Müzik arşivlerini kim kurtaracak?

Müzik arşivlerini kim kurtaracak?
Yitirdiğimiz birçok değerimiz gibi müzik arşivlerimiz de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Binlerce belge, ses kaydı ve plak tozlanmış raflardan indirilip koruma altına alınmayı bekliyor.

Ülkemizde 1920'li yıllardan 90'lı yıllara kadar süren resmî alan araştırmaları olduğu biliniyor ama bunlar hakkında elde yeterli bilgi bulunmuyor. Çünkü toplanan ürünlerin ne katalogları yayımlanıyor ne de asıl derlenmiş materyalleri. Toplananların neler olduğu bilinmediği için sağlıklı akademik çalışmalar da yapılamıyor. Sadece bir yerlerde durduğu biliniyor ama ne durumda olduklarını ve akıbetlerini bilen kimse yok. Arşiv materyallerinin ne durumda olduğu ise asıl merak konusu. Eserini hazırlarken bu arşivlerin durumunu gören Süleyman Şenel isyan ediyor: "Maalesef, arşiv materyallerinin içler acısı bir durumda olduğunu buradan ilân etmek istiyorum. Sağlıksız şartlarda korunmaya çalışılıyor. Neyin nerede olduğu kayıtlı olmadığı gibi kopyalama, dinleme ve belgeleri görebilme imkânı da yok. Ben kitabım için araştırma yaparken tüm bu zorlukları yaşadım."

Plaklar, küreklerle kamyonlara yüklenmiş

Peki Türkiye'de nerelerde müzik arşivi var? Süleyman Şenel'e göre Türkiye'de hiçbir yerde müzik arşivi yok. Kurum içi korumacılık adına "arşiv" denilen yerler var sadece. Alan araştırmaları bakımından ilk büyük folklor arşivinin Darül Elhan Arşivi olduğunu söylüyor. Yani şimdiki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi. Ancak bu arşivin bugün ne halde olduğunu ve nereye götürüldüğünün bilinmediğini belirtiyor. "1987 yılında iki ay boyunca binden fazla plağı tasnif etmiştik Dr. Irene Markoff ile. Mükerrerler hariç 180 civarında eserin tek yüzlü plakları olduğunu görmüştük. Çemberlitaş'taki binadan Kadıköy'e taşınırken küreklerle kamyonlara yüklenen o nazik plâklar, kutularından paramparça dökülüyordu avuçlarımıza. Günün birinde birileri belki özel bir yapıştırıcıyla onları kurtarır diye parçalarını atmaya kıyamadık da kutularına geri koyduk. Sonradan haber aldık ki plâkların İngiltere'de çoğaltılan masterleri bile eskiciye verilmiş, hem de konservatuvar mezunu bir görevli bayan tarafından. Ne acı değil mi?" diyor Şenel.

Ankara'daki arşivlerde de durumun bundan farklı olmadığını ifade ediyor Şenel. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi, Ankara'daki arşivlerin en eskisi. Rahmetli Muzaffer Sarısözen, 1937 yılında oraya şef olarak atanmış ve vefatının sonuna kadar da bu görevi yürütmüş. Bugün kulaklarımızda yankılanan pek çok türkünün kaynağı da o arşiv. Süleyman Şenel Sarısözen'in 1963 yılında vefat etmesinin ardından bu arşivin yeterince korunamadığını belirtiyor. "Bugün hiç kimse onun göz nuru dökerek bir enstitü gibi çalıştığı ve üretim yaptığı o arşivin muhtevasından haberdar değil. Belgeler tasnif edilmemiş, bir veri tabanı oluşturulamamış; bilgi fişleri tozlu klasörlerde kalmış; açılmamış paketler ve rastgele dağıtılmış antika çalgılar toz-pis içinde uluorta raflara sıralanmış. O odacıkta nelerin saklı olduğunu ve nelerin de heba olduğunu kimseler bilmiyor. Oysa 1937 yılından 1970'li yıllara kadar yapılan resmî ve özel derleme kayıtları duruyor olmalı orada. Toplumun sessiz çağlarından kalan balmumu plaklara kayıtlı sesli belgeler dolaplarda saklanıyor olmalı ve yerine yenisinin konulmasına imkân olmayan sesli kayıtlar bunlar. Sayısı 10 binin üzerinde müzik malzemesi, binlerce sayfa tutarında bilgi fişleri, fotoğraflar, kitaplar, plâklar, bantlar, nadide çalgılar ve daha bilmediğimiz neler neler... İstanbul Çevresi Alan Araştırmaları kitabında kullandığım 1936 yılı anket fişleri de, 1951 yılı İstanbul çevresi sesli derleme kayıtları da bu arşivden sağlandı."

Hemen ulusal arşiv kurulmalı

Türkiye'de ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Genel Müdürlüğü HAGEM Arşivi ve TRT'nin arşivleri var. Bunların dışında, onlarca şahıs arşivi ve dahası yurtdışındaki arşivlere taşınan müzik materyalleri ile müzik sektörünün sahip olduğu çok zengin sesli ve görsel arşivler var. Peki bu arşivler nasıl korunacak? Çünkü yitip giden de bizim tarihi belgelerimiz, kültürümüz, belleğimiz. Bunlar kaybolursa büyük bir tarihin kaybolacağını söylüyor Süleyman Şenel. "Bunları çocuklarımızdan esirgemeye hakkımız yok. Kısacası çok kritik bir geçiş dönemindeyiz. Kısa vadede bir Müzik Müzesi, Ulusal İşitsel/Görsel Arşiv ve Ulusal Çalgı Müzesi'ne ihtiyacımız var. Başlatılan ama tamamlanmayan projeler var. Keşke devletimiz, bu işlerin başarılabilmesinde ön-ayak olsa... Ya da özel sektör bu işlere sahip çıkıp destek verse... Kimler bu işi başarırsa eminim ki adı, kültür-sanat tarihimize altın harflerle yazdırılacaktır."

Ali Pektaş, 13.05.2011 Zaman Kültür-Sanat

a.pektas@zaman.com.tr

Bu haber toplam 844 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim