Osman Özbahçe yazdı :Kimseleri Koyamadım Senin Yerine Ben

Osman Özbahçe yazdı :Kimseleri Koyamadım Senin Yerine Ben
Yarın kıyamet kopacak. İyilik yolundaki mücadeleler, bütün inşa çabaları, adalet ve ahlâk istekleri çözüm olarak buraya doğru, kıyamete doğru gidiyor. Çünkü insan bütünüyle iradesiz bir insana indirgeniyor.

osmanozbahce1Yarın kıyamet kopacak. İyilik yolundaki mücadeleler, bütün inşa çabaları, adalet ve ahlâk istekleri çözüm olarak buraya doğru, kıyamete doğru gidiyor. Çünkü insan bütünüyle iradesiz bir insana indirgeniyor. İnsan bireyselleştikçe iradesizleşiyor. Bireyselleştikçe önemsizleşiyor. Bireyselleştikçe güç kazanacağı yerde tek başına bir çöpe dönüşüyor. Onu kırmaya bile tenezzül etmiyorlar, kendi işini kendine yaptırıyorlar.

Nefret ederek yaşamaktan geliyor kıyamet diyeceğim; ama öyle değil: Her şey tersine gidiyor. Her şeyin tersi tersine hizmet ediyor. Her şey kendini imha ederek işleyebiliyor. Olmazsa kendini kendine karşı kurabiliyor ancak. Bu durumda ne bir şey yıkılıyor, ne bir şey yapılıyor. Değişim fikri kocaman bir palavra. Düz, düzgün hiçbir şey kalmadı dünyada. Amerika’nın hizmetinde anti-Amerikanizm! Modernizmin hizmetinde anti-modernizm! Kahramanın hizmetinde anti-kahraman! Kapitalizmin hizmetinde anti-kapitalizm! Yani kopsun kıyamet! Tamam mı! Kopsun!

Modernizm modernizm değil. Her alanda iş varıp karşıt ilişkiye dayandı. Çatışma, karşıt ilişki modernizmin karakteri hâline geldi. Çatışmanın çeşitlenmesi ve çoğaltılması modernizmin doğasına ve besin kaynağına dönüştü. Doğru ve yanlış fikri ortadan kalktı. Her türden karşıtlık ilişkisindeki artı eksi taraflar en az öteki kadar var ve meşru. Meşruiyetin doğası değişti. Bu her zaman böyleydi değil. Para, yani ticaret, alışveriş yapabilmeyi insan olmanın temeline yerleştirdi ve meşruiyeti bunun üzerine kurdu. Bunu sistemleştirdi. Yani kopsun kıyamet tamam mı kopsun.

Haydi çıkalım bu kaostan kendimize mini minnacık hayatlar kuralım da mutluluktan geberelim, ha! Zaten çekilen filmin numarası burda!

Şehir hayatından bıktım tamam mı

Kır hayatından, köy hayatından

Amerikan filmlerinden bıktım

Amerikan ordusundan bıktım

Haçlılardan bıktım

İnsan içine çıkmaktan

Kökten çözüm!

Kökten çözüm!

Kökten çözüm!

Öyle bir dünya ki bu, karşısındayken de, içindeyken de insanı boşa çıkaran bir dünya: Toptan sıfır! Bu dünyanın karşısında anlatılması o kadar zor bir hayatım var ki kendimi iptal, boşa çıkmış, aptal sıfır. Çünkü dümdüz bir hayatım var benim. Dümdüz sıfır! Aptal sıfır, serseri sıfır. İçinde bir tane bile ilginç bir köşe, döne döne anlatabileceğim, arkadaş meclislerinde sıra bana geldikçe bıkmadan tekrarlayabileceğim bir tane bile ilginç hatıra yok. Dünya sıfır. Kafam şiirle dolu filân; yok öyle numara, tamam mı, yok.

Bile ha!

Yedireceğim ben sana o bileyi.

En büyük sorun olarak sıradanlıktan kurtulmayı öğütleyen bir dünya bu. Düzelme eğril diyen bir dünya! Zannetme ki ben düz gittikçe duvara çarpacağım! Yoldan çıkıp uçuruma atlayacağım. Sıfır kere sıfır yapacağım. Zannetme ki ben düz gittikçe bu davanın çilesini çekeceğim sen sefasını süreceksin! Yok öyle numara. Yok. Sana zırnık koklatmayacağım! O sefil dünyanda yok olup gideceksin! Zannetme ki ben bu davanın çilesini çekeceğim sen arabasına bineceksin! Yok öyle numara, yok.

Zannetme ki ben bu devlet hakkında, bu memleket hakkında söz hakkımdan vazgeçeceğim! Zannetme ki bir kenara çekilip efendi efendi şiir yazacağım! Yok öyle numara, yok! Burası benim! Tamam mı! Sadece benim! Zannetme ki senin 10 yıllık kafanı, 10 yıllık gücünü kabul edeceğim! Ulan nerde görülmüş Türkiye’nin 10 yıla sığdırılabildiği! Var mı tarihte eşi benzeri!

Var! Çünkü yenilgi sürüyor arkadaş. Bu lânet olası yenilgi sürdükçe bunlar da, bu dünya da sürüyor! Tanzimat’tan, Balkan savaşlarından, Birinci Dünya Savaşı’ndan, adı konan yenilgimiz şiddetini artırarak sürüyor. Dünyanın en güzel isimleriyle süslenen yenilgimiz! Eşi benzeri görülmedik yenilgimiz. Tarihte böyle bir yenilgi yok arkadaş. Yüzlerce yıldır sürdüğü hâlde bitmeyen bir yenilgi yok. BEN BIKTIM BU YENİLGİDEN! Bu denli uzatılmasından, bunca büyütülmesinden! Süslü püslü isimlerle anılmasından! İşimiz gücümüz yok her Allah’ın günü bu olmadı yeni baştan bir kere daha yenilip durmaktan! BEN BIKTIM BU YENİLGİDEN! Tamam mı! Bıktım! Bir adam yüz yıl, iki yüz yıl yenilgiden çıkamamışsa yaşamaayor demektir! BEN BIKTIM YAŞAMAAYORDAN!

Olmadık yalanlarla allayıp pulladıkları bu yenilginin bunca uzun sürmesinin iki sebebi var. Sadece iki: Korku ve ihanet.

Korkuları düşmandan değil, bizden. İhanetleri düşmana değil, bize. Korkularının sebebi ihanet, ihanetlerinin sebebi korku. Korktukları için ihanet ediyorlar, ihanet ettikleri için korkuyorlar. Arada bir de menfaatlerine tapıyorlar. Korktukça korku salıyorlar üstümüze. Her çeşidinden korku. Korka korka kok. Koka koka kork. Kork ve sus, korksus korksus korksus. Ne lan bu! Korksus kimyamız, korksus genetiğimiz, korksus karakterimiz, korksus gramerimiz oldu. Korksus yüzünden Türkiye’deki her nesnenin ömrü 10 yıla doldu. Masa sandalye dahil. Düşünce şiir dahil. Satın aldığın televizyon buzdolabı dahil. Türkiye’de herkesin, her nesnenin ömrü 10 yıla dondu.

Aptal sıfır, sen korksus zannet bakalım! Millet burda, korksusta dondu kaldı zannet! Bunlar sayı saymasını bilmez, en âlimleri en çok 10’a kadar sayabilir zannet. Sen zannet bakalım.

Aptal sıfır, zannetme ki bu millet günlük yaşıyor. Zannetme ki yarın hesabı yapamıyor. Zannetme ki burda bir türlü sağlam yapılar bina edememenin sebebi köksüzlüktür, korksustur. Zannetme ki kurulan her yapı ancak 10 yıl gider. Zannetme ki bunlar ancak 10’a kadar gider. Türkiye öğretmiştir ki 10 yıl da çoktur bize, korksus pekâlâ 5’e de düşebilir. Zannetme ki buna alışınca günlük yerine anlık yaşayamayacağız. Zannetme ki bu millet yazboz tahtasıdır. Zannetme ki bu millet her seferinde yaz tahtaya al haftayadır. Zannetme ki bu millet karalama defteridir. Zannetme ki Türkiye’deki her yenilik köksüzlükten gelir. Zannetme ki 10’luk çoktur bir ülke beş yılda bir yeniden kurulsa da olur. Zannetme ki bu devran böyle gider. Zannetme ki köksüzlük köksüzlükten gelir. Zannetme ki bendeki sabır taşmaz. Zannetme ki sen ben hiçbir zaman kendim olamayacağım. Sıra bana gelince hepsini zevkten çatlatacak bir hatıra anlatmayacağım. Zannetme ki hep günlük gidecek, olmazsa anlık gidecek. Zannetme ki daima kendime yabancı, kendime kiracı kalacağım. Daima geçici, daima emaneten kalacağım. Zannetme ki en büyük yeniliği ben yapmayacağım! Zannetme ki her günümün hesabını senden sormayacağım! Köklerimden fışkırmayacağım! Tamam mı. Beni budamaktan bile bayılacaksın. Bahçıvanım yapacağım seni!

Hiçbir zaman aynı taraf

Hiçbir zaman birtaraf olmayacağız seninle

Daima iki taraf

Olacağız sadece seninle

Zannetme ki yeniden

Yenemeyeceğim seni

Sana bütün hatıralarımı

Tekrarlatmayacağım

Bu haber toplam 696 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim