Niğde´de

Niğde´de
Bir Niğde akşamında D.Mehmet Doğan ile "Şehir, Kültür ve Medeniyet" üzerine Niğde Belediyesinin organize ettiği “Şehir Konferansları”nın ilki 14 Kasım 2009 tarihinde, Niğde Kültür Merkezinde gerçekleşti.

“Medeniyet” kaynağını “Medine”den alır. Önce insan, sonra Medine ve nihayetinde medeniyet.
   
Yerleşik hayata geçmekte ağır davranan Türkler ile nehirler çevresine yerleşen ve gelişen Çinliler arasındaki ezeli mücadele bir kez daha gündeme geldi.
    
Yazılı kültürü çok zengin olan Çin, aradan geçen bin yıllara rağmen, Mao dönemindeki devrimlere rağmen kültürel devamlılığını sağlamıştır. Sözün özü dün ile bugün arasında bir kopuş yoktur. Düşünenler için bir ibret vesikası bu.
   
Yerleşik hayat malum olduğu üzere su havzalarında başlamıştır. İki nehir arası anlamına gelen “Mezopotamya” bölgesinde kurulan sayısız devletler ve o bölgedeki hareketlilik geçmişi, bugünü anlamlandırmamız noktasında önemli.

Göçebe Türkler ile yerleşik Çinliler arasında yıllarca süren kavga, savaş durumu yıkımları, yenilgileri, acıları getirdiği gibi süreç içinde kültür etkileşimini, kültür değişimini de sağlamıştır. Türkler ilk yazılı metinler ile (Göktürk Yazıtları) bir arayış, sorgulama ve yeniden yapılanma dönemini de başlatmış oldular.

Yaşanan yeni dönemde şehirler oluşmaya başlar. Ve yerleşik hayata geçen ilk Türk devleti Uygurlar. Türklerin bir dönem sonra Müslümanlığı kabul etmeleri ile asıl şehirleşme başlar.

Düşünce adamı D.Mehmet DOĞAN, “Selçuklu Medeniyeti” tabiri üzerinde sıkça durdu. Özellikle Sultan Sencer dönemi mimari anlayışının sonraki dönemlerde de bir şekilde devam ettiğini bildirdi. Mesela İslam şehirlerinde menzili, yönelişi belirlemek için yükselen mimari yapılar (cami, türbe vd.) ön plandadır. Bu seçkin eserler medeniyetimizin birer nirengi noktası hükmündedir.

Talas Savaşı sonrasında Türkler arasında daha bir yaygınlık kazanan İslamiyet, dinamik ruhlu yeni insanı, yeni hayatı inşa etmiştir. İlk köklü, bayındır şehirlerimiz: Merv, Rey, Semerkant, Konya…

O devirde bulunduğumuz coğrafyada Farsça güçlü bir dildi. Etkisi altında kaldığımız Farsça özellikle dinî kelimelerin, kavramların kullanımında tercih edilir olmuştur. Milletimiz tarafından benimsenen; medeniyetimizin ortak kelimeleri, kavramları: Peygamber, abdest, namaz, oruç vb.
 
Selçuklu medeniyetinin seçkin şehirleri: Konya, Kayseri, Sivas, Niğde, Tokat, Erzurum…
D. Mehmet DOĞAN’ın tespiti ile “Niğde, Selçuklu devrinin önemli medeniyet merkezlerinden birisidir.”

Osmanlı devletinin Anadolu’ya bakmadığı, ilgilenmediği iddiası yanlış ve mesnetsiz.  Selçuklu devletinin eser inşa ettiği, bayındır kıldığı yerlerde Osmanlı sesini yükseltmemiştir. İnce bir medeniyet anlayışıdır bu. Niğde örneğine bakıldığında görülen manzara da bu düşünceyi destekliyor. Niğde’nin en görkemli yapıları olan Sungur Bey Camii ve Alaeddin Camii sonrasında Osmanlı dönemine ait baskın bir eser yoktur. Niçin bu böyle? Çünkü o alanda yapılması gereken eserler evvelce Selçuklu devrinde yapılmıştır. Yani o bölgeye hizmet ulaşmıştır. Diğer bölgeler ise( Balkanlar mesela) cami, kervansaray, köprü gibi eserlere muhtaçtır.

Ve şehir-belediye arasındaki bağlantı… Bizde en eski belediyeler 1850’lerde başlar. Başşehir İstanbul’un yönetimi ayrı bir hususiyet taşır.

Şehirlerde hizmetler vakıf sistemi ile yürütülür. Hemen her alanı kuşatıcı bir vakıf vardır. “Vakıf Medeniyeti” tabiri konuyu daha bir aydınlatıyor.

Tanzimat’tan sonra batı tarzı merkezi belediyecilik yaygınlık kazanmıştır. Özellikle 1950’lerden sonra köyden kente yapılan göçler yeni sosyolojik yapıyı da belirlemiştir.

D.Mehmet DOĞAN, Türkiye’de belediyeciliğin gelişmesinde sivilleşmenin, özgürlüklerin olumlu katkısı olduğuna işaret etti. Millet ile bağları güçlü, değerlere saygılı şahsiyetlerin öncülüğünde başarılı hizmetlerin gerçekleştiğini yakın dönemden verdiği örnekler ile somutlaştırdı.

Şehirlerde artık yeni bir döneme geçiş yaşanıyor. İdeolojik yaklaşımın, buyurgan dilin sona erdiği yeni dönem sivil oluşumlar ve gönüllü kuruluşlar ile şekilleniyor. Kültürel açılımın olumlu, yapıcı sonuçları alınıyor.

Hamaset ve siyaset rüzgârına kapılmadan gerçekleşen bu konferans dil, tarih, düşünce, sanat ve edebiyat okumalarının bir yansıması olarak bizlerde güzel intibalar bıraktı. Hayat içinde olup bitenleri dikkatli bir bakış ile derinlikli okumalar ile yeniden değerlendirmek gelecek adına insanımıza yeni kapılar açacaktır.

Umutlu olduğunu, gelecek günlerin daha güzel olacağını muştuladı D. Mehmet DOĞAN. Yağmur sonrası bir Niğde akşamında gerçekleşen bereketli sohbet meclisi gözümüzü, gönlümüzü aydınlattı.

Niğde Belediyesinin organize ettiği Şehir Konferansları nicedir unuttuğumuz sohbet meclisini de bizlere hatırlatmış oldu. Söz ikliminde yürüyüş devam etmeli.

Bu güzel etkinliğe emek verenlere teşekkürler. Selâm olsun cümle iyiliğe, güzelliğe !..

Murat SOYAK
Türkiye Yazarlar Birliği
Niğde Temsilcisi

Şehir Konferansları mutlaka devam etmeli!
H. İbrahim Tongur
Edebiyat Öğretmeni

Dünya nüfusu gittikçe şehirlerde yoğunlaşıyor. 2025 yılına kadar dünyada yaşayan insanların üçte ikisinin şehirlerde mesken tutacağı öngörülüyor. Yani şehirleşmeden kaçış yok. Elbette böyle bir şehirleşmenin ortaya çıkmasıyla halkın maddi ve manevi beklentileri de artacaktır.

Bu bağlamda Belediyelerin önemi bir kez daha öne çıkıyor. Belediyeler, sınırları içindeki vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmesi yanında kültürel ve sanat kalitesinin de yükseltmesi açısından önemli işlevler görmek zorundadır.

Niğde’de son zamanlarda kültürel bir değişim yaşanıyor. Bu değişim halkın katılımı yönünden biraz sancılı geçse de ileriki günler için bizi umutlandırıyor.

Niğde Belediyesi çok önemli bir etkinliğe başladı. Hafta sonu "Şehir Konferansları" kapsamında Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı ve RTÜK eski Üyesi Mehmet Doğan’ı konuk etti.

“Şehir, Kültür ve Medeniyet” konulu konferansta çok anlamlı ve faydalı cümleler kurdu Mehmet Doğan…

Başkan Faruk Akdoğan, birincisini düzenledikleri bu konferans serilerini devam ettirecekleri müjdesini verdi.

Kültür Merkezi salonunun dolu olmaması Başkan Akdoğan’ın umutlarını kırmamış: “Bu salonda her ay ilim, bilim ve sanat adamını Niğde’nin istifadesine sunacağız. Bugün 100 kişi geldiyse, bir dahaki ay 200 kişi, daha sonraları bu salon almayacak şekilde Niğdelilerin geleceğine inanıyorum” dedi.

Başkan’ın bu konudaki görüşlerine sonuna kadar katılıyor ve ne olursa olsun bu kararından vazgeçmemesini istiyoruz.

Yıllarca kültür ve sanat alanında hiçbir faaliyet yapılmamış, yapılsa bile desteklenmemiş bir şehirde elbette bu tür etkinlikleri yapmak kolay değil. Ama bu noktada umutsuz olmamak, inat etmek ve sonuna kadar gitmek çok önemlidir.

Mehmet Doğan neler söyledi?

Şehir, kültür ve medeniyetin birbirinden ayrılmayacak kelimeler olduğunu söyleyen Mehmet Doğan’ın konferansından aldığım notları kısa kısa aktarmak istiyorum:

- Şehir aslen Farsça bir kelime. Arapçası “Medine”. Son 50 yıldır “Kent” kelimesi kullanılıyor. Bu kelime aslında şehirleri ifade etmekte sığ ve soğuk kalıyor.

- Azeriler “Kent” kelimesini “Köy” anlamında kullanıyorlar. Başkent kelimesinin onlardaki anlamı ise bizim geçmişimizden geliyor: “Payitaht”

- Tarih boyunca şehirler medeniyetlerin merkezi olmuştur. Atina, Babil şehirleri birer medeniyet merkezleridir.

- Şehirler genellikle su havzalarına kurulmuştur. Türkler şehirleşmede oldukça geç kalmışlardır. Atlı göçebe yaşamışlar ve yerleşik hayata geçmede gecikmişlerdir.

- Uygurlar ilk kez yerleşik hayata geçen Türk topluluğudur. Bunun sonucu olarak kültür ve medeniyetleri gelişmiş ve Uygur Alfabesini ortaya çıkarmışlardır.

- Uygurlar o kadar etkili olmuşlardır ki, İslamiyet’ten sonra da Uygurcanın etkileri devam etmiştir. Öyle ki, Fatih’in divanında Uygurca kelimelere rastlanmaktadır.

- Türklerin şehir hayatına geçişleri Müslüman olmaları ile başlar. Türkler Müslümanlığı şehirlerde öğrendiler. Buhara, Semerkand, Bağdat gibi şehirlerde…

- Din dilinde en çok kullandığımız kelimeler Farsça’dır. Abdest, namaz gibi…

- Niğde’de Selçuklunun sesli olarak kendini ifade ettiği şehirlerden biridir.

- Osmanlı, Selçuklunun izlerini silecek hiçbir şey yapmamıştır. Yani Osmanlı önceki medeniyete önem vermiş, o medeniyeti ezecek eserler yapmamıştır.

- Selçuklu ve Osmanlı’da belediyeler yoktu. Peki, o zaman belediye hizmetleri nasıl ve kim tarafından yürütülüyordu? Bu noktada belediyelerin görevlerini yapan kurum Vakıflar’dı.

- Tanzimat’tan sonra belediyeler kurulmaya başlandı.

- Belediye Başkanına “Şehremini” diyorlardı. Şehrin emanet edileceği, emin olunacak kişisiydi.

- Niğde’nin nüfusu 1950’li yıllarda 12 bin 500 idi.

- Belediye hizmetlerinin önünü açan, belediyelere çağ atlatan kişi rahmetli Turgut Özal’dı.

- Son 20 yılda belediyeler çağ atladı.

- Halkın nabzını en iyi tutan kişi Belediye Başkanlarıdır. Çünkü her gün halkla birebir ilişki içindedirler.

- Şehirlerimizde yeni bir oluşumun sancısı çekiliyor. Halkımız artık ilim, kültür, sanat, spor etkinlikleri istiyor.

- Niğde’de böyle bir başlangıcın olması bizleri sevindirmiştir.

İşte bu başlıklar altında Mehmet Doğan yaklaşık 1,5 saat konuştu. Oldukça faydalı olduğuna inandığım bu konferansın sonunda “olsaydı” ve “olmalı” diyebileceğim birkaç önemli ayrıntıyı da burada sıralamak istiyorum:

“Olsaydı” 

- Mehmet Doğan’ın kitapları olsaydı…
- İmzalasaydı…
- Niğdeliler biraz daha ilgili olsaydı.
- Salon dolsaydı…
- Niğde’nin bütün belde başkanları keşke orda olsaydı.
- Dinleselerdi… İstifade etselerdi…
- Gençler olsaydı.
- Şehirlerin sadece gezilecek caddelerden ibaret olmadığını anlasalardı…


“Olmalı”
 

- Başkan inat etmeli.
- Bu konferansları sürdürmedeki inancını hiçbir zaman kırmamalı.
- Umutsuz olunmamalı…
- Değişim kaçınılmaz olmalı…
- Niğdeliler gelmeli.
- Gençler, yaşlılar ve her kesimden insanlar gelmeli, getirilmeli, davet edilmeli.
- Sonuç olarak “Şehir Konferansları” mutlaka ama mutlaka devam etmeli.

 

Bu haber toplam 1371 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim