• İstanbul 22 °C
  • Ankara 26 °C

Rabianur Akmaz: Filistinlilerin Sessiz Haykırışı

Rabianur Akmaz: Filistinlilerin Sessiz Haykırışı
Filistinlilerin Sessiz Haykırışı

Hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, insanın insanlığa olan ümidi mi tükendi? Bir şey oldu, çözülmesi zor bir düğüm adeta.

Düşünün ki zulmün, despotizmin boy gösterdiği, haksızın haklıya zorla güç gösterisinde bulunduğu bir yerde, itirazı olup, adalete davet edecek korkusuzların varlığını yitirmek üzereyiz. Ne yaparız?  Ne yapmalıyız? Yapıcı, onarıcı bir şeyler için gayret sarf eder miyiz?

Ümmetin birliğinden tam anlamıyla söz edemiyoruz bugün. Bir yanımız hep eksik.  Dün Halep, bugün Kudüs, yarın Gazze.  Bizler de olabilirdik yerlerinde, herkes olabilir. Aynı hissiyatları paylaşmak için ille de yaşamak mı gereklidir?

15 Temmuz'u hatırlayalım.

Dönelim o unutulmaz geceye ve ardından gelen dirilişimize. Evet, 15 Temmuz'da omuz omuza vererek bir zafere imza attık; fakat uyanışımız o günle sınırlanmamalı. Zalimin gücünün hüküm sürdüğü her yerde, hak olanı söylemek boynumuzun borcu.  Şayet bu böyle olmayacaksa, vay halimize!  15 Temmuz sürecini atlatamayıp, umutla 16'sının aydınlık sabahına uyanamamış olsaydık, kardeşlerimizin durumunda olacağımız su götürmez bir gerçek!

Kardeşlerimiz için esir deniliyor haberlerde veya mahkûm.  Bir bilinç uyandırabilmek adına kullanılıyor olabilir bu kelimeler ancak hayır, esir böyle olmaz, köle bu demek değil.  Esir, haline boyun eğer, itaat eder. Filistinliler ne vatanlarından ne de değerlerinden vazgeçiyor,  intifada devam ediyor; başkaldırıyorlar zulmün her türlüsüne,  bazen küçük bir taşla bazen aç kalarak bazen…                     Her durumda ümitle direnmekten vazgeçmiyorlar.

Anlayamıyoruz gerçek manada söylemeye çalıştıklarını, çoğumuzun belki bilgisi dâhilinde bile değil, gündemimizde hiç değil. Yitirilen değerlerimizden biri de empati.

Kendi durumumuz, yaşam standartlarımız iyiyse kötü halde olanların bir ehemmiyeti yok telakkisi sarmalamış dört bir yanımızı.  Bugün modernleşme adı altında 'batılılaşmanın' getirdiği handikaplardan biri de empati yoksunluğu. Yalnızca bir kavram olarak kaldı, boşlukta kaldı ve içi doldurulamıyor, öyle ki bir başkasının yerine koymayı unuttuk kendimizi, ikili ilişkilerimiz de dahi; hal böyle iken nasıl Suriye'deki, Filistin’deki acıları hissedeceğiz?  Samimi olalım, pek de beklenen bir durum gibi görünmüyor, en azından günümüz için…

‘‘Filistin Esirler Cemiyetinin de aralarında olduğu kurumların hazırladığı rapora göre, İsrail hapishanelerinde 481'i işgal altındaki Doğu Kudüs'ten olmak üzere 57'si kadın, 300'ü çocuk yaklaşık 7 bin Filistinli tutuklu bulunuyor. ‘‘2 bin Filistinli 17 Nisan’dan bu yana Açlık Orucu'nda. Bugün tam 1 ay oldu. 30 gündür su ve tuz haricinde bir şey geçmiyor boğazlarından. Kime bu tepki düşünüyor muyuz?  Rahatsız ediyor mu vicdanımızı sürekli? Siyonistlerin böylesi bir hassasiyeti anlayabilecek kapasitede olmadığı açık!!!

Kendi vatanlarında parya konumunda olan bu insanların insanlığa bir çağrısı var; suçsuz yere tutuklanarak her türlü işkenceye, gayri insanî tutumlara maruz kalan bu insanların sesini ne Müslümanlar duyuyor ne de insanlık.

İnsan haklarını savunan BM bugün nerede, görebiliyor muyuz?

Peki ya ümmetin sessizliği? Bu ahvalimiz çoğu kez dillendirilse de gerçek manada bir yol kat edilemedi henüz. Esasen ümmete, ümmetin sessizliğine bu haykırış!

Günlük telaşlarımız, 'konforlu yaşamlarımız' arasında bir yerlerde Filistin’e yahut zulüm altındaki İslâm beldelerine dair bir şeyler var mı içimizde? Sorgulamalı, 'vicdan muhasebesi'  yapmalı.  ‘‘Bu devran böyle geldi,  böyle gitmez’’ deme cesaretini iliklerimize kadar hissetmeli, içselleştirmeliyiz.

Müslümanlar olarak kendi içimizdeki birliği yeniden ihdas edebilmenin yolu şüphesiz çatışma ve rekabet ortamları ile değil dayanışma ve kardeşlik şuuru ile mümkün hale getirilebilir.

Ümmet şuurunu bir gün yeniden tüm İslam coğrafyalarında yaşayabileceğimize dair ümidimizi taze tutarak,  kardeşlerimizin sessiz haykırışlarına kulak verelim.

Cenâb-ı Hakk, bizleri hak yoldan ve adaletten ayırmasın. 

Bu haber toplam 137 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim