Mustafa Uçurum: Okuyorsam Sebebi Var

Mustafa Uçurum: Okuyorsam Sebebi Var
Hayatının merkezinde kitaplar olanlar için her yol eninde sonunda kitaba çıkar. Reklâm kokan hareketler çok hoş karşılanmasa da merkezinde kitap olan bütün reklâmların geçerlilik süresi sonsuzdur bende.

Okumayı başladığım günden bu yana yoluma hep kitaplar çıktı, yolumu hep kitaplar aydınlattı. Hayatın bütün koşuşturmasının yanında elimden düşmeyen kitaplara daha bir sıkı sarılıp “Okuyorsak sebebi var.” dedim.

Evin salonunda pencerenin karşısındaki duvarda derme çatma yapılmış tek raf hâlindeki kitaplığın üstünde kitaplar diziliydi; Sene 1980. Kur’an-ı Kerim, Riyâzü’s-Sâlihîn, Minyeli Abdullah, Haram Lokma, Bir Annenin Feryadı... Okumayı sökene kadar bu kitapları sadece izledim. Hepsinin rengini, kalınlığını uzak bir ülkeyi seyreder gibi seyrettim uzun yıllar. Rafa ulaşmam imkânsızdı ve raf da o kadar yükseğe kitaplara ulaşıp da bir zarar vermeyelim diye yapılmıştı.

Üçüncü sınıfa geçtiğim yıl annem raftan Minyeli Abdullah’ı indirdi, bana verdi. “Hadi bu kitabı bize oku.” dedi. Anneannem ile birlikte pür dikkat beni dinlemeye başladılar. Ben de en güzel okuyuşum ile kitabı her gün okudum. Daha sonra sırasıyla diğer kitapları ben okudum, onlar dinledi.

Kitaplar bitince babam akşam gelirken elinde yeni bir kitapla çıkageldi. Ahmet Günbay Yıldız, Şule Yüksel Şenler, Muzaffer İzgü, Kemalettin Tuğcu kitaplarını beni bir film izler gibi gözlerini kırpmadan dinleyen anneme ve anneanneme kitapları okudum. Ahmet Günbay Yıldız ile ağlayıp Muzaffer İzgü’nün Ökkeş serisi ile kahkahalara boğuldular.

İlkokul bitip de ortaokula geçince kaydolduğum Adapazarı İmam Hatip Lisesi’nin ortaokul kısmında özellikle ağabeylerin dilinde Sakarya Türküsü, Çile, Bayrak, Naat gibi şiirler dolanıyordu. Sakarya’da yaşıyorduk ve Sakarya Türküsü şiiri o şehrin insanları için eşsiz bir değere sahipti. Okuduğum sayısız romanın yanına şiirleri de koymaya Necip Fazıl ile başlamıştım.

Kitapları sesli okuduğumdan okumam da her zaman çok güzel olmuştu ve bu yüzden okuduğum okulların kadrolu şiir okuyucusuydum. Arif Nihat Asya, Sezai Karakoç, Abdurrahim Karakoç şiirlerini ezberleyip her fırsatta okumak benim için büyük bir keyifti. İşaret Çocukları şiirlerini ezberleyip de Türkçe dersinde öğretmenime şiiri okumak istediğimi söylediğim hafta Cahit Zarifoğlu’nun ölüm haberini öğretmenimiz bana söyleyince gözyaşları içinde şiiri sınıfta arkadaşlarıma okumuştum. 

Bu haber toplam 99 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim