Osman Akkuşak'tan: "türk edebiyatı" dergisi

Osman Akkuşak'tan: "türk edebiyatı" dergisi
452 nci sayısı yayınlanan "türk edebiyatı" dergisinin kurcusu "türk edebiyatı cemiyeti"dir..

başka vazifelerim dolayısıyle 1970'li yıllarda ben cemiyetin faaliyetinden uzak kaldım.. daha sonraları cemiyetin "edebiyat vakfı" haline dönüştürüldüğünü gördük.. sultanahmetteki merkezinde her çarşamba günü konferanslar ve toplantılar tertipleniyordu.. tanınmış edibler düşünce ve ilim adamları konuşuyor, açık oturumlar yapılıyordu.. daha sonraları bu toplantı ve konferanslara daha sık iştirak etmek fırsatını bulduğumu hatırlıyorum.. eski arkadaşım rahmetli kabaklı ile her hafta değilse bile bir kaç haftada bir türk edebiyatında buluşuyor ve görüşüyorduk..

kurduğumuz cemiyetin hayırlı işlerinden birisi, tam 452 sayıdır neşredilen "türk edebiyatı" dergisi olmuştur.. benim 1968 yılında t.b.m.m.den çıkartmaya muvaffak olduğum 15 bin liralık tahsisat ile kurulan derginin başına geçmem için rahmetli kabaklının devamlı ısrarlarına ve davetlerine başka vazifelerim dolayısiyle icabet edemediğimi üzülerek hatırlıyorum.. dergi kabaklı'nın bitip tükenmez enerjisi ve yazı arkadaşları sayesinde bugünlere gelmiştir.. daha doğrusu kabaklı'dan sonra dergiyi omuzlayan servet kabaklı, isa kocakaplan, gazi altun, cemal aydın, belkıs ibrahimhakkıoğlu, ayla agabeyüm ve beşir ayvazoğlu gibi bilgi ve edebiyat sevgisiyle dolu olan arkadaşların ciddi gayretleriyle bugünkü başarı grafiğini çizmeğe muvaffak olmuştur..

*

önümde 452 nci sayısı, yani haziran 2011 tarihli nüshası var.. tam 84 sayfa..kapağında: "peyami safa'yı vefatının 50. yılında saygıyla anıyoruz" yazılı..

kapağını açıyorsunuz.. dergiyi hâlen idare eden isim olarak beşir ayvazoğlu'nun "hasbihâl"i ile karşılaşıyorsunuz.. ayvazoğlu iyi bir araştırmacıdır.. aynı zamanda neşriyat ve edebiyat gündemini iyi takibeden bir yazı adamıdır.. sakin ve ılımlı üslûbu ve velûd kalemi ile uzun yıllardan beri edebî neşriyatın muteber kalemlerinden birisi olagelmiştir..

*

452. sayının ilk yazısı, prof. mehmet tekin'in "peyami safanın bir romancı olarak portresi" başlıklı makalesidir.. mehmet tekin bu yazısında roman hakkında ve peyami safa'nın romancılığı hakkında teorik ve pratik tahlillerde bulunuyor.. iştirak edersiniz.. bazılarına iştirak etmeyebilirsiniz.. fakat sergilediği fikirler; edebiyat, kültür ve san'at ölçüleri bakımından ciddiye alınacak evsaftadır.. yazıda birçok dipnotu ve birçok parantez içi notu bulunmaktadır.. derginin sayfalarına peyami safa'nın gençlik ve olgunluk yıllarına ait orjinal fotoğraflar serpiştirilmiş..

hasan öztürk'ün yazdığı "elli yılın yazarına elli yıllık özlem" başlıklı yazının kenarındaki "necip fazıl'la peyami safa bizim yokuşta" alt yazısı ile verilen fotoğraf, bana bu iki polemik ustasının birbirlerini yaralayan kalem kavgasını hatırlattı.. o kavgayı hem zevkle hem de elemle takibettiğimi hatırlıyorum.. (1950 li yılların sonuna doğru)

bir başka orjinal fotoğraf da eşi nebahat hanım ve oğlu merve ile birlikte çekilmiş resmidir.. merve, kars'ta askerlik vazifesini yaparken vefat etmişti.. oğlunu kaybettikten sonra peyami bey bir daha kendini toparlayamamıştır.. nebahat hanım ise ömrünün son yıllarını yatağa bağlı bir hasta olarak devam ettirmiştir.. fethiyeli mühendis arkadaşım asım kıryaman ile üstadı evinde ziyaret ettiğimiz zaman peyami bey eşine bir filim gösteriyordu.. yine o günlerde falih rıfkı atay, peyami bey'i bir yazısından ötürü mahkemeye vermişti.. serde gençlik varya: falih rıfkı'ya baskı yapalım vazgeçirelim, diyecek oldum.. güldü.. "falih baskıya falan papuç bırakmaz" dedi.. daha çok üstümüze gelir.. mahkûm olursak içeri girer yatarız dedi..

sevgili okuyucularım, görüyorsunuz hayat bütün insanlar için acılardan, sevinçlerden teşkil edilmiş bir serüvendir.. hâttâ bütün canlılar için böyledir.. duyan, düşünen, bilen kişiler için belki daha acıdır.. daha acıtıcıdır.. ızdıraplarında insan hayatında bir fonksiyonu, yüceltici, olgunlaştırıcı bir misyonu bulunduğuna şüphe yoktur..

ölüm yıldönümleri aynızamana denk geleniki büyük edibimize rahmet dilerken refik halid, peyami safa ve necip fazıl kısakürek'in ulaştığı zirveye çıkacakkalem ustalarını hâlâ beklediğimizi kaydetmeden geçemiyorum..

üçünün de üslûb hususiyeti ayrıdır.. refik halid, peyami safa, necip fazıl her birinin, türkçenin değişik vasıfta üç ayrı kudretini temsil ettiğini söyleyebiliriz.. dilimizi bu üç adam, üç ayrı boyuta doğru açmış, geliştirmiş ve genişletmişlerdir..

*

"ay vakti" dergisi (128. sayı) değişik kalemlerin diliyle necip fazıl'ı; "dil ve edebiyat" dergisinin 29. sayısı ise necip fazıl, nurullah ataç, haldun taner, ferit ragıp tuncor'a dair yazılarla birlikte fatih sultan mehmed'in şahsiyetine ve divanına ait tahlillere yer vermiştir.. önümüzdeki günlerde bu dergilerden de değerli okuyucularıma bilgiler ve haberler ulaştıracağımı kaydediyor, onlara edebiyat, felsefe, fikir dolu saatler ve günler temenni ediyorum...

6 Haziran 2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 562 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim