• İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C

Mustafa Öztürk: İnne mea’l-usri yüsran

Mustafa Öztürk: İnne mea’l-usri yüsran

Hz. Peygamber’in Mekke döneminde yaşadığı zorluklar ve sıkıntılar üzerine onun gönlünü ferahlatmak için indirilen İnşirah suresinin beşinci ayetinde “zorluk varsa elbet kolaylık da vardır” (fe-inne mea’l-usri yüsran) denilmiş ve bu ifade müteakip ayette yinelenerek zorluğun yanı sıra kolaylığın da olacağı mesajı tekit edilmiştir. Bazı müfessirler söz konusu iki ayette “usr” (zorluk) kelimesinin belirli (marife), “yüsr” (kolaylık) kelimesinin belirsiz (nekre) olarak tekrar edilmesine istinaden “tek zorluğa mukabil iki kolaylık” şeklinde bir te’vil üretmişler ve bu te’vili “Arapların dil örfüne göre bir kelime marife olarak tekrar edildiğinde aynı şeye, nekre olarak tekrar edildiğinde iki farklı şeye delalet eder” şeklinde bir lisani kabulle temellendirmişlerdir. İbn Âşûr’un da işaret ettiği gibi bu yorum tartışılabilir; hatta Abdülkâhir el-Cürcânî’nin söylediği gibi bunun mesnetsiz bir yorum olduğu da söylenebilir. Fakat tartışma götürmez bir gerçek var ki hayat macerasında yaşanan zor ve sıkıntılı zamanların ardından mutlaka güzel günlere de kavuşulduğu gerçeğidir. 

***

Mümin insan hangi ölçüde mümin olduğuna ilişkin sınavını zor zamanlarda verir ve hayatta yaşanan acılar ve sıkıntılar müminin kıvamını ölçme vesilesidir. Burası en kritik eşiktir; daha açıkçası, zor zamanlarda “Niçin ben?” gibi isyan kokan bir şikâyetle Allah’a serzenişte bulunulduğu takdirde, müminin o vakte kadar taat ve fazilet yolunda sarf ettiği tüm çabalar bir anda hükümsüz hâle gelebilir. Hatta bu noktada “habt-ı amel” (salih amellerin boşa çıkması) da söz konusu olabilir. Bu yüzden, Allah’a imanı/itimadı olan bir insanın hayattaki zorluklar karşısında feryat ve figan havasına girip dert yanmaması gerekir. Kaldı ki Kur’an bize bu dünyada dikensiz gül bahçesi vaat etmenin ötesinde, kâh ölüm korkusu, kâh açlık kaygısı, kâh malın mülkün ziyana uğraması gibi vesilelerle hırpalanmamızın (belâ/ibtilâ) bir bakıma kaçınılmaz olduğunu bildirmekte ve bu çarpıcı bildirim “Sabredenleri müjdele” diye sona ermektedir. Sabır, feleğin cilveleri karşısında teslim bayrağı çekmek yahut hayatın silleleri karşısında yelkenleri suya indirmek değil, canlı kanlı şekilde direnmektir. 

Devamı: https://www.karar.com/yazarlar/mustafa-ozturk/inne-meal-usri-yusran-9912

Bu haber toplam 104 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim