Mustafa Uçurum: TYB'nin 13. Şiir Şöleni

Mustafa Uçurum: TYB'nin 13. Şiir Şöleni
Türkiye Yazarlar Birliği artık geleneksel hale gelen uluslararası şiir şöleninin 13.sünü Edirne'de yaptı. Ayrıca Yunanistan- Gümülcine ve Bulgaristan- Kırcaali’de de gerçekleşen şiir etkinlikleri de unutulmaz anların yaşanmasına vesile oldu.

13- 16 Kasım tarihleri arasında icra edilen programa 24 ülkeden 56 şair katıldı.

Daha önce Tataristan’da yapılan şiir şölenine katılmıştım. Şiirin, edebiyatın, dostluğun, kardeşliğin, Türkçenin sesinin yankılandığı eşsiz güzellikler çıkıyor ortaya. Böyle bir ortamda bulununca insan Türkçe'nin,  Türkiye'nin. gücünü ve etkisini daha iyi anlıyor.

Trakya Üniversitesindeki açılış ile başlayan program şiir okumaları ve konser ile devam etti. D. Mehmet Doğan; şiirin ve sözün gücünden bahsetti konuşmasında.  “Şiirin sıradan bir söz olmadığı çok tekrarlanan bir görüştür. Eski şairlerimize, baksı, bahşı, kam (şaman) denildiğini hatırlamamız gerekiyor. Bunlar cezbe halinde şiir söylerler ve ekseriya bunu sazla da terennüm ederler. Ötelerden gelen bir sestir onlarınki... Aslında Anadolu’da yaygın olarak kullanılan “âşık” da aynı zeminden beslenen bir kelimedir. Âşık, Hak âşığıdır, “Hakdan gelen şerbeti içmiş” sanatkârdır. Ve onun sözü şu olur:

Derildik pınar olduk, irkildik ırmağ olduk,
Aktık denize dolduk, taştık elhamdülillah.

Başkan Arıcan şiir ve felsefe ilişkisinden bahsederken programa ev sahipliği yapan Rıdvan Canım da Edirneli şairler konulu bir konuşma yaptı.

Programın artık kadrolu sunucusu olan Altınbek'in şiir gibi sunumu programın en keyifli anlarındandı. Doç. Dr. Muhammed Enes Kala'nın derinlikli sunumu da programa renk katan ayrı bir güzellikti.

Bu programın beni etkileyen en önemli yanı Türkiye dışından gelen şairlerin Türkçe ve Türkiye sevdası oluyor. Kazakistan'dan katılan şair çıkıyor ve Türkiye diye haykırıyor coşkuyla. Aynı şekilde Bosna Hersek'ten Üsküp'ten Kırım'dan katılan şairler de aynı coşkuyu yaşıyor.

D. Mehmet Doğan'ın rüyası adım adım dünyayı ve Türkiye'yi dolaşmaya devam ediyor. 1992 yılında Bursa'da başlayan şiir şölenleri daha sonra dünyanın birçok ülkesine açılarak Türkçenin sesini her vakit şiirlerle duyurmaya devam ediyor.

1992 yılında Bursa'da, daha sonra Almatı (Kazakistan), Aşkabat (Türkmenistan),Girne (Kıbrıs), Strasburg (Fransa), Akmescid (Kırım), Üsküp (Makedonya), Bakü (Azerbaycan), Prizren (Kosova), Bişkek (Kırgızistan), Kazan (Tataristan), Türkistan (Kazakistan) da gerçekleştirilen Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni’nin on üçüncüsü Edirne’de, şiirini taşa işleyen Büyük usta Mimar Sinan adına düzenlendi. Program elbette sadece Edirne ile sınırlı değildi. Yunanistan - Gümülcine ve Bulgaristan- Kırcaali programları da şiir şöleninin en renkli anlarını yaşattı şairlere.

Gümülcine'ye ulaştığımızda bizleri heyecanla bekleyen kardeşlerimizin gözlerindeki mutluluk görülmeye değerdi. Konuşmalar yapıldı, şiirler okundu, hasret giderildi. Türkçenin sesi Gümülcine'de yankılandı.

Bir sonraki gün durağımız Bulgaristan'ın Kırcaali şehriydi. Şehre girdiğimiz andan itibaren gördük ki bütün köşe bucak bizden bir parçaydı adeta. Kırcaali'de de konuşmalar yapıldı, şiirler okundu. Kırcaalili şairler, kültür adamları bizleri yıllarca bekledikleri bir sevgiliyi kucaklar gibi muhabbetle kucaklayıp selamladılar. Okudukları her şiirde özlem vardı, Türkiye ve Türkçe sevdası vardı.

Elbette Edirne'yi de gezdik, muhteşem Selimiye'yi ziyaret ettik. Şunu rahatlıkla  söyleyebilirim ki  Edirne'nin her karışını gezmeden Osmanlı eserlerini gördük, tanıdık demek eksik kalır.

Şiirin dili ortaktır

Her şair şiirini kendi dilinde okudu. Aralarında lehçe farkları olsa da dinleyiciler şiirleri yüreklerinde hissederek dinlediler. Şiirin ortak bir dili olduğu gerçeğini bir kez daha yaşamış olduk. Sevdamız bir, özlemlerimiz bir, aynı göğün altında yaşadığımız bu vatan hepimizin. Azerbaycanlı şair de aynı duyguları seslendirdi, Kazakistan'dan gelen şair de Bosna Hersek'ten gelen de.

Okunan her şiir D. Mehmet Doğan'ın konuşmasındaki ifadeyi doğrular mahiyetteydi. “Rüyası olmayanın hakikati olamaz.” Yüzyıllardır kurduğumuz rüyalar hakikate dönüştü ve ortak bir ses yükseldi Türkçenin şiir şöleninden; “Dünya var olduğu müddetçe kardeşliğimiz sürecektir.”

Hasret giderildi, dostluklar kuruldu

Bu tarz şiir programlarının edebiyatımıza, Türkçemize, şiirimize katkısının dışında bir de şu hassas noktayı da çok değerli buluyorum; şairler birbirleriyle hasret gideriyor, yeni dostluklar kuruluyor. Dergilerin, kitapların, okumanın ve yazmanın dışında bu tür faaliyetlerdeki sohbetlerde birçok konuya açıklık getiriliyor, edebiyat ve sanat adına yeni fikirlerin oluşmasına zemin hazırlanıyor.

Edirne'de eski dostlarımızla hasret giderdik, gıyaben tanıştığımız birçok şairlerle yüz yüze tanışarak yeni dostluklar kurduk.

Programlar sona erip Edirne'den ayrılırken Mimar Sinan'ın ustalık eserini, Neşati Dede'nin;

“Gitdin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile” dizelerini, yeni dostlukları, unutulmayacak muhabbetleri de beraberimizde götürdük. Üzerimizde en küçük bir yorgunluk emaresi olmadan değerli dostum Ali Bal'ın objektifine verdiğimiz Selimiye’nin gölgesindeki pozlarımızla dostlara ve Edirne’ye veda ettik.

Milat Gazetesi

 

Bu haber toplam 172 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim