Nasıl Bir Yeni Türkiye?

Rüstem BUDAK

Yeni Türkiye’nin imarı, ihyası ve inşası devam ediyor. Bu oluşum devam ederken, Yeni Türkiye’nin kimliği hususunda şu temel ilkelere göre bir irade ortaya konulmalı ve pratize edilmelidir. Bu temel ilkeler şunlar olmalıdır:

Hâkim Devlet Türkiye

Türkiye, Hâkim bir devlet olmalıdır. Hâkim devlet; hâkimiyetini Hak’tan ve Halk’tan alarak meşruiyetini sağlamış ve hâkimiyetini ilan etmesi demektir. Hâkimiyet kaynağı aynı zamanda meşruiyet kaynağıdır. Hâkimiyetinin kaynağı, hükmünün çizgisini de belirleyecektir. Hâkimiyetinin kaynağını Hak ve Halk yerine yerel veya küresel oligarşik yapılardan aldığı takdirde zulmünde var olması demektir.

Hâkim bir Türkiye demek; kurum ve kuruluşlarına hâkim olan demektir. Eski Türkiye, kurum ve kuruluşlarına tam anlamıyla hükmedemiyordu. Sivil veya askeri kurumlara yerleşen bazı yapılanmalar devlet adına kendi çıkarlarına göre hâkimiyetlerini uyguluyorlardı. Artık devlet kendi bazı kurumlarının tehdidi altında değil tam anlamıyla hükmedebilen bir yapıya kavuşmalıdır.

Devlet halk üzerindeki hâkimiyetini Eski Türkiye’de olduğu gibi halk için, halk adına, halka rağmen ve halka karşı bir şekilde uygulamamalıdır. Devlet, bir toplum sözleşmesinin ürünü olduğunu unutmamalıdır. Daima bu toplumun sesi, eli, ayağı, kulağı ve dili olmalıdır. Halk adına çıkan hâkimiyet iddiasında olan güçlere halkı korumalıdır.

Hakem Devlet Türkiye

Türkiye, Hakem bir devlet olmalıdır. Hakem devlet, insan- insan, insan- toplum, toplum- kurum, insan- kurum arasında hakem rolünü adalete yaslanarak ortaya koymak demektir. Hakem rolünü bırakıp kararlara etki etmeye çalışan güçlerin etkisi altında kalarak hüküm ihdas etmeye kalkışırsa, fitne ve zulmün ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır.

Örgütlü yapılar bazen örgütsüz olanlara karşı daha etkili olabilmektedir. Devlet sayıya, sermayeye, örgütlülüğe ve çevreye bakmaksızın hakemliğini gerçekleştirmelidir. İnsanlar ve kurumlar, devletin hakemliğinde oluşan karara güvenebilmelidirler. Hakemliğinde şüphe uyandıran devlet, halk tarafından benimsenmez ve başka kişi ve kurumların hakemliğine başvurmaya başlar.

Habir Devlet Türkiye

Türkiye, Habir bir devlet olmalıdır. Habir devlet, ülkedeki dert, sıkıntı, endişe, proje, saldırı, plan, kötülük ve zulümlerden haberi, bilgisi olması demektir. Kulağını halkın vicdanı üzerinden kaldırmamalıdır. Bu vicdanın sesinden, çağrısından, sorunlarından ve beklentilerinden bilgisi olmalıdır. Eski Türkiye, halkın taleplerinin bürokrasinin çetrefilli koridorlarında kaybolduğu bir devlet idi.

İçerden ve dışarıdan kurulan birçok tuzak ile karşı karşıya kalınmaktadır. Süreklilik içinde gerçekleşen bu tuzakları bertaraf edecek bir algılama, planlama ve aşma iradesi olmalıdır. Tuzak kuranların en hayırlısı olan Allah, bizlere ülkeye karşı kurulan her türlü tehdide karşı tuzak kurmamızı emrediyor.

Hadim Devlet Türkiye

Türkiye, Hadim bir devlet olmalıdır. Hadim devlet, kendi hüküm alanı içinde olan insanlardan başlayarak insanlığın hizmetinde olan, hizmet üreten, hizmet yenileyen demektir. Hizmet ederken, sınıf ve grup ayrımında bulunmaksızın bu hizmeti zamanında götürmelidir. Hizmet araçlarını ve imkânlarını her daim yenilemelidir. İnsanlığın hadimi devlet, sınır fetişizmine girmeksizin diğer devlet ve toplumlara da bu hizmeti götürmelidir. Hizmet ederken kesinlikle başa kakmamalıdır. Ne kadar hizmet ederse o kadar hürmet göreceğini unutmamalıdır. Var olan ve var olacak hizmet alanlarını iyi bir planlama ile ortaya koymalıdır.

Halka yaptığı hizmetleri başa kakmamalıdır. Halkın bu hizmetleri ve daha fazlasını hak ettiğine inanmalıdır.  

Hesap Devlet Türkiye

Türkiye, Hesap bir devlet olmalıdır. Hesap devleti, ülkenin varlık olarak değerini takdir eden, her aşamada ihtiyaçları tesbit eden, eksileni- çoğalanı, zararı- karı, geleni- gideni bilendir. Ülkeyi yönetenlerin ülkenin hesabını tutmamaları her alan büyük krizler doğurmaktadır. Harcama yapanlar hesap vermeli, olması ihtimal her husus hesaba alınmalı, harcama yapanlar hesabı dökmeli, sorumlular hesap vermeli ve bunlara hesap sormalı, işi bitenlerin hesabını kapatmalıdır.

Hudud Devlet Türkiye

Türkiye, Hudud bir devlet olmalıdır. Hudut devlet, sınırlarını bilen, başkasının sınırlarına riayet eden, işgal ve ilhak değil medeniyet ilişkisi üzerinden sınırlarını tanımlayan ve sınırlarına yönelik her türlü müdahaleye karşı hazırlıklı olandır. Sınırlarını mazlumlara her daim açandır. Sınırlarına yönelik müdahaleleri bertaraf edendir. Sınırlarına dâhil olmak isteyen toplum ve devletleri içine alabilendir. Yeryüzünün her alanını kendi sınırı bilip ticaret yapan ve seyahat edendir.

Hadid Devlet Türkiye

Türkiye, Hadid(demir) bir devlet olmalıdır. Hadid devlet; zalim, tağut, fitneci, münafık, kafir insan veya yapıların kötülüklerine karşı fiili müdahaleyi gerçekleştirmektir. Bu müdahale, silah veya başka bir şekilde yapılabilir. Hadid devlet olarak bu müdahale gücünü artırmalıdır. Bu gücü artırmak için her türlü tedbiri önceden almalıdır. Müdahale gücünü adalet ve özgürlük üzerine bina ederek hareket etmelidir.  

Halim Devlet Türkiye

Türkiye, Halim bir devlet olmalıdır. Halim devlet; uysal, müşfik, yumuşak huylu ve merhametli olandır. İnsan ve kurumlarla ilişkilerinde bu sakinliği, güveni koruyandır. Agresif, hoyrat, dengesiz, şirret bir devlet dili, halka yabancı bir dildir. Eski Türkiye’de devlet- halk ilişkilerinde bu algı üzerine bina edilmiştir. Halka değer vermeyen bir algı ile devlet toplum ilişkilerinde yumuşak huylu değil baskıcı ve hakaretamiz davranılmıştır.

Hamid Devlet Türkiye

Türkiye, Hamid bir devlet olmalıdır. Hamid devlet; Allah’ın verdiği her türlü imkâna şükredendir. Hamd eden, insan topluluğunu yöneten devlette hamd eden devlet olmalıdır. Allah’ın yerin altından, yerin üstünden ve çevresinden verdiği nimetlerin değerini takdir edip insanlığın hizmetine sunmalıdır. Hamd etmeyen devlet, israf etmeye, imkânları hoyratça tüketmeye, belli bir zümreye hasretmeye başlar.

Hatem Devlet Türkiye

Türkiye, Hatem bir devlet olmalıdır. Hatem devlet; insanların son kurduğu ve ahir bir devlet olacağını düşünerek hareket etmelidir. Son devlet olarak aynı zamanda tarihteki tüm insanlık ve devlet tecrübesini taşıyan, bunu anlayan ve kâmil bir fonksiyon yüklenmeye hazır olandır. Son bir devlet olarak yeni bir medeniyetin ve geleceğin başlangıcı olduğunun bilincinde olmalıdır.

Yeni Türkiye kurulurken varlık değerlerini ve ilkelerini yeniden gözden geçirmelidir. Geçmişin tecrübesi, bugünün gerçekliği ve yarının idealleri üzerine kendisini konumlandırmalıdır. Geçmişin tekrarı, yanlışların ikrarı, hataların devamı ve krizlerin derinleşmesi Yeni Türkiye’yi daha kurulmadan ortadan kaldıracaktır. 

Bu yazı toplam 294 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim