• İstanbul 13 °C
  • Ankara 14 °C

Prof. Dr. Mustafa Acar Yazdı : Değişime Direnemeyen, Vesayetten de Vazgeçmeyen Anayasa Mahkemesi

Prof. Dr. Mustafa Acar Yazdı : Değişime Direnemeyen, Vesayetten de Vazgeçmeyen Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi (AYM) günlerdir kamuoyunun merak ve endişeyle beklediği kararını dün akşam saatlerinde açıkladı.

mustafaacar1Anayasa Mahkemesi (AYM) günlerdir kamuoyunun merak ve endişeyle beklediği kararını dün akşam saatlerinde açıkladı. Buna göre AYM’ye ve HSYK’ya üye seçimini yeniden düzenleyen maddeler kısmen iptal edildi, ama paketin bir bütün olarak iptal edilmesi talebi reddedilerek, referandumun önü açılmış oldu. AYM’nin bu kararı, en yalın biçimiyle, “değişime direnemeyen, ama vesayetten de vazgeçmek istemeyen” bir tavrın yansıması olarak nitelendirilebilir.

 AYM’nin vesayetten vazgeçmek istemediği, esastan denetime girmesinden bellidir. Anayasa, AYM’ye Anayasa değişikliklerinde esastan denetim yapma yetkisi vermiyor. Anayasanın 148. maddesi açıkça AYM’nin Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden denetleyebileceğini, esas denetimi yapamayacağını hükme bağlıyor. Şekil denetiminin üç unsuru var: teklif, oylama ve ivedilikle ele alınmamış olma. Anayasa değişikliği teklifi verenler yeter sayıda ise, oylamada yeter sayıda destek verilmişse ve müzakereler aceleye getirilmeyip usulüne uygun zaman aralığında yapılmışsa şekil şartları yerine getirilmiş demektir. Bu koşulları taşıyan değişiklik paketini AYM iptal edemez, hiçbir değişikliğe uğratmadan, olduğu gibi kabul etmek zorundadır. İçerik ya da esas denetimi yapamaz. Oysa AYM, -aynen daha önce 367 hokkabazlığı ve 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilmiş başörtüsü kararında yaptığı gibi-, esastan denetime girmiş, önüne gelen metnin bazı kısımlarını iptal etmiştir. Bunun adı, hiç tartışmasız yetki gaspıdır, yargıçlar diktasıdır, Anayasanın AYM eliyle ihlalidir, suçtur. Türkiye, maalesef, Anayasanın bizzat onu korumakla görevli yüksek mahkeme tarafından ihlâl edildiği, yargı sistemi bu kadar yozlaşmış, talihsiz bir ülkedir.

Öte yandan, iptal edilen ifadelerin değişiklik paketini oluşturan metnin tamamı içinde gerek nicel, gerekse nitel ağırlığına bakıldığında, AYM’nin Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu muazzam değişim ve dönüşüm sürecine direnemeyeceğini gördüğüne işaret etmektedir. Reform paketi pek çok alanda Anayasayı, AYM’nin yapısını ve HSYK’nın yapısını değiştirmekte, hak ve özgürlüklerin sınırını genişletmekte, demokratikleşme ve sivilleşme konusunda bugüne kadar yapılan en kapsamlı Anayasa değişikliği ve reform paketlerinden birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, AYM’nin iptal ettiği -AYM ve HSYK’ya üye seçerken sadece bir üyeye oy verme ya da bir defa oy kullanma hakkı gibi- kısımlar paketten çıkarılsa bile, referandumun önü açılmıştır. 12 Eylül 1980 darbesinin 30. yıldönümünde bu paket referanduma sunulacak, bu değişiklikler Türkiye halkı tarafından çok büyük ihtimalle %60’ın üzerinde bir oyla kabul edilecektir. Bu açıdan bakıldığında artık ordusuyla ve yargısıyla değişime bugüne kadar inatla direnmiş olan rejim, değişimin önünde daha fazla duramayacağını anlamış, “gıdım gıdım” da olsa, değişime kapıyı aralamış görünmektedir.

 Bugün ortaya çıkan manzara karşısında TBMM’nin önünde birkaç seçenek bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, yetkisi olmadığı halde esas denetimine girerek Anayasayı ihlâl eden bir AYM’nin bu kararını yok sayarak, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmek ve 12 Eylül tarihinde paketi TBMM’den geçtiği haliyle referanduma sunmaktır. İkincisi, genel seçimlere sadece 1 yıl kalmışken, Ergenekon ve PKK’nın el ele terörü azdırma ve ortalığı bulandırma çabalarının tırmandığı bir ortamda, ortalığı fazla germemek adına, paketi AYM tarafından rötuşlanmış haliyle referanduma gidip yoluna devam etmektir. Üçüncüsü, AYM’nin kararını yok sayarak, erken seçim kararı almak ve 12 Eylül’de milletin önüne biri Anayasa referandumu, diğeri milletvekili genel seçimi olmak üzere 2 sandık koymaktır. Bunlardan her birinin kuşkusuz bir fırsat maliyeti vardır, bir karar vermeden önce her bir seçeneği ince eleyip sık dokumalıdır.

 Her halükarda Türkiye'nin demokratikleşme, sivilleşme ve özgürleşme yürüyüşü devam etmektedir; tekerlek tümseği dönmüştür; Ergenekon artıkları ve statükocuların değişimi tersine çevirmelerine imkân yoktur. Türkiye adım adım hem kendi halkıyla hem komşularıyla barışacak; Kürt sorunu, Alevi sorunu, Ermeni sorunu gibi kamburları üstünden atacak; serbest ticaretçi ve piyasacı bir mantıkla dünya ile daha üst seviyede bütünleşecek, daha zengin ve daha saygın bir ülke olacaktır.

Bu haber toplam 768 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim