Prof. Dr. Mustafa Orçan'ın 4. Şehir Tarihi Açılış Konuşması

Prof. Dr. Mustafa Orçan'ın 4. Şehir Tarihi Açılış Konuşması
13 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesinde gerçekleşen 4. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi’nde Şehir Tarihi Yazarları Kongresi Yürütücü Heyet Başkanı Prof. Dr. Mustafa Orçan’ın yapmış olduğu Açılış Konuşması.

Sayın Başkanım,

Değerli Akademisyenler ve Uzmanlar,

Sevgili Öğrenciler,

Şehre ve Şehir Sorunlarına İlgi Duyan Kıymetli Dinleyiciler;

Türkiye Yazarlar Birliği’nin öncülüğünde, Türkiye Belediyeler Birliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Esenler Belediyesi’nin birlikte düzenledikleri 4. Milletlerarası Şehir Tarihi Kongresine hepiniz hoş geldiniz.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin ilkini Ankara’da, ikincisini Konya’da ve üçüncüsünü Şanlıurfa’da gerçekleştirdiği Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongrelerinde şehir-medeniyet, şehir-tarih ve kültür ilişkisi, şehir-toplum, iktisat, edebiyat, sanat, coğrafya, din ve gündelik hayat gibi konular tartışılacaktır.

Hem dünyada hem de ülkemizde şehircilik konusu gittikçe derinleşen, çetrefilleşen ve soruna dönüşen yüzyılımızın en önemli sosyal meselelerden biri olmaya devam etmektedir. Bir taraftan insanlık nüfusu artıp toplum gelişirken sorunlarımız da gelişiyor, çeşitleniyor. Her şehir, özellikle de büyük şehirler ülkenin, ülkede uygulanan politikaların ve ekonominin aynası gibidir. Şehir yöneticilerinin neye önem verdikleri yada neyi öncelediklerini, yönettikleri şehirlerden anlayabiliriz. Şehirler bizim yaşam alanımız olduğu kadar kültür ve medeniyetimizin de temsilcilerdirler. İddiası olan milletlerin, yöneticilerin, kültür ve medeniyetlerin iddialı şehirleri olur. Kongre mekanının yapıldığı bu şehir; İstanbul bir çok medeniyetler için devlet yöneticileri için dünyada en fazla iddiası olan şehirlerin ilk sıralarında yer alır. Tarihi eserleriyle, doğa güzelliğiyle ticareti, ulaşım ağı gibi bir çok özellikleri içinde barındıran bu şehrin kıymetini, Doğu Bizans yapıtlarıyla Osmanlı da eserleriyle ve kurduğu şehir sistemiyle göstermiştir.

21. Yüzyıla geldiğimiz de ise bir çok ülkede şehirler aşırılıkların, arzuların, tüketimin, rantın esiri haline gelmiştir. Hemen hemen hepsinde de aynı mantık kurgusuyla, benzer yapıda ve stilde, benzer mimari tasarımla, yerel kimlikleri ve anlayışı dışlayan tek tip şehirler kurulmaktadır. Artık Arap, Afrika ve Uzak Doğu şehirlerinin Amerikan şehirlerinden; Tokyo’nun ve Şangay’ın Dubai’den; İstanbul, Rio ve Cape Town’un Seul ve Sidney’den  farkı kalmamaktadır. Şehirlerin kimliği kişiliği düzleşmektedir. Buna karşın bu zararlı gelişmelere direnen, iddialarını devam ettirmeye çalışan şehirler de vardır. Taşkent, Buhara, Viyana, Budapeşte, Saray Bosna, Erzurum, Sivas ve Amasya gibi. Kapitalizmin iştahla beklediği şehirler.

Bir öz eleştiri olarak söylemek gerekirse, Türkiye’nin önemli büyükşehirlerine baktığımızda maalesef bu iki gruptan daha çok birinci yolda yol aldığımızı görmekteyiz. Gittikçe insani, tarihi ve kültürel değerlerimizi yapılarımızı zedeleyerek asil şehir kimliğinden uzaklaşıyoruz. Bu şehir sorunlarımıza karşı neler yapmak gerekir? Yöneticilerimiz kadar akademisyenlerin, akademisyenler kadar sivil toplum örgütlerinin ve bu şehirde yaşayan insanların bu konudaki duyarlılıkları, plan ve projeleri, önerileri önemlidir ve anlamlı olacaktır. 

Esin kaynağı olması açısından konuşmamı fazla da uzatmadan bir kaç öneride bulunmak istiyorum. Sanayi devriminin en önemli sonuçlarından biri, iş ve barınma yerinin/evin ayrışıp uzaklaşmasıdır. Türkiye’de de ilk zamanlarda işe yarayan bu olgu, günümüze geldiğimizde trafikten, hastane ve okul hizmetlerine kadar İstanbul, İzmir ve Ankara gibi şehirlerimizi sorun yumağı haline getiren bir mekanizmaya dönüştürmüştür. Yeniden iş ve evin, ev ve okulun, ev ve hastanenin yakınlaşması için projeler geliştirmek gerekir. Ayrıca sosyolojik ve mimari mirasını koruyan, korumakla yetinmeyen onu zenginleştiren yeni mimari tarzlara denemelere ihtiyacımız var. Özellikle mimarlık ve mühendislik eğitim ve müfredatında yeniliklere, kendi mimarisini de dikkate alan, ondan türetilen beyinlere ve kitaplara ihtiyacımız var.

Kongremiz bu sorumluluklar çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu sorumluluğu yaptığı özgün mimari eserleriyle, verdiği dersler ve yerel mimari üzerine yaptığı yayınlarla gururumuz olan, Mimar Sinan’ın bu topraklarda yaşadığını çağımızda bizlere hatırlatan mimarlarımızdan fikir adamlarımızdan olan Turgut CANSEVER hocamızı minnetle ve rahmetle anıyor ve bu Kongreyi onun güzel hatırasına adadığımızı sizinle paylaşmak istiyoruz. Bu çerçevede biraz sonra iki özel konuğumuz olacaklar. İlki İstanbul Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi hocalarından ve aynı zamanda rahmetli Turgut CANSEVER hocanın öğrencisi olup bazı projeleri birlikte yapan Dr. Halil İbrahim Düzenli hocamızı dinleyeceğiz. İkinci olarak ise, şehir tarihi ve İstanbul üzerine çeşitli çalışmaları ve aynı zamanda benimde doktora Hocam olan Prof. Dr. Korkut TUNA hocamız Şeref Konuğumuz olarak bir konuşma yapacaklardır. TUNA hocamız Turgut CANSEVER’le de özellikle bir projede yakın çalışmış bir hocamızdır. Her iki hocamıza katılımlarından dolayı çok teşekkür ediyoruz.

 Kongremize yurt içinden çeşitli şehirlerden katılımcılar olduğu kadar; Bosna Hersek, Kosova, Sırbistan, Karadağ, Azerbaycan ve İran gibi yurt dışından da aramızda önemli katılımcılarımız yer almaktadır. Toplam 64 akademisyen ve uzman Kongremize katkı vermektedir. Üç gün sürecek olan kongremizde aynı anda iki farklı salonda toplam 14 ayrı oturum gerçekleştirilecektir.

Yürütücü Heyet adına, Kongremizin gerçekleştirilmesinde kurum olarak başta Türkiye Belediyeler Birliğine, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ve Esenler Belediyesine çok teşekkür ederiz. Kısaca Kongre hazırlık sürecini ve sonrasında emekleri geçenleri burada anmak istiyorum. Kongrenin İstanbul’da yapılması fikri gündeme geldiğinde bu fikre şehircilik alanında oldukça başarılı çalışmaları olan ve bir çok yayın ve programlarıyla Türkiye’nin şehir literatürüne katkı veren Esenler Belediyesi Şehir Düşünce Merkezi sahip çıkmıştır. Konuyu Esenler Belediyesi Şehir Düşünce Merkezi Bilim Kurulu Başkanı olan aynı zamanda yeni Nevşehir Hacı Bektaşı Veli Üniversitesine atanan hocamız Prof. Dr. Mazhar BAĞLI hocamıza açtıktan sonra Esenler Belediye Başkanı Sayın M. Tevfik GÖKSU ve Belediye Başkan Yardımcısı Hasan TAŞÇI’nın şehir sorunları ile ilgili duyarlılıklarının bir yansıması olarak olumlu cevap vermeleri sonucu Kongre hazırlıkları başladı. Daha sonra Esenler Belediyesinin işin içine özellikle Türkiye Belediyeler Birliği’nin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin katılması önerisiyle daha verimli olacağı düşüncesi hasıl olmuş ve bu çerçevede Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri aynı zaman Çevre ve Şehircilik Müsteşar Yardımcısı Hayrettin GÜNGÖR beyefendinin büyük destekleriyle Kongre için yola koyulmuş olduk, ve bugün burada bu ortamın hazırlanmasına vesile olmuşlardır. Destek veren bütün bu kurumlarımız ve değerli yöneticilerine özel olarak İstanbul’a genel olarak Türkiye şehirlerine gösterdikleri duyarlılıklarından, büyük desteklerinden dolayı ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyoruz.

Programın gerçekleştirilmesinde karar vericilerin ötesinde, bu organizasyonun sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde emeği geçen özellikle son beş ayını bu işe hasreden arkadaşları da burada anmak istiyorum. Yoğun iş yüküne rağmen Kongremizle ilgilenen Türkiye Belediyeler Birliği Eğitim Müdür Vekili Fikret GÜLTEKİN’e; organizasyonun hem Ankara hem de İstanbul ayağında mekik dokuyarak destek veren mütevazılığı kişiliği ile tanıdığımız Hüseyin YEŞİL, Timuçin TUNÇ ve diğer ekip arkadaşlarına; programın hazırlanma aşamasından sonuna kadar işlerimizi takip eden, organize eden; üç hafta önce yurt dışı görevlendirmem nedeniyle sorumlu olduğum organizasyonu benim yerime üstlenen, her sıkıntıda, rahatlatıcı çözümleriyle bizlere yardımcı olan genç arkadaşımız Türkiye Yazarlar Birliği Genel Sekreteri Dr. Muhammed Enes KALA kardeşime teşekkür ediyoruz. Ayrıca Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak çalışan bu işin sekretaryasını yürüten başta Mehmet TUĞRUL, Buğra KOCAMUSAOĞLU, Mesut ARSLAN, Enes DAĞ’a; özellikle Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut BIYIKLI ve Fatma Gülşen KOÇAK hanımefendiye emeklerinden  dolayı çok teşekkür ediyoruz.

Son olarak Türkiye’nin şehir ve kültür politikasına katkı veren, yol gösteren, gerektiğinde uyaran, hem yazan hem de yazmakla kalmayıp Şehri Tarihi Yazarları Kongresi yapma fikrini ortaya atan, bu organizasyon gibi çeşitli milli ve milletlerarası programların yapılmasına katkı sağlayan değerli fikir adamımız Türkiye Yazarlar Birliğinin Şeref Başkanı ve Vakıf Başkanı Mehmet DOĞAN abimize, TYB Genel Başkanlığını yürüten aynı zamanda  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan değerli dostum Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN’a, Genel Başkan Yardımcısı Ferhat KOÇ’a, İbrahim Ulvi YAVUZ’a ve diğer tüm TYB Yönetim Kurulu üyelerine ve yöneticilerine teşekkür ediyoruz.

Kongremizin verimli ve bereketli geçmesi dileğiyle hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Bu haber toplam 421 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim