• İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

“Niyâzî-i Misrî, Yunus Emre’nin Dilinden Konuştu”

“Niyâzî-i Misrî, Yunus Emre’nin Dilinden Konuştu”
Türkiye Yazarlar Birliği Bursa Şubesi ve Osmangazi Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen "Doğumunun 400'üncü Yılında Niyâzî-i Mısrî Dönemi ve Tesirleri" başlıklı anma programı sonuçlandı.

16.11.2018 tarihinde Bursa’da Seyyid Usul Kültür Merkezinde başlayan ve iki gün süren etkinlikte, bilim adamları, akademisyenler ve edebiyatçılar “Niyâzî-i Mısrî Dönemi ve Tesirleri” ne ilişkin önemli bildiriler sundular.

Bursalıların ve öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği etkinliğin sonunda Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin yönettiği; TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, Şeyh Seyfiyüddin, Prof. Dr. İsmail Güler ve Prof. Dr. Mustafa Kara’nın konuştuğu değerlendirme oturumu yapıldı.

TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan faaliyeti değerlendirdiği konuşmasında “Bu toplantı vesilesiyle Niyâzî-i Mısrî’yi, aynı zamanda onun dönemini, çevresini, hayatıyla birlikte dostlarını ve hasımlarını da hatırlıyoruz. Bu geriye doğru bir yolculuk gibi görünüyor ama aslında ileriye doğru da bir seyr-ü sefer yani geçmişten, 400 yıl önceden devreden bir kültür var ve bu kültürü hatırladığımız gibi gelecekle ilgili tasavvurlarımızda geliştirme gücümüz artacak.” dedi.

Bursa’da Mısrî’den geriye maddi bir şey kalmamış. Kabri ve tekkesi yok

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 40. Yılı nedeniyle, İstanbul’da Yahya Kemal’i, ondan önce de Tarık Buğra ve Erol Güngör’ü hatırlamak amacıyla çeşitli faaliyetler düzenlediklerini belirten Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Niyâzî-i Mısrî Bilgi Şöleni de diğer faaliyetler gibi çok başarılı oldu. Aslında Niyâzî-i Mısrî bana Yunus Emre’yi hatırlatıyor. Mısrî'nin Yunus Emre’yi hatırlatması, kendi dilinden onun konuştuğunu söylemesi bir devamlılığı gösteriyor. Yunus Emre bir tarzdır, türdür. Bizim tasavvufi şiirimiz Yunus Emre üzerinden yürüyor. Hacı Bayram Veli’nin şiirini de dikkatle okursanız arka planda Yunus Emre’nin dünyasının olduğunu görürsünüz.  Yunus Emre her zaman önemliydi Tekke Musîkisi şiiri açısından da önemini korudu. Mısrî’nin yaşadığı dönemde de önemliydi. Mısrî onun kaldığı yerden yeni ve güçlü bir şiir ortaya koymuştur ve bestelenmeye müsait olduğu için eserleri bugüne kadar etkisini sürdürmüştür. Niyazi Mısrî’den geriye Bursa’da maddi bir şey kalmamış. Kabri ve tekkesi yok.”

Bursa’ya ve şubemize yakışan bir faaliyet oldu

1925 yılının Kasım ayında tekkelerin kapatıldığını, Niyâzî-i Mısrî’yi alakası olan bir tekkede Kasım ayında andıklarını ifade eden Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bursa’ya ve şubemize yakışan bir faaliyet oldu. Bursa Şubesi Başkanımız Mustafa Baki Efe’ye, programı hazırlayan Prof. Dr. Bilal Kemikli’ye ve faaliyete maddi destek sağlayan Osmangazi Belediyesine, Bursa’ya eski tasavvufi hayatı kitaplar yoluyla tekrar tanıtan Prof. Dr. Mustafa Kara’ya, emeği geçenlere ve programa katılanlara teşekkür ediyorum.”

Misrî’yi eserlerini yazdığı şehirde Andık

Prof. Dr. Bilal Kemikli de yaptığı konuşmada, “400 yıl önce Malatya’da doğan, Malatyalı Niyâzî Mısrî’yi Bursa’da ömrünün bereketli zamanlarını geçirdiği, eserlerini telif ettiği, Mısrî yolunu ihya ve inşa ettiği bir şehirde andık. Misrî’ye Allah rahmet eylesin, bu faaliyetin tahakkukuna imkân sağlayan arkadaşımızı ve dostlarımızı da bahtiyar eylesin. Programa maddi destek veren Osmangazi Belediyesi Kültür Dairesine, programın hazırlanmasında emeği geçen Mustafa Baki Efe ve Olcay Kocatürk’e huzurunuzda teşekkür ediyorum.” dedi.

Değerlendirme oturumunu diğer konuşmacısı olan Şeyh Seyfiyüddin de, “Sadece mimarisiyle, eserleriyle, hatırasıyla değil Bursa’yı şehir yapan farklı kılan şahsiyetler azalınca arkası gelmeyince şehrin şahsiyetini taşıması ve devam ettirmesi hayaldir. Bizim en büyük faciamız dilimizi ve yazımızı kaybetmemiz, hafızamızın silinmesi, maziye dönüp bakamamamız ve mazinin biriken şahsiyetlerinden istifade edemememizdir.” diye konuştu.

Konuşmasında, Mısrî’nin Arapçasını anlamak için bizzat o dilde okuyup haz almak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. İsmail Güler de, Misrî’nin iyi bir Arapçasının olduğu bunun da eserlerinden belli olduğunu, merak edenler için “İrfan Sofraları” eserini tavsiye ettiğini söyledi.

Değerlendirme oturumunun son konuşmasını Prof. Dr. Mustafa Kara yaptı.

Kara yaptığı konuşmada, “Doğumunun 400'üncü Yılında Niyâzî-i Mısri Dönemi ve Tesirleri" başlıklı anma programının çok verimli geçtiğini, tebliğ sunan akademisyenler arasında öğrencilerinin de bulunmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Malatya'da doğan, Diyarbekir, Mardin, Kerbela, Şam ve Kahire'de yetişen, Anadolu’nun bir çok yerini dolaştıktan sonra İstanbul, Bursa ve Kütahya'da yaşayan, Rodos ve Limni adalarına sürgün edilen, büyük mutasavvıf şair Niyâzî-Mısrî’yi doğumunun 400'üncü yılında anmak için düzenlenen bilgi şöleni Mısri'nin düşüncelerini tanıtmaya vesile oldu ve oldukça başarılı geçti.

Değerlendirme Oturumu: D. Mehmet Doğan, Prof. Dr. Bilal Kemikli, Prof. Dr. Mustafa Kara, Prof. Dr. İsmail Güler.

img_8502.jpg

Bu haber toplam 466 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim