Ömer Lekesiz Yazdı : İlgi dilencileri...

Ömer Lekesiz Yazdı : İlgi dilencileri...
Sol sanatçıları kıskanç, küfürbaz olarak itham edeceksiniz... Sonra da kalkıp, ağıt figan içinde onların yönettikleri gazete ve dergilerden ilgi dileneceksiniz...

omerlekesizSol sanatçıları kıskanç, küfürbaz olarak itham edeceksiniz... Sonra da kalkıp, ağıt figan içinde onların yönettikleri gazete ve dergilerden ilgi dileneceksiniz...

Ardından, çırpındıkça batmanın doğal bir sonucu olarak komplekssiz, eğilip bükülmeyen bir duruştan bahsedeceksiniz...

Allah aşkına bu nasıl bir mantıktır?

Hangi siyasi maksatla üretildiği artık malum olan "dünya siyaset literatürü"ndeki sağ-sol ayrımını sorgulamaksızın benimseyebilmenin, büyük bir kitleye yaslanma kibriyle "sağcılık" makamından konuşmanın; "iki ayak vardır" kalbinden ucuz ve komik ikna yöntemlerine sarılmanın mantığını anlıyorum...

Olur ya bir solcu size acıyıp da "getiriniz ressamlarınızı, sergileyelim ürünlerini" dese bir tane ressamınız yok...

Romancılarınızın üstüne yazılar yazalım dese Peyami Safa'dan sonra yetişmiş bir tek romancınız yok...

Getiriniz şairlerinizi şiirlerini domates güzeli festivalinde bile okutalım dese Yahya Kemal'den sonra yetişmiş bir tek şairiniz yok...

Getiriniz filmlerinizi, açalım tüm salonlarımızı dese, bir tek filminiz yok, şehir kökenli bir tek sinemacınız yok... Üstelik şehirli olmayandan sinemacı olmayacağından bile haberiniz yok...

Yok oğlu yok...

Mümtaz Turhan ve Erol Güngör'le düşünceyi bitirmişsiniz, dünyanın gidişatı üstüne ağzı laf yapacak bir tane adamınız yok...

Ama "belediyelerce en az 10 kilo ağırlığında kitaplar ürettirilecek, İstanbul semtlerinin görüntüleri külliyatlı paralar karşılığında çektirilecek, şu yazar bu sene ölebilir, onun adına gelecek sene yüksek paha karşılığında anma etkinlikleri düzenlettirilecek..." dendi mi, son model arabalarınızla ilgili yerlerin otoparklarını işgal etmede, ilgili büroları tavanına kadar doldurmada maharetli adamlarınız var...

İşte ucu, Sol'dan tezkiyeye, merhamete, ilgi dilenmeye çıkan bu eylemi ve onu besleyen mantığı anlayamıyorum...

Evet biliyorum, sağcılık tam da budur...

Budur ama ya bu kadar da yerlerde süründürülür mü, hiç mi onuru yoktur bu sağcılığın... Düşünülmez mi ki, bu hallerle Yahya Kemal'in, Peyami Safa'nın, Bahaeddin Özkişi'nin kemikleri sızlatılmaktadır...

Sol niye itibar etsin ki size, çamurlarda süründüğünüz için mi?

Niye elinizden tutsun ki sizin, niye bahsetsin ki sizden...

Sol gazete ve dergilerde, edebiyat ilgilisi sağcıları avutmak ve eğitmek için kreş mi açsın Sol?

İltifata tâbi olan marifettir; size iltifat edebilmek için hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan romanlarınıza, öykülerinize, şiirlerinize, tiyatrolarınıza mahsus "Genetiği Değiştirilmiş Sanata İtibar" yönetmeliği mi çıkartsın, Sol?

Tanzimat kokan dilinizin anlaşılması için çevirmenler mi atasın, Sol?

Ve daha da önemlisi bizler ne yapalım, "biz"ler...

Yeni Şafak Kitap, Zaman Kitap, Star Kitap ne yapsın?

Karınca dualarıyla, Güllü Yasin kitaplarıyla, rüya tabirleriyle, Tanzimat kokan yazılarınızla... mı çıkaralım bu ekleri...

Zeyyat Selimoğlu, Muzaffer Buyrukçu, Orhan Duru, Tomris Uyar, Nezihe Meriç, Naim Tirali... öldü demeyelim mi; haberlerini yapmayalım, edebiyattaki yerleri üstüne özet kabilinden de olsa yazılar yazdırmayalım mı?

Hem hangi sağcı kalem oynattı bunlarla ilgili, kaç satır yazdı? Hem bilirler mi bunlar kimdir?

İki ayağın biri olduğunu vehmeden ve son avuntu olarak buna sarılan sağcılara ezcümle şunu söyleyeceğim:

Yıllardır sol'dan ve İslamcılar'dan arındırılmış bir Türkiye'nin hayalini kurduğunuz, bunu sağlamak adına, sonuçlarını da hiç düşünmeksizin tek ayak üstünde onların adlarını silmeye çalıştığınız için, bitti silginiz...

Siz artık bir silgi bile değilsiniz...

Zamanımızın edebiyatını belirleyen temel olgu "muhalefet"tir...

Oysa ki siz muhbirsiniz, yağcısınız, menfaatperestsiniz, edebiyatı -ancak ihtiyaç duyduğunuzda- bir süre üstünde binilip gezilecek bir Midilli sanmaktasınız...

Dil faşistisiniz, duygu yoksunusunuz, estetikten nasipsiniz...

Böyle olduğunuz için ilgi dilenmektesiniz...

İdeolojinin bireysel kabullerle toplumsallaşan bir olgu olduğunu bilmiyorsunuz...

Sanatın bu olguların fevkinde oluşan bir kültürel üst-yapı olduğunu bilmiyorsunuz...

Sanatın dininin olmadığını ancak sanatçının kendi dinince sanat yapacağını bilmiyorsunuz...

Sanat eyleminin bir yaşama biçimi olduğunu bilmiyorsunuz...

Bari çevrenize bakınız, sol ahlaka sahip olduğunu söylemeden var olan solcu sanatçılara, İslamcı olduğunu söylemeden var olan İslamcı sanatçılara bakınız...

Hiç kimseye bakamıyorsanız, o vakûr, o onur abidesi Sevinç Çokum'a bakınız...

Görecek gözünüz kalmışsa eğer, bakınız...

Şan şöhret hırsınız, sadece veren ellere bakma tutkunuz gözlerinizi kapatmamışsa bakınız...

Bütçeli işlerin büyük büyük rakamlarından başka şeyleri de görebiliyorsa hâlâ gözleriniz, bakınız...

11.04.2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 535 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim