Mustafa Özçelik: İstiklâl Marşı’ndan Ceza Olur Mu?

Mustafa Özçelik: İstiklâl Marşı’ndan Ceza Olur Mu?
İstiklâl Marşı’nın şairi tarafından hangi şartlarda, ne tür bir hissiyatla yazıldığını hepimiz biliyoruz. Bu marş, her şeyden önce Millî Mücadelenin destanı ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli marşıdır.

Muhtevası itibariyle de anlattığı vatan, hürriyet, ezan, aile vb. kavramlar dolayısıyla kendisi de bizim bir değerimizidir. İstiklâl Marşı, işte böyle bir metin olduğu için yazıldığı ilk günden bu yana da aynı özelliğini sürdürmekte olup zaman zaman eleştirilen hatta kaldırılmak istenen bir metin olma özelliği de taşımasına rağmen toplumun genelinde saygı uyandıran bir metin olarak kabul görmüştür.

12 Eylülde ceza yöntemi olarak uygulandı

Durum böyle olmasına rağmen bu marş, 12 Eylül günlerinde hapishanedeki tutuklu ve mahkumlara burada yazmaktan haya ettiğim hadi en masumunu söyleyelim dayak gibi bir ceza/işhemce aracı olarak kullanılması gibi olaylara da muhatap olmuştur. O günlerin basınında buna dair yüzlerce habere rastlamak mümkündür. Daha sonra ise tutuklu ve mahkûmların cezaevinden çıktıktan sonra yazdıkları anılarda da bu tür anlatımlara rastlanır. Bunlardan birisi de bir belediye başkanının, Ahmet İsvan’ın  “Başkent Gölgesinde İstanbul” adlı kitabında yer alan şu ifadelerdir. Yazar, konuyu şöyle aktarıyor:” Ve içerdekiler tek tek işkenceye alınıyordu. (…) Biraz sonra “Dikkat” komutuyla İstiklal Marşı söylemeleri istendi. Gözleri bağlı bir şekilde kalkıp İstiklâl Marşı’nı söylemeye başladılar: “Biz gözü bağlı 30-40 kişi, bir gürültü ve uğultu biçimine dönüştürerek söyledik. Sesler birbirine öyle karışıyordu ki, binanın kubbesinden öyle yankılanıyordu ki, ortaya çıkan gürültü bizim İstiklal Marşımız değil, o onurlu marşa hakaret ölçüsünde varan bir saygısızlık örneğiydi. İşkence çığlığı, İstiklal Marşı sonra yine çığlık ve feryat...” Yazar, bu bahsin sonunda şunu söylüyor: ““Bağımsızlığın onuru ve ulusun yüceliğinin simgesi olan İstiklâl Marşımızı bütün ömrümce saygıyla, heyecanla dinlemiş ve söylemiş bir kişi olarak, o yüce marşın işkence evinde bir ceza gibi uygulanmasını hiç affetmeyeceğim...”

12 Eylül’den sonra

Daha sonra ne mi oldu? 12 Eylül yasaları sonraki zamanlarda da bir biçimde devam ettiği için İstiklâl Marşı’nın bir ceza vasıtası olması olayı da farklı suçlar için de söz konusu oldu. Bu konuda pek çok olay bulunmasına rağmen olayın kahramanının popüler bir kişi olması sebebiyle şarkıcı Demet Akalan’ın başına gelenleri aktaralım. Şarkıcı 2009 yılında verdiği bir konserde sarfettiği sözlerden dolayı “Halkı aşağılama” suçuyla yargılanır. İncelemeyi tamamlayan mahkeme “Ceza olarak sanığın İstiklâl Marşı’nın sözlerini el yazısıyla bir kağıda yazması ve marş hakkında 5 sayfa yorum yapması” kararını verir.

Muhatap kişi ve daha pek çok inan bu cezadan memnun kalırlar. Demet Akalın “Bu ceza çok hoşuma gitti. İstiklâl Marşı’nı okul yıllarımdan ezbere bilirim. Söylendiği, çalındığı zaman da her zaman saygımı gösteririm. Dün akşam yazmaya başladım. Çünkü mahkeme heyeti kendi el yazımla yazmamı istemiş. Yazarken de çok keyif aldım. Bir de oturup 5 sayfa marşımız hakkında yorumda bulunacağım.” Derken Mesela Demokrat Hukukçular Derneği Başkan Yardımcısı Av. Kadir Akbaş, “Bu cezayı İstiklâl Marşı gibi, Türk milletinin birliğini ifade eden bir metnin suçlu bulunan kişi tarafından daha iyi anlaşılması için bir fırsat olarak gördüğünü” söyler.

İstiklâl Marşı bunu hak etmiyor

Ama böyle düşünmeyenler de vardır. Mesela şair Ataol Behramoğlu, İstiklâl Marşını yazıp yorumlamayı ceza olarak görmek ayrıca yanlış ve ayıp. Demek ki bir ağızdan İstiklâl Marşı okunduğunda hem söyleyenler hem dinleyenler cezalandırılmış oluyor. Bu bana 12 Eylül hapishanelerinde emir komutayla, sopa tehdidiyle marş söylettirilmesini çağrıştırdı. Yani nereden bakılırsa bakılsın, son derece saçma, anlamsız, temelsiz, aynı ölçülerde de (yargıca her şeyi yapabilme hakkının kapılarını açmakla) son derece tehlikeli bir hüküm.” Yazar Pınar Kür de benzer düşüncededir. “Herhangi bir şiiri, kitabı, sanat eserini 'ceza malzemesi' olarak kullanmak bence yanlış ve esere saygısızlıktır. Vaktiyle, sıkıyönetim cezaevlerinde de İstiklâl Marşının sopa yerine kullanıldığını duymuş ve çok üzülmüştük. Bence ne şair ne de millet böyle bir cezayı hak ediyor.” Eski bakanlardan Yaşar Okuyan da, şarkıcı Demet Akalın’a verilen İstiklal Marşı yazma cezasına tepki gösterenlerden bir diğeridir: “30 yıl önce 12 Eylül’de bize cezaevinde İstiklal Marşı’nı 20-30 kez okutuyorlardı. Az söyledin, eksik söyledin diye copluyorlardı. Hadi bu 30 yıl önceydi. 30 yıl sonra böyle bir ceza olur mu? Bu ceza marşımıza hakaret” sözleriyle kararı eleştirir.

Bugün de durum aynı

Yakın zamanda ise böyle bir ceza, halı sahadan spor malzemesi çalan 15 bir çocuğa verildi. Hâkim, sanığın denetimli serbestlik yükümlülüğü gereğince İstiklâl Marşı'nı ezberlemesini istedi. Durum marşla da sınırlı kalmamış hakim ayrıca İstiklâl marşının yanında “Gençliğe Hitabe”yi de ezberleyip okumasını daha sonra da Ömer Seyfettin'in Kaşağı, Gizli Mabet, Diyet, Efruz Bey, Pembe İncili Kaftan, Perili Köşk ve Falaka kitaplarından her hafta birini okuyup özetini anlatmasını talep etti.

Konunun bu son ceza ile İstiklâl marşını da aştığını görmekteyiz. Bu karar ile doğrudan doğruya “okuma” fiili suça dönüşmüş oluyor. Bazı hukukçular bu tür cezaları çağdaş bir uygulama olarak görebilirler ama biz bu tür bir anlayışı kabullenemiyor ve doğru bulmuyoruz. İstiklâl Marşı, böyle bir amaç için yazılmadı. Bu durum hem marşa hem şairine hem de Milli Mücâdeleye saygısızlıktır. Zira bu marş tıpkı bayrak gibi, ezan gibi bir değerimizdir. Konunun bu anlamda ve bağlamda yeniden ele alınması ve gerek marşın gerekse kitap okumanın bir ceza yöntemi olarak uygulanmasının kaldırılması gerekir.

***

http://t24.com.tr/haber/ahmet-isvan-istiklal-marsinin-ceza-olmasini-hic-affetmedi-rant-gruplarina-karsi-durunca,402977

https://www.haberturk.com/polemik/haber/500415-istiklal-marsindan-ceza-olur-mu#

https://onedio.com/haber/mahkemeden-hirsizlik-yapan-cocuk-icin-karar-istiklal-marsi-ve-genclige-hitabeyi-ezberle-839745

Bu haber toplam 197 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim