Nihal Atsız da Mısıroğlu'nun Kitaplarını mı Okudu?

Kerime YILDIZ

Bir süre evvel Kızılay’da Enverperest bir yazarla karşılaştım. Yok yere bir Enver Paşa bahsi açtı. Enver neylerse güzel eyler kıvamında. Evliya olduğuna neredeyse inanmış.

Daha ilk itirazımda, “Sen Mustafa Armağan’ı, Kadir Mısıroğlu’nu okumaya devam et!” dedi. “Yok ben onları değil, Nihal Atsız’ı okuyorum." dediysem de duymazlıktan geldi. Sert bir şekilde tekrar ettim:

“Ben, ittihatçıları, Nihal Atsız’dan öğrendim!”

Fenâ yakalanmıştı. Muhtemelen Atsız’ın ittihatçıları sevmediğini bilmiyordu. “Boşver onu! O zâten bütün pâdişâhları sever.” Ne demekse artık…. Bir Envercinin ağzından pâdişah sevmenin suç olduğunu da öğrendim.

Bilgisizlik, işte böyle adamı yolda koyar. Sırf koysa iyi, bir de kıvırttırır.

Diyarbakır’da Meral Akşener’e gündemdeki Lozan tartışması sorulunca, “Bu arkadaşlarımız yıllarca ‘Lozan zafer mi hezimet mi’ şeklindeki kitapları okuya okuya geldikleri için bununla ilgili bir şuur altları var. Lozan’ın lüzûmsuz olduğuna dair bir şuur altları var. İç politikadaki dertleri örtmek içinse bunu anlarım amenna…” diye bir açıklama yaptı ve yöneticilerimize, çok değil 100 sayfa târih okumalarını tavsiye etti.

Meral Akşener’in şu andaki siyâsî çizgisine ve “Ne mutlu Türküm diyene” söylemine karşı olsam da kendisini sever sayarım. Târihçiliğine de bir şey diyemem ama kusura bakmasın, Atsız’ın “Çanakkale’ye Yürüyüş” yazılarını okumasını tavsiye edeceğim. Yüz sayfadan çok çok az.

Siyâsîler, her şeyi bilmiyor olabilirler. Fakar o danışmanları ne işe yarıyor acaba?

Vaktiyle Devlet Bahçeli’nin danışmanı, Diyarbakır’a gidip “Ne Mutlu Türküm diyene!” nârâları attığında, “Ya Atsız’dan vazgeçin ya Andımızdan“ deyince, “Ya Apodan vazgeçin Ya Allah’dan” lafını yapıştırdı. Câhil herif! Andımızı uyduran Reşid Gâlib’in Türk düşmanlığını, Atsız’ı fakülteden attırdığını bilmiyor. Bir de târihçiyim diye dolaşıyor. Böylelerine Atsız cevap versin:

“Eğer târihimizi bilmiyorsanız cehâletinizden utanın! Eğer bildiğiniz hâlde kasıtla değiştiriyorsanız dalkavukluğunuzdan yüzünüz kızarsın!”

Huy tutmak nedir bilir misiniz? Tam olmasa da huysuzlanmak diyeyim.

İttihatçılara laf etsen Envercileri, Lozan’a laf etsen Kemalistleri, Andımıza laf etsen Türkçüleri, Türküm desen Millî Görüşçüleri… huy tutuyor. Nihal Atsız deyince de hepsini huy tutuyor. Çünkü adam, nâmuslu târihçi. Ne câhil ne dalkavuk!

Kemalist Türkçüler, Atsız’ın 3 Mayıs 1944’den evvelki hayatını bilmek istemezler. Bilenler de açık etmezler. Biyografisini eksik yazarlar. Eserlerini sıralarken Dalkavuklar Gecesi’ni atlarlar.

Çünkü Atsız, 1932’de, “Çanakkale’ye niye gidilmiyor?” diye sorarak Kemalizme isyan bayrağını çekti. Bir yıl sonra da Çanakkale cephesini sekiz arkadaşıyla ağlayarak karış karış gezdi. Conkbayırı’ndaki Yeni Zelanda Âbidesi’ni görünce, “Bunun burada ne işi var?” diye haykırarak Lozancılara ağzına geleni saydı; bilâhare de yazdı. İşte yazdıklarından bir bölüm:

“Fakat ya siz? Ya siz gençler? Eğer siz Lozan’ın ne demek olduğunu anlamak istiyorsanız ve gözleriniz Lozan Muâhedesiyle tanıdığımız ecnebî mekteplerini görmüyorsa Çanakkale Savaşı’nın olduğu yerlere gidin. Âbidelerini ve âbidelerimizi görün. Türk yurdunun en kutlu parçasını İngiltere hâline sokan manzaraya bakın. O mukaddes topraklarda insanın içinde riyâ kalmıyor. O riyâsız dakikada hükmünüzü verin!

Lozan, Avrupalılarla müsâvî şartta imzâladığımız ilk muâhededir.” demek, şimdiye kadar esir hayatı yaşamış olduğumuzu kabul etmek demektir. Yalandır efendiler! Ya bilgisizsiniz ya da dalkavuksunuz! Biz Lozan Muâhedesiyle topraklarımızın büyük bir kısmını kaybettik. Boğazları herkese açtık. Buraları tahkim etmemeyi kabul ettik. İçimizde propaganda yapan alçak papazların mekteplerine müsaade verdik. Ve… Vatanımızda düşman âbidelerinin yükselmesine râzı olduk. Sizin kutladığınız Lozan bu mudur?”

Atsız Lozan’ı eleştirirken ne Kadir Mısıroğlu vardı ne de Necib Fâzıl. Mustafa Armağan doğmamıştı bile. Atsız’ın bu yazarlardan evvel her şeyi söylemiş olması, birilerinin işine gelmiyor. İlk olmak hikâyeleri bitiyor.

Bugün, Nihâl Atsız’ın vefâtının 42. sene-i devriyyesi. Cenâze namazını kıldıran hoca, “Nasıl bilirdiniz?” diye sorunca, kalabalık içindeki rahmetli Fethi Gemuhluoğlu, “O musalla taşı böyle bir yiğidi az gördü!” demiş. Atsız’ın, Kemalizmle mücâdelede beş vakit namazlıların göstermediği cesâreti gösterdiğini, Gemuhluoğlu çok iyi biliyordu.

Mekânı cennet olsun. Rahmet ve saygıyla anıyorum.

 

Bu yazı toplam 231 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim