• İstanbul 10 °C
  • Ankara -3 °C

Necmettin Turinay'dan: Akif bize geliyor ya da biz Akif’e!..

Necmettin Turinay'dan: Akif bize geliyor ya da biz Akif’e!..
Türkiye’de aralık ayı etrafındaki algılama az-çok netleşmiş sayılır. Bitirmekte olduğumuz yıla ilişkin değerlendirmeler ve önümüzdeki yıla dair türlü ümit ve heyecanlar, hep aralık ayına denk düşüyor.


Çünkü bu tür faaliyetlerle sadece aralık ayı bir renk kazanmıyor, aynı zamanda umûm Türkiye de kendini ruhunu arıyor, buluyor ve inşa ediyor. Yani bu sayısız faaliyetler eninde sonunda öyle bir noktaya varıyor ki mensubu bulunduğumuz halkın kendini seyrettiği bir aynaya dönüşüyor. Daha doğrusu da büyük Akif’le bir yüzleşme, onunla yeni bir mülâkat denemesi olup çıkıyor.
Bu senenin Mehmet Akif Yılı olarak ilân edildiğini yılın da nihayet bitmek üzere olduğunu bilirsiniz. Dolayısıyla Akif’e ilişkin anmaların, sayısız sempozyum ve panallerin çokluğunu, ilgili yılla izah mümkündür. Nitekim önümüzdeki mart ayı da İstiklâl Marşı’nın kabulü yıldönümü değil midir? Haliyle martın da aynen aralık gibi, Mehmet Akif’le dopdolu geçeceğinden şüphe edilemez. Bunlara bakarak, Türkiye’nin Akif’le bu derece de meşguliyetini, biraz da konjonktürel bulanlar olabilir.
Fakat bu bakış bize göre çok sathidir. Kısmen doğru olmakla beraber, gene de yanıltıcı!.. Çünkü Akif’le aydınlar, öğrenciler, halk ve gönüllü kuruluşlar olarak kurduğumuz ilişkinin, aralık ve mart aylarına sığmayan bir yanı bulunuyor. Öyle sanıyorum ki bu aylar olsa da olmasa da, Türkiye’de Akif bundan böyle daha çok anılacak, daha çok konuşulacak ve onun kitabı Safahat da daha çok okunan bir kitap haline gelecektir.
Sebebi şudur: Son yıllarda ekonomisi ve ihracatı büyüyen, şuuru açıldıkça açılan, ruhuna ve zihnine sinmiş yüzyıllık komplekslerden gün gün arınan Türkiye, bu büyüklüğünün, güncel siyaset dışında yeni bir ifadesini arıyor. Daha doğrusu da haiz olduğu şuur genişliğine bir arka plan arıyor. O noktada da bula bula Mehmet Akif’e ve Safahat’a ulaşıyor. Akif’in çektiği çilenin, duyduğu ızdırabın ve gördüğü büyük rüyaların kendisi ile ilgili olduğunu daha yeni yeni keşfediyor.
Dolayısıyla aldığımız mesafelerin aştığımız zorlukların, ayrıca da daha, daha ilerilerdeki belli belirsiz hedeflerimizin mübhem ifadeleri onun kitabında mevcut!.. Zaten bir hissi kablel vuku ile bu millet ya Yunus’ta, Süleyman Çelebi’de ve Mevlâna’da, ya da bir asırdır çektiğimiz ızdırabın terennümlerini besteleyen Akif’te buluyor kendini. Yani çağdaş bir Mecnun gibi, kendi milletini ve âlemi İslâmı Leylâ seviyesine yükselten bu adamın derûni ızdırabını herkesin bilmesi, duyması ve tanıması icabediyor.
İşte neredeyse bir asır öncesinden duyulmuş ve ifade edilmiş bu karşılıksız aşk, muhatabı tarafından daha yenice fark ediliyor. Belki de Mevlâna’nın Mesnevi’de anlattığı şekilde, derin kuyulara boşaltılmış büyük bir sır, şimdi o kuyunun etrafında boy vermiş kamışlar gibi yeşeriyor da yeşeriyor!.. Akif’in durumu da bundan farksız dolayısıyla. Zamanın, tabiatın ve iklimin öyle bir anına erdik ki, bir asır öncesinden yola çıkmış Akif’in türlü feryatlarına daha yeni yeni muttali oluyoruz.
Büyük bir imparatorluğu kaybettiğimiz ve İstanbul’un da işgal edildiği 1918 yılında, “Ben böyle durmayacaktım dili bağlı/İslâmı uyandırmak için haykıracaktım” diye inim inim inleyen, acı çeken, zihni altüst olan bu adam; bir asır önce çıktığı uzun seyahatlerin ardından henüz daha yenice vatanına avdet ediyormuş gibi bir durum söz konusu!..
Yani yüzyıllık müjdecimiz gibi, henüz daha yenice hayatımıza giriyor Akif!.. Ya da biz bir asırdır süren Ashab-ı Kehf uykularından yenice uyanmış da, şaşkın ve ürkek bakışlarla etrafımıza bakıyoruz. Bakıyoruz ve hasta yatağımızın başında, millet olarak Akif’i bizi bekler buluyoruz.
Yani bir asır sonra Akif’le henüz daha yenice buluşuyoruz.

28.12.2011 Yeni Akit

Bu haber toplam 931 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim