Nurettin Taşkesen: Kudüs'ün 102. Hüzün Yılı

Nurettin Taşkesen: Kudüs'ün 102. Hüzün Yılı
Tarihte Müslüman Kudüs iki önemli işgal yaşadı. Her ikisi de Haçlılar tarafından gerçekleştirilen bu işgallerin birincisi 15 Temmuz 1099'da, ikincisi 9 Aralık 1917'de vuku buldu.

1948 Yahudi işgali, aslında Haçlıların Siyonistlere yaptıkları bir devir teslimden ibaretti. 1967 işgali ise, başta Mısır ve Ürdün olmak üzere Arap devletlerinin gaflet ve ihanetinden kaynaklanmış bir oyundu.

Haçlılar "Sokaklarından yağ ve bal akıyor" dedikleri Kudüs'e bin bir zorlukla ulaşıp, aynen bu günkü gibi paramparça olmuş İslam dünyası yüzünden 1099'da mukaddes beldemizi kolayca işgal etmişlerdi. Yaşanan büyük katliamda sadece Müslümanlar değil, Museviler de Haçlıların kurbanı olmuştu.

Büyük ve derin bir üzüntüye kapılan Müslümanlar, bu işgale ancak 88 yıl dayanabilmişti. Kudüs'ü kurtarmanın şifrelerini çözen Selahaddin Eyyubi, önce İslam birliğini sağlamak için gayret gösterdi. Daha sonra askerinden, kumandanına, öğrencisinden hocasına, esnafından köylüsüne kadar yaşlı genç, kadın erkek bütün Müslümanlara Kudüs şuurunu verdi. İnsanlar, artık Kudüs fethiyle yatar, kalkar oldular. Halepli bir marangoz, Kudüs'ün fethedileceğine o kadar yürekten inanmıştı ki, Mescidi Aksa'nın tahrip edilen minberi yerine yenisini yapmayı üstüne vazife edindi. Gerçi kendisine fethi görmek nasip olmadı ama bu musanna, el emeği göz nuru ahşap minber Selahaddin Eyyubi tarafından yerine yerleştirildi.

İşte bu fiili ve kavli dualarla, Kudüs işgalden 88 sene sonra yeniden Müslümanlara kavuştu. Mescidi Aksa, hasret kaldığı ezan sesi ile buluştu. Resulullah'ın (a.s.m.) ayak bastığı Mi'racın basamağına inananlar yüz sürdü. Selahaddin Eyyubi'nin ilk defa yüzü güldü. Çünkü o, "Kudüs fethedilmedikçe gülmek bana haram olsun" demiş, az yemiş, az uyumuş, hiç gülmemişti.

***

Şimdi bir de kendimize bakalım. Ne oldu bu Müslümanlara? Kudüs işgalinin üzerinden 102 sene geçti. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Tıka basa yiyip içiyor, kahkahalarla gülüyor, dertsiz insanlar gibi mışıl mışıl uyuyoruz. Hani Kudüs şuuru? Hani ümmet bilinci? Nerede İslam kardeşliği? Acaba bu derin uykudan uyanmak için neyi bekliyoruz? Allah muhafaza etsin, uyanmak için Mekke'nin, Medine'nin veya İstanbul'un da mı işgal edilmesi gerekiyor? İslam Âleminin en önemli merkezleri olan Bağdat'ı, Şam'ı, Halep'i, Musul'u harap eden emperyalistler, Kahire'yi de kontrolleri altına aldılar. Cenabı Allah Müslümanlara intibah versin.

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/kudus-un-102-huzun-yili-makale-43319

Bu haber toplam 57 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim