• İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C

Osmanlı’nın kurucu babaları olarak İbn Arabî’yi ve Mevlâna’yı görüyorum

Osmanlı’nın kurucu babaları olarak İbn Arabî’yi ve Mevlâna’yı görüyorum
Hz. Mevlana ve hayatı hakkında ortaya atılan bazı iddiaları ve Osmanlı döneminde nasıl algılandığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç ile konuştuk. Halil Solak’ın röportajı.

Hz. Mevlâna’nın soyu meselesi çok tartışılıyor. Türk mü, İranlı mı vs. Buradan başlayalım istiyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Ancak bu yüzyılın basında moda haline gelmiş bir akım var. Bir insanı değerlendirmek için onun düşünce dünyasının kriterlerini terk edip mensup olduğu kabilenin veyahut ırkın ya da ayakkabı numarasının, saç renginin vs. ne olduğu gibi tamamen ikincil, üçüncül önemi haiz vasıfların öne çıkarılması bir bakıma konuyu esas manasından da uzaklaştırmaktadır. Ben prensip olarak Mevlâna gibi bir insana bu tarz bir açıdan yaklaşmanın böylesi tür bir miyopluk olduğu kanaatindeyim. Çok ibretlik bir olay anlatmak isterim: 2007 yılı UNESCO tarafından Uluslararası Mevlâna Yılı ilan edilmişti. İstanbul’da, düzenleme heyetinde benim de olduğum, büyük bir Mevlâna Sempozyumu yaptık. Amerika’dan İran’a, Tacikistan’dan Afganistan’a kadar dünyanın pek çok yerinden 500’e yakın bilim adamı geldi. Sempozyumda bir İranlı konuşmacının “büyük Fars mutasavvıfı” demesi bir Türk akademisyeni rahatsız etti. O da kalkarak Mevlâna’nın “Her ne kadar Farsça söylüyorsam da özüm Türktür” beytini okudu ve Mevlâna’nın Türk olduğunu söyledi. Bir Afganlı akademisyen “İkiniz de yanılıyorsunuz. Mevlâna aslında bir Afgandır. Çünkü Belh’de doğmuştur” dedi. Sonra bir Tacik akademisyen kalktı: “Hayır, Mevlâna’nın doğduğu köyün adı Vahs’tır. Bu köy aşağı Belh denen bölgededir. Bugünkü taksimatta da bu bölge Tacikistan sınırları içindedir. Bu yüzden Mevlâna Taciktir” dedi. Ortalıkta tatlı bir rekabet oluştu. Ben de kalktım, muziplik olsun diye, “Hepiniz yanılıyorsunuz, Mevlâna aslında Yunanlıdır” dedim. Çantamdan da Yunanistan Kültür Bakanlığı tarafından hazırlanan 10 sayfalık İngilizce “Rumi is a Greek” yazılı bir broşür çıkarttım. Yunanistan, Mevlâna’nın Rumca şiirlerini delil getirerek ona sahip çıkmak istemiş. Tabii bu isin şakası. Aslında Mevlâna Mesnevi’de “Herkes beni kendine benzetmeye çalıştı, hiç kimse benim derunumu araştırmadı” diyor. Bu, tokat gibi bir cevaptır bu tür tartışmalara.

Mevlâna Arjantinli olsaydı ne olurdu? Bu ırkî yaklaşımlar İslâm dünyasının maalesef çok önemli bir takıntısı haline geldi. Ülkemizde Osmanlı zamanında Mevlâna’nın daha çok düşünceleriyle ilgilenilirken Cumhuriyet döneminde Mevlâna’nın fikirleriyle değil ırkıyla ilgilenilmiştir maalesef. Bununla birlikte irfanî açıdan pek bir kıymet-i harbiyesi olmasa da, antropolojik açıdan herkes gibi Mevlâna’nın soyunun da nereden geldiği ele alınabilir elbette. Mesela bana kalırsa Türk olma ihtimali, diğer ihtimallere göre çok daha yüksektir. Ne oldu simdi? Ne geçti elimize? Hz. Peygamber Araptı ama Ebu Cehil de Araptı. Mevlâna’da sadece bunu arayanlara kendisi çok güzel cevap veriyor: “Aynı gönlü paylaşanlar aynı dili konuşanlardan yeğdir.”

Bir başka iddia da Mevlâna’nın Moğollarla işbirliği yaptığı yönünde. Bunun tarihî bir gerçekliği var mı?

Şimdi birtakım tasavvuf karşıtı çevrelerin maksatlı olarak ortaya attığı iddialar bunlar. Bırakın Mevlâna’nın Moğollarla işbirliği yapması iddiasını, bunlara göre Müslümanlarla da işbirliği yapsa yine problem olacaktır! Bir kere idam etmeye karar vermişler gerisi bahane, bunu bilelim. Bazı akademisyen arkadaşlar bu ithamlara güzel cevaplar verdiler. 

Devamı: https://www.dunyabizim.com/soylesi/mahmud-erol-kilic-ben-osmanlinin-kurucu-babalari-olarak-ibn-arabyi-ve-mevlnayi-goruyorum-h32715.html

Bu haber toplam 290 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim