• İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Nazan Bekiroğlu'ndan: Aşk ve ahlâk arasında Madam Bovary

Nazan Bekiroğlu'ndan: Aşk ve ahlâk arasında Madam Bovary
Her şeyi gerçeğin düz aynasından yansıtmak yanlısı Realizmin ilk yapıtı sayılır Madam Bovary. Flaubert, romantik bir kahraman çizer ve bütün metin boyunca Emma'yı felâketten felâkete sürükler.

Emma'nın okuduğu kitaplarla Bihruz Bey'in kütüphanesinde de karşılaşırız. O da okuduklarını yaşamak gibi bir sevdaya kapılmış ve neticede Ekrem'in hışmına uğramıştır. Kiralık Konak'ın Seniha'sı da Don Kişot'un Don Kişot'u da aynı dertten muztaribdir, Mai ve Siyah'ın Ahmet Cemil'i de. Bir hayal beldesi inşa eden ve ona doğru giderken sakatlanan ya da tümüyle tükenen Bovarizm malûlü kahramanlardır onlar. Realist romancının elinde fazla şansları yoktur. Kaderlerini çizen onları mahkûm etmiştir peşinen.

Okuduğu romantik romanlarda aşkı aynı liyakatle taşıyan, onun için gerekirse ölebilen kahramanlar olsa da Emma hayallerindeki aşkın peşinde koşarken gerçek bir kez Charles bir kez Leon bir kez de Rodolphe biçiminde dikilir karşısına. Charles ile evlendiğinde bu kasaba doktorunun, içindeki boşlukları dolduramayacağının farkında değildir. Fakat çok geçmeden anlar. Bu o değildir! Akabinde Leon girer görüntüye. Emma'ya yaşattığı, duygusal bir ihanetten öteye geçmez. Rodolphe dikilir karşısına Emma'nın. Emma bu kez, işte bu o, dese de, bu da değildir!

Emma'nın sonu, Romantik ekolün o kadar sevdiği intiharın bir parodisini yaparcasına dökülür Flaubert'in kaleminden. O, arsenik içerek intihar ederken biz Emma için ne düşüneceğimize karar veremeyiz. Nedir Emma? Aşkın peşinden koşacak denli güçlü bir kadın mı yoksa Flaubert'in göstermek istediği gibi ahlâksız bir aptal mı? Bütün çok katmanlı romanlar gibi Madam Bovary de hangi yandan bakılırsa o yanda duranı haklı çıkarır. Cemil Meriç'in kahramanıdır örneğin Emma. Dünya romanında bir kadın tanır üstad, Emma; bir de erkek tanır, Don Kişot.

Her defasında aşk üçgeninin tepesinde Emma vardır. Romantik bireyin kendisini gerçekleştirmek, varım diyebilmek için ihtiyacı olan tek şeydir aşk. Oysa Charles'a nikâh bağıyla bağlıdır ve nikâh gelmiş geçmiş bağların en güçlüsüdür. Çünkü arkasına, toplum, din, vicdan, yasa yani tümüyle ahlâkın desteğini almıştır. Ama diğer yandan ahlâkın karşısına dikilebilecek şiddetteki yegâne duygu da aşktır. Emma, kaosunu kozmosa çevirecek aşkla kendisini gerçekleştirmek isteyen romantik bireydir. Çünkü aşk, bireyin, yörüngesine gireceği bir cazibe merkezine kendisini gönüllü teslim etmesi demektir. Üstelik o merkez de, kendisini cazibe merkezine alarak onun etrafında dönecektir. Ahlâkın karşısına ancak böyle bir aşk dikilebilir. Anna'yı hatırlarız. Ahlâkını onaylamasak bile aşkının büyüklüğüne sözümüz yoktur. O gerçektir işte. Fakat Emma'nın aşkından bile şüphe ederiz. Bu aşk o aşk mıdır? Çetrefil.

Aslında bu çetrefilin nedeni Flaubert'in infaz etmek istediği bir tip çizmeye kalkışması fakat sayfalar ilerledikçe karaktere dönüşen Emma'nın oluşturduğu sempati alanına engel olamamasıdır. Tip ile karakter çelişmiş; kahraman, yazardan daha güçlü çıkmıştır bu romanda. Az değildir karakterin romancıya baş kaldırması. Emma onların en ünlülerinden biridir. Ve hakkında ne düşüneceğimizi bilmesek bile sempati alanının genişliği hafızalarda en canlı karakterlerden biri olarak yer tutmasına yetmiştir.

22 Mayıs 2011 Zaman

Bu haber toplam 554 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim