• İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C

Osmanlı-Türk mimarisini aydınlığa kavuşturan şahsiyet

Osmanlı-Türk mimarisini aydınlığa kavuşturan şahsiyet
Dopdolu hayatında mühendis, mimar, inşaatçı, çok başarılı bir restorasyoncu, güzel yazı ve antika koleksiyoncusu Ekrem Hakkı Ayverdi, Türk mimari tarihine damgasını vuran çok ciddi bir araştırıcı, mütefekkir ve derviştir.

Dopdolu hayatında mühendis, mimar, inşaatçı, çok başarılı bir restorasyoncu, güzel yazı ve antika koleksiyoncusu Ekrem Hakkı Ayverdi, Türk mimari tarihine damgasını vuran çok ciddi bir araştırıcı, mütefekkir ve derviştir. Aynı zamanda İstanbul Fetih Cemiyeti’nin 30 yıllık reisi, Yahya Kemal Enstitüsü ve İstanbul Enstitüsü’nün kurucusu ve azası, son olarak da fikir ve sanat hayatında mühim bir mevkii olan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın da kurucusudur.

Şeceresi babası Piyade Kaymakam İsmail Hakkı Bey yoluyla Bolulu Ramazanoğullarına, annesi Meliha Hanımefendi tarafından da bugün Budapeşte’deki türbesinde yatan veli Gülbaba’ya dayanır. İstanbul Şehzâdebaşı’nda Kalenderhâne Mahallesi’nde 22 Aralık 1899 yılında doğdu. O günlerde Şehzâdebaşı’nın renkli muhiti, İsmail Hakkı Bey’in selamlık sohbetleri, imanlı aile ocağı içinde vatan, millet ve devlet sevgisi, haramsız lokma, riyasız sevgi küçük yaşlarından itibaren Ekrem Hakkı Bey’i çevreledi. Duyguları aynı zamanda devrin sanat ve ilim muhitleriyle bereketlenip olgunlaştı.

1907-1911 tarihlerinde Dârû t-Tedris, Hadika-i Meşveret mekteplerini daha sonra da Vefa Sultanisi ve Mühendis Mektebini bitirdi. 1920 yılında yükseköğrenimini bitiren Ekrem Hakkı Bey bir buçuk yıl kadar İstanbul Belediyesi Fen İşlerinde çalıştıktan sonra 1950’lere kadar inşaatçılıkla uğraştı. Bu zaman zarfında müteahhit olarak yoldan köprüye ve hastaneye kadar çeşitli binalar yapmıştır. Ancak onu asıl restorasyon işlerinde görmekteyiz. 3 Mayıs 1979 yılında İstanbul Üniversitesi takdire şayan bir kadirşinaslıkla kendisine “Fahri Edebiyat Doktorluğu” payesini takdim etmiştir. Daha sonra 17 Kasım 1979 yılında Aydınlar Ocağı da tesis ettiği ilk “Üstün Hizmet Armağanı”nı Ekrem Hakkı Bey’e takdim etmiştir.

1953 yılında Fatih devri Mimarisi ile başlayan bu büyük hizmet, temposunu artırarak vefatına kadar sürdü. 1953 de yayınlanan Fatih devri mimarisini sonradan tekrar ele aldı ve 1959-1974 yılları arasında tamamlayarak dört ciltlik bir külliyat hâlinde ilim âlemine sundu. Başlangıçtan Fatih devri sonuna kadar olan ve 250 senelik bir devreyi kaplayan bu çalışmadan sonra 1975 ile 1983 yılları arasında onun Avrupa’da bulunan Osmanlı mimari eserleri üzerinde çalıştığını görmekteyiz. Ve bunun mahsulü de 4 cilt halinde yayımlandı. Makalelerinin sayısı ise 75’i geçmektedir. Kendisinin de zaman zaman ifade ettiği gibi Osmanlı cemiyetinin meydana getirdiği mimari abidelerle yıllar boyu süren derin ve iç içe bir alışverişi olmasaydı, belki de bu derece kesin ve sağlam teşhis ve terkiplere varamazdı. 30 yıl boyunca yapının taş ve toprağı ile uğraşmak, ona eserin manasına nüfuz etme kabiliyetini kazandırmıştır.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/portre/osmanli-turk-mimarisini-aydinliga-kavusturan-sahsiyet-h35720.html

Bu haber toplam 133 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim