Osman Gümüş: Bir isyan romanı: Suda Yanan Âyetler

Osman Gümüş: Bir isyan romanı: Suda Yanan Âyetler

*

Suda Yanan Âyetler…Kitaba güzel isim bulmak da bir marifet. Behçet Gülenay romanına bu ismi koymuş. Doğrusu okumaya başlamadan bunun bir isyanın belgesel romanı olabileceğini düşünmemiştim. Öyleymiş! Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Sason isyanını anlatıyor, Behçet Gülenay.

“Sason İsyanı” denilince öncelikle meşhur Ermeni isyanı hatırlanır. 1894 yazında çetelerin tahrikine kapılan Ermeniler, vergi ödemeyi reddettiler ve Bekiran ile Zeydan aşiretlerine saldırdılar. (Bunlar muhtemelen Kürt aşiretleri) Tabii bu saldırı karşılık buldu. Burada asıl mesele, Ermenilerin katliama maruz kaldığının Avrupa’ya duyurulmasıydı. Bunda muvaffak oldular.

Gülenay’ın anlattığı isyan, bölgede Ermeniler kalmadıktan sonra çıkan bir isyan. Romanda bu isyanın vergi ödememekten değil, bir sarkıntılık hadisesinden dolayı çıktığı anlatılıyor. Tabii Gülenay’ın anlattığı isyan çok fazla bilinmeyen bir isyan. Yazar Cumhuriyet arşivinden de yararlanmış.

Suda Yanan Âyetler sürükleyici bir kitap. Kolay okunuyor. Kitabın sonuna doğru yazar aşk meşk işlerine giriyor. Diyebiliriz ki, yazar bu kısımlarda daha başarılı.

Bu isyan sonucunda bölge halkının önemli bir kısmı Türkiye’nin batı illerine sürgün ediliyor. Orada yeni bir hayat kuruluyor, oraların ahalisi ile kaynaşılıyor. Büyüyen çocuklar kendi aralarında evlendiği gibi, yerli halkın, Türklerin çocuklarıyla da evleniyorlar. Yasak kalktıktan sonra sürgün yerinde kalanlar oluyor, dönenlerde. Tabii bu bölümde en dramatik hadise, yerli halktan biriyle evlenen gencin karısını ve çocuğunu İstanbul diye tirenle Kurtalan’a getirmesi. Hanım, aldatıldığına üzülüyor ve bir süre sonra babasıyla memleketine dönüyor.

Gülenay’ın kitabını okurken, Sasonla ilgili bir siteye rastladım. Ermeni ağzıyla isyanları anlatan bir site. O sitede yazılanlara bakarsanız, Ermeniler sütten çıkma kaşık. İsyan filan etmek gibi kasıtları yok, o topraklarda başka bir devlet kurmaya da kalkışmıyorlar. Bunun için Müslümanları (bölgede daha çok Kürtler olduğu için Kürtleri) filan katletmiyorlar. Devlet uydurma bahanelerle onlara saldırıyor!

Behçet Gülenay’ın kitabının burada reklam edilmesi, bize şaşırtıcı geldi. Romana biraz daha bakınca, yer yer Ermenilerin anlatımına benzer bir anlatım tarzı havası hissettim. İnşallah yanılmışımdır. Tabii bu hızla, yakın zamana mahsus “taramalı tüfek” de katliamlarda kulanılıyor. Çocukların taramalı tüfek dediği elbette “otomatik tüfek!”

Gülenay, ağırlıklı olarak şiirle meşgul bir yazarımız. Demek ki, romanda da başarılı olacak. Bunun ilk şartı, artık kendi çevresini anlatmaktan öteye geçmesi. Bu başlangıç olarak olağan, birçok yazar böyle yapar, bundan sonrası önemli.

Suda Yanan Ayetler

Behçet Gülenay

İbrişim Kitap/Temmuz 2017

 

Bu haber toplam 335 defa okunmuştur
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim