Prof. Dr. Yücel Oğurlu: Sağlam bir sığınak olarak “aile”…

Prof. Dr. Yücel Oğurlu: Sağlam bir sığınak olarak “aile”…
Aile içinde anne-baba ve kardeşler olmadan sosyo-psikolojik açıdan insanın doğal ve sağlıklı şekilde yaşamını devamı imkânsıza yakındır.

Aile, sağlıklı bir sosyolojik düzende en temel ve sağlıklı sosyal birimi oluşturuyor. Kuşkusuz aile ortamı, cennetten düşen ütopik bir ortam veya mekan değil. Çünkü insanın ve yaşamın olduğu her yerde problemlerin olması da kaçınılmaz. Bununla birlikte, en güvenilir, kalıcı ve anlamlı sosyal alan ailedir. Aile, insanı hayata hazırlayan, anadil yeterliliğinin, görgü ve bilginin, inanç ve değerlerin,  sosyal ve medeni değerlerin, ahlak anlayışının,  adalet ve insan ilişkilerinin ilk ipuçlarının kazanıldığı ve öğrenildiği mekândır.

Gazete sütunları arasında “şiddet ailede başlıyor” ifadesine takılıp kalıyorum. “Şiddetin olduğu aileler var” demek başka, “şiddetin yuvasının aile” olduğunu söylemek başka…

Yaygın bir “mahalle baskısı” oluşturan ultra-feminist söylem ve İstanbul Sözleşmesi gibi hukuk metinlerine usulca iliştirilen bir tamlamayla “aile” ve  “şiddet” ifadeleri sıklıkla birbirine eklemleniyor.  Buradan bir iyiniyet kokusu alma imkânı yok… Hem söylem, hem de oluşturulan algı, insanı samimiyet sorgusuna itiyor. Neden mi?

Bütün bunların da ötesinde, önceki yazılarda da ifade ettiğim gibi, bir toplumda şiddet kültürü ve alışkanlığı yaygın ve hukuk bu konuda yetersiz kalıyorsa orada erkeğin erkeğe, erkeğin kadına, kadının kadına ve kadının erkeğe şiddeti ortaya çıkar. Şiddet ve cinayet makul olan kimsenin benimseyemeyeceği yollar. Fakat şiddetin yaygın olduğu bir toplumda şiddet her yerdedir. Şiddet, sokakta, kahvede, kafede, toplu taşımada, zorbalığın en yaygın olduğu okullarda tartışmasız bir gerçek olduğu gibi insanların en fazla zaman geçirdikleri mekân olan evde de var. Evet, şiddetin yaşandığı yerlerden birisi de ev ortamıdır denilebilir. Ancak bu noktada, algıyı, evi/yuvayı şiddetin yegâne kaynağı ve odağı olarak gösterip yönlendirmek planlı ve ustaca bir saldırıyı gösteriyor.

Bu ülkede, aksi binlerce örnek gösterilebilse de, milyonlarca insan huzurlu ve düzenli ailelerde yaşamaktadır. Ülkemizde huzursuz ve mutsuz ailelerden çok daha fazla, huzurlu ailenin olabileceğini düşünemeyenler, yargılama ve infazı kendi aileleri veya yakın çevreleri üzerinden yürütüyorlar.

Buna ek olarak kadına, sadece kocası veya babası şiddet uyguluyor deniliyorsa fotoğrafın diğer tarafı gizlenmiş olur. Kadına, “sevgilisi”, “erkek arkadaşı”, iş arkadaşı şiddet uygulayabiliyor veya bazen de tam tersi olabiliyor. Bu örnekleri diğerlerinin arkasına gizlemek bana ideolojik bir tercih gibi geliyor.

 Diğer ülkelerde de şiddet suçlarıyla hukuk ve eğitim üzerinden yapılan mücadelenin istenilen ölçüde başarılı olamadığı görülüyor. Mesela, Deutsche Welle’nin bildirdiği bir araştırma raporuna göre (2017) 147 kadının “partneri ya da eski partneri” tarafından öldürüldüğü ifade ediliyor. Anlaşılan o ki, zayıf bulunan herkese, çocuğa, kadına, bazen de erkeğe yönelen şiddet, Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde var ve uzun süre yine olacak.

Kadının bir anne olarak çocuğuna, ablanın kardeşe, iş arkadaşının veya okul arkadaşının kadına, erkeğe veya çocuğa şiddeti de yaşanan ihtimaller arasında. Demek istediğimiz son derece açık:

Şiddetle mücadelenin odağını kaçırırsanız ve konuyu ailenin bütün bireyleri üzerinden değil, yalnızca kadınlar üzerinden tartışırsanız şiddetin kaynağı olarak gösterilen aileye bilerek ya da bilmeyerek saldırmış olursunuz. Kadını korumak derken sadece çalışan kadını düşünüp milyonlarca ev hanımının ekonomik ve sosyal haklarına dair önerilere kafa yorulmaması doğru bir yaklaşım değildir.

Devamı: https://www.dirilispostasi.com/makale/saglam-bir-siginak-olarak-aile-5d32362bc0d1c531f85be282

Bu haber toplam 248 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim