Rabia Nur Akmaz: Aşıklar Beldesi Konya’da Nizamülmülk Rüzgarı

Rabia Nur Akmaz: Aşıklar Beldesi Konya’da Nizamülmülk Rüzgarı
Uzun zamandır Konya’ya gitmeye niyet ediyor fakat erteliyordum. Özellikle Mevlevîhanelikte ilk sırada yer alması dolayısıyla manevi boyutu insanı sanki kendine çekiyor, çağırıyordu.
Bir vesiledir, Türkiye Yazarlar Birliği’nin 40. Yıl programları kapsamında ‘‘Doğumunun 1000. Yılında Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk İlmi Ziyafeti’’ne katılmak nasip oldu. Gönülden talep edince yollar açılıyor, zorluklar aşılıyordu elbet. Cuma sabahı ilk seferle yola çıktım. Heyecan, huzur birbirine karışmış, nasıl geçtiğini anlamadan Konya’ya varmıştık. Adımınızı atar atmaz manevi havayı soluyor, şimdiden böyleyse yol yüründükçe huzurun nereye varacağını tahayyül etmekte zorlanıyordu  insan. 
Hamdolsun.
Vakti zamanında burada bulunmuş, İlahi Aşk ile yoğrulmuş iki güzel gönül ehli insanın huzuruna gelmek başlı başına bir nimetti. Tabii gelmeme vesile olan bir başka mübarek insan Nizamülmülk, 11 yaşlarında hafız olan ilmiyle, cesaretiyle o günkü ferasetiyle bugün örnek alınası bir başka insan. Yine Nizamülmülk’ün Nizamiye Medreseleri’ni inşa etmesi ile birlikte baş müderrislik yapmış olan İmam Gazali’nin de programda anlatılacağını düşünüyor coşkum katmerlendiriyordum.
İnsanların samimi tavırları, yardımcı olma çabaları farklı bir neşe katıyordu.  Gerek Konya’nın bu eşsiz havası gerekse programın böylesi güzel bir mahiyette olması ve tertip eden Çok Değerli Hocalarımın varlıklarıyla kelimeler kifayetsiz kalmış, yanlarında nasiplenmenin tadını zerrelerimde hissediyordum. Usta-çırak ilişkisinin tarifi yoktu, bizzat yaşamak, hal ile her an yaşamak; doyumu mümkün olmayan bir haldi. Hani duramaz gidersiniz göze alırsınız her şeyi, yokuş nedir bilmezsiniz öylesi güzeldir ki, daha fazla daha da fazla yaşamak istersiniz, coştukça coşar hani gönlünüz, sığmaz yeryüzüne kuş olmak uçmak ister semaya. Durduramazsınız...
Hz. Mevlâna’nın Sema’sına ilgim son birkaç yılda artmıştı. Bundan birkaç ay önce Mevlevîhanelikte ikinci sırada kabul edilen Afyon’a gitmek nasip olmuştu, ‘Sultanî Divani’ Mevlevihane’si bulunuyordu orada. Konya’ya gidemeden ilk orası nasip olmuştu tabii söz vermiştim kendime Konya’ya da mutlaka gitmem gerektiğine dair…  
Şeker Tekke’de bulunuyordu Otel, büyük Tekke Mezarlığı’na oldukça yakındı. Bu mütevazi beldenin içinden geçen mübarek iki Hak Dostu’nun feyzi, tesiri bugün hala devam etmekteydi. Öyle ki adeta şehrin toprağına, insanlarına ve ziyaret edenlerine dahi sirayet ediyordu. Gelen, nasibi ölçüsünce ihtiyacını alıyor dönüyordu.
İki gün boyunca Nizamülmülk hakkında dolu dolu, bereketli bir programın sonuna gelmiştik. Sonların başlangıçlarla mündemiç olduğunu tecrübe etmiştim… İki gün az gelir insana öylesine az ama çok şey  katar, nasiplenebilmek de ayrı bir nasip olsa gerek. 2. Gün ilk oturum sonrası programdan feragat edip Hz. Mevlâna’nın Türbesi’ne doğru yola çıktım. Dolmuşta ‘İllallah Muhammed Resulallah (s.a.v.)’’ ile ‘‘Bu Gönlüm Allah Der Ağlar’’ ilahilerini dinliyorduk, insanlar birbirlerine selam veriyorlar, birlikte oturduğumuz teyze elinde tesbih Salavat çekiyordu, mest olmamak elde değildi. Ne tarafa baksanız illa ki bir Camii görebiliyorsunuz. Elmas Camii, Özlem Camii Külliyesi, Selimiye Camii not aldıklarım arasındaki Camiiler.
Türbe farklı din mensuplarınca ziyaret ediliyordu, bahçesinde rengarenk çiçeklerin her an semaya hazır oluşu duruşlarından anlaşılabiliyordu. Geniş bir alana konumlanmış türbe yeşilliklerle, ağaçlar ve kuşlarla donatılmıştı. Tam karşısında ‘Üçler  Mezarlığı’ çaprazında ise ‘Selimiye Camii’ bulunuyordu. Mezarlık çarşıyla iç içeydi her çarşıya çıktığınızda insanın tam da dünyalık koşturmaca içindeyken ölümü hatırlayabileceği güzel bir imkân.  Alanın içinde Şems-i Tebrizi’ye ait bir oda, Hz. Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled’in odası, Çelebi Odası, Çerağ (mum) Odası, Türbedar Odası, Sertarik Odası, Mevlevîhaneliğin Mutfağı, Mevlevî Kıyafetleri, Aşçı Dede Odası, Mütteka, Keşkül, Nefir gibi Mevlevî Eşyaları, Kudum, Rebab, Halile, Def gibi Mevlevî Musikisi’ne ait aletler yan yana küçük odalarda bulunmaktaydı.
Yine 13. yy.’da yapılmış olan Ahmet Eflaki Dede’nin türbesi de oradaydı. Ahmet Eflaki Dede Hz. Mevlâna ve Mevlevîlik hakkında ‘‘Menâkıbü’l-Arifîn’’ (Âriflerin Menkıbeleri) isimli eseri günümüze ulaştıran kişi. Hz. Mevlâna’nın ve ailesinin makamları ise bir aradaydı. Türbe’nin içinde önde saf tutmuş erkekleri izleyen yabancı bir beyefendi vardı, merak ve ilgiyle izliyor anlamaya çalışıyordu belki de. Gelen her bir insanın bir arayışta olduğu muhakkaktı, hayat bir yolculuk ve arayış değil miydi? Ziyaret edemediğim birçok yer kalmıştı Allah ömür verirse bir sonraki gelişime sakladım…
Konya’ya ilk gelişim bu şekilde Nizamülmülk vesilesi ile gerçekleşmiş oldu. Hamdolsun hayatımda kelimelerin kifayetsiz kaldığı, manevi hazzın zirveye ulaştığı koskoca iki gün yaşamıştım. Akıp giden saatleri, her geçen dakikayı yakalamak ve durdurmak istedim… Konya’nın manevi atmosferinin içinde gerçekleşmesi programı fazlasıyla etkilemişti. Mekân seçimi gerçekten önemli bizzat müşahade etmiştim. Böylesi güzel, hayırlarla dolu bir programı tertip eden Türkiye Yazarlar Birliği’nin çatısı altında olmaktan bir kez daha onur duydum, hamd ettim. Başta Şeref Başkanımız D. Mehmet  Doğan Hocam, Genel Başkanımız Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan Hocam olmak üzere Genel Sekreterimiz  Doç. Dr. Muhammed Enes Kala ve Mehmet Tuğrul Hocama, İbrahim Ulvi Yavuz, Ahmet Fatih Gökdağ, Ferhat Koç, Mahmut Erdemir Hocalarıma ve emeği geçen tüm hocalarıma can-u gönülden şükranlarımı arz ediyorum.
 
b231f54e-f40e-469d-809e-0999a0e30c61.jpg3906967b-26ee-488e-8c37-d27bd34482a7.jpga43dea07-3392-4df6-adc7-12ce4d1b21c6.jpg
Bu haber toplam 300 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim