Nasuhi Güngör Yazdı: Ankara'nın Zor Sınavı: Şam

Nasuhi Güngör Yazdı: Ankara'nın Zor Sınavı: Şam
Bu kadar sert esen değişim rüzgarının Suriye’yi atlayıp geçmesi elbette sözkonusu olamazdı. Nitekim artık alıştığımız ifadeyle, Suriye de karıştı.

Ancak bu bütünleşme süreci, Ankara’nın payına düşen sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Eğer nüfusun yüzde 12’lik bir kesimini oluşturan Arap Alevileri (Nusayriler) tarafından idare edilen Suriye, yoluna devam etmek istiyorsa, bir şekilde ülkesindeki temsil sorununu çözmek zorunda. Bu da sıradan reformlarla geçiştirilecek basit bir sorun değil.

Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in, ortaya çıkan olaylarla birlikte siyasi sistemin en ciddi aktörü olabilme ihtimali, sanıldığı gibi kırmızı halılarla beklenen bir gelişme değil. Bölgedeki kritik rolü nedeniyle uluslararası sistemin ilgi odağı olan Suriye’de böyle bir iktidar değişiminin ortaya çıkaracağı sonuçlar, en başta ABD için öngörülebilir değil.

Ankara’nın kaçınılmaz tercihi

Lakin rüzgar esmeye başladı bir kere. Üstelik sistemden rahatsız olanlar sadece Sünni Araplar değil. Ülkedeki 3 milyon civarındaki Kürt ve şimdilik sessiz kalan Durziler de bu zincire her an katılabilir.

Suriye Kürtleriyle Sünni Araplar arasındaki gerginliğin bu süreci nasıl etkileyebileceğini şimdilik bilmiyoruz. Üstelik bu ülkede yaşayan Kürtler, özellikle Türkiye’deki Kürtlerle çok ciddi bağlara sahip. En geleneksel yapılardan PKK’ya kadar, hemen her zeminde böyle bir yakınlıktan söz edebiliriz.

Bizi muhtemelen şöyle bir gelecek bekliyor. Türkiye, son yıllarda ortaya çıkan iyi ilişkileri dikkate alarak Şam yönetimine itidal ve acil reform çağrılarını sürdürecektir. Zaten bunu yapıyor da.

Suriye konusundaki bir diğer ana aktör olan İran, eğer rejimin değişmesini ciddi bir ihtimal olarak görürse, Lübnan-Suriye eksenindeki gücünü operasyonel olarak devreye sokacaktır. Ancak bu durum, sadece daha fazla kan dökülmesini beraberinde getirebilir; Şam’ın akıbetini değiştiremez.

Bu tablonun parantezinde, Ankara’nın sınırın hemen ötesindeki temsil krizini ve siyasal katılım sorunlarını hafifletecek formüller üretmesi gerekiyor. Kuşkusuz Sünni Arapların iktidardan pay alması, uzun vadeli bir bakışla asla Türkiye’nin aleyhine değil. Bu dönüşümü sağlayacak mekanizmalarda etkin rol oynayabilirse, entegrasyon sürecini devam ettirir, hatta daha ötesine götürme şansı olur.

Tekrarda yarar var. Şam’ın şekeri artık bizim ağzımızın tadı.

Bu haber toplam 517 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim