göre muhalifler mezhep kavgası çıkarmak istemektedirler. Esas mezhep kavgasıyla tahtlarını kurtarmak isteyen kendileridir. Arap devriminin yaşandığı diğer ülkelerde sözgelimi Yemen dahil hiçbir yerde böyle bir tehlike yok da neden Suriye'de var? Demek ki, Suriye'deki rejim mezhepçi ve iktidar mücadelesini mezhep kavgasına dönüştürmeden de çekilip gitmek istemiyor! Sonuna kadar mezhep kartını ve her türlü kirli kartı oynamak istiyor. Bazı Mısırlıların dediği gibi, Suriye rejimi bir iç sömürge rejimidir. İç denizler gibi bir de iç sömürgeler var. Nitekim, Fransızların yerinde şimdi Esat-Mahluf rejimi bulunuyor.

14 Mayıs 2011 Milli Gazete

Bu haber toplam 490 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim